Tekil Mesaj gösterimi
Alt 07-05-2007, 04:41 AM   #1 (permalink)
dilektasi66
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
dilektasi66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 28
Mesajlar: 6.113
Konular: 722
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 8
REP Puanı : 77
REP Seviyesi : dilektasi66 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Beyler Dikkat!!

KADIN ERKEĞİN NE KÖLESİ NE DE HİZMETÇİSİDİR.

İslâm'da nikâh sebebiyle hanımın hürriyetine asla halel gelmez. Kadın erkeğin kölesi değildir. Hizmetçisi değildir. Ancak hizmet ettiğinde sevap kazanır, hizmet etmediğinde ise, günah kazanır. Kadın, kocasına hizmet etmediği takdirde hâkim tarafından cezalandırılamaz. Dinî bir vecibeyi terk ettiği için günah sahibi olur. Kadın, kendi malını dilediği gibi kullanır, alır, satar. Kocası ona müdahale edemez. Koca, hanımı için lâzım olan oturacak yeri, yiyecek ve elbiseyi tedarike mecburdur. Hatta uzak bir memlekete gidecek olsa da hanımı onunla gelmese, yine de yiyecek içeceğini vermeye mecburdur.
......
Erkek ve kadın dünyada şerefli ve akıllı iki yaratıktırlar. Bu iki varlık her zaman ve mekânda birbirlerine muhtaçtırlar. Ayrı yaşamaları için değil (nikâhla) bir arada yaşamaları için yaratılmışlardır. Bunu takdir etmeyerek, bekâr yaşamaya kalkışmak son derece yanlıştır. Geçmiş şeriatların hiçbirinde erkekle kadının ayrı ayrı yaşamalarını tavsiye eden bir emir ve kayıt yoktur. Erkekle kadın, tek vücut olurcasına nikâhla birleşmelidir. Her ikisinin de fikri, gayesi ve hisleri bir olmalıdır. Dostça değil, kardeş sevgisinden daha güçlü bir muhabbetle ve bir mânevî bağla birbirlerine bağlanmalıdırlar.
Müşterek yaşamaya karar vermiş olan erkekle kadının birbirlerinden ayrılığı mutlaka meşru ve haklı bir sebebe dayanmalıdır. Meşru ve haklı bir sebep bulunmadıkça karı koca arasındaki ayrılık bir cinayettir.
Bir hadis–i şerifinde Peygamber Efendimiz:
"Sizin en hayırlınız, çoluk çocuğuna hayırlı olanınızdır."(1) buyurmuştur.
Dünya ve âhirette huzurlu yaşamak, ancak Allah'ın emir ve yasaklarına uymakla mümkün olur. Allahu Teâlâ ve Peygamber Efendimiz, insana neyin zarar ve neyin fayda vereceğini tek tek anlatmıştır. Bunların faydaları, tam uyulduğu zaman görülür. Peygamberimizin şu buyruklarına bakalım:
"Yabancı kadının yüzüne bakmak, şeytanın oklarından bir oktur. Bir kimse gözünü harama bakmaktan men ederse, Allahu Teâlâ ona ibadetin lezzetini tattırarak rızıklandırır."
"Yabancı kadına bakarken, bakışlarına bakış ekleme."
"Ey ümmetim! Harama bakmaktan kaçının. Haram, kalbe şehvet getirir."
"Bir zina yetmiş yıllık ameli bozar."
Ayrıca zina, Müslümanın dinini, aklını, ömrünü, rızkını azaltır. Allah'ın gazabını celbeder, yüzünün nurunu giderir, unutkan yapar, iyilerin nefretini kazandırır. Zina edenin duası ve ibadeti kabul olmaz.
Nikâhlanarak evlendiğimiz hanımımız bize bir emanettir. O emaneti iyi korumak ve onunla iyi geçinmek gerekir. Peygamber Efendimiz:
"Kadınların haklarına tecavüz etmekten sakının. Onlar size her hususta yardımcıdırlar. Onları Allah'ın emri ile aldınız. Cenabıhak onları size helâl kılmıştır."....
"Bir kimse, karısının kötü huyuna sabrederse, Allah o kimseye Eyûb Aleyhisselâm'a verdiği sevabı verir. Kocasının kötü huyuna sabreden kadına da Firavun'un karısı Hazreti Asiye'ye verdiği sevap kadar sevap verir." buyurmaktadır.

EVE GİRERKEN.

Erkek sabah evden çıkarken ve akşam eve girerken, güler yüzlü olmalıdır. Hazreti Âişe vâlidemize sormuşlar:
"Resûlullah sokaktan eve girdiği zaman nasıl girerlerdi?" O da cevap vermiş:
"Tebessüm ederek, güler yüzle girerdi."
Efendimiz en güzel numûnedir. Ne kadar üzüntülü olursak olalım, kapı önünde kendimizi biraz toparlayıp, içeri güler yüzle girmeye çalışalım.
Lokman Aleyhisselâm:
"Akıllı insan, ailesine çocuk gibi olur. İnsanların içine çıktığında erkekliğini takınır." buyurmuştur.

EVDE.

Evin içinde hanımına karşı yumuşak ol. Dininden taviz vermeden ona merhametle muamele et. Dinin kaidelerinden taviz vermeye hiç yanaşma. Bunu ona güzelce anlat. Ve o senin dininden hiçbir zaman taviz vermeyeceğini bilsin. Evinde dinin kurallarını tam tatbik edersen, rahat edersin. Peygamber Efendimizin şu hadis–i şerifi evliler için ne güzel bir müjdedir:
"Bir kimse hanımının yüzüne tebessümle baksa, ona on sevap vardır. Öpse yirmi sevap, kucaklasa otuz sevap, beraber olursa üç yüz sevap yazılır. Beraber olduktan sonra guslettiklerinde suyun her damlası için bir melek yaratılır. O melekler karı ve koca için kıyamete kadar istiğfar ederler. "

ÇARŞI VE PAZAR.

Hazreti Fudayl:
"Kadını, dinen gidilmesi günah yerlere göndermek, kıbleden başka tarafa dönüp namaz kılmak gibidir." buyurmuştur.
Bir Müslümanın bu devirde umumî vasıtalarla hanımını bir yere yalnız başına göndermesi felâkettir ve büyük gaflettir. Böyle nakil vasıtalarında kadınların erkeklerle vücut temaslarını anlatmaya lüzûm görmüyorum. Pazaryerlerinde de aynı hâl mevcuttur. Kadın erkek karışık, düğün dernek yerlerinde de aynı hâl vardır. Bu ve benzeri yerlere hanımını kesinlikle yalnız gönderme. Çok zarûret varsa, ne kadar mühim işin olursa olsun, işini bırak, kendin götür.
Çarşı esnafının kötü bakışlarından haremini korumanın yollarını ve çarelerini ara. Ne o insanları sen günaha sok, ne de onlar senin hanımın sebebiyle günaha girsinler. Ne kadar kapalı ve mazbut olursa olsun, kadının olduğu yerde erkeklerin kalbi ve dikkati o tarafa yönelir. Bunun aksini iddia mümkün değildir.
Bunları hanımına sindire sindire anlat. Bu incelikleri o da kabul ettiği zaman rahat edersiniz, huzur bulursunuz. Allah size iki cihanda da gerçek saadeti verir.

EVLİLİĞİNİZİ DEVAM ETTİRİN.

Evlenmek kolaydır. Mühim olan; evliliği sürdürmektir. Karakterleri ayrı, iki ayrı muhitte yetişmiş iki insan düşünün. Eğer bu iki insanın birleşebilecekleri bir ortak nokta yoksa beraberlikleri uzun sürmez. Eğer bu iki insan, her ikisi de müşterek bir nokta olan DİN dairesinde birleşirler de aralarında çıkan ihtilaflarda kendilerine dini hakem tayin ederlerse, geçimleri son derece kolay olur. Yalnız her iki taraf da sabretmesini bilmelidir. Tabiî her şeyde olduğu gibi erkek daha çok sabredecektir. Sabır, ne pahasına olursa olsun, birtakım sıkıntılara göğüs gererek, Allah'ın emirlerini uygulamaktır.
Kadın ayakkabı gibi bir eşya değildir. Öyle "Ayağımı sıktı; atıvereyim de yenisini alayım." diyemezsin. Evlilik, karşılıklı hoşgörü ve fedakârlık ister. İyi kaptan fırtınalı denizde gemisini batırmadan yürüten kaptandır.

HATALARA KARŞI.

İnsan bu… Hata eder. Dinden dönme ve namus meseleleri dışındaki hatalar düzeltilerek yola devam edilebilir. Kadın erkeğe nispetle her yönden daha zayıftır. Hataları çok olabilir. Fakat çabuk da pişman olur. Sen hatasını ona güzel güzel anlat. Bak, göreceksin, gözyaşları ile senden özür dileyecek ve pişman olacaktır. Şayet fedakârlık hep senden isteniyorsa, buna da sabırla karşılık ver. Bu senin için daha iyidir. Sen onun seviyesine inme. Olur ya, o daha aşağı seviyelere inerse, ne yaparsın? Bir yuva bir anda yıkılma noktasına geliverir. Aranızda çıkacak anlaşmazlıklarda sırlarınızı konu komşuya açmayın. Yakın akrabalarınızdan iyi kimselerle görüşün, salih kimselerle istişare edin ve derdinize müşterek çare arayın. Gemiyi batırmadan yola devam etmenin yollarını araştırın.
Boşanmayı isteme...
Hiçbir zaman boşanmayı düşünmeyin. Şeytanın dört gözle beklediği şey, boşanmadır. Evet... Boşanma mubahtır; ama en son çaredir. Allah'ın ve Peygamberimizin hiç sevmediği bir mubahtır. Boşanacak kimseye sormalı:
"Boşandıktan sonra ne yapacaksın? Evlenmeyecek misin? İkinci evleneceğin hanımın, ondan daha mı iyi olacağını zannediyorsun? Belki bazı konularda evvelkinden iyidir; ama başka konularda da onun kahrının çekilmez olduğunu görürsün. İnsan olarak senin de kusurların var. Yeni gelecek hanım sana hiç tahammül edemeyerek, hemen senden ayrılmak isterse, ne yapacaksın? Onun için eğer hanımın namusunu koruyorsa ve Müslümansa (dininden dönmemişse), diğer kusurlarını büyütme. Daima kusurlarını tamir yoluna git."

MUALLİM OL,ÖĞRETMEN OL...

Bir evde erkek, hem hoca, hem koca, hem de idarecidir. Hanımın bazı şeyleri bilmeyebilir. Öğrenememiş olabilir. Senin çok basit gördüğün şeyleri o hiç görmemiş de olabilir. Onu ayıplama. Küçük görücü sözler kullanma. Bilmediklerini ona sabırla öğret. Tatbikini ise, öğrettikten sonra iste. Öğretmedikçe sorumlu tutamazsın. "Bunları niye öğrenmedin!" diyemezsin. Bilmemek ayıp değil; öğrenmemek ayıptır. Öğrenmiyor ve öğrenmek istemiyorsa, işte o ayıptır. Senin de bilmediğin binlerce şey vardır. Senin bilmediklerini hanımın biliyorsa; sakın âr edip utanıp, sormazlık ve öğrenmezlik etme. İlim altı yaşındaki bir çocuktan bile öğrenilir. Bilmediklerimiz bildiklerimizden daima fazladır. Hem de çok fazla. Bir şeyler öğrenip de "Her şeyi biliyorum." zannına kapılmak, ne büyük bir hatadır.
Sabırlı Ol…
Sabırlı ol. Hüküm vermekte acele etme. Her olayı iyice araştır, ondan sonra hüküm ver. Tek taraflı gelen bir haberle karar verme. Bir başkasını daha dinle. İcap ederse, üçüncü bir şahsı da dinledikten sonra hükmünü ver. Bir şeyi ilk elden duyar duymaz vereceğin karara hislerin karışır. Nefsaniyet girebilir. Acele ile vereceğin bir karar seni dönüşü olmayan bir yola sokuverir.





Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra...
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...


Konu CANSEVER tarafından (07-09-2007 Saat 07:26 PM ) değiştirilmiştir..
dilektasi66 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder