Bilvanis: Eskişehir’de Sivrihisar’a bağlı Sakarya kıyısında bir köydür. Bu köyde 1972 yılında kaybettiğimiz Gavs-ı Bilvanisî Şeyh Seyyid Abdulhakim el-Hüseynî (k.s.) hazretlerinin ardından irşad vazifesini devam ettirmek için uğraşan Şeyh Sultan Seyyid Muhammed Raşid el-Hüseyni (k.s.) hazretleri ve bu büyük Allah dostunuda kaybetmemizin sonucunda yine irşad vazifesinin ifşa etmek için gidenlerin geride bıraktığı tabiri caizse cevherler günümüzde hala peygamber (s.a.v.) varisi olarak gayret ve hizmet ediyorlar.
Hüseynî Mekteb
Nebevi mirasın kadim temsilcisidir Hüseyni Mekteb. Ehl-i Beytin son varisi Seyyidüs Şüheda İmam Hüseyn'in (r.a.) kanıyla kurduğu mektebten bahsediyoruz. Rahmet Nebisinin hayatta kalan son ferdiydi İmam Zeynel Abidin (k.s.). İbadet edenlerin süsü ünvanlı bu büyük İmam'ın neslinden devam edecekti Resulallah'ın (s.a.v.) muazzez soyu. Kevser suresinde Resulallah'ın (s.a.v) soyunun kesik olmadığını ve soyunun devam edeceği müjdesini veren Allahımız (c.c.) pak soyu günümüze kadar devam ettirdi ve Mehdi (a.s.)'a kadar da devam ettirecek.
Gün geldi Emeviler devrinde zulme uğradılar, Türkistana hicret ettiler. Kurak Orta Asya steplerin de birer Nebevi gül oldular. Seyyid Emir Külal (k.s.) bahçesinin gülü oluyordu Şah-ı Nakşibend (k.s.) Buhara bozkırlarında Ehl-i Sünnet aşısı vuruyordu göçebe Kırgız, Özbek ve diğer Türk boylarına.
Cengiz İstilasıyla Anadolu'ya aktı Seyyid Aileler. Kimi Arvası mesken tuttu, kimi Bilvanisi kimisi de Tillo'yu. Anadolu'da birer güneş, birer kamer oldular. Ölü gönülleri uyandırdılar.
Fitnenin binbir türlüsünün kol gezdiği bu topraklar da Bilvanis Seyyidleri çıktı meydana. Gavs-ı Kasrevi (k.s.) olarak meşhur olan Seyyid Abdulhakim el-Hüseyni (k.s.) Suriye'den getirdiği Halidi güllerini serpti Anadolu'nun bağrına. O'nun yeşerttiği bahçelerden goncaları dermek ise Seyyid Muhammed Raşid el-Hüseyni (k.s.)'e nasib oldu.
Lakabı gibi Sultandı O. Muhabbetullah aşısını vurduğu kalb kime ait olursa olsun bir daha şirke,küfre, ve günaha geri dönüşü mümkün değildi. Cemali kalblerdeki şüpheleri gidermeye yetiyordu.
Alkolik olarak gelenler İslam, Ehl-i Sünnet ve Ehl-i Beyt aşkıyla geri dönüyorlardı. Ne sohbet ne de vaaz vardı. Ama kalbleri ürperten mübarek nazarları insanın ruhunu titretiyor, yaradılış gayesini hatırlatıyordu.
Yaşlı genç, zengin fakir, okumuş cahil herkes Seyda'nın sofrasında kendisine birşeyler buluyordu. O sofradan aç kalkan kimse yoktu. Altı altın isim o sofradan doyanlardı.
Gül Seyda Muhammed Raşid (k.s.) ahirete göç ederken geri de altı tane altın isim bırakıyordu. Seydanın arkasında bıraktıkları insanlara İslam'ı anlatmaya devam ederken Hüseyni mektebin yeni gülleri Sakarya kıyılarında açmaya başladı.
Allah o gülleri soldurmasın. Amin
Ahmed Ozan ÖZBEKEN - Manisa
M. Mustafa EYVAZ - Belçika
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)