Kabir: Kabrin boyu; ölünün boyu kadar. genişliği insan boyunun yarısı kadar, derinliği de göğsüne kadar olmak üzere kazılır ve kıble tarafına ölünün konulabileceği şekilde oyularak lahit açılır. Ölü, kıble tarafından kabre indirilerek bu lahde konur. Lüzumuna göre bir veya birkaç kişi kabre inebilir.
Ölüyü lahde koyan kimse Bismillâhi ve alâ milleti resûlillâh " der. Kabir'de ölü sağ yanına ve yüzü kıbleye gelecek şekilde çevrilir ve dönmemesi için de arkasına toprak konur. Sonra kefenin bağı çözülür ve lâhit ağaç (tahta) veya kerpiçlerle kapatılır. Kadın kabre konulurken lahit kapatılıncaya kadar kabrin üzerine bir örtü gerilir. Erkeğin kabri üzerine ise gerilmez.
Lâhit kapatıldıktan sonra el, kürek veya başka şeylerle kabre toprak dökülerek doldurulur ve kabir balık sırtı şeklinde yerden bir karış veya daha fazla yükseltilir, düz bir satıh halinde bırakılmaz. Orada bulunanların da baş tarafından kabre üçer avuç toprak atması müstehaptır. Bir kabre içinden çıkan topraktan fazlasını atmak mekruhtur. Toprağın pekişmesi için üzerine su dökmekte sakınca yoktur.
Kadını kabre yakın mahreminin indirmesi daha iyidir. Cenazeyi gece defnetmekte bir sakınca yoksa da gündüz defnetmek daha uygundur. Bir zorunluluk olmadıkça birden fazla ölünün bir kabre defnedilmesi caiz olmaz. Zaruret halinde defnedilebilir. Bu durumda cenazelerin arası toprak veya kerpiçle ayrılır.
Bir kabre defnedilenler aynı cinsten ise, en faziletli olan kıble tarafına getirilir. Ayrı cinsten iseler önce erkek. sonra erkek çocuğu, onun arkasına da kadın cenazesi konulur.
Ölünün kemikleri çürüyüp toprak olmadıkça kabrin açılması ve ikinci bir cenazenin defnedilmesi caiz değildir. Ancak yer bulunmaması halinde önceki ölünün kemikleri bir tarafa toplanır ve yeni cenaze ile bunların arasına toprak konularak defnedilir.
Ölü, kabre defnedildikten sonra başka bir yere nakledilmesi caiz değildir. Fakat başkasına ait bir yere defnedilen ölüyü, yer sahibi oradan çıkarmak isterse nakledilir. Bir kimsenin, kendisi için hazırladığı kabre, başkasının defnedilmesi, geniş yer varsa mekruhtur. Yer darlığı varsa mekruh değildir. Ancak kabri açana masrafını ödemek gerekir.
Toprağın gevşek ve ıslak olması halinde ölüyü tabutla kabre koymakta bir sakınca yoktur. Kabirde ölünün altına pamuk, hasır, yastık gibi şeyler koymak caiz olmaz.
Bir kimsenin, ölmeden önce kendisi için kabir hazırlaması sakıncalı olmamakla beraber, insan nerede öleceğini bilemediği için gereği yoktur. Ebu Bekir (R.A), bir adamı kabir hazırlarken görünce şöyle demiştir:
- "Kendin için kabir hazırlama, kendini kabre hazırla."
Bir kimsenin ölmeden önce kefenini hazırlaması mekruh değildir.
Bir Müslümanın, ehl-i kitap (Hıristiyan veya Yahudi) olan karısı ölünce,ona ayrı bir yerde defnetmesi daha uygundur.
Kadın vücudu üzerinden para kazanan, din deyince tüyleri ürperen her gün dini hareketler uygulamalar örgütler ve hizmetler aleyhinde yayın yapan işi gücü Kur’an Kursları İmam Hatip Okulları başörtüsü, tarikatlar, din hizmeti için kurulmuş dernekler ve vakıflarla uğraşmak olan dedektif gibi bunları takip eden yalan yanlış haberler yapan gazeteleri ve kanalları evlerinize sokmayın satın alarak ve reklam vererek desteklemeyin aksi halde manevi sorumluluğunuzun ağır olacağını unutmayın
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)