Geri git   > ISLAM ONDERLERI > Erkek sahabiler
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et





Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06-15-2007, 11:42 PM   #1 (permalink)
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 249
Mesajlar: 5.381
Konular: 626
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 66
REP Seviyesi : ennur will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Ammar bin Yâsir (r.a.)

Ammar bin Yâsir (r.a.)
Ammar'a düşman olan Allah'a düşman olur. Ona kin besleyen ve onu kızdıran Allah'ı kızdırmış olur.
Hadis-i şerif
Kimsesiz, fakir, Yemenli bir aileye mensuptu, îslâm tarihinde "Yâsir Ailesi" adıyla anılan bu aile, müşriklerin en büyük zulüm ve işkencelerine maruz kaldı. Bu işkencelerin tek bir sebebi vardı: Yâsir Ailesinin îslâm nuruna bağlanmaları. Müslümanların sayısı arttıkça müşrikler endişeye kapılıyordu. Bedevî, vahşî müşriklerin elinde mü'minleri caydırmak için işkence silahından başka bir şey yoktu. Caydıramayınca da çılgına dönüyorlardı.
Yâsir Ailesinin genç evlâdı Hz. Ammar'ın gönlü, Islâmiyetle çarpıyordu. Mutlaka gidip Resûlullahı görmeli, Islâmiyeti ondan öğrenmeliydi. Resul-i Ek¬rem Efendimiz Islâmın tebliğ merkezi olan Darü'l-Erkam'da idi. Burada, gelen¬lere islâm'ın hakikatlerini anlatıyor, nazil olan âyetleri öğretiyordu. Hz. Ammar doğruca Darü'l-Erkam'a vardı. Resulullahın huzuruna gitti. Kur'ân-ı Kerim'in yüce hakikatlerini dinledi. Orada hemen Islâmiyeti kabul etti. Bu sırada yer yü¬zünde Müslümanların sayısı bir elin parmağı kadardı. Rivayete göre ilk Müslü¬man olan yedi kişiden biri de Hz. Ammar'dır.1
Yâsir Ailesinin tamamı Islâmiyetle müşerref oldu. Fakat, müşriklerin korku¬sundan bunu gizliyordu. Çünkü, bu aile Mekke'ye dışardan gelmişti. Mutlaka güçlü bir kabilenin himayesinde bulunmaları gerekirdi. Yâsir Ailesinin hamisi Mekke müşriklerinin kuvvetli kabilelerinden Mahzumoğulları idi. Bu kabile Yâsir Ailesinin Müslüman olmasına asla tahammül edemezdi. Himayelerine aldıkları bu insanlara akıl almaz işkenceler tatbik ettiler. Yâsir Ailesinin her şe¬yini kabul edebilirlerdi, fakat Müslüman olmalarını asla. Önce mükâfatlarla vazgeçirmek istedilerse de muvaffak olamayınca işkencelere giriştiler. Böy¬lece islâm tarihinin ilk işkenceli hayatını bu ilk Müslümanlar yaşadı.
Yâsir Ailesinin üç ferdi Hz. Yâsir, Hz. Sümeyye ve Hz. Ammar kızgın kum¬lar üzerine yatırılarak Mekke'nin dehşetli sıcağında aç ve susuz bırakılmışlardı. Müşriklerin bu işkencelerini gören ve engel olamayan Resulullah Efendimiz
(a.s.m) buna çok üzülüyor ve yüce Allah'a şöyle yalvanyordu: "Allah'ım, Yâsiı Ailesinden rahmetini esirgeme, onları affet."
Hz. Yâsir, Resulallah'ı görünce dayanamayarak gözyaşları içinde, "Ya Resu¬lullah, bu işkenceler ne zamana kadar devam edecek?" diye sordu.
Resulullah Efendimiz, "Sabredin ey Yâsir Ailesi, sabredin. Bu sabrınızın ve sebatınızın mükâfatı Cennettir" buyurarak onları teselli etti.
Yâsir Ailesi, gerçekten islâm tarihinin en üstün sabır örneğini göstermişti. Müşriklerin isteklerine ise asla boyun eğmemişlerdi.
Onlar Kur'ân'ın nuruna âşık olmuşlardı. Ailenin büyüğü Hz. Yâsir işkence¬ler, altında Islâmın izzetini muhafaza etti, zâlimlere asla boyun eğmeyerek, ru¬hunu Cenâb-ı Hakka teslim etti. Cesedi işkenceler altında ezilirken, ruhu şehit olarak Cennete uçtu.
Hanımı Hz. Sümeyye îmanda sebatın zirvesindeydi. Ona işkence yapmayı üzerine alan tslâmın en büyük düşmanı Ebû Cehil'di. Fakat Hz. Sümeyye, Ebû Cehil'in bütün zorlamalarına beş para ehemmiyet vermiyordu. Ebû Cehil onun bu ısrar ve sebatını anlamıştı. Sonunda mızrağını çekti, şehid etti.
Böylece Hz. Yâsir Islâmın ilk erkek şehidi, Hz. Sümeyye de Islâmın ilk kadın şehidesi oldu. Onlar bu ağır imtihanları başarıyla verdiler, İslâmiyetin kökleş¬mesi için hayatlarını feda ettiler. O büyük Peygamberin müjdesine mazhar ola¬rak ebedî saadete girdiler.
Sıra artık oğullan Hz. Ammar'a gelmişti. Gözü önünde anne ve babası acıma¬sızca şehid edilmişti. Kendisi de ağır işkenceler altında halsiz kalmıştı. Müşrik grubun Ammar'dan istedikleri, Resulullahın aleyhinde konuşmasıydı. En azın¬dan îmânından vazgeçtiğini, Lat ve Uzza putlannın "Muhammed'in dininden" iyi olduklarını belirtmesiydi. Hz. Ammar, metanetini yitirmemişti. Fakat, kur¬tuluş çâresi yoktu. Ya öldürülecekti veya istedikleri şeyleri söyleyecekti. Hz. Ammar İslâmiyetin yücelmesi için hangisi daha iyi olacağını düşünüyor, bir türlü karar veremiyordu. Onlann istediklerini söylemek ölümden daha ağır ge¬liyordu. Nihayet yine Resulullaha kavuşmak için isteklerini yerine getirdi. "Di¬liyle" dininden vazgeçtiğini bildirdi. Müşrikler de onu serbest bıraktılar.
Hz. Ammar, kalben söylememişti, ama yine de endişeliydi. Kalbi tir tir tit¬riyordu. Ellerinden kurtulur kurtulmaz doğru Resulullaha koştu, "Helak oldum, îmânımı inkâr ettim, yâ Resulallah" dedi. Ve hâdiseyi baştan sona anlattı.
Resulullah (a.s.m.) "Kalbin nasıl?" diyerek, sözle söylediklerine kalbinin iş¬tirak edip etmediğini sordu.
"Kalbim îmanla doludur" diyen Hz. Ammar'a Resülullamn cevabı şu oldu: "Ammar tepeden tırnağa îmanla doludur. Şayet sana tekrar böyle işkenceler ya¬parlarsa, tekrar aynı taktikle ellerinden kurtulmanda bir mahzur yoktur."
Hz. Ammar Resulullahın bu beyânı üzerine sakinleşti. Huzura kavuştu. Am-mar'ın başına gelen bu hâdise üzerine âyet-i kerime nazil oldu. Kalbi îmanla do¬lu olduğu halde inkâra zorlanan kimselere bir mes'uliyetin olmadığı beyan edil¬di. Böylece Hz. Ammar'ın îmânını Kur'ân tasdik ediyordu.2
Hz. Ammar, daha sonra Medine'ye hicret etti. Resülullah onu Ensardan Hu-zeyfe bin Yeman ile kardeş yaptı. Mekke'de ona en ağır işkenceleri reva gören müşrik Huzeyfe bin Muğîre'ye karşı yüce Allah ona en iyi dost ve kahraman kardeş olan Hz. Huzeyfe bin Yeman'ı vermişti. Bu saadeti tadan Hz. Ammar dâima, Allah'a şükrederdi.
islâm tarihinde ilk mescid fikrini ortaya atan Hz. Ammar'dır. Resülullah Efendimiz Medine'ye hicret ettiklerinde, Resulullaha bir ibadetgâh ve istira-hatgâh lâzım diyerek ilk olarak bir mescid yapılmasını teklif etti. Küba Mescidi onun bu fikrinden doğdu. Hz. Ammar, bu mescidin bizzat inşaatında çalışmış, omuzlarında taş taşımıştır.
Hz. Ammar Bedir ve Hendek harblerine katıldı. Büyük kahramanlıklar gös¬terdi. Yalancı Peygamber Müseylîme'ye karşı savaştı. Harb esnasında Müslü¬man mücahidlerin morallerini devamlı yüksek tuttu.
Sevgili Peygamberimizin çok sevdiği Sahabîlerden birisi şüphesiz Hz. Am-mar'dı. Resülullah Ammar'ı görünce yüzü sevinçle dolardı. "Ammar'a düşman olan Allah'a düşman olur. Ona kin besleyen ve onu kızdıran Allah'ı kızdırmış olur," "Cennet Ali, Ammar, Selmân ve Bilâl'i şiddetle arzu etmektedir" şeklin¬deki hadis-i şerifler, Peygamberimizin Hz. Ammar'ı ne derece sevdiğini göster¬mesi bakımından manidardır.
Şu hadise de bunun canlı bir misâlidir: Birgün Hz. Halid bin Velid ile Hz. Am¬mar arasında bir tartışma çıktı. Tartışmada Hz. Ammar haklıydı. İkisi de birbir¬lerini Resulullaha şikâyet ettiler. Resülullah Efendimiz yukarıda zikrettiğimiz Ammar ile ilgili hadisleri beyan ederek, Hz. Halid'ten Ammar'ı kızdırmamasını istedi. Hz. Halid der ki: "Yemin ederim Resulullahın huzurundan ayrıldığımda Hz. Ammar'ı nasıl memnun edeceğimden başka bir şey düşünemiyordum."
Zühd ve sadelik içinde bir hayat geçiren Hz. Ammar, Hicrî 37 senesinde Sıffin Harbinde şehid oldu. Allah onlardan razı olsun.

1.Müsned,l-A04; Tabakât, 3:227; Üsdul-Gâbe,4:44. ,
2. Nahl Sûresi, 106; tbn Kesir, Tefsîru'l-Kur'ân'il-Azîm, 2:588.
ennur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 08-27-2007, 12:25 PM   #2 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
SEYD@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 775
Mesajlar: 4.088
Konular: 899
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 7
REP Puanı : 139
REP Seviyesi : SEYD@ will become famous soon enoughSEYD@ will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Arrow Ammar B.yasir

Müşriklerin büyük işkencelerine duçar olan ilk sahabilerden biri. Adı Ammâr, künyesi Ebû Yakazan, babası Yâsir, annesi Sümeyye idi. Kaynaklarda nesebi şöyle kaydedilir: Ammâr b. Yâsir b. Âmir b. Mâlik b. Kinâne b. Kays b. Hasin b. el-Vedim b. Sa'lebe b. Avf b. Hârise b. Âmir el-Ekber b. Yamğ b. Anes b. Mâlik el-Anesi elKahtânî. (İbnü'l-Esîr, Üsdü'l-Gâbe,IV, I, 44).
Ammâr'ın babası, aslen Kahtanlı'ydı. Öz yurdu Yemen'di. Yâsir, Yemen'den çıkarak Mekke'ye geldi. Yanında oğulları Hâris ve Mâlik de vardı. Burada Mahzumoğullarının müttefiki oldu, Ebu Huzeyfe b. el-Muğîre el-Mahzûmî'nin cariyelerinden Sümeyye ile evlendi. İşte Ammâr, bu evlilikten doğmuştur. Ebû Huzeyfe, Ammâr'ı çok severdi. İkisi adeta büyükbaba ve torun gibiydiler (İbn Sa'd, Tabakâtü'l-Kübrâ,III, 247).

Ebû Huzeyfe'nin ölümünden sonra Mekke'de İslâmî davet gittikçe ilerledi. Resulullah (s.a.s.) Erkam b. Ebi'l-Erkam'ın evinde bulunduğu sırada Süheyb-i Rûmî Hz. Peygamber'e giderek müslüman oldu. Suheyb, yakın arkadaşı Ammar'ı da Allah Resulü'ne götürüp onun da müslüman olmasını sağladı. Ammâr, Resulullah'ın huzurundan çıktıktan sonra evine gelip, anne ve babasına da İslâm'ı anlattı. O gün onlar da İslâm'a girdiler.
Buhârî'nin rivayetine göre Ammâr der ki: "Resulullah (s.a.s.)'ı gördüğüm zaman etrafında beş köle, iki kadın ve Ebû Bekir (r.a.) vardı. Aslında Ammâr'ın İslâm'a girdiği günlerde müslümanlar daha fazlaydı. Fakat, bunlar, müslümanlıklarını açığa vurmadıkları için Ammâr'ın onları sayamaması tabiidir. Bu sırada müslümanlar Kureyş'in zulmünden çekindikleri için dinlerini açıkça ortaya koyamıyorlardı (İbnü'l-Esîr, Üsdü'l-Ğâbe, IV, 44).
Ammâr, Mekke'de yabancı bir adamdı. Annesi cariye ve babası da Kureyşli değildi. Bunun içindir ki, onun bu şehirde malı ve mülkü olmadığı gibi, iktidar ve nüfuzu da yoktu. Annesi, Mahzumoğullarının cariyelerindendi. Müslüman olunca efendileri çileden çıkmış ve ona türlü türlü işkence ve cefalar çektirmişlerdi. Fakat iman şuuru, ilk müslümanların kalbinde o kadar derin bir şekilde yerleşmişti ki, bunlar imanları yüzünden uğradıkları her mihnet ve meşakkati nimet sayıyorlardı.
İman, onların iliklerine işlemişti ve bu yüzden İslâm uğrunda hiç bir şeyden korkmuyorlardı. İşte İslâm tarihinde ilk şehid Ammâr'ın annesi Sümeyye oldu. Sümeyye ve eşi Yâsir Mekke yöneticileri olan müşrikler tarafından aynı günde şehit edilmişlerdi.
Ammâr bir gün Hz. Peygamber'e kendisinin ve ailesinin uğradığı eza ve cefadan bahsetti. Resulullah (s.a.s.)'da ona: "Sabrediniz, sabrediniz, siz Ammâr'lar, Allah'ın lütfuna mazhar olacaksınız." buyurdu. Başka bir gün de Resulullah, Ammâr ailesini Cennet'le müjdelemişti.
Bir gün müşrikler Ammâr'ı gaddarca işkencelere uğrattılar, yapmadıkları eza tatbik etmedikleri işkence kalmadı. Hz. Ammâr, bu korkunç ve dayanılmaz işkenceden kurtulmak için, onları hoşnut edici birkaç söz söylemek zorunda kaldı. Kâfirler, mustas'af ve himayesiz bir adama yaptıkları eza ve cefalarla söylettikleri sözlerden memnun olarak onu serbest bıraktılar. Hz. Ammâr, müşriklerin elinden kurtulur kurtulmaz, koşa koşa Resulullah'ın huzuruna vardı ve olanları anlattı. Kendisini kızgın kumlara yatırdıklarını ve kuyuya sarkıttıklarını, eğer Lât ve Uzza lehinde ve Resulullah aleyhinde konuşursa bırakacaklarını, aksi takdirde öldüreceklerini; durumun ciddiyetini görünce de sırf kendini kurtarmak için diliyle bazı şeyler söylemek zorunda kaldığını anlattı. Bunları anlatırken bir taraftan da gözlerinden yaşlar boşanıyordu. Bu manzara karşısında Resul-u Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurdu!
-Ammâr! kalbine sor, kalbini nasıl hissediyorsun ?
-Ya Resulallah, kalbim, imanın verdiği zevkli duygularla dopdolu!
-Ammâr! tekrar böyle muamelede bulunurlarsa, sen de onların dediklerini yap (Nesâi, İmân, 17)
Resulullah'ın bu ruhsatı vermesinin ardından şuayet-i kerime nazil oldu.
"İnandıktan sonra Allah'ı inkâr eden, kalbi imanla yatışmış olduğu hâlde inkâra zorlanan değil, fakat küfre göğsünü açan, küfürle sevinç duyan kimselere Allah'dan bir gazap iner. İşte onlar için büyük bir azap vardır." (en-Nahl, 16/106).
Böylece müminlere tehlike karşısında kurtuluş için diliyle inkâr eder gibi davranma ruhsatı verilmiştir (İbn Sa'd, Tabakât, III, 248).
Ammâr'ın annesi ve babası İslâm davasının ilk şehitleridir. Bu itibarla Ammâr âilesinin İslâm tarihindeki mevkii çok büyüktür. Hz. Ammâr, anne ve babasının İslâm davası uğrunda şehit olduklarını görmekle imanı daha da artmış, müşriklerin bütün eza ve cefalarına göğüs germişti. Bütün ashab onun bu fedakârlığını, herkes için bir ibret numûnesi olan hâllerini yâd ederlerdi. Sâid b. Cübeyr ile Abdullah b. Abbâs (r.a.) Ammâr'ın ancak en dayanılmaz işkencelere uğradığı anlarda müşriklerin elinden kurtulmak için birkaç söz söylediğini beyan ve ifadede birleşirler. Hz. Ammâr, uğradığı bütün bu müşkülleri, giriftâr olduğu bütün işkenceleri derin bir sabırla karşılamış kalbinde yerleşen tevhîd inancı, bir lahza bile sarsılmamış; çölün kızgın kumları, kızgın kayaları sırtını ve göğsünü yaktığı veyahut sular içine daldırılarak boğulmak istendiği zamanlarda bile kalbi hep kelime-i tevhid ile çarpmıştı.
Ammâr b. Yâsir'in Habeşistan hicretine katılıp katılmadığı konusunda ihtilaf vardır. Bazılarına göre, iki Habeş hicretinde de bulunmuştur. Hz. Ammâr Medine'ye ilk hicret edenlerden idi. Hz. Ammâr, Medine'de Hz. Münzir b. Abdülmübeşşirin misafiri oldu. Resulullah (s.a.s.) Medine'ye gelince, onu, Hz. Huzeyfe b. Yemân el-Ensârî ile kardeş yaptı. Ammâr, bu din kardeşinin verdiği arazî parçasında çalıştı. (İbn Sa'd, Tabakât, III, 249).
Resulullah'ın Medine'ye gelmesi üzerine ilk yapılan iş, mescid inşasıydı. Resulullah bizzat ashabıyla beraber bu inşaattà çalıştılar. Ammâr da bütün gücünü sarfederek herkes bir taş getiriyorsa o iki taş getirip, sürekli şu sözleri terennüm etmişti: "Biz müslümanlar, mescidler inşa ederiz!.. "
Ebu Sâid el-Hudrî der ki: Hepimiz mescid için birer taş taşıdığımız hâlde, Ammâr ikişer taş taşıyordu. Resulullah, onu görünce üzerindeki tozları silkeleyerek şöyle buyurmuştu: " Vah Ammâr vah! Seni azgın bir topluluk öldürecektir. Sen onları Hakk'a davet ederken, onlar seni Cehennem'e çağıracaklar. "
Yine bir defa, başka bir münasebetle Resulullah şöyle buyurmuştur: "Eyvah, Sümeyye'nin oğlunu azgın bir topluluk öldürecektir. " (İbn Sa'd, Tabakât, III, 252).
Ammâr b. Yâsir Bedir gazasından başlayarak Tebük gazasına kadar Rasûlullah'ın bütün cihad hareketlerine katıldı. Her savaşta gösterdiği cesaretle varlığını ortaya koydu. Hiç bir gün Resul-u Ekrem'in gazvelerine katılmaktan geri durmadı. Resulullah'ın vefatından sonra, Hz. Ebu Bekir (r.a.) devrinde yapılan önemli cihat harekâtlarında da aynı şecaat ve cesaretle savaştı. Hz. Abdullah İbn Ömer* der ki: Yemâme'de mürtedlere karşı yapılan savaşta öyle bir yiğit gördüm ki, düşmanların saflarını yerle bir ediyor, etrafındaki bahadırlara "Cennet ilerdedir!..." diyordu. Araştırdım, bu bahadır insanın Ammâr b. Yâsir olduğunu öğrendim. İşte bu bahadır mümin Yemâme savaşında bir kulağını kaybetmişti.
Resulullah, Ammâr'ı çok sever ve korurdu. Bir gün Ammâr, Hâlid İbn Velîd ile tartışmış, Resulullah bu tartışmayı duymuş ve Hâlid (r.a.) Resulullah'a Ammâr'ı şikâyet yollu ve ağır sözlerle ithama başlayınca Ammâr ağlamıştı. Bunun üzerine Resulullah: "Kim Ammâr'a düşmanlık ederse Allah'a düşmanlık etmiş olur. Ammâr'a düşman olanın düşmanı Allah'tır." (Ahmed b. Hanbel, IV, 89, 90) buyurmuştu. Hâlid İbn Velîd (r.a.) olayın devamını şöyle anlatmıştır. "Resulullah'ın yanından çıktım. Ammâr'ın hoşnutluğunu kazanmaktan başka bir arzum kalmamıştı. Yolda Ammâr'a kavuştum ve onun gönlünü almağa çalışıp kendimi affettirdim."
Hz. Ammâr, Hz. Ömer (r.a.) devrinde Kûfe valiliğine tayin olundu. Hz. Ömer, tayin için yazdığı emirnamede şöyle demişti:
"Size Ammâr b. Yâsir'i emir, Abdullah b. Mes'ud'u öğretici olarak tayin ettim. Her ikisi de Bedir'e katılanlardandır. Onları dinleyiniz ve onlara itaat ediniz. İbn Mes'ud'u, yanımda alıkoymayı tercih ettiğim halde, sizi kendi nefsime takdim ettim ve onu size gönderdim. Osman b. Hanif'i de Irak'a gönderdim. Bunların yevmiyeleri bir koyundur. Onun yarısını Ammâr'a verin ve kalanını da diğer ikisi arasında taksim edin. " (İbn Sa'd, Tabakât, III, 252).
SEYD@ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 08-27-2007, 12:27 PM   #3 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
SEYD@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 775
Mesajlar: 4.088
Konular: 899
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 7
REP Puanı : 139
REP Seviyesi : SEYD@ will become famous soon enoughSEYD@ will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Hz. Ammâr, bir sene dokuz ay kadar Kûfe'yi mükemmel bir şekilde idare etti, fakat bir süre sonra Kûfe'nin ileri gelenlerinin isteklerine boyun eğmemesi yüzünden, hoşnutsuzluk ile karşılaştı. Hz. Ammâr'ın tutumundan şikâyetçi olan Kûfe'liler isteklerini sürekli Hz. Ömer'e bildirip durdular. Onun, vazifesini yürütme kudretinde olmadığım ve ona itimat etmeyeceklerini söylediler. Sonunda Hz. Ömer, Ammâr'ı azlederek, yerine Ebu Musa'l-Eş'âri'yi tayin etti. Kûfelilerin Ammâr aleyhinde söyledikleri: Onun siyasete vâkıf olmadığı, kifâyetsiz olduğu ve memuriyetin sorumluluğunu takdir etmediği gibi şeylerdi. Hz. Ömer (r.a.) Hz. Ammâr'ı azlettikten sonra: "Azlolunmaktan üzüldün mü?" diye sormuştu. Hz. Ammâr: "Valiliğe tayin olunmaktan memnun olmamıştım, fakat azlimden de müteessir oldum ! .." dedi .
Hz. Osman devrinde, karışıklıklar başladığı zaman; müminlerin emiri Hz. Osman (r.a.) bunun sebebini öğrenmek için belli başlı bölgelere en güvenilir sahabîleri teftişle görevlendirdi. Bu arada Hz. Ammâr'ı da Mısır'a gönderdi. Hz. Ammâr, Mısır'da olup bitenleri araştırıp, inceleyerek sonucu Halife'ye bildirecekti. Basra, Kûfe, Şam gibi önemli merkezlere gönderilenler, vazifelerini yerine getirerek sevindirici haberlerle döndükleri hâlde Hz. Ammâr, çok gecikti. Hatta Medine'de onun akıbeti hakkında endişeler bile belirmişti. Nihayet Mısır valisi Abdullah b. Ebi's-Serh, yazdığı mektupta Halîfeye durumunu bildirdi. Vali mektubunda şöyle diyordu: "Ammâr b. Yâsir'i, Mısır'da bir grup kendisine çekerek, etrafında toplandı."
Cemel olayından sonra Hz. Ali, Muaviye'ye karşı hareket edince iki taraf Sıffîn mevkiinde buluştular. Hz. Ammâr, Halife Hz. Ali'nin ordusunda yer aldı. Bu savaşta en çok gayret gösteren ve canla başla çarpışan Hz. Ammâr idi. Amr b. el-Âs, Muâviye ordusundaydı. Muharebenin en şiddetli anında Ammâr, ilerleye ilerleye Amr b. el-Âs'ın yanına varmış ve aralarında şöyle bir konuşma olmuştu:
Ammâr:
-"Amr! Mısır valiliğini ele geçirmek karşılığında dinini sattın!" Amr:
"-Hayır, öyle bir şey yok, fakat ben, Hz. Osman'ın katillerine kısas uygulanmasını istiyorum demişti."
"-Ben seni nasıl tanıyorsam, senin hakkında öylece şehadet ederim. Sen Allah için böyle bir şey yapmazsın. Belki bugün ölmezsen, yarın öleceksin. Herkese niyetine göre hakkı verildiği zaman sana ne verileceğini düşün. Sen, bugün İslâm devletinin bayrağını taşıyan adama karşı, Resulullah'ın hayatında da üç defa savaşa katıldın. Bu da dördüncüsüdür. Senin bu seferki hareketin daha öncekilerden daha iyi ve doğru değildir!..." (İbn Sa'd, Tabakât, III, 259).
Bilindiği gibi Amr b. el-Âs, Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarında müşrik ordusu saflarındaydı. Kendisi Hendek muharebesinden sonra müslüman olmuştu. İşte Hz. Ammâr, ona bunu ima etmek istiyordu. Sıffin günlerinin birinde, güneş batmak üzereydi ve savaş bütün şiddetiyle devam ediyordu. İftar zamanı geldi ve oruçlu olan Ammâr çevresindekilere: "Bana bu dünyadaki son rızkımı veriniz!.." diye seslendi. Ona bir miktar süt getirdiler. Ammâr sütü içtikten sonra: "Bugün dostlara kavuşacağım, Muhammedi'me, arkadaşlarına varacağım," dedi. Bir gün Hz. Peygamber (s.a.s.) ona: "Ammâr, senin dünyada son rızkın süt olacaktır." demişti. İşte bu gün Ammâr, onu hatırladı. Olanca gücüyle Muâviye tarafına saldırdı. Bu sırada İbn-i Câdiye adında biri onu yaralayarak yere düşürdü ve Ammâr şehit oldu. Ammâr'ın şehit olması üzerine ortalık karıştı. Herkes ne yapacağını şaşırdı. Zaten akşam olduğundan savaş da durmuştu (İbnü'l Esîr, Üsdü'l-Ğâbe, III, 134).
Hz. Ali tarafında bulunan Abdurrahman es-Sülemî, Ammâr'ın şehit olduğu akşam Muâviye'nin ordugâhına gitti. Zaten, akşamları savaş bittikten sonra iki tarafın adamları birbirleriyle konuşmayı alışkanlık hâline getirmişlerdi. Muâviye, Amr b. el-Âs, Ebu'l-Aver ve Abdullah b. Amr b. El-Âs, oturmuş konuşuyorlardı. Amr b. el-Âs'ın oğlu Abdullah babasına: "Ammâr'ı niçin öldürdünüz? Resulullah'ın onun hakkında ne dediğini bilmiyor musunuz?" dedi. Amr b. el-Âs: "Ne buyurdu?" diye sordu. Abdullah'da şu açıklamayı yaptı: Medine Mescidi inşa olunurken, en çok çalışan Ammâr'dı. Herkes bir taş taşırken o, iki taş taşıyordu. Resulullah Ammâr'ı okşamış ve yüzündeki tozları silerken şöyle buyurmuştu: 'Sümeyye'nin oğlu, herkes birer taş taşırken, sen fazla ecir kazanmak için ikişer taşıyorsun. Bununla beraber seni, azgın bir topluluk katledecektir!. Oğlunun bu sözlerini duyan Amr şaşkına dönmüştü. Muâviye araya girerek durumu kurtardı: "Ammâr'ı biz öldürmedik, onu buraya getiren ve herkesi çadırından evinden çıkartıp, buraya yollayanlar öldürdü!." Böylece Muâviye, kendini de teselli etmek istemiştir (İbn Sa'd, Tabakât, III, 252; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil fi't-Tarih, III, 311; İbn Hacer, el-İsâbe, II, 513).
Hz. Ali, Ammâr'ın şehit olduğunu öğrenince çok üzüldü: "Allah, Ammâr'a rahmet eylesin. O. Resulullah'ın etrafında dört-beş kişi varken müslüman oldu. O da, anne ve babası da Allah'ın mağfiretine mazhar olacaklardır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.), Ammâr ailesini Allah'ın mağfiretiyle müjdelemişti." dedi. Sonra şunları ekledi: 'Ammâr'ın katili elbette Cehennem'liktir." Bundan sonra Ammâr, teçhiz ve tekfin edilerek Kûfe mezarlığına defnolundu. Şehit olduğu zaman doksanbir yaşında idi.
Hz. Ammâr, üstün ahlâka sahipti. Hayatta hiçbir debdebe ve sefâhate boyun eğmemişti. Zühd ve takva sahibiydi. Fitne ve fesattan sakınmakla beraber, onun elinde olmayarak bu olaylara karışması, uğradığı ilâhî bir imtihandı. Son derece sade yaşayan mütevâzî bir zattı. Toprak üzerinde yatmayı, en rahat döşekte yatmaya tercih ederdi.
Hz. Ammâr, Hz. Ali'nin en hararetli taraftarıydı ve onun bütün muharebelerine iştirak etmişti. Kendisine bu davranışının mahiyeti sorulduğunda, davasının müdafaasını yapmayarak sadece hakikati söylemişti. Ubad, Ammâr'a şunu sormuştu:
-Ey Ebâ Yakazan! Sizin bu hareketiniz kendi görüş ve içtihadınızın meyvesi midir? Yoksa size Resulullah'ın bu konuda bir vasiyeti mi vardır?
Ammâr, şu dürüst cevabı vermişti:
-Resulullah, herkese ne vasiyette bulunduysa bize de aynısını vasiyet etti. Şimdiki davranışımız kendi ictihadımızdır (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 263).
Ammâr bu cevabı vererek, gerek kendisinin bir tarafa katılarak o tarafın davasına hizmet etmekte ve gerekse Hz. Ali'nin siyasi hasım tanıdığı taraflara karşı harb şıkkını seçmekte, sadece ve sadece kendi görüş ve ictihadlarına uyduğunu göstermiştir. Gerçek olan bir husus vardır ki, o da Hz. Ali ve Hz. Ammâr'ın kanaatlarında, görüş ve ictihadlarında samimi oldukları ve İslâm devletinin varlığını korumağa gayret ettikleridir. Her ikisi de tuttukları yolun doğruluğuna kani idiler ve bu yolda sebatla yürüyorlardı. Hz. Ammâr, tercihinin doğru olduğuna inanmasaydı, o yolda bir adım bile atmazdı. İslâm devletinin menfaatini Hz. Ali'ye iltihakta gördü; yaşının ilerlemiş olmasına rağmen, ona arka çıkmaktan geri kalmayıp, nihayet savaş alanında can verecek derecede fedakârlık ve sebat gösterdi.

Ammâr Kûfe'deki valiliği sırasında cuma namazında Yâsin Suresi'ni okurdu. Bilhassa hutbelerinde son derece kısa, veciz ve beliğ sözlerle yetinir ve böylece Resulullah'ın sünnetine uyardı.
Ammâr b. Yâsir uzun boylu, beyaz tenli, gayet yakışıklıydı. İslâm'ın yücelmesi, yeryüzünde hakim olması için büyük gayretler gösteren bu sahabi, İslâm devletinin varlığına gölge düşmesin ve İslâm toplumunun vahdeti zedelenmesin diye katıldığı Sıffîn olayında şehit olmakla, kendisinden sonraki nesle örnek olmuştur
SEYD@ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 08-29-2007, 02:31 AM   #4 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
dilektasi66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 28
Mesajlar: 6.078
Konular: 705
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 8
REP Puanı : 77
REP Seviyesi : dilektasi66 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
allah razi olsun kardes...paylasiminiz icin...





Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra...
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

dilektasi66 isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 01-16-2008, 01:46 PM   #5 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
@yasemenn 24@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 39
Mesajlar: 1.846
Konular: 127
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 26
REP Seviyesi : @yasemenn 24@ is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Ammar Bin Yasir (r.a)

15 - AMMAR BİN YASİR (Radıyallahü Anh)

Eshab-ı kiramın büyüklerinden. (m. 563) yılında Mekke’de doğdu. 37 (m. 657) yılında, Sıffin savaşında, 94 yaşında iken şehid düştü. Babası Yasir, önceleri, Ebu Huzeyfe’nin kölesi idi. Ebu Huzeyfe, onu kendi cariyelerinden Sümeyye ile evlendirdi. Bu evlilikten Ammar doğdu. Hazret-i Ammar, annesi ve babası ile birlikte ilk islama gelenlerden olup, kendisi, ilk müslümanların otuzuncusudur.

İlk şehid

Ammar bin Yasir der ki: Bir gün iman etmeden,
Allah'ın Resulü'ne gitmek geldi içimden.

O gün, Resulullah'ı bir göreyim diyordum.
Huzurunda müslüman olmayı istiyordum.

Gittiğimde Süheyb’e rastladım oralarda.
Beni görüp sordu ki: (Ne yaparsın burada?)

Gayemi söyleyince, o dedi ki: (Vallahi,
Aynen bu maksat ile gelmiş idim ben dahi.)

İkimiz beraberce girdik huzurlarına.
İman edip, katıldık müminlerin safına.

Müşrikler haber aldı Ammar iman edince.
Çok ağır işkenceler yaptılar ona nice.

Derlerdi ki: (Allah'ı inkâr et, dön dininden.
Yalnız Lat ve Uzza'ya tap, kurtul elimizden.)

O da, her defasında onları ederdi red.
Derdi ki: (Rabbim Allah, peygamberim Muhammed.)

Müşrikler, bu cevaba sinirlenerek yine,
Ağır taş koyarlardı göğsünün üzerine.

Bazan kuyu içine, insafsızca atarak,
Öldürmek isterlerdi onu suda boğarak.

Bir gün Resulullah'ın gelerek huzuruna,
(Takatımız kalmadı) diye arz etti Ona.

Resulullah üzülüp, buyurdu: (Sabrediniz!)
Sonra iki elini açıp Peygamberimiz,

Buyurdu ki: (Ya Rabbi, Ammar ailesinden,
Cehennem azabını tattırma birine sen.)

Validesi Sümeyye, sonra babası Yaser,
Ve kardeşi Abdullah hepsi iman ettiler.

Müşrikler nasıl cefa yaparlarsa Ammar’a,
Daha ziyadesini yaparlardı bunlara.

Bunlara da (İslamı inkâr edin!) derlerdi.
Onlar, her defasında bunu reddederlerdi.

Derlerdi: (Derimizi yüzseniz de bizim siz,
Yine de bu hususta dinlemeyiz sizi biz.

Ve hatta dilim dilim bizi doğrasanız da,
Yine göremezsiniz bizi siz aranızda.)

Yine bir gün kâfirler, Yaser ailesine,
Dayanılmaz cefalar edip o gün hepsine,

Hazret-i Yaser ile oğlu Abdullah’ı hem,
Okla şehid ederek verdiler büyük elem.

Ebu Cehil alçağı, Sümeyye Hatunun da,
İple ayaklarını bağlayıp en sonunda,

İplerin uçlarını, iki ayrı deveye,
Bağlatıp, sürdü sonra, ters istikametlere.

Bu korkunç işkenceyle, vücudu parçalanan,
Sümeyye hazretleri, ilk şehid oldu o an.

Bunu, Resulullah ve Eshabı öğrenince,
Daha sıklaştırdılar saflarını iyice.

AŞİKAR -YASEMENN 25 - İNZAR_MUSTAZAF
@yasemenn 24@ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 01-16-2008, 01:47 PM   #6 (permalink)
Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
sessizciglik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 18
Üye No: 481
Mesajlar: 629
Konular: 137
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : sessizciglik is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
bi solukta okudum eline saglık

Kararlı Adımlarıma Yılgınlık Dayatan Sévdanın Sus İşarétiyim.
Kimsé ßilméz Kédérdén Kanayan, Ağır Yanlızlığımı...


BeKLeNeN GuN GeLeCeKsE CeKiLeN CiLe KuTSaLDiR...


««Ç-İ-L-£-K-£-$ »» Ne İrFaNDıR VeReN AhLaKa YüKsEkLiK Ne ViCDaNDıR,FaZiLeT HiSsİ İnSaNLaRDa ALLah KoRkU$unDaNDıR!(CİG£RİN Y@NSIN)


ÖLüM GüZ£L Ş£Y BuDuR P£RdE ArDInDaN HaBeR!GüZeL OLmAsAyDı ÖLürMüYdÜ PeYgAmBeR!!
sessizciglik isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 01-16-2008, 01:48 PM   #7 (permalink)
Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
sessizciglik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 18
Üye No: 481
Mesajlar: 629
Konular: 137
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : sessizciglik is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Allah razı olsun ins....
sessizciglik isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 01-16-2008, 01:50 PM   #8 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
@yasemenn 24@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 39
Mesajlar: 1.846
Konular: 127
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 26
REP Seviyesi : @yasemenn 24@ is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Ammar Bin Yasir (r.a)

Beni gören veya beni görenleri gören bir müslümanı Cehennem ateşi yakmaz. (Hadis-i şerif)

Mescid-i Nebi

O Server, Medine'ye hicret edip gelince,
Bir mescit inşasını arzu etti hemence.

Böyle düşünür iken, Cibril aleyhisselam,
O Resul’ün yanına geldi ve verdi selam.

Dedi: (Ya Resulallah, emrediyor ki Rabbin,
Taş ile kerpiçten bir, mescit inşa edesin.)

Bu emr-i ilahiyi alır almaz o Server,
Mescit için, bir arsa düşündüler bu sefer.

Kusva’nın ilk olarak çöktüğü o arsayı,
Hemen arzu ettiler gidip satın almayı.

Ve lakin sahipleri dediler ki: (Onu biz,
Satmak değil, hediye etmek arzu ederiz.)

Peygamber Efendimiz kabul eylemediler.
Arsanın ücretini, fazlasıyle verdiler.

Arsanın tesviyesi yapılırken bir yandan,
Döktüler kerpiçleri, hemen öbür taraftan.

Temel atılmak için, gelindi bir araya.
İlk taşı, Resulullah koydular bu binaya.

Sonra buyurdular ki: (Sen de ya Eba Bekir!
Benimkinin yanına koymak için taş getir.)

Hazret-i Ömer'e de buyurdu ki: (Ya Ömer!
Sen de onun yanına, taş getir de koyuver.)

Hazret-i Osman'a da buyurdu ki: (Ya Osman!
Sen de onun yanına, taş getir de koy şu an.)

Ve hazret-i Ali'ye buyurdu ki: (Ya Ali!
Getir, Osman'ınkinin yanına koy sen dahi.)

Mescidin inşasında, başta Fahr-i kainat,
Bütün Eshab-ı kiram çalıştı hepsi bizzat.

Resulullah, sırtında kerpiç götürüyordu.
Eshabından birisi, bu halde Onu gördü.

Dedi: (Ya Resulallah, müsade ederseniz,
Onu ben taşıyayım, siz zahmet etmeyiniz.)

Lakin O buyurdu ki böyle diyen Eshaba:
(Ben, sizden daha fazla muhtacım bu sevaba.)

Mescidin inşasında, daha fazla herkesten,
Peygamber Efendimiz çalıştı hakikaten.

En ağır kayaları, hem de tek başlarına,
Alıp götürürlerdi, ustaların yanına.

Eshap böyle görünce Sevgili Peygamberi,
Daha büyük bir aşkla çalışırdı her biri.

Hatta Ammar bin Yaser, herkes bir taşır iken,
Taşıyordu kendisi iki kerpici birden.

Kerpicin birisini, Sevgili Peygamberin,
İkincisini ise, taşırdı kendi için.

Peygamber Efendimiz görünce onu böyle,
Sırtını okşayarak mübarek elleriyle,

Şefkat ve muhabbetle buyurdu ki: (Ey Ammar!
Herkes için bir ecir, sana, iki ecir var.)
@yasemenn 24@ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 01-16-2008, 02:22 PM   #9 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 367
Mesajlar: 2.107
Konular: 77
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 4
REP Puanı : 19
REP Seviyesi : ayparcam is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
ALLAH razi olsun ellerinize saglik bacilar

BUGUN ALLAH ICIN NE YAPTIN ???
ayparcam isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)