 |
Sual: Hanımla iyi geçinmenin yolu nedir?
CEVAP
Hanımının
güzel huylu olmasını isteyen, önce kendisi güzel huylu olmalıdır!
Kur' an-ı kerimde, insana gelen musibetlerin, günahları sebebiyle
geldiği bildirilmektedir. O halde, dinimizin emir ve yasaklarına riayet
eden, hanımı ile iyi geçinir.
Fudayl bin Iyad hazretleri buyuruyor ki:
(Dine
uygun olmayan bir iş yaptığımı, hanımımın huysuzluğundan anlardım.
Hemen o işime tevbe ettiğim zaman, hanımımın huysuzluğu da giderdi.
Böylece tevbemin kabul edildiğini de anlardım.)
Aliyy-ül Havas
hazretlerine hanımı küsmüştü. Hanımı, kocasına muhalefet etmek için
ayrı testi, ayrı bardak kullanıyordu. Aliyy-ül Havas hazretleri, bir
gün yanlışlıkla hanımının testisinden su içince, hanımı hemen testiyi
kırmıştı. Hazret, "Testiyi niçin kırdın?" bile dememiş, hiçbir şey
olmamış gibi davranmıştı.
Osman el-Hattab hazretlerinin komşusu,
Nureddin Şuni efendi anlatır: Bir gece dışarı çıktım eski bir hasıra
sarılı birinin dışarıda yattığını görüp (Sen kimsin, burada niçin
yatıyorsun?) dedim. (Komşu ben Osman el-Hattabım. Oğlumun annesi, beni
evden kovduğu için sokağa çıktım, onun kızgınlığı gidinceye kadar
burada yatmaya karar verdim) dedi.
Huysuz hanım
İbni
Ebil Hamayil-i Sevri hazretlerinin hanımı huysuzdu. Kocasına ağzına
geleni söyler, onu rahat bırakmazdı. O mübarek zat da hep sabrederdi.
Yine bir gün hanımının yaptığı huzursuzluktan kurtulmak için uçarak
kaçmıştı. Hanımı arkasından bakıp, (Hele şuna bak, uçup kaçmakla
elimden kurtulacağını sanıyor) diye söylenmişti. Bizim gibilerin uçması
mümkün olmayacağına göre, kaçmak suretiyle kavgadan, münakaşadan uzak
durmaya çalışmalıyız. Haklı olduğumuzu ispata kalkışmamalıyız!
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir mümin, hanımına kızmasın! Kötü huyu varsa, iyi huyu da olur.) [Müslim]
(Kadın, zayıf yaratılışlıdır. Zayıflığını susarak yenin! Evdeki kusurlarını görmemeye çalışın!) [İbni Lal]
(Müslümanların iman yönünden en üstünü, ahlakı en güzel olanı, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranandır.) [Tirmizi]
(Müslümanların
en iyisi, en faydalısı, hanımına en iyi, en faydalı olandır. Sizin
aranızda hanımına karşı en iyi, en hayırlı, en faydalı olan benim.) [Nesai]
(Hanımının ve çocuklarının haklarını ifa etmeyenin namazları, oruçları kabul olmaz.) [Mürşid-ün-nisa]
(Kocası razı oluncaya kadar, kadının namazları ve hiçbir iyiliği kabul olmaz.) [Taberani]
(Namazları
kabul olmaz) demek, namaz borcundan kurtulur, fakat namaz kılmakla
meydana gelecek büyük sevaba kavuşamaz demektir. Namazı boşa gider
demek değildir. Bir kadından kocası razı olmazsa, kadın, günahının
cezasını çektikten sonra, Cennete girer. Cennete sadece kâfirler
girmez.
Müslümanın günahı çok olsa da, sonunda mutlaka Cennete girer. Kur' an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İyi
kadınlar, Allah�a itaat eder ve kocalarının haklarını gözetir. Kocaları
yokken, onların namuslarını ve mallarını, Allah�ın yardımı ile
korurlar.) [Nisa 34]
Eve gelince hanımına selam
verip hatırını sormalı, üzüntü ve sevincine ortak olmalıdır. Çünkü, o
başkalarından ümitsiz ve yalnız kendisine alışmış bulunan dostu, dert
ortağı, kendini neşelendiricisi, çocuklarının yetiştiricisi ve çeşitli
ihtiyaçlarının gidericisidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Haksız olarak hanımını dövenin, Kıyamette hasmı ben olurum. Hanımını döven, Allah ve Resulüne asi olur.) [R.Nasıhin]
(Kadınlarınıza eziyet etmeyin! Onlar, Allahü teâlânın sizlere emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) [Müslim]
(Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) [R.Nasıhin]
(Hanımı ile iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.) [İ.Lâl]
Huzurun anahtarı tebessümdür
Sual:
Akşama kadar yemek, çamaşır, dikiş gibi ev işleriyle uğraşıyorum. Beyim
gelince yorgunluğumu dinlendirmesini arzularım. Kapıdan asık suratla
girer. Gülümsediği yok. Selam vermez. Bir gün kazara yemek tuzlu olsa,
küser yemek yemez. Hiç takdir ettiği bir şey yok. Hep kusur araştırır.
Bu adam nasıl düzelir?
CEVAP
Kocasından şikayet eden
hanımlar, hanımından şikayet eden erkekler, sanki dertlerine deva
olacakmışız gibi bizden tavsiye bekliyorlar. Biz zaten devamlı
yazıyoruz. Biraz da kendilerinin uyması, dikkat etmesi lazım. Genelde
kavga, iki taraftan oluyor. Biri susar, özür dilerse kavga büyümez. Her
iki taraf da ben haklıyım dediği sürece kavga bitmez. Suç genelde
erkeklerde oluyor. Hanımını idare edemeyen erkek aciz demektir.
Hanımını kötü yola düşüren de erkeklerdir. Hanımını kötü yerlere
götürüyor, hanımı kötülük işleyince de, suçu hanıma yüklüyor. Hanım
suçsuz demek istemiyoruz. Fakat asıl suçlu kocasıdır. Ona iyi bir ortam
sağlamalıdır. Sağlamaktan aciz olan da evlilik sorumluğunu
yüklenmemelidir.
Her iki taraf da ben haklıyım diyor. O evde hiç kavga biter mi? Bir erkek de şöyle yazmış:
(Evimiz
düzensiz. Hanım, doğru dürüst yemek pişirmez. İçeride pasaklı, dışarı
giderken süslüdür. Çok konuşur, dinlemesini bilmez ve müsriftir.)
Birkaç
tavsiyemiz var. Fakat tavsiyeden, nasihatten ne çıkar dememelidir!
Uyana, dinleyene çok şey çıkar. Yeter ki uyulsun, dinlenilsin. Çünkü
Kur' an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Nasihat müminlere elbette fayda verir.) [Zariyat 55]
Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(Ahlakınızı güzelleştirin.) [İbni Lâl]
Ahlakı
değiştirmek mümkün olduğu için böyle buyurulmuştur. Zaten din, güzel
ahlak demektir. Şu halde dinin emrine uyup yasak ettiğinden kaçan,
huyunu değiştirip güzel ahlaklı olur. Güzel ahlaklı olan da iki cihanda
rahat olur. Şimdi esas konuya geçelim!
Kusursuz kul
olmaz. Kusursuz arkadaş arayan, arkadaşsız kalır, kusursuz eş arayan
bulamaz. Yiğitlik, kusurlu insanla iyi geçinmektedir.
Evde
hiçbir şeyi kusurlu bulmamalıdır! Tenkit, münakaşa, bir yuvanın
yıkılmasına veya huzursuz hale gelmesine sebep olur. Şunu iyi bilmeli
ki, yalnız karı-koca değil, hiç kimse tenkitten hoşlanmaz. Herkes
takdir bekler. Genel olarak kadınlar, süse düşkündür, giyimlerine
dikkat ederler. Aldığı bir elbise için, (Bu elbise, sana ne kadar da
güzel yakışmış) dersek, bir şey kaybetmeyiz. Çünkü dinimiz, hanımla iyi
geçinmek için yalan söylemeyi bile caiz görmüştür. Hele haklı bir
takdiri esirgemek ahmaklıktır.
Bir kadın için en büyük mutluluk,
kocasının kendisini takdir etmesidir. Bilhassa kadınlar, basit şeylere
dikkat ederler. Bayramlarda, mübarek gecelerde, evlenme yıldönümlerinde
ufak da olsa bir hediye vermeyi ihmal etmemelidir!
Kadının biri,
senelerce güzel yemekler yapar. Buna rağmen, beyinden en ufak bir
takdir, bir teşekkür görmez. Bir gün kapalı bir sahan içinde saman
koyup yemeklerle birlikte sofraya koyar. Beyi kabı açıp samanı görünce,
şaşırır, kızarak;
- "Bu ne, saman yenir mi? Ben hayvan mıyım?" diye çıkışır. Hanımı der ki:
-
Yıllardır nefis yemekler yapıyorum. "Beyim galiba iyiyi, kötüyü
ayıramıyor. Önüne ne konsa yer" diye düşünmüştüm. Şimdi, yalnız kötüyü
anladığın, iyiyi hiç anlamadığın meydana çıktı.
Kötüyü tenkit
etmesini bilen, iyiyi de takdir etmekten aciz olmamalıdır! Takdirden
aciz olan da, tenkitten vazgeçmelidir! Beğendiği yemekler ve hizmetler
için teşekkür etmek gerektiği gibi, beğenmedikleri için de teşekkür
etmek gerekir. Çünkü, beğenilmeyen yemekler için de aynı hizmeti
yapmış, aynı gayreti göstermiştir. Onun için atalarımız, "An beni bir
kozla da, varsın çürük çıksın!" derler. Biri, bize bir ceviz ikram
etse, o da çürük çıksa, arkadaşa kızmak mı gerekir?
Yabancıya
gösterilen nezaketin hiç değilse onda birini, evde karı-koca birbirine
göstermelidir! Kabalık, sevgiyi köreltir, huzursuzluğa yol açar. Mesela
yabancı birine (Hep aynı şeyi anlatıyorsun) diyemediğimiz halde,
evimizde de hiç duymamış gibi dinleyemiyorsak, mesela (Yine aynı
şeyleri mi anlatıyorsun) diyorsak, nezaketten ne kadar uzak olduğumuz
anlaşılmış olur.
Evdeki mutluluk, iş yerindeki nezaketten daha
mühimdir. Huzur, milyarları kazanmaktan daha önemlidir. O halde, takdir
edici, nazik ve güler yüzlü olanın evinde geçimsizlik olmaz.
Peygamber efendimiz, eve gülümseyerek girer, selam verirdi. Üzüntülü de olunsa, tebessüm ihmal
edilmemelidir! Çünkü "Lisan-i hal, lisan-ı kalden entaktır", yani, hareketlerimiz, sözlerimizden daha fazla tesir eder.
Evet,
tebessüm ateşinde erimeyen maden bulunmaz. Kalblerin fethi
gülümsemekten geçer. Bir tebessüme esir olan genç, bir kızın hiçbir
meziyetini dikkate almadan onunla evlenmek hatasına kurban gidebilir.
Müslüman
güler yüzlü, münafık asık suratlı olur. Tebessüm, bedavadır, alanı
mutlu eder, vereni üzmez. Bazen bir tebessümün hatırası ömür boyu
unutulmaz. Huzurun anahtarı tebessümdür. Tebessüm edemeyen zavallıdır.
Gülümsemesini bilmek, dünya ve ahiret saadetine sebep olur.
|
|