Tekil Mesaj gösterimi
Alt 01-11-2008, 06:43 PM   #2 (permalink)
zeliha06
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1339
Mesajlar: 2.129
Konular: 512
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 46
REP Seviyesi : zeliha06 is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Şimdi de bir gerçek olay…

Geçtiğimiz haftalarda TRT’de bir belgesel izledim. Dış Türkleri anlatıyordu.

Mesela Karataylar…

Karatay ismi İbranice qaray yani Arapça’da iqra/qıraat/qur’an olan okumak sözcüğünden geliyor. Yahudi dinine girmiş Türkler demek. Sürekli Tevrat okudukları için okuyanlar anlamında qaray yapanlar/qıraat edenler anlamında Karataylar olarak anılmışlar ve o isimle kalmışlar…

Din burada bir geleneksel kimliğe dönmüş ve onunla anılarak varlıklarını sürdürüyorlar. Bu dini okuma merasimi olmasa Karataylar diye bir topluluk kalmayacak, yok olacaklar…

***

Müslüman olarak kalmış bir başka Türk topluluğu da namaz kılmayı geleneksel kimlikleri haline getirmişler. Belgeselde Danimarka ve Norveçte sanırım onları anlatıyordu.

Bir piknik yerine toplanmışlar çeşitli etkinlikler düzenliyorlar. Çocuklardan oluşan bir ekip geleneksel folklor gösterisi yapıyor. Böylece geleneklerini sürdürmüş ve kimliklerini korumuş oluyorlar.

Folklor gösterisi de şu: Çocuklar saf halinde dizilmiş. Üzerlerinde “folklorik kıyafetler” var. Yani tarihi elbiseler ve başlarında takkeler ile namaz kılıyorlar. Önde “ekip başı” imam oluyor. Selam verip namaz (folklor gösterisi) bitince alandaki büyükler hep birlikte alkışlıyor!

Uzatılan mikrofona gururla geleneklerini sürdürdüklerini, kimliklerini koruduklarını, böylece Hristıyan bir toplum içinde kaybolup gitmediklerini, neredeyse konuşamaz hale geldikleri Türkçeleriyle anlatıyorlar…

Hani burada mahalli halk oyunları dediğimiz; zeybek, dadaş, efe, Kafkas oyunları var ya onun gibi bir şeye dönüşmüş namaz… Başlıyor, herkes büyük bir dikkatle oturduğu yerden izliyor, bitince de hep birlikte alkışlanıyor…

***

İşte dinin “geleneğe” dönüşerek hayattan çekilişinin en çarpıcı örneği… Gelenek gelenek deyip durmanın insanı kahreden hazin sonu…

İzlerken Akif’in o mısralarını geldi hatırıma;

“Onların nöbeti geçmiş, sıra gelmişti bana

Yol tuttum yalnızca doğruca Türkistan’a

Gece gündüz yürüdüm bulmak için Taşkent’i

Geçtiğim yerleri saymaya gerek yok şimdi

Uzanıp sonra Buhara’ya Semerkand’a kadar

Eski dünyada bakındım ki ne alemler var

Sormayın gördüğüm alemleri hiç söylemeyeyim

Hatırlamak metanetemi sarsar da kan ağlar yüreğim

O Buhara, o mübarek, o muazzam toprak

Horlamanın koynunda uyuyor kendinden geçmiş olarak

İbn Sinalar doğurmuş o topraklar asırlardır

Şimdi tek çocuk vermiyor kucağına ilmin, ne kısır

Dünyanın rasathanesi o Semerkand bile

Öyle dalmış ki hurafelere o geçmişiyle

Ay tutulmuş “Kovalım şeytanı kalkın!” diyerek

Dümbelek çalmada binlerce kadın, kız, erkek



Ya tutuculukları? Hiç sorma, nasıl maskaraca

O, uzun hırkasının yenleri yerlerde , hoca

Hem dine saldırmakta rastlanmaz benzerine

Hem ne söylersen dokunur hemen dinine

Milletin hayrına ne düşünürsen: Bid’at!

Şeriatı bozmak ve rezil etmek-haşa-sünnet!

Ne Allah’tan sıkılır ne peygamberden

Bu ilimsiz hocalardan, bu beyinsizlerden

Çekecek memleketin hali ne olmaz düşünün

Sayısız medrese var gerçi Buhara’da bugün

Okunandan ne haber? On para etmez fenler

Ne bu dünyada soran var ne ahirette geçer



Çin’de, Mançurya’da din bir görenek başka değil

Müslüman unsuru gayet geri gayet cahil

(Safahat; Süleymaniye Kürsüsünde)

***
zeliha06 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder