Tekil Mesaj gösterimi
Alt 12-17-2007, 07:18 PM   #1 (permalink)
ihvann
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 384
Mesajlar: 399
Konular: 69
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 67
REP Seviyesi : ihvann will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
İslamda Evliliğin Mana Planı

--------------------------------------------------------------------------------

İSLAMDA EVLİLİK

Rahman ve rahim olan Allah in adıyla;

Allah u zülcelâl Hz Muhammed sav in ümmetine en üstün din olan İslam dinini seçmiştir. İnsanları yaratılış olarak yeryüzün halifeleri kılmıştır. Bu suretle meleklerden de üstün kılmıştır.
Ayeti kerimede buyrulduğu üzere( Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. )rahman dilediğini yaratır ve seçer. Nasıl ki gecelerin içinden en hayırlı geceyi kadir gecesi, günlerden en hayırlı günü arife günü, aylardan en hayırlı ayı ramazan ayı şehirlerde en hayırlı şehir Mekke yi, insanlardan Hz Âdemin soyunu, milletlerden Hz İbrahim in milletini, neseplerden en hayırlı nesebi efendimizin ailesini seçtiği gibi, ümmetlerden de en hayırlı Hz Muhammed sav in ümmetini yani bizleri seçmiştir.

Bizler seçilmiş olan peygamberin seçilmiş ümmetiyiz. Allah u zülcelâl in dünya üzerinde ki görevli sanatıyız.

İşte bu noktada rab bul âlemin bizleri seçmiştir. Ve bizleri yaratılışının bir hikmeti olarak yeryüzüne indirmiş ve bizleri bu şekilde kendisini bilmemiz konusunda imtihan etmektedir.

Rab bilinmek istedi ve kullarını yarattı. Yarattığı her kulunu da bir sıfatı ile sıfatlandırdı. Kulun iyi ve kötü amellerine göre Allah u zülcelâl in o sıfatı onda tecelli eder ya da etmez. Bu kulun kendi cüz i iradesine kalmıştır.

Dediğimiz gibi bizlere her şeyden önemlisi bir irade verdi. Yemek yememiz için tercih yapabilmemiz için güzeli ve çirkini kendimiz ayırmamız için yanlışı ve doğruyu kendimiz belirlememiz adına bizi böyle bir irade ile donattı. Bizlere seçme ve hareket etme özelliği verdi. Daha sonra evlat, mal,ziynet,evlat gibi nimetlerle bizi donattı.Ve nimetleri nasıl ne şekilde kullanmamız için bizlere bir rehber bir kitap gönderdi. Bir sistem indirdi. Bunun adı da İslam dır.

Bu yüzden dediğimiz gibi evlilikte alla hu zülcelâlın bize verdiği nimetlerdendir. Öyle bir nimet ki diğerlerinden farklı olarak hem dünyevi hem de ahi ret nimetlerindendir. Ve de ahir eti kazanmaya vesile olan bir nimettir.

Bir kişiye alla hu zülcelâlı anlatmanın en güzel yolu ona rabbin nimetlerini anlatmak hatırlatmaktır. Rab tanındığı ölçüde kulda yüceliği zuhur eder. eger ki rab kavramının ehemmiyetini, seni kimin yarattığını, kendimizin bir hiç olduğunu bu noktada karşımızdakine bunu veremez isek ya da kişi bu şuurda olmaz ise rabbin emirleri konusunda da rabbin emirlerine göre hayatını düzenleme, değil de hayatına göre rabbin emirlerini düzenlemeye kalkabilir.

O yüzden bizler inşallah rabbimizi tanıyacağız. Yaratılış gayemizi anlayacağız. Allah in günah yazmadaki sevap yazmada ki muradını anlayacağız, daha sonrada rabbin emirlerine itaat noktasında hiçbir sıkıntı çekmeyiz inş.

Evliliğin dünya ve ahi ret saadetine gelmeden önce bir aç noktaya daha değinmek isteriz.

Bunlardan biri hani demiştik ya yukarıda rabbin helal ve haramlardan sevap ve günahlardan muradı nedir diye; işte yani öyle bir amel vardır ki ufaktır fakat rab katında kulu cennete koyan tek amelde o olabiliyor. Öyle amellerde vardı ki görünürde çok büyük olmasına rağmen mahşer meydanında değer verilmeyen ameller arasında yer alabiliyor. Rabbin o gün yüz çevirdiği amellerden olabiliyor.

Demek ki burada bir ölçü var rab başka bir ölçüye bakıyor. Bizleri yaratan Allah beynimizde ne düşüncenin odluğunu bilen rab bizlere bizlerin beklide işimize gelmediği için anlamak istemediğimiz bir ölçü ile yaklaşıyor.

Kalp ölçüsü ile niyet ölçüsü ile. Bunların birleşmesi ki ihlâsı ortaya koyuyor.

İşte bizden hayatımızın hiç fark etmek istemediğimiz bir zamanında anlamadığımız ya da anlamak istemediğimiz zamanımızda ki bir amelimizle bile bizleri cennetine ya da Allah muhafaza cehennemine koyabiliyor.

Ne mükemmel bir hadisi şerif tir tir ki hepsi öyledir efendimiz buyuruyor (sav):sevdiğiniz mallardan infak etmedikçe gerçek iman etmiş sayılmasınız. Kendiniz için düşündüğünüzü de bir mümin kardeşiniz için düşünmediğiniz sürece gerçek iman etmiş sayılmazsınız.

Evet, Allah in resulü diyor ki sevdiğiniz şeyler hoşunuza gidenler şeylerden vazgeçmedikçe işte buraya dikkat edelim inş.

Şöyle bir düşünelim hayatımız boyu kaç sevdiğimiz şeyden infak edip Allah yolunda verdik ya da Allah için ondan vazgeçtik. Beklide birkaç tane? Hâlbuki Allah rasulu her yaptıgınız işte diyor öyle değil mi?

Burada münafığın bir özelliğini belirtmek isteriz. O münafık ki; yaşantısına ters düştüğü yerde verilen emri kabul etmez. Bizlerin böyle bir durumda münafık olanla aramızdaki tek farkın onun kabul etmemesi bizlerinde sukut durarak görüntüde evet bu emir vardır fakat işleyişte hayır yoktur dercesine o emrin tersini yapmamızdır.
ihvann isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder