Geri git   > ISLAMDA AILE VE TOPLUM > COCUK EGITIMI
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

COCUK EGITIMI Islamda Cocuk Egitimi





Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-01-2008, 10:43 PM   #1 (permalink)
IslamGul Dostu

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1044
Mesajlar: 309
Konular: 75
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 17
REP Seviyesi : cennet is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Guzel cocuk

Ve yine gelmektedir, hazânın ardından beyaz çöl serinliği…
Yolculuk başlar…
Hayat denilen hayâlî bir haritanın kıvrımlarına atılırken adımlar, bedeller diyarında sancı da başlar... Gurbete düşüp, hasretle yandıkça her köşede varlık, sancısıyla, ağrısıyla başbaşadır.
Bu sancıyla ak düşerken sarı sırma saçlarına sokakların… Gözlere ilişen bir masum ürpertidir. Titreyen ılık nefes, karların soğuğundan üşüyen elleri mi; yoksa hayatta olduğu kadar karlara adım atmaya çalışan ayakları mı ısıtsın şimdi… Yumulunca "ya açılmazsa!?" diye titreyen göz kapaklarından süzülüyorsa yanaklarına inciler, beklenen ya alabora, yahut med cezirdir.
Biliriz... Anlatıldıkça öğrenir, sınırlarımız neyi sunmuşsa bilir ve özümseriz. Ve biliriz hepimiz dağları... Doruklarında kar dantelası taşıyan, bir o kadar keskin yamaçları olan dağları... Sonra biliriz dağ yürekli, içi tutuşan, kanayan, kar ve soğuğu kendine örtü yapan çocukları…
Ey soğukların heykelleştiremediği, ancak kendine sembol edinebildiği yalnızlığın dostu güzel çocuk!..
Hangi sükût, hangi susuzluk depremiyle çatlamış dudakların?..
Serinlik ve soğuksa yâriniz…
Gözlerinden süzülen bu ateş bulutu, hangi hararetli semâdan gelir. Yolları dondururken ayaz, donan ellerin... Ve bilirim, yol yol olur yüreğin..
Sönüyor ışıkları şehrin. Vedâ ediyor martılar sahil boylarına... Gözlerine de yine aynı derinlik, aynı sessizlik.. Yanından süzülüp, akşam güzelliğinde batıp giden günler gibi, soluyor, kanıyor mu güllerin, yahut zaman kadar hızlı mı geçip gidiyor önünüzden, akıp giden insanlar…
Toprak kadar açık ve serinse yüreğin, iste.. Her derdin, her yüreğin devâsı O'nda. Kararmış, titrek ellerin açılınca semâya, boşalan rahmete davet et bizi. Ellerine düşen yaldızlı yaprakların üzerine işle yüreğini. Bir yeşil kubbe mahfazasında şefkatle titreyen Dürr-i Yetim'in uçur gül kokulu diyarına.. Açılınca bâb-ı esrarı mâverânın, var o Merhamet Nehrinin kıyısına… Ve bahset sonra… Hicrî 15. asrın yetimlerinden… O asırdan bu âna uzanan kimsesizliğimizden... Özlemlerimizden, gurbetimizden…
Bil ki, hüznün şak şak edip yarıldığı an parlayan ışık, yüreğine yansıyan huzmeler. O'nun Dîdar'ının nûrudur. O'dur yalnızlık dehlizimizin meşalesi. Kalabalıklar üşüşse de üzerimize -kesretten kinâye- bir hayatın içindeyiz her birimiz... Bir yanımızla kalabalık, yoğun, bir yanımızla ürkek, münzevî…
Kelime kumkumasıyla dolmuşsa hayat, sözlerin ekseninde dönüyorsa çarklar, sıkışmışızdır cenderelere…
Ve boşsa cesetlerin içi, donatılmış her yapı bir o kadar kalıpsa, sermaye denilen can kurban olamıyorsa, DOST deyince yediveren gülleri bitmiyorsa bağrımızda… Fark yoktur. Yürek şehrâyinini doldurmuşsa yılanlar, su diye kan içiyorsa yarasalar… Ağlar örülmüş mağaralar açılmıştır ardına kadar…
İşte böyle.. Yüreklerimiz kararınca bizim kaldırımlarımız daha bir karanlık oluyor. Güzel Çocuk…
Yeller esince uçuştu altın varak misali yapraklar… Ve kurudu yeşili toprağın… Ve sen yine orada… Beyaz çöl serinliğinin koynundasın…

Gönülden çıkan,gönlü bulur
cennet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 04-01-2008, 10:45 PM   #2 (permalink)
IslamGul Dostu

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1044
Mesajlar: 309
Konular: 75
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 17
REP Seviyesi : cennet is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Ben de Burdayım
Duyuyor, hissediyor musun beni! Yaşarken yok sayılmak, hatırlanmamak, hattâ atılmak bir kenara… Anadan, babadan uzak, başka kollarda şefkati bulmaya çalışmak.
Herkese "anne" diyen, o gönüllerin dudaklarından çıkan sesle sesleniyorum size Muhammed ümmeti!
Hani, Rasûlullâh buyurmuştu ya "komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir!.."
Şimdi ben şefkate, sevgiye açım ve haykırıyorum. Siz, "imanlı olduğunu her seferinde söyleyen, ancak beni duyamayan" kimselere!.. Güzel insanlara…
Beni anlayacak insanlar arayıp durdum hep. Sürekli, ismi ya "anne", ya da "baba" olan, ancak bu değerlerden bîhaber olan kimseler çıktı karşıma… Her seferinde küçümsediler beni ve taştan duvar misâli, setler çekildi duygularıma.
Yoktu anlayacak beni. Gece uzanınca yatağıma, yanımda kardeşim değil; sokakları terk edilmiş arkadaşlarım olurdu. Onlarla kavga eder; huzursuz, gözlerim yaşlar içinde öylece uykuya dalardım, çok gece …
"Kalkış" diye bağıran bir ses kahvaltıya çağırırdı. Sıcak duygulardan uzak, katılaşmış duygularla... Her sabah, yine yoktu o sıcaklık. Hep bir sabah kalkınca olacak ümidiyle açtığım gözlerimi, tekrar kapatıp hiç açmamak istediğim anların sayısı bilmem ne kadardı.
Büyüyordu, bu küçük, sevgiye susamış gönül…
Gelirdi ziyaretime, zaman zaman annelik duygularını tatmin için bazı anneler... "Tamam buldum, artık bu beni bırakmaz!" derken, tam bağlanmışken, o da unuturdu beni anne ve babam gibi. Şimdi güvenmez oldum, insanlara. Çünkü beni alıp kurduğum hayallere götürecek sandığım insanlar, elime susturmak için hediyeler tutuşturuyordu. İçimden o süslü hediyelerini suratlarına fırlatmak geçiyordu, beni anlasınlar diye…
İşte bunlarla büyüdüm ben. Sıkıntıdan artık tırnaklarımı yemek yetmiyor, ellerimin derilerini yer olmuşum. Birgün bir abla bu duruma çok üzülmüş, ancak o da beni anlayıp bana yardım etmemiş. Belki de edememiş.
Sonra baktım ki, içimi farklı duygular doldurmaya başladı. Elimdeki ekstazi hapları yetmiyordu artık. Daha çok para lâzım demekti bu. O da hırsızlık ya da dilencilikle.
Bir taraftan da anne dediğim insanlar, güzelliğimi mevzu eder oldular… Bir şeyler mi düşünüyorlardı ki benim hakkımda bana sormadan. Zaten olacak da bu değil miydi? 18 yaşından sonra bir kendini bilmezle evlendirileceğim ya da ortada kalıp hayatın bütün iğrençlikleri saracak etrafımı çepeçevre….
Derken artık ortasındaydım çıkmazın. Dayanılmaz duygular, ızdıraplar vardı. Ama bir şeyler rûhumdaki boşluğu doldurmak için bekliyordu sanki… Biliyordum, o "Rahmân" bırakmayacaktı beni, etrafımdakiler gibi... Hep bunun ümidiyle yaşamadım mı sanki?!.
Çıkamıyorum bu kaosun içinden, Tîh sahrası misâli. Bir yeni nesil bekler oldum coşkun kaynaklardan beslenmiş!
"İşte biliyordum geleceğini!.." deyip atılmıştım; ilk kez güvenmiştim bir daha ayrılmamak üzere. Çünkü ondan gelen ışık inançlıydı. Diğer insanlar gibi kendi için değil, benim için yanımdaydı.
Ağzından dökülenler, susamış gönlüme su serpiyor; sönmeye yüz tutmuş ateşi körüklüyordu âdeta... Derken artık parlıyordu herkese lâzım olan iman!.. Tam gitti gidecek derken yetişmişti Mevlâ'm yardımıma.
Yıllardır kurtuluşum için uzattığım ellerime karşılık, uzanmıştı Allah ve Rasûlü aşkıyla yanan bir yürek…
Sizler, ey kendini müslüman hisseden güzel insanlar!.. Benim gibi uzanmış ve ben buradayım diye haykıran sesleri, tatlı uykularınızda, o cıvıl cıvıl iş yerlerinizde ve sıcak evlerinizde duyar olun artık.
Bu elleri tutan eller olun!..
cennet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4.5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:10 AM .


vBulletin v3.7.1 Patch Level 1, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd


 

» Bize ulasmak için affeyle@gmail.com adresine mail atin )
sitemap Tags ilahi indir ek isler ek isler memurlar kranke