Allah, insanları pek çok olaylarla imti*han eder. Gerek kişilere, gerekse toplumla*ra bazen bolluk bazen de darlık verir. Bu*nun da pek çok hikmetleri vardır. Darlıkta ümitsiz olmamalı, bollukta da, zenginliği*ne aldanıp şımarmamalıdır. İnsan hayatın*da korku ve ümidin ayrı bir yeri vardır. Davranışlarında bu iki unsurun etkisi büyüktür. Meselâ, açları çalıştıran doyma ümi*di olduğu gibi, tokları çalıştıran da aç kal*ma korkusudur. İnsan, her durumda Al*lah'ın ilahi emirlerini çiğnemeyip O'na kul*luğunu göstermeli, her sıkıntı ve rahatlığın kendisi için bir imtihan olduğunu bilmeli*dir. Çünkü bu şuurla yapılan işlerin sonu genişlik ve mutluluktur. İnsan her ne ka*dar yaşarsa da sonunda Allah'a dönecektir. Bu sebeple ne Allah'ın hükümlerinden kurtulmak için ölüme koşmalı, ne de ondan kaçmalıdır.
Allah, kullarına çok merhametli oldu*ğu için, peygamberleri aracılığıyla gönderdiği ilahî emirleriyle onları koruma altına almıştır. İnsanların bu ilahî emirlere sığın*malarını istemiştir. Ne var ki, bir kısım in*sanlar Şeytan'ın aldatmasıyla kendi arzula*rını Allah'ın emrine tercih ederek sapıklığa düşmüşlerdir. Böylece Allah'ın hükümlerinin aksine hareket ederek kendilerini tehlikeye atmışlardır. O'nun emrettiğini yap*mazken, kendi gönlünün kötü arzusuna bağlanmışlardır.
“Andolsun, sizi korku, açlık, mallardan canlardan ve ürünlerden eksiltme gibi şey*lerle elbette deneriz; sabredenleri müjde*le.” [1]
Allah, emirlerini yaşarken ve yasakla*rından kaçınırken her türlü güçlüğe ve sı*kıntıya katlanan kullarıyla beraberdir. On*ların dostu ve velisidir. Yardım ve rahme*ti onlarla beraberdir. Allah'ın ilahî hüküm*lerini O'nun istediği şekilde yerine getire*rek kendisine şükreden kullarını bilir. Ona göre de şükürlerini karşılıksız bırakmaz.
[1] Bakara: 2/155.
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)