 |
O halde bir kalpte iki sevgi olmaz. Nasıl ki bir kova suya necisi olan bir şey koyduğumuzda tüm suyu fesada uğratacağı gibi yani necisi yapacağı gibi bizlerde temiz olan samimi olan imanımıza Allahın emirleri noktasında en can alıcı noktada bir haram karıştıracak olursak o necasetin kovanın tümünü hükmen necisi kılacağı gibi yaptığımız kötü haram olan iş ise aynı hükmi ölçüde rabbe yönelme konusundaki onun emirlerine itaat noktasındaki samimiyetsizliğimizi ortaya koyacaktır.
Belki o su görüntüde rengi değişmeyecektir, kokusu değişmeyecektir görüntüde temiz gözükecektir fakat manevi hükmünde hep kirli kalacaktır. Ve o suyla yıkanan her maddeye tesir edecektir. Ve o yıkanan maddede ondan etkilenecektir, onun manen etkilendiği gibi.
Bir müteahhit in eksik malzeme ile bina yaptığını düşünelim. Ve bu müteahhidin başka yerlerde de bina yaptığını düşünelim fakat o diğer yaptığı yerlerde ki malzemeleri hakkıyla koyduğunu düşünelim.,,o eksik malzeme ile yaptığı bina onun sağlam yaptığı binalara tabidir ki zarar vermez dimi.
Evet, belki diğer sağlam binalara zarar veremez. Fakat o binada oturacaklar, deprem gibi bir test ten geçtikleri zaman o vakit o çürük olan binadan böyle telafisi mümkün olmayan bir netice ortaya çıkacaktır öyle değil mi?
İşte evlilikte tıpkı bunun gibidir. çünki temelin atıldığı yer temelin atılış şekli kadar önemlidir.
Düşünmek isteyen bizler için anlamak isteyen bizler için bu kelamlarda nice manalar olabilir.
Bu yüzden hiç kimse birkaç saatlik bir eğlence için akrabaların memnuniyeti de olsa kendi nesebini tehlikeye atmaz,en azından atmak istemez.
E be heyhat senin nesebin daha o düğün anında atılmaya başlıyor.
Günümüzde maalesef bakıyoruz. Yaşlarının ilerlemesini gerçek bir vakar sanarak yaşlarının ilerlemesini bir erdemlilik her şeyin doğrusunu biz biliriz edasıyla damadın ya da gelinin önünde anne ve baba pazarda malı satmadan önce pazarcıların elmalarını parlatmaları gibi alkışlar arasında Pazar ehline pardon düğün salonu ya da nahoş bir ortama getirmesi pazarcılar kadar bak bu elmadır demese de elmanın parlaklığı kendini zaten zuhur ettirir derecededir.
Tabi ki babanın verdiği her onay haşa rabbin katında itibar edilen onaydır ya hayatının en marazlı günlerinde o nazenin gelini salyası akmasa bile hadi salyanı akıt dercesine benim kızıma kararlarla daha kocasının eli değmemişken o nazenin gelin, yüzler erkeğin nefesini alır içine.
Beklide çok normal şeyler olabilir günümüz toplumun da, beklide biz çok abartıyoruz ya da haddi mahal çerçevemizi aşıyoruz denebilir fakat unutulmaması gerekir ki dünyada rabbin ipine sarılan insanlar, Allah namına askerlik yapar Allah namına hesap keser, Allah namına öldürür, Allah namına harcar, Allah namına verir, Allah namına lanet eder. Çünkü zati mahallin de rabbin askerliğine soyunmuştur. Her gittiği yere padişahının büyük fermanına güvenerek gider açıkça söyler. Beşeri toplumların hükümlerine bakmaz. Ölçü aldığı rabbinin buyruklarıyla hareket eder.
İşte böyle bir ortamdan çıkan görüntü de safi yane bakılan gözlerden arınmış bir gelin, ya da gelini çıkaralım aradan. Gelin diyelim ki o ortama hiç getirilmemiş. Pekala, orada bir araya gelen mahrem erkek ve kadınların bir arada bulunmalarının hesabını kim verecek? Yoksa babası mı? Kim verecek!
Düğün masrafını karşılayan damat mı?
Heyhat. Yâda biz mi çok radikaliz! Eğer ki bacımın ağabeyimin iffetini kardeşimin iffetini her yönüyle düşünmek korumak bir radikalsizim ise evet bizde sözde dediğinizdeniz özde ise İslam in emirlerini yaşamaya çalışanlardanız ki öyle olmaya çalışıyoruz. Kendimizi halkanın dışına çıkardığımız yok.
Sonrada ya o ebeveynlerden çocuk olur. Bak cin gibi çocuk. Tabi ki cin gibi olacak. Cin bakışlar zuhur etmiş çocuğun omuriliklerine annesi aracılığıyla. Tabi ki herkesin fıtratından çekecek.
Efendim bizim çocuk yerinde durmuyor. Durmaz tabi. Durur mu? Durur mu?
Velhasıl kelam kişi hayatını İslami kurallar çerçevesinde yaşar. hani dedik ya rabbin rıza sı nerededir bilinmez öyle değil mi. Be hey rabbin rıza sına talip zat; ya, rabbin senden rızalığı belki de yapacağın o düğün de ise. Bilebilir miyiz, bunun garantisini kim verebilir ki bize!
Piri fani tarzına bürünmüş yâda görüntüsü o tarz anneme soruyorsun diyorsun ki ya düğünü nasıl yapacaksınız. Ya sanki rabbe çok ibadet etmiş ya, rabbin hükmünde sanki ortaklık sahibi olmuşçasına. Bir sefer zaten canım başka düğün mü olacak sanki yapın ne gerekiyorsa (iffetsizlik adına) yapın.bir sefer ne olur ki! Ama bilmez ki rabbin katında her şey bir seferdir.
Hani bir sefer ya gelinin başı açılır. şöyle bir son kez oynatılır. belkide sorsan o kişiye sen hayatında hiç oynadın mı hayır ilk defa herkesin içinde oynadım diyecektir. Demek istediğimiz şudur ki bir kişi daha öncede oynarda hadi sürekli yaptığı bir şey olurda son kez doya doya yapar iffetsizliğini. Fakat bu gelin onu da yapmamıştır. Hani erdemlilik vasfına düğünlerde bürünen o büyükler var ya; sorsan tahareti bilmezler işte onların vesilesi ile yapılmayanı da yapmış olur.
Evet, Allah u zülcelâl bizleri böyle düğünlerden muhafaza etsin inşallah.
Evet, konumuz aslında evliliğin faydaları idi fakat biraz konumuzun dışına çıktık. bundanda bir hayır murat ederek demek ki söylenmesi gerekiyormuş diyoruz.
Evet, iki yönlü bir nimettir. Birincisi kişiyi manevi olarak hem ahir eti kazanma adına önemli bir görevi ifa etmiş olur. İkincisi ise dünyevi saadet açısından kişinin düzenli bir hayat kurmasına ve evlat gibi nimetlerle donanmasına vesile olur.
Pekala, nedir dünyevi faydaları?
1:Kişiye düzenli bir hayat kazandırır
2:Kişiyi evlat nimeti gibi bir nimet ile donatır.
3:Kişide vakar ı sağlar.
4 Dertleşmek için dışarıdan arızi bir kişiye ihtiyaç duymaz.
5:Kişinin ibadetini huzurlu yapmasını sağlar.
6:Aklın dağılmamasını konulara daha kolay yoğunlaşmasını sağlar.
7:Toplumlara daha rahat girmesini sağlar.
8:İnsanlar ile olan münasebetlerinde başta Allah u zülcelâl e olmak üzere eşine olan sorumluluğundan dolayı daha temkinli daha fazla bir muhasebeden sonra hareket ederler.
Yani toplumsal ve ailevi faydalarda diyebiliriz.
Manevi faydaları ise;
1:kişi yi harama bakmaktan ve yanaşmaktan alıkoyar.
2:kişiye manevi bir huzur verir ki buda o kişide dun yaya sabretme tutunma aşkını verir.
3 Diğer iki maddeyi de aslında içine alan kişiyi haramlardan uzak tuttuğu için alla hu zülcelâlın rızasını kazanma adına en büyük etkenlerdendir.
Pekâlâ, evlilik yani evlenmenin hükmü nedir?
Bunun cevabı biraz farklıdır. Yani kişiye göre değişkenlik gösterir
Eğer ki bir kişi evlenemediği takdir de kesinlikle harama düşecek korkusu var ise bu kişiye fıkhen evlenmek farzdır.
Eğer ki bir kişi evlenemediği taktir de kesin olmamakla birlikte harama düşecek, bakacak yada yanaşacak korkusu var ise bu kişiye de evlenmek fıkhen vaciptir.
Eğer ki bir kişi evlenemediği taktirde herhangi harama bakacak yada düşecek korkusu yok ise bu kişiye de fıkhen evlenmek sünnettir. çünkü bu tarz doğuştan erkeklik güdüleri zayıf insanlar olabiliyor. Ya da böyle bir sıkıntısı yoktur ama karşı cinse arzu bakımında kesin surette kendini dizginleme konusunda sıkıntısı yok ise bu kişiler içinse evlenmek fıhken sünnettir.
Kişiye evlenmek farz ve vacip olan kişi aynı zamanda sünneti de işlemiş olur.
|
|