Geri git   > ISLAM ONDERLERI > Hanim Sahabiler
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Hanim Sahabiler Örnek Sahabilerimiz





Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-05-2007, 06:27 AM   #1 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
dilektasi66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 28
Mesajlar: 6.308
Konular: 764
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 8
REP Puanı : 81
REP Seviyesi : dilektasi66 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Hz.nesibe(r.a.)

Künyesi Ümmü Ümâre olan Hazret-i Nesibe (r.a.), bilhassa Uhud Gazvesi’nin en fedâkâr kahramanlarındandır. Uhud Savaşı’na katılışını ve orada başından geçenleri şöyle anlatır: “-Bir kırbaya su doldurarak Uhud yolunu tuttum, Müslümanların durumunu görmek ve susuz yaralılara su dağıtmak istiyordum. O sırada Müslümanlar üstün durumdaydılar, fakat sonra kafirler üstünlüğü ele geçirmeye başlayınca Peygamberimiz (s.a.v.) ‘in yanına koştum ve O’na saldıran kafirlerin karşısına dikildim.”
Nesibe (r.a.), Uhud denilen yerde kocası ve iki oğluyla birlikte, omuz omuza savaşarak Resul-i Ekrem (s.a.v)’i müdafaa edeceklerini, hiç bir zaman düşünmemişti. O sadece, savaş meydanındaki yaralılara su ulaştırmak için bir su kırbasını yüklenmişti ve yaralıların yaralarını bağlamak için yanında kumaştan hazırladığı bir miktar da band getirmişti. O gün, bu iki işten başka üçüncü bir iş de, yapacağını ummuyordu.

Omzuna aldığı darbe
Nesibe (r.a.), vaziyeti bu şekilde görünce, su kırbasını yere bıraktı ve eline de bir kılıç aldı. Kah kılıçtan faydalanıyordu, kah ok ve yaydan. Sonra kaçmakta olan bir adamın kalkanını aldı ve ondan faydalanmak istedi. Bir an düşman askerlerinden birinin “Muhammed nerede? Muhammed nerede?” diye bağırdığını gördü. Nesibe (r.a.) hemen, oraya gitti ve ona, birkaç darbe indirdi. O adam, üstünde iki zırh giymiş olduğu için, Nesibe (r.a.)’nın vurduğu onca darbeler tesir etmedi. Buna karşılık adam Nesibe (r.a.)’nın savunmasız omzuna öyle bir darbe vurdu ki, tedavisi bir sene sürdü. Resul-i Ekrem (s.a.v), Nesibe (r.a.)’nın omzundan fışkıran kanları görünce Nesibe (r.a.)’nın oğullarından birine seslendi ve “çabuk annenin yarasını sar” buyurdu. O da annesinin yarasını sardı. Nesibe (r.a.) tekrar, savaş meydanında, işiyle meşgul oldu.

Efendimiz O’nu merak etti
Müslümanlardan, bir çoğu, şehit oldu, bir çoğu da yaralandı. Nesibe (r.a.) pek çok yara almıştı, sağ kalmasına fazla ümit yoktu. Uhud vakıasından sonra, Resul-i Ekrem (s.a.v) düşmanın vaziyetinden emin olmak için, ara vermeden, Hamra ül-Esed’e hareket etmeleri için, emir verdi. Ordu safları hareket etti. Nesibe (r.a.) da aynı durumunda, hareket etmek istedi. Fakat ağır yaralar onun gitmesine izin vermedi. Resul-i Ekrem (s.a.v), Hamra ül-Esed’den dönünce kendi evine gitmeden önce, Nesibe (r.a.)’nın ne durumda olduğunu sormak için birini gönderdi. Onun sağ olduğu haberini verdiler. Resul-i Ekrem (s.a.v), bu haberden çok mutlu oldu ve sevindi. (Şerh-i İbni Ebi’l-Hadid,s. 3, Beyrut basımı, s. 568-570, Meğazi-i Vakidi’den nakil.)

Nesibe (r.a.)’nın makamı
Bu savaşta, İbn Kamiyye isminde bir müşrik Peygamber Efendimiz’e saldırmış ve onu mübârek başından yaralamıştı. Bunu gören Hazret-i Nesibe (r.a.), İbn Kamiyye’ye saldırmaya başladı. Hazret-i Nesibe (r.a.) bu savaşta on iki-on üç yerinden yara almıştı. Ama bunlardan en ağırı İbn Kamiyye’nin boynunda açtığı yaraydı. Resûlullah Efendimiz bu sefer Abdullah’a, annesinin yarasını sarmasını emredip: “-Allah, ev halkınızı mübarek kılsın! Senin annenin makâmı filan ve filanların makamından hayırlıdır. Allah, size rahmet etsin.” diye onlara duâ etti. Öyle ki bu yara bir sene tedaviden sonra ancak iyileşmişti.

Bu bana kâfidir
Bir gün Nesibe (r.a.) Hatun, Peygamber Efendimiz’e; “-Ya Resûlullah! Allah’a dua et de cennette sana komşu olalım!” dedi. Bunun üzerine Allah’ın Habibi, ellerini yüce dergâha kaldırdı ve: “-Allah’ım! Bunları, Cennette bana komşu ve arkadaş et!” diye dua etti. Bu duâdan sonra Ümmü Ümâre: “-Bu bana kâfidir. Artık dünyada ne musibet gelirse gelsin! Hiç ehemmiyeti yok.” buyurdu. İşte O ve O’nun gibiler “Asıl hayat ahiret hayatıdır!..” düşüncesiyle, her şeyini Allah ve Resûlü uğruna fedâ etmeye hazırdı.

Sağıma baksam Nesibe (r.a.)…
Peygamberimiz (s.a.v.)onun bu fedakârlıklarını anlatmak üzere: “-Uhud günü sağıma baksam Nesîbe, soluma baksam Nesîbe, her tarafta onu görüyordum.” buyurmuşlardı. Hazret-i Nesibe (r.a.)’nin gazâlara olan iştiyakı, Peygamber (s.a.v.)’in vefatından sonra da devam etti. Nitekim Hazret-i Ebûbekir zamanında Yemâme’de Müseylemetü’l-Kezzab adında yalancı biri, peygamberliğini ilan etmişti. Bunun üzerine Mü’minlerin emîri ona elçiler gönderdi. Bu elçilerin içinde Ümmü Ümâre’nin oğlu Habîb de bulunuyordu. Müseyleme, Habib’i, kendisine gönderilmiş bir elçi olduğu halde işkence ederek öldürdü. Müslümanlar bu haberin Hazret-i Nesîbe’yi üzeceğini düşünerek, kendisine söylemeye çekindiler. Bir vesileyle bunu duyan Nesibe (r.a.) Hatun:

Elhamdülillah
“-Elhamdülillâh, ben de şehid anası oldum!” diye sevindi. Bundan sonra da Halid b. Velid ile birlikte Müseyleme’nin üzerine giden orduya katıldı. Yaşı altmışı geçtiği halde: “-Müseyleme’nin ölümünü göreceğim!” diye yemin etti. Elinde kılıç, yanında öbür oğlu ile birlikte hücum etti ve neticede Müseyleme, Hazret-i Vahşî tarafından öldürüldü. Hazret-i Nesibe (r.a.) bu savaşta da bir çok yerinden yara aldığı ve kolunun birini kaybettiği halde; “Ey Mücahidler vurun, Allah aşkına vurun.” diye seslenerek askerleri coşturuyordu. Ömrünü Allah ve Resûlü uğruna cihatlarla geçirmiş olan Hazret-i Nesîbe (r.a)’nın ne zaman vefat ettiği belli olamamakla birlikte, Medine’de vefât ettiği ve Bâkî Kabristanlığı’na defnedildiği bilinmektedir. Rabbimiz, bizlere de O’nun cesaret ve kahramanlık ruhundan hisseler nasip eyleyip, bu büyük dâvânın yüceltilmesinde hizmetkâr kılsın!… Âmin.



İSRAİLİN FİLİSTİNDE İSLEMİŞ OLDUĞU İNSANLIK SUÇUNA SEYİRCİ KALMAMAK VE (PEYGAMBER EFENDİMİZİN (S.A.V)ZÜLME KARŞI SESSİZ KALAN DİLSİZ ŞEYTANDIR) DEDİĞİ ŞEYTANLARDAN OLMAMAK İÇİN ZÜLUM VE İŞKENCE ALTINDAKİ FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZE DESTEK OLMAYA VE İSRAİLİ LANETLE KINAMAYA DUYARLI HERKESİ ÇAĞIRIYORUM....




Konu dilektasi66 tarafından (12-29-2007 Saat 07:29 AM ) değiştirilmiştir..
dilektasi66 isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 11-05-2007, 02:38 PM   #2 (permalink)
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 249
Mesajlar: 5.372
Konular: 624
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 66
REP Seviyesi : ennur will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Amin insallah....
ennur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 06-12-2008, 12:54 AM   #3 (permalink)
Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
GüLTaNeM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: Almanya
Yaş: 18
Üye No: 605
Mesajlar: 1.447
Konular: 394
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : GüLTaNeM is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Arrow HZ.ÜMM-İ ÜMARE NESİBE HATUN (r.anha)

HZ.ÜMM-İ ÜMARE NESİBE HATUN (r.anha)


Ümm-i Ümare, Uhud gazasına, kocası Zeyd bin Asım, oğulları Habib ve Abdullah ile birlikte katılarak, secaat ve kahramanlıklar gösterdi. Gazilere su dağıtmak ve yaralarını sarmak vazifesiyle katıldığı savaşın en şiddetli bir anında, Resulullah efendimize saldıran bir müşriki atından aşağı düşürüp öldürdü.

Ok, kılıç ve kalkan kullanarak düşmana saldırırken kendisi de birkaç yerinden yaralandı. Yaralı hâliyle kocasını ve oğullarını savaşa teşvik etti. Düşman, Resulullah efendimize hangi istikametten saldırırsa, hemen kocası ve oğullarıyla oradan müdafaa ederlerdi.
Ümm-i Ümare der ki: “Gündüzün başlangıcında Uhud’a vardım. Halk ne yapıyor bir bakayım dedim. Yanımda bir kirba ve içinde su vardı. Resulullahın yanına kadar gittim. Kendisi, o sırada Eshabı arasında bulunuyordu. Bu zamanda müslümanlar savaş üstünlüğünü devam ettiriyorlardı.
Müslümanlar dağılmaya başlayınca, Resulullahın yanına vardım. Çarpışmaya koyuldum. Kılıçla, okla müşrikleri Resulullahtan uzaklaştırmaya çalıştım. Bu arada da yaralandım. Resulullahın yanında on kişi kalmamıştı. Ben, oğullarım ve kocam, Resulullahın önünde çarpışıyor, müşrikleri ondan uzaklaştırıyorduk.
Bir ara Resulullah efendimiz, benim yanımda kalkan bulunmadığını gördü. Yanında kalkan bulunanlardan birisine buyurdu ki:
- Ey kalkan sahibi, kalkanını çarpışana bırak!
O kimse kalkanını Resulullaha verdi. Ben de Resulullah efendimizden alıp, onunla korundum.
Bize ne yaptılarsa, müşrik süvarileri yaptılar. Atlı bir adam gelip, bana vurdu. Kalkanımla korundum. Ben de onun atının ayaklarına kılıç çaldım. At arkaüstü yıkılınca, Peygamber efendimiz oğlum Abdullah’a şöyle buyurdu:
- Ey Ümm-i Ümare’nin oğlu! Annene, annene yardım et!”
Ümm-i Ümare’nin oğlu Abdullah ibni Zeyd anlatır:
“Uhud günü sol kolumdan yaralanmıştım. Beni, hurma ağacı gibi upuzun bir adam vurmuştu. Resulullah efendimiz; “Yaranı sar” buyurdu. Anam yanıma geldi. Yaraları sarmak için yanında bulunan hazır bezlerle yaramı sardı.
Bu sırada Resulullah efendimiz bana bakıyordu. Annem, yaramı sardıktan sonra, bana dedi ki:
- Kalk yavrucuğum! Müşriklerle çarpış!
Resulullah efendimiz de buyurdular ki:
- Ey Ümm-i Ümare! Senin katlandığın, dayanabildiğin şeye, herkes katlanabilir, dayanabilir mi?
Beni yaralayan müşrik o sırada oradan geçiyordu. Resulullah efendimiz tekrar buyurdular ki:
- İşte, oğluna vuran adam!
Annem, hemen onun önüne geçip, bacağına vurup çökertti. Bunun üzerine, Resulullahın, mübarek dişleri görünecek kadar gülümsediğini gördüm. Sonra buyurdu ki:
- Allaha hamd olsun ki, seni düşmanına muzaffer kılıp, gözünü aydın etti. Öcünü almayı sana gözünle gösterdi.”
Peygamber efendimiz, Uhud savaşında Ümm-i Ümare’nin oğlu Abdullah’a buyurdu ki:
- Ey Ümm-i Ümare’nin oğlu!
Hz. Abdullah, “Buyur ya Resulallah” deyince, ona, taş atmasını buyurdu.
Hz. Abdullah, önünde gitmekte olan atlı müşrike bir taş attı. Taş, atın gözüne değince, at ürktü ve at da, atlı da yere yıkıldı. Hz. Abdullah taşa tutup, o müşriki yaraladı.
Ümm-i Ümare, Uhud’da oğlu yaralanınca, oğlunun yarasını ve diğer sahabilerin yaralarını sarıyor, susuz olanlara su dağıtıyordu. Daha sonra, eline bir kılıç alarak çarpışmaya başladı.
İbni Kamia kâfiri, Resulullahı öldürmeye yemin etmişti. Resulullahı gördü. Resulullaha hücum edince, Ümm-i Ümare atının önüne geçti. Atını durdurup İbni Kamia’ya saldırdı. O müşrikin üzerinde zırh olduğu için darbeleri pek tesir etmedi. Zırh olmasaydı, o da öldürülen diğer müşriklerin yanına gidecekti.
Sonunda o müşrikin şiddetli bir hücumu ile boynundan ağır yaralandı. Resulullah efendimiz onun için buyurmuştur ki:
- Uhud günü ne tarafıma baktıysam, hep Ümm-i Ümare, hep Ümm-i Ümare’yi gördüm.
Nesibe Hatun, bu savaşta oniki-onüç yerinden yaralanmıştı. Bunlardan en ağırı, İbni Kamia’nın, boynunda açtığı yaraydı. Resulullah efendimiz, oğlu Abdullah’a bu yarayı sarmasını emrettiler. Sonra buyurdular ki:
- Ev halkınızı Allahü teâlâ mübarek kılsın. Senin annenin makamı filan ve filanların makamından hayırlıdır. Allahü teâlâ sizin ev halkınıza rahmet etsin!
Bir sene tedavi gördükten sonra bu yara iyileşti.
Müseylemet-ül Kezzab, yalancı peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkınca, Ümm-i Ümare’nin oğlu Habib, Amman’dan Medine’ye gelirken esir düştü. Müseyleme, kendisinin peygamberliğini kabul etmesini istedi. Habib onu tasdik etmeyince, tek tek uzuvları kesilerek şehit edildi.
Bunu işiten Ümm-i Ümare Müseyleme’nin ölümünü göstermesi için Allahü teâlâya duâ etti. Yaşı altmışın üzerinde olmasına rağmen, oğlu Abdullah’la beraber Yemame savaşına iştirak etti. Savaşın şiddetli bir anında, müslümanların dağılmaya başlamaları üzerine, kılıcını çekerek düşmana hücum etti. Oniki yerinden yara aldı. Müseyleme’yi de yaraladı.
Ümm-i Ümare’nin oğlu Abdullah’ın da bulunduğu, bir grup müslümanın önünden atla kaçmaya çalışan Müseylemet-ül Kezzab, Hz. Vahşi tarafından mızrakla vurularak öldürüldü.
Ümm-i Ümare bu savaşta kolunun birini kaybetti. İslâm ordusunun kumandanı Halid bin Velid, kendisiyle yakından alâkadar oldu. Yaralarını sardırdı. Böylece Müseyleme’nin ölüşünü görmüş oldu.
Bir gün Nesibe Hatun, Peygamberimize dedi ki:
- Ya Resulallah, Allahü teâlâya duâ et de cennette sana komşu olalım. Peygamber efendimiz de, “Allahım! Bunları, cennette bana komşu ve arkadaş et” diye duâ etti. Bunun üzerine Ümm-i Ümare dedi ki:
- Bu bana kâfidir. Artık dünyada ne musibet gelirse gelsin, hiç ehemmiyeti yok.
Birgün Resulullah efendimiz Ümm-i Ümare’nin evine teşrif ettiler. Ümm-i Ümare de yemek ikram etti. Resulullah efendimiz "Sen de ye" buyurdular. O da oruçlu olduğunu arz etti. Bunun üzerine Resulullah efendimiz buyurdu ki:
- Bir oruçlunun yanında yemek yenildiği zaman, sofra kalkıncaya kadar, melekler oruçluya duâ ederler.
Hz. Ebu Bekir de hilafeti zamanında, kendisini evinde ziyaret eder, hâlini, hatırını sorardı. Hz. Ömer zamanında, bir savaşta elde edilen ganimetler içinde kıymetli kumaşlar da vardı. Bunların en kıymetlisi olan altın sırmalı bir elbise, Hz. Ömer’e isabet etti.
Herkes gelinine veya hanımı Hz. Ali’nin kızı Ümm-i Gülsüm’e verecek diye beklerken, Hz. Ömer, “Bu elbiseye Ümm-i Ümare herkesten daha layıktır” buyurdu ve arkasından ilave etti:
- Resulullah efendimizin, “Savaşta ne tarafa baktımsa, hep Ümm-i Ümare, hep Ümm-i Ümare’yi gördüm” buyurduğunu işittim.
Bunları söyledikten sonra elbiseyi Ümm-i Ümare’ye gönderdi.
Ümm-i Ümare Uhud’dan başka, Hudeybiye, Hayber Umret-ül kaza, Huneyn ve Yemame gazalarına da katıldı. Biat-i Rıdvan’da hazır bulunmakla şereflendiler. Oğulları Habib ve Abdullah da, Peygamber efendimizin bütün gazalarına iştirak ettiler.
Ümm-i Ümare, ensarın Hazrec kabilesinden olup, Medine’nin ileri gelen ailelerindendir. Mazin bin Neccar’in evladındandır. Annesi, Rebab binti Abdullah’tır. Tahminen miladî 573 yılında doğdu. İkinci Akabe biatında bulunarak, zevciyle birlikte müslüman olmakla şereflendi.
Akabe’de, kocası Zeyd biat ettikten sonra, Peygamberimize gelerek dedi ki:
- Ya Resulallah! Ümm-i Ümare ve Ümm-i Müney adlı iki kadın da bizimle birlikte biat için gelmişlerdir.
Bunun üzerine Resulullah efendimiz, “Hangi şartlarda sizden biat aldımsa, onlardan da aynı şartlarda biat aldım. Ellerini tutup müsafeha zarureti yoktur" buyurdular ve kadınların elini tutmadılar.
Ümm-i Ümare’nin ilk kocası ensardan Zeyd bin Asım’dır. Zeyd’den Abdullah ve Habib isminde iki oğlu vardı. Her iki oğlu da Bedir savaşına katıldı. Diğer gazaların hepsine birlikte iştirak ettiler.
Hz. Zeyd’in vefatından sonra Ümm-i Ümare, Guzeyye İbni Amr’la evlendi. Bu zattan da oğlu Temim ve kızı Havle dünyaya geldi. Ümm-i Ümare’nin ne zaman vefat ettiği bilinmemektedir. Ancak Medine’de vefat etmiş, Bakî kabristanına defnedilmiştir. Ümm-i Ümare’den, Abbad ibni Temim, Hâris ibni Abdullah ibni Kâb, İkrime ve Leyla hadis rivayet etmişlerdir.

♥(¯`´•.¸(¯`´•.¸ _____ღ♥ღ_____ ¸.•´´¯)¸.•´´¯)♥
♥—==-♥°° Gΰζ Ταйєм |غولتانيم °°♥-==—♥
♥(_¸.•´´(_¸.•´´ ¯¯¯¯¯ღ♥ღ¯¯¯¯¯ `´•.¸_)

•|¤ۣۜ..¤|• Vatan sevgisi imandan gelir! •|¤ۣۜ..¤|•
(Hz.MUHAMMED s.a.v.)

•:*:• •:*:•SeHiTLeR öLMeZz•:*:• •:*:•




ΆĽŁăH'ıм ĠΦйŁúмūŹĐέ ŏĿãňı Ĥąĸķīмїžđā ĦăчıяŁı ΣўĿě
GüLTaNeM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 06-12-2008, 02:01 AM   #4 (permalink)
Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: iskenderun/Türkiye
Yaş: 41
Üye No: 25
Mesajlar: 250
Konular: 35
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 19
REP Seviyesi : mnuri is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Ellerine Sağlik Bacim. şu Imana Bak, şu Rasulullah S.a.v Sevgisine Bak. Rabbim Onlarin şefaatine Nail Eylesin Bizleri. Okuyup Amel Edenlerden Oluruz Inşaallah.

mnuri isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 06-12-2008, 04:40 AM   #5 (permalink)
IslamGul Dostu

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
sabah. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1270
Mesajlar: 693
Konular: 236
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 18
REP Seviyesi : sabah. is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
ablasiiiiiiiiiiiii gönlüne saglikkk paylasimin cok güzel masaaAllah

Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki heryerde
Ne çirkin yüzleri örtermiş, meğer o incecik perde
Vefa yok, ahde hürmet hiç, lafe-i bi medlul
Yalan raiç, hiyanet mültezem, heryerde hak meçhul
Ne tüyler ürperir ya Rab, ne korkunç inkılab olmuş
Ne din kalmış ne iman, din harab, iman türab olmuş..
sabah. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 06-12-2008, 12:10 PM   #6 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
armes32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 19
Mesajlar: 2.124
Konular: 149
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 4
REP Puanı : 43
REP Seviyesi : armes32 is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
ALLAH razı olsun
armes32 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4.5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:09 AM .


vBulletin v3.7.1 Patch Level 1, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd


 

» Bize ulasmak için affeyle@gmail.com adresine mail atin )
sitemap Tags ilahiler program indir