 |
Maslahat; hükmün kendisine bağlanması ve üzerine hüküm bina edilmesi insanlara bir fayda sağlayan veya onlardan bir zararı gideren ve bunun geçersiz sayıldığına dair şer'î bir delil olmayan manalara denir.
Maslahat, Allah'ın muteber sayıp-saymamasına göre üçe ayrılır. Mutlak anlamda dikkate alınması gerektiğine dair şer'î delil olan maslahatlara maslahat-ı mutebere (mesalih-i mutebere) denir. Allah tarafından geçerli veya geçersiz sayıldığına dair delil bulunmayan maslahatlara -ki içtihada bırakılmış meselelerdir bunlar- maslahat-ı mürsele (mesalih-i mürsele), şer'î delilin muteber sayılmayacağını gösterdiği maslahatlara ise maslahat-ı mülğa (mesalih-i mülğa) denir.
Bir başka açıdan maslahata dayalı olarak hüküm verebilmek için maslahat denilen, maslahat olarak görülen mananın Ramazan el-Buti'nin tespitlerine göre; Allah'ın hedeflediği gayelere uygunluk içinde olması, Kur'an ve sünnet ile çelişmemesi, kıyasa aykırı olmaması ve kendinden daha önemli veya eşit bir maslahatı ortadan kaldırmaması gerekmektedir. Ayrıca, usulü fıkıhçılara göre maslahat zaruri, külli ve kat'i olmalıdır. Zaruri demek, usulü hamse adı verilen ferdî ya da içtimaî olarak el ele vererek korunması gerekli olan beş temel unsurun bu maslahatla korunmuş olmasıdır. Onlar da herkesin bildiği gibi, din, nesil, mal, ırz ve hayattır. Küllî demek, maslahatın sadece şahsa özgü değil, bütün ümmeti şamil olmasıdır. Kat'i ise maslahattan elde edilecek şeyin kesin olması demektir.
Pekala bu maslahata göre verilecek hükmün bağlayıcılık değeri nedir denecek olursa; İslam hukukunda yasaklar mefsedete, emirler ise maslahatlar üzerine kuruludur. Dolayısıyla buradaki maslahatın zarurî, küllî ve kat'i olmadaki derecelerine göre hükmün bağlayıcılığı farzdan menduba kadar uzanan bir çizgi izler.
Niçin maslahat konusunu ele alıyoruz? Malum mortgage meselesinde üzerinde en çok durulan husus 'sosyal zaruret' meselesiydi. Sosyal zaruret ile maslahat arasında umum-husus münasebeti vardır. Yani her sosyal zaruret maslahattır; ama her maslahat sosyal zaruret olmayabilir. İşte bu önemli farkı vurgulamak için maslahat eksenli izah yapmak istedik.
Bu vesile ile yer darlığından, konunun 5-6 haftaya yayılan uzunluğundan hareketle ele alamadığımız iki hususu da mortgage meselesine geri dönmüşken belirtelim; bir; özellikle yurtdışı için ağırlıklı olarak geçerli olan bir konu; kişinin yaşadığı sosyal, kültürel, dinî ve ekonomik çevre oldukça hayatî ehemmiyete sahip bir konudur. Dinî ve millî kimliğin muhafazası, çocukların eğitim ve öğretimi, uyuşturucu, alkol, cinayet, gasp hadiseleri, bir başka anlatımla güvenlik meselesi, Müslüman çevre (aile, cami, kültür merkezi vs.) ile irtibat, işyerine uzaklık veya yakınlık, komşuların etnik kökenleri, kira veya satın almada mutlaka dikkate alınması gereken önemli faktörlerdir. Nitekim ayrı ayrı bütün bu unsurların önemine binaen, söz konusu unsurların bütününün gözetildiği ve uygun bulunduğu bir yerde ev almayı hacet gören fakihler de vardır.
İki; bazı ülkelerde özel veya devlet bankalarının faizli olarak verdiği ev kredisinden farklı olarak devletin ilk defa ev sahibi olacaklara yönelik yardım eksenli programları vardır. Bu programların bir kısmı kırtasiye masraflarının birazcık üstünde düşük faizli, bir kısmı ise negatif faiz olarak adlandırılan kapsam içindedir ki ehlinin malumu olduğu üzere pozitif faiz, Kur'an'ın öngördüğü şekliyle alınan borcu öderken borçlu tarafından ödenen fazlalık iken, negatif faiz tam aksi bir seyir izlemekte ve az veya çok zarar eden parayı veren kurum olmaktadır. Gerek enflasyonist ortam, gerekse yardım amaçlı şuurlu bir tercihin ürünü olan bu uygulamanın amacı, toplumda sosyo-ekonomik dengeyi sağlama ve toplum katmanları arasındaki uçurumu kapatmaktır. Global bir perspektiften bakıldığında sosyal devlet anlayışının bir uzantısı olan bu uygulamaya, elde edilmesi muhtemel kazançlar düşünüldüğünde zarar demek mümkün değildir. Halk tabiriyle 'kaz gelecek yerden tavuk esirgememe' misali, halk adına halkın parasını kullanma yetkisine sahip olan siyasî irade yine halkın güvenliği, huzuru ve mutluluğu için böyle bir karar vermiştir.
Bu meseleye günümüz fukahasının yaklaşımı ise tahmin edileceği gibi olumludur. Yalnız fukaha söz konusu programın istismar edilmemesini, bu programdan istifade adına ortaya konulan şartlara uyulması gerektiğini şart olarak öne sürer. Sözgelimi, bu program hiç ev sahibi olmama şartını öne sürüyorsa, yapılacak entrikalarla bundan istifade etmek caiz olmaz.
AHMET KURUCAN
|
|