Geri git   > KURANI'I KERIM > Ayet Aciklamalari
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Ayet Aciklamalari Yol Gösteren Ayetlerimiz



İs arayanlar
Ek iş-ek işler-para kazanmak
evden iş ve kendi işinizi buldunuz
üye olup para kazanmak için TIKLAYINIZ
Dizi İzle
Diziler-Filimler-Fragmanlar
en son filimler-en son diziler
hepsini seyretmek için TIKLAYINIZ



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-29-2008, 09:23 PM   #1 (permalink)
Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
sabah. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1270
Mesajlar: 711
Konular: 248
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 18
REP Seviyesi : sabah. is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Yasasın Cehennem...

Selamun aleykum.
Yaşasın cehennem! İnsanlar bu fani âlemde öldükten sonra, ölümün öldüğü başka daimi bir âlemde yeniden diriltilecektir. Başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere vahiy kaynaklı bütün semavi kitaplar, binlerce mu’cize sahibi yüz yirmi dört bin peygamber, yüz binler keramet sahibi milyonlarca evliya, sayısız ilmi delil ortaya koyarak, milyonlarca hakikat âliminin ispat edip, ittifakla haber verdiği ve her asırda yaşayan milyarlarca mü’minin de tasdik ettiği “öldükten sonra dirilme” hakikatinden daha kuvvetli bir hakikat olamaz. Evet, böyle büyük ve seçkin bir topluluğun, hem meselenin uzmanı, hem de isbat ehli olarak, ittifakla haber verdikleri bu hakikati, binlerce delillerinden birkaçını ele alarak anlamaya çalışalım.
Başta bu âlemin ve içinde bulunanların fani olmaları, başka daimi bir âlemin ve ebedi bir hayatın olmasını lüzumlu kılar. Çünkü Cenabı Hakk’ın o güzel isimleri ve kudsi sıfatları da Zât’ı gibi ebedidirler. Cenabı Hakk’ın Rahîm, Kerîm, Mün’îm, Muhsîn gibi daha nice güzel isimleri, ölen insanların, -bir daha ölmemek üzere- yeniden diriltilmelerini gerektirir. Çünkü ebedi isimler, elbette ilelebet tecelli etmek ister, Baki isimler, fani tecelligâhlara razı olmaz. Mesela, Rahim ismi daima merhamet ve şefkat etmek istediği gibi, Mün’îm ism-i şerifi de daima nimet vermek ister. Muhsîn ismi ise, nihayetsiz bir cömertlik sahibi olan Cenabı Hakk’ın her zaman iyilik ve ihsanda bulunmasını gerektirir. Gerek merhamet ve şefkat etmek, gerek nimet vermek ve iyilik yapmak ancak ve ancak o nimet ve o iyiliklere muhtaç olanların varlığı ile olur. İyilik yapmak ve ikramda bulunmak ise ölen bu insanların yeniden dirilmesi ile ebedileşir.
CEHENNEM LÜZUMSUZ DEĞİL! Her hâkimiyet sahibinin, kendi idaresinde bulunanlardan, itaat edenlere mükâfat, isyan edenlere ceza vermemesi mümkün değildir. Cenabı Hak da şu kâinatın sahibi ve hâkimi olarak kendi emirlerine itaat ve ibadet ile karşılık veren mü’min kullarına mükâfatı ve inkâr ile mukabele eden âsilere karşı bir cezası olacağı muhakkaktır. Hâlbuki bu dünyada o mükâfat ve ceza tam olarak yerine getirilmiyor. Öyleyse başka daimi bir âlemde herkes kendi layık olduğu muameleyi görecektir. İtaat edenlere mükâfat vermek, Allah’ın rahmetinin, isyan edenlere ceza vermek de adaletinin gereğidir. Hâlbuki o rahmet ve adaletin gereğinin binden birisi şu âlemde yerine gelmiyor. Demek başka bir âleme havale ediliyor. İnsanlar oraya naklolacak ve adalet ve rahmet orada yerini bulacaktır.
Hem şu dünya hayatının gidişatına bakılırsa, Cenâbı Hakk’ın her şey arasında en küçük işlerde bile hassas ölçülerle ve adalet ile muamele ettiği görülüyor. Her hak sahibine hakkı eksiksiz veriliyor. Ancak manevî meselelerde, beşeri münasebetlerde adalet bu dünyada tam tecellî etmiyor. Zalimin izzetiyle, mazlumun zilletiyle bu dünyadan göçüp gitmesi, bu husustaki adaletin başka bir âleme havale edildiğini gösterir. Bir cinayete kurban giden insan, hakkını bu dünyada almasına imkân yoktur. Katili bin defa idam edilse de, onun hayat hakkı iade edilemez. Ancak başka bir âlemde dirildikten sonra onların hesabı görülüp, hak sahibine iade edilir, hakkı gasp eden zalim katile hak ettiği cezası ancak bu sayede verilebilir. Adalet ancak bu şekilde yerini bulur. Öyle ise haydi haykıralım: “Yaşasın cehennem!”

Dünya hayatında, dünyevî işlerde tam bir adâlet hükmetmektedir. Adâletin en kısa ve öz mânâsı her hak sahibine hakkını vermek demektir. Çalışan kâfir de olsa hakkı verilir, çalışmayan mü’min de olsa o nimetten mahrum kalır. Diğer taraftan inanmadığı için ahiret nimetinden mahrum olacak olan kâfir, yaptığı iyilikler dünyevi de olsa, dünyada peşinen karşılığını buluyor. Mü’minler ise iman cihetiyle cennet saadetine mazhar olacaklardır. Fakat haramlara girdiklerinde çoğu zaman bir takım musibetlere maruz kalırlar. Küçücük hatalarına peşin bir ceza verildiği halde, iman ve ibadet gibi, çok büyük iyilik ve itaatlerine bu hayatta mükâfat verilmemesi, bu mükâfatın ertelenerek başka bir hayata havale edildiğini gösterir.
RESÛLULLAH’IN DUÂSI Hem bütün ibadetlerin neticesi ahirete bakar ve ahiret için, yeniden diriltilmek için birer dua hükmüne geçer. Kâfirlerin dünyalık çalışmalarına bile dünyalık da olsa bir ücret veren Allah elbette inanan ve inandığı şekilde yaşayan mü’min kullarının ibadetlerini ve hizmetlerini mükâfatsız bırakmaz. Fakat bu dünyada karşılığını bulmayan ibadetler, zerre kadar da olsa hiçbir iyilik ve ibadetin karşılıksız kalmayacağı bir hayatın varlığına bir delildir. Hem gayr-ı Müslimlerin de başta küfür olmak üzere sayısız günahlarının karşılığının bu dünyada verilmemesi, zerre kadar bir kötülük ve isyanın ihmal edilmeyeceği ikinci bir hayatın varlığını gösterir.
Hatta ibadet eden mutiler içerisinde birisi vardır ki, kâinat Onun muhabbeti üzerine yaratılmıştır. Farz edelim, ahiret âleminin açılmasına ve insanın yaratılmasına başka hiçbir gerekçe olmasa bile, sadece Hz. Peygamber Aleyhissalatü Vesselamın ibadet ve duaları tek başına yeter sebep olabilirdi. Hem öyle Ebu Cehil’ler var ki, faraza cehennem olmasa bile onların ve çağdaş avenelerinin ettikleri sayısız zulümler, bir cehennemin yaratılmasına yeter sebep olabilirdi.
Netîce olarak diyebiliriz ki, öldükten sonra dirilmenin önünde hiçbir engel yoktur. Pek çok aklî ve naklî delil, insanın öldükten sonra diriltileceğini ve hesaba çekileceğini güneş gibi ispat etmektedir. Cennet ucuz olmadığı gibi cehennem dahi lüzumsuz değildir. Dîn gününde kurulacak olan Mahkeme-i Kübrâ’da adâlet tam tecellî edecek ve Cennet sâkinleri Cennete, Cehennem sâkinleri de cehenneme sevk edilecektir.
Burhan Dergisi / Ocak 2007

Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki heryerde
Ne çirkin yüzleri örtermiş, meğer o incecik perde
Vefa yok, ahde hürmet hiç, lafe-i bi medlul
Yalan raiç, hiyanet mültezem, heryerde hak meçhul
Ne tüyler ürperir ya Rab, ne korkunç inkılab olmuş
Ne din kalmış ne iman, din harab, iman türab olmuş..
sabah. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4.5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:41 PM .


vBulletin v3.7.1 Patch Level 1, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd


 

» Bize ulasmak için affeyle@gmail.com adresine mail atin )
sitemap Tags ilahi indir ek isler ek isler memurlar kranke

ValidRank Button