05-30-2008, 11:50 PM
|
#2 (permalink)
|
|
IslamGul Dostu
Profilime Git
|
 |
|
 |
 |
ibrahim Hakki hazretleri, için yazilacak,
söylenecek çok sey olmasina karsin, onu en iyi kendisinden
ve eserlerinden, taniyabiliriz.
Çaginin kesif ve icatlarini yakindan takip eder
hiçbir zaman yeniliklere yabanci kalmaz. Geriye dönüsü asla
kabul etmeyen bir fikir ve ilim adami hüviyetini de tasir.
Yeniliklere oldugu kadar teslimiyet ve rizaya da taraftar
oldugunu bildirir.
İnsanın ve kainatın oluşumundan söz ederken,
günümüz bilim adamlarından hiç de farklı şeyler
söylememektedir.
Tek fark ile ayrilmaktadir..İbrahim Hakki, o da bilimin
henüz yakalayamadığı hakikât noktasından bakış...
Hz. Resulullah’ın “ilim ikidir tip ilmi ve din ilmi”
hadisine değinerek tıp ve anatomin önemini vurgulayan
Erzurumi, bu ilmin ALLAH (c.c.)’ı tanımaya bir vasıta olacağını söyler.
Bu örneklerin yüz kitaba sığmayacağını, ancak arifin kalbine
sığacağını anlatan İbrahim Hakkı, dis alemde olan her seyin,
insan aleminde bulunanların numunesi olduğunu da
sözlerine ekler.Günümüzde bile astrolojinin halen bir
ilim olup olmadığı, İslam ‘da yerinin bulunup bulunmadığı
tartışmaları sürerken, o iki asır önceden bunlara cevap vermiştir.
Dünya üzerindeki oluşumların sebeplerinin yıldızlar olduğunu,
ancak bunları da ALLAH (c.c.) u Teala’nın meydana getirdiğini anlatırken
şunları söyler:
“ALLAH (c.c.) ü Teala’nin kudreti ile uydularin
ve burçlarin süfli cisimlerde maddi yapilarda tesirleri daimi
oldugundan bütün halkin sekil hal, ahlak ve tavri, henüz
ana karninda nutfe iken rast gelen baht ve talileri tesirlerinden
meydana gelmistir. Ana rahmine nutfe vaki oldugu saatte
baba ve ananin talileri hangi iste ise, o nutfenin zatina tesirle
islenmis olur. Çünkü o nutfe ceninin cisminin
levh-i mahfuzudur. Levh-i mahfuz ise bu alemin aynasidir.”
Dünya üzerindeki son yıllarını şeyhi İsmail Fakirullah ‘ın
çocuk ve torunlarıyla sohbet ederek, talebelere ders
okutarak ve eserlerini hazırlayarak geçirir.
22 haziran 1780 yılında Tillo’ da vefat ederek,
şeyhi Fakirullah için yaptırdığı türbeye onun ayak
ucuna defnedilir.
Meşhur Tefviznamesi’nde yer alan şu satırlar
dillerde gönüllerde dolaşır durur bilincin
ölümsüzlüğünü kanıtlarcasına:
“Deme su niçin söyle
Bak sonuna sabreyle
Yerincedir ol öyle,
Mevla görelim neyler,
Neylerse güzel eyler.”
diyerek, Sabir/Tahammül ve tekamül ile Ilahi nizamin
kaza/kader/ata'sini beklemek/uymak ve kabul etme
kamiliyetine ulasmanin önemine
dikkat cekmektedir...
ALLAH (c.c.) Onlardan Razi Olsun.......!
|
|
 |
|
 |
Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki heryerde
Ne çirkin yüzleri örtermiş, meğer o incecik perde
Vefa yok, ahde hürmet hiç, lafe-i bi medlul
Yalan raiç, hiyanet mültezem, heryerde hak meçhul
Ne tüyler ürperir ya Rab, ne korkunç inkılab olmuş
Ne din kalmış ne iman, din harab, iman türab olmuş..
|
|
|