• Birinci: Evet, Cenâb-ı Hak tarafından adem ve esîr ve semâ perdelerini açıp, Güneş gibi dünyayı ışıklandıran pırlanta-misâl bir lâmbayı, hazîne-i rahmetinden çıkarıp dünyaya gösterdi. Dünya kapandıktan sonra o pırlantayı perdelerine sarıp kaldıracak.
• İkinci: Veya ziyâ metâını neşretmek ve zeminin kafasına ziyâyı zulmetle münâvebeten sarmakla muvazzaf bir memur olduğunu; ve her akşam o memura metâını dahi toplattırıp, gizlendiği gibi; kâh olur bir bulut perdesiyle alışverişini az yapar, kâh olur ay onun yüzüne karşı perde olur, muâmelesini bir derece çeker. Metâını ve muâmelât defterlerini topladığı gibi, elbette o memur, bir vakit o memuriyetten infisâl edecektir. Hattâ hiçbir sebeb-i azl bulunmazsa, şimdilik küçük, fakat büyümeye yüz tutmuş yüzündeki iki leke büyümekle, güneş, yerin başına izn-i İlâhî ile sardığı ziyâyı emr-i Rabbânî ile geriye alıp; güneşin başına sarıp, "Haydi yerde işin kalmadı," der. "Cehenneme git, sana ibâdet edip, senin gibi bir memur-u musahharı sadâkatsizlikle tahkir edenleri yak" der,

*5 fermanını lekeli siyah yüzüyle, yüzünde okur.
*5 Güneş dürülüp toplandığında. (Tekvir Sûresi: 1.)
Bu kısımda güneşin dürülmesi ile tam olarak ne kasdedilmiştir?