Tekil Mesaj gösterimi
Alt 01-12-2008, 01:19 PM   #2 (permalink)
CANSEVER
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: Kadirli'li
Yaş: 27
Üye No: 12
Mesajlar: 6.807
Konular: 1749
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 169
REP Seviyesi : CANSEVER will become famous soon enoughCANSEVER will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Hanımla iyi geçinmek gerekir
Sual: Ev
işlerinde çok gevşek olan, saliha bir hanımım var. Ütüyü geç yapar,
çamaşırları geç yıkar. Yemekleri tatsız tuzsuzdur. Bunu bırakıp da,
dört dörtlük birisiyle evlenmem uygun mudur?
CEVAP
Din
kitaplarında yazıyor ki, kadın çamaşır yıkamaya, yemek pişirmeye ve
hatta çocuğuna bakmaya mecbur değildir. Mecbur olmadığı işlerde onu,
çamaşırcı, aşçı, hizmetçi gibi kullanmaya kimsenin hakkı yoktur.

Yeryüzünde dört dörtlük kadın olmaz. Hepsinin iyi yönü olduğu gibi, kötü yönü de olabilir. Bir atasözü var. (Elin karısı ele kız, elin tavuğu ele kaz görünür) derler. Kadından çok şey beklemek, dini bilmemenin alametidir. Bir hadis-i şerif meali:
(Kadın doğrultmaya çalışılırken, kırılabilir. Kırılması boşanması demektir.) [Buhari]

Kur' an-ı kerimde, insana gelen musibetlerin, günahları sebebiyle geldiği bildiriliyor. Fudayl bin İyad hazretleri,
(Eşim huysuzluk yapınca, dine aykırı bir iş yaptığımı anlardım. Hemen o
şeye tevbe edince, eşimin huysuzluğu da giderdi. Böylece, tevbemin
kabul edildiğini de anlardım) buyurdu. O halde Müslüman erkek, eşiyle
iyi geçinir. Çünkü Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Allah' ın emanetine yumuşak olun, iyilik edin!) [Müslim]

Şu halde kimin emaneti olduğunu düşünmeli, Allah' ın emanetine hıyanet etmemeli.

Erkek
hep kendini kusurlu görmeli, (Ben iyi olsaydım, o böyle olmazdı) diye
düşünmeli. Eşinin iyiliğini, iffetini, Allahü teâlânın büyük nimeti
bilmeli. Onun huysuzluklarına iyilikle muamele etmeli, iyiliği çoğalıp,
her işi seve seve yapınca, ona dua etmeli ve Allahü teâlâya şükretmeli.
Çünkü uygun bir kadın, büyük bir nimettir. İyi davranmak, sadece hanımı
üzmemek değil, onun verdiği sıkıntılara da katlanmak demektir. Yani bir
erkek, ben iyi bir kocayım diyorsa, hanımından gelen sıkıntılara
katlanması gerekir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Eyyüb aleyhisselam gibi mükâfatlara kavuşur) [İ. Gazali]

İyi Müslüman olmak için hanımla iyi geçinmek şarttır. Çünkü Allahü teâlâ, (Onlarla iyi, güzel geçinin) buyuruyor. (Al-i imran19)

İyi
geçinme, güzel geçinmek, ne demektir? İyi erkek, sadece eşine kötülük
etmeyen değil, eşinden gelen sıkıntılara da katlanandır. Eğer bir
erkek, eşinden gelen sıkıntılara katlanamıyorsa, iyi birisi olduğunu
iddia edemez, buna hakkı da yoktur.

Mürşid-i kâmil olan büyük
zatlar, talebelerine, (Hanımını üzeni sevmeyiz. Allahü teâlâ evin içini
hanıma verdi. Bir erkek evin içine ne kadar çok karışırsa, dünya ve
ahirette çok sıkıntı çeker) buyururdu. Üç hadis-i şerif meali de
şöyledir:
(İman yönünden en üstün mümin, hanımına, en iyi davranandır.) [Tirmizi]

(Eşine güler yüzle bakanın defterine bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) [R. Nasıhin]

(Eşinin haklarını ifa etmeyenin namazları, oruçları kabul olmaz.) [Mürşid-ün-nisa]

Erkek,
eşinin yemeğine karışmaz, temizliğine karışmaz, ütüsüne, eşyaları
düzenlemesine karışmaz. Onun dünyası evidir. İstediğini yapar. Yemek
yapmamışsa, olsun peynir ekmek yeriz demesi gerekir. Tuzlu tuzsuz
yapmışsa ses çıkarmaz. Yemek yanmışsa hiç görmemesi gerekir. Eğer erkek
bunları yaparsa, kadın kocasına hayran olur, kendisi utanır, düzeltmeye
çalışır. Aksine niye böyle yapıyorsun denirse, iş çığırından çıkar.
Kadın zayıftır, tez üzülür, tez sevinir, çok şeyi bir anda silip atar.
Bütün iyiliklerini unutur. Bunun için boşama hakkı erkeğe verilmiştir.
Erkekten daha dirayetli, kadın olmaz mı; elbette olur, ama istisnalar
kaideyi bozmaz.

Yine büyük zatlar buyuruyor ki:
(Hanım,
evde hizmetçi değil, sultandır. Hanımını üzmek akıllı insanın yapacağı
iş değildir. Bir Müslüman hanımını nasıl üzer, akıl almıyor. Aklı olan
karı koca, birbirini üzmez. Hayat arkadaşını üzmek, incitmek, ahmaklık
alametidir. Zalim, huysuz kimsenin eşi, devamlı üzülerek sinirleri
bozulur. Sinir hastası olur. Sinirler bozulunca, çeşitli hastalıklar
hasıl olur. Hayat arkadaşı hasta olan bir eş, mahvolmuş, mutluluğu sona
ermiş demektir. Eşinin hizmet ve yardımlarından mahrum kalmıştır. Ömrü,
onun dertlerini dinlemekle, ona doktor aramakla, ona alışmamış olduğu
hizmetleri yapmakla geçer. Bütün bu felaketlere, bitmeyen sıkıntılara
kendi huysuzluğu sebep olmuştur. Dizlerini dövse de, ne yazık ki bu
pişmanlığının faydası olmaz. O halde; eşine yapılacak huysuzluğun
zararı kendine olur. Ona karşı, hep güler yüzlü, tatlı dilli olmaya
çalışmalı! Bunu yapabilen, rahat ve huzur içinde yaşar, Allahü teâlânın
rızasını da kazanır!)

Bir kadına kaşın böyle gözün şöyle demek, yani çirkinsin demek, öldürmekten beterdir. Bir arkadaş anlattı:
Yakın
akrabamız bir bayan, (Kocam bana esmersin, pasaklısın dedi, hiçbir
zaman �Güzelsin, seni seviyorum� demedi, hep kötü yönlerimi söyledi,
elin adamlarından güzel söz duyunca, ister istemez gönlüm o adamlara
düştü, kocamdan soğudum) dedi. Bu durumu iyi bilen bir arkadaş, oğlunu
evlendirirken (Aman oğlum, eşinle kavga etsen, kötü söz söylesen bile,
ona sen çirkinsin deme, her zaman güzel olduğunu söyle) derdi. Kızımla
annesi tartışınca, kız bana, (Baba bu köylüyü nereden buldun da aldın)
der. Ben de, (Ama annen güzeldi onun için) derim. Kavga biter hemen.

Bir
de, daha önce başından bir evlilik geçmişse, hanım sorsa bile, eski
eşten kesinlikle bahsetmemelidir. Eski eşin adını sakın evde anmamalı.
Bir gün Peygamber efendimiz, vefat eden Hazret-i Hatice validemizi
anınca, kadınların en üstünü olan Âişe validemiz bile üzüldü. O
üzülünce kim üzülmez ki?

Kadın, erkek iyi geçinmek için yalan söyleyebilir. Bir hadis-i şerif meali:
(Erkek, eşini, eşi de, beyini idare etmek için yalan söylerse günah olmaz.) [Müslim]

İbni
Erkam hazretleri, Hazret-i Ömer�e, (Eşim, bana sevmediğini söyledi.
Beni sevmeyen bir kadınla birlikte yaşayamam, ayrılmak istiyorum) dedi.
Hazret-i Ömer, kadına sordu:
- Kocana, seni sevmiyorum dedin mi?
- Evet dedim.
- Niçin?
- Bana sordu. Ben de yalan söyleyemedim. Yoksa burada yalana izin var mıdır?
- Elbette burada yalan söylemeye izin vardır. Bir kadın, kocasını sevmese de, onu üzmemek için, yalan söylerse günah olmaz.

Hanımı idare etmek, onu haramdan korumak, neşelendirmek birinci vazife olmalıdır.

Evliya zatlar buyuruyor ki:
(Talebeye ne yapılırsa, hocasına gider. Evlada yapılan bir şey, babaya yapılmış gibidir. İyilik de kötülük de.)

O halde büyükleri üzmemek için saliha hanımla iyi geçinmek zorundayız.

Saliha
hanım, bulunmaz nimettir, Cennet nimetidir. Cennet nimetinin kıymetini
bilmek, muhafaza etmek her Müslümanın vazifesi olmalı.

Çocukları
kavgalı, stresli bir ortamda yetiştirmemeli. Yarının büyüğü olarak
yetiştirmeli. Ivır zıvır şeylerle bu hayatı kendimize, çoluk çocuğumuza
zehir etmemeliyiz. Problemli ailelerin çocuklarıyla kimse oğlunu kızını
evlendirmek istemez. Bu da ayrı bir konu.

Bütün sıkıntılar ölümü unutmaktan, hak ve hukuka riayet etmemekten yani dine uymamaktan ileri gelir. Bir zat anlatır:
(Bir
gün bana bir arkadaş geldi. Hanımı ile hiç geçinemiyormuş. Evde her gün
basit şeyler yüzünden tartışma oluyormuş, bıkmış bu tartışmalardan,
artık ondan ayrılmak istiyordu. Bunların münakaşaları yüzünden iki
taraf aileleri de birbirine girmiş. Hanımı bunun tarafına, bu da
hanımının tarafına düşman vaziyette. Kanlı bıçaklı deniyor ya aynen
öyle imişler. Yine bir gün perişan bir vaziyette geldi, hiçbir nasihat
dinleyecek halde değildi. Ya Rabbi, ben buna ne diyeyim diye düşündüm.
Sonra ona, �Ayrılsan da fark eden bir şey olmayacak, bir ay kadar ömrün kaldı, ne istiyorsan git yap� dedim. Bu sözü duyan arkadaş şok oldu, rengi attı, yine perişan bir durumda çıkıp gitti.

Sonra
arkadaşlardan ve kendisinden dinlediğim için ne yaptığını anlatayım.
Kapıdan çıkar çıkmaz özel kalemdeki arkadaşlarla helalleşmeye başlamış.
Rastladığı herkesle helalleşiyormuş. Eve gidince kavgalı hanımına,
(Hatun gel demiş, bunca zamandır seni üzdüm, sana iyi kocalık
yapamadım, istediğini alamadım, hakkına riayet edemedim, ne olur beni
affet, bana hakkını helal et) demiş. Tabii bunu ağlamaklı diyor,
gerçekten diyor.

Kadın vücudu üzerinden para kazanan, din deyince tüyleri ürperen her gün dini hareketler uygulamalar örgütler ve hizmetler aleyhinde yayın yapan işi gücü Kur’an Kursları İmam Hatip Okulları başörtüsü, tarikatlar, din hizmeti için kurulmuş dernekler ve vakıflarla uğraşmak olan dedektif gibi bunları takip eden yalan yanlış haberler yapan gazeteleri ve kanalları evlerinize sokmayın satın alarak ve reklam vererek desteklemeyin aksi halde manevi sorumluluğunuzun ağır olacağını unutmayın
CANSEVER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder