Geri git   > KURANI'I KERIM > Ayet Aciklamalari
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Ayet Aciklamalari Yol Gösteren Ayetlerimiz



İs arayanlar
Ek iş-ek işler-para kazanmak
evden iş ve kendi işinizi buldunuz
üye olup para kazanmak için TIKLAYINIZ
Dizi İzle
Diziler-Filimler-Fragmanlar
en son filimler-en son diziler
hepsini seyretmek için TIKLAYINIZ



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-13-2008, 10:31 AM   #1 (permalink)
IslamGul Dostu

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
en'am32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 2403
Mesajlar: 686
Konular: 200
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 20
REP Seviyesi : en'am32 is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Sırat-ı müstakim

Doğru yolun (sırat-ı müstakîm) nitelikleri üzerinde düşündüğün
zaman, onun Allah'a giden tüm yollara, tüm sebillere egemen olduğunu
görürsün. Şöyle ki, bir yol sırat-ı müstakîm gerçeğinden
barındırdığı oranda Allah'a ulaştırır. Oysa sırat-ı müstakîm kayıtsız
ve şartsız olarak mutlak şekilde Allah'a ulaştırır. Bu yüzden yüce
Allah onu "sırat-ı müstakîm" olarak nitelendirmiştir.
"Sırat", açık yol demektir. Bu kelime, "yutmak" anlamına gelen
"serete" fiilinden türemiştir. Sanki bu yol, yürüyenlerini yutuyor
Fâtiha Sûresi / 6-7
da, kendisinden ayrılmalarına, midesinden çıkmalarına izin
vermiyor gibi. "Müstakîm" ise, ayağının üzerine dikilip kendine ve
kendisiyle ilgili şeylere egemen olmak isteyen kimsedir. İşinin idaresini
ele alan kimse gibi. Sonuç itibariyle "müstakîm", durumu ve
konumu değişmeyen, demektir.
Buna göre, "sırat-ı müstakîm", izleyicisini amacına ve maksadına
ulaştırmaktan geri kalmayan hedefe ulaştırıcı yoldur. Nitekim
yüce Allah şöyle buyuruyor: "İşte Allah'a inanıp O'na sımsıkı
tutunanları, kendi katından bir rahmetin ve lütfun içine alacak ve
onları kendisine (varan) doğru bir yola iletecektir." (Nisâ, 175) Yani
bu hidayet değişmeyecek ve böylece sürüp gidecektir.
Bir ayette de şöyle buyuruyor: "Allah kimi hidayet etmek isterse,
onun göğsünü İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun
göğsünü, göğe çıkıyormuş gibi dar ve tıkanık yapar. Allah,
inanmayanların üstüne işte böyle pislik çökertir. İşte Rabbinin
doğru yolu budur." (En'âm, 125-126) Yani, onun değişmeyen ve hedefe
ulaştırmaktan geri durmayan yolu budur.
Bir ayette de şöyle buyuruyor: "Allah dedi ki: İşte bu, benim
üstlendiğim dosdoğru yoldur. Şüphesiz, sana uyan sapıtmışların
dışında, senin benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiçbir gücün
yoktur." (Hicr, 41-42) Yani bu, benim değişmez yolumdur, yürürlükten
kaldırılmaz yasamdır. Bir bakıma bu ifade, yüce Allah'ın şu sözüne
çağrışım yapmaktadır: "Allah'ın kanununda bir değişme bulamazsın.
Allah'ın kanununda bir sapma bulamazsın." (Fâtır, 43)

بسم الله الرحمن الرحيم


Rahman ve rahim olan Allahın adıyla

Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?

EN'AM SURESİ 32. AYET

DEMEK İMAN BİR MANEVİ TUBA-İ CENNET CEKİRDEGİNİ TASIYOR.KÜFÜR İSE MANEVİ BİR ZAKKUM-U CEHENNEM TOZUMU SAKLIYOR?

Konu armes32 tarafından (05-13-2008 Saat 11:52 AM ) değiştirilmiştir..
en'am32 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 05-13-2008, 10:32 AM   #2 (permalink)
IslamGul Dostu

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
en'am32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 2403
Mesajlar: 686
Konular: 200
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 20
REP Seviyesi : en'am32 is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Sırat-ı müstakîm" kavramının anlamına ilişkin olarak yaptığımız

açıklamalardan şu hususlar belirginlik kazanıyor:



1- İslâm, iman, ibadet, ihlâs ve tevazu gibi Allah'a giden yollar

(sebiller), gerçeğin kaynağı olan "sırat-ı müstakîm"e yakınlıkları

oranında kâmillik ve eksiklik, pahalılık ve ucuzluk bakımından

birbirlerinden farklıdırlar. Bunların karşıtları olan küfür, şirk, inatçılık,

azgınlık ve günahkârlık için de aynı durum söz konusudur. Nitekim

yüce Allah şöyle buyuruyor: "Her birinin yaptıklarından ötürü

dereceleri vardır. Allah, onlara yaptıklarının karşılığını verir;

asla kendilerine haksızlık edilmez." (Ahkaf, 19)

Akılların yüce Allah'tan algıladıkları ilâhî bilgilerin durumu da

tıpkı buna benzemektedir. Yeteneklerin farklılığı oranında bu bilgi
ler farklılık arzeder, kapasitelerin çeşitliliği oranında çeşitli algılama

biçimleri ortaya çıkar. Yüce Allah'ın verdiği şu örnek de bunu

vurgulamaktadır: "Gökten bir su indirdi de dereler kendi ölçüsünce

o su ile çağlayıp aktı. (Ra'd, 17)



2- Sırat-ı müstakîm, bütün yollara egemen olduğu gibi, sırat-ı

müs-takîmin izleyicileri de öyledir. Yüce Allah onları bu yolda yerleşik

ve kalıcı kılarak onların işlerini üzerine almış ve onları da kullarının

doğru yola iletilmesinde yetkili kılmıştır. "Onlar ne de güzel

arkadaştır" (Nisâ, 69) "Sizin veliniz ancak Allah, O'nun Resulü ve

namazı kılan ve rükû hâlinde zekât veren müminlerdir." (Mâide,

55) derken, yüce Allah bunu kastetmiştir. Bu son ayetin müminlerin

emiri Hz. Ali (a.s) hakkında indiği mütevatir hadislerle sabittir.

O, bu ümmet içinde bu kapıyı açan ilk kişidir. Yeri gelince bu ayetle

ilgili olarak geniş açıklamalarda bulunacağız.



3- Yola hidayet etmenin anlamı, yolun anlamının

belirginleşmesiyle belirginleşir. es-Sihah adlı sözlükte belirtildiğine

göre "hidayet", "göstermek, delâlet" demektir. Yine aynı sözlükte

belirtildiğine göre, bu fiil Hicazlıların lehçesinde iki mef'ulü birden

etkilemektedir. Diğer lehçelerde bu fiilin ikinci mef'ulü da etkilemesi

için "ilâ" harf-i cerrine başvurulur. Bize göre de doğru olan

görüş budur. Ancak bir görüşe göre de "hidayet" kökünden türeyen

fiil, "ilâ" harf-i cerri olmaksızın ikinci mef'ulü etkilediğinde

"hedefe ulaştırma" anlamını ifade eder. Ama "ilâ" harf-i cerriyle

geçişli kılındığı zaman "yol gösterme" anlamını ifade eder. Buna

örnek olarak da şu ayet-i kerime gösterilir: "Sen, sevdiğini hidayet

edemezsin, fakat Allah dilediğini hidayet eder." (Kasas, 56)

"Yol gösterme" anlamında "hidayet" Resulullah (s.a.a) için sabit

olduğuna göre burada nefyedilen "hidayet", "hedefe ulaştırma"

anlamındaki "hidayet"tir. Nitekim şu ayetlerde, birinci anlamda

"hidayet" Allah'a, ikinci anlamda "hidayet" ise Peygambere izafe

edilmiştir: "Ve onları dosdoğru yola iletirdik." (Nisâ, 68) "Ve şüphesiz

ki sen, doğru yola götürüyorsun." (Şûrâ, 52) Şu hâlde "hedefe

ulaştırma" anlamındaki "hidayet" kökünden türeyen fiil, ikinci

mef'ulü doğrudan etkiler, "yol gösterme" anlamındaki "hidayet"

kökünden türeyen fiil ise, "ilâ" harf-i cerriyle geçişlilik kazanır.



Fâtiha Sûresi / 6-7



Ne var ki, bu görüşe kanıt olarak gösterilen ayette bizim sözümüz

vardır. Şöyle ki, ayette nefyedilen hidayet, hidayetin gerçekliğidir

ki bu, yalnızca Allah'ın elindedir. Yoksa bu gerçekliğin

bazı dereceleri kesinlikle Peygamber için sabittir. Diğer bir ifadeyle;

nefyedilen, hidayetin cinsi değil, kemal derecesidir. Ayrıca bu

açıklama, Firavun hanedanı arasında yer alan bir müminin sözlerini

içeren ayetin işaret ettiği anlamla çelişki arzetmektedir: "Ey

kavmim! Bana uyun, sizi doğru yola götüreyim." (Mü'min, 38) Çünkü

bu ayette "hidayet" kökünden türeyen fiil, "ilâ" harf-i cerri olmaksızın

mef'ulü etkilediği hâlde "yol gösterme" anlamını ifade

etmektedir.



Buna göre bizce "ilâ" harf-i cerri ile kullanılıp kullanılmamasına

göre "hidayet" kökünden türeyen fiilin anlamında bir değişlik

meydana gelmez. Bu fiilin "ilâ" harf-i cerri olmaksızın ikinci

mef'ulü etkilemesinin "dahalt'ud-dâre=eve girdim" cümlesindeki

kurala bağlı olması da mümkündür.



Kısacası hidayet; işaret etmek, yolu göstermek suretiyle hedefi

göstermektir. Bu da bir çeşit "hedefe ulaştırmak" demektir. Allah'ın

düzeni, sebepler düzeni olduğuna göre, bunun gerçekleşmesi

için yüce Allah bir sebep oluşturur. Bu sebep hedefin belirginleşmesini

ve sonuçta kulun bu hedefe ulaşmasını sağlar. Yüce

Alah bu düzene şu şekilde işaret etmektedir: "Allah kimi hidayet

etmek isterse, onun göğsünü İslâm'a açar." (En'âm, 125)

Şu ayet-i kerime de buna bir örnektir: "Sonra derileri ve kalpleri

Allah'ın zikrine (meylederek) yumuşar. İşte bu, Allah'ın hidayetidir;

dilediğini bununla doğru yola iletir." (Zümer, 23) İfadenin orijinalinde

geçen "telînu=yumaşar" fiilinin "ilâ" harf-i cerriyle geçişli

kılınmasının sebebi, eğilim ve güven gibi bir anlamı içermesini

sağlamaktır. Kalbin yumuşaması, yüce Allah'ın kalpte, Allah'ın

zikrini algılamasını, ona yönelmesini ve onunla güven bulmasını

sağlayacak bir netlik meydana getirmesidir. Allah'ın yolları (sebilleri)

farklı olduğu gibi, yol-larının farklılığı oranında hidayeti de farklılık

gösterir. Şu hâlde her yolun karşılığında ona özgü bir hidayet

vardır.
en'am32 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4.5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:18 AM .


vBulletin v3.7.1 Patch Level 1, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd


 

» Bize ulasmak için affeyle@gmail.com adresine mail atin )
sitemap Tags ilahi indir ek isler ek isler memurlar kranke

ValidRank Button