Geri git   > ISLAM ONDERLERI > Hanim Sahabiler
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Hanim Sahabiler Örnek Sahabilerimiz





Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06-20-2007, 04:16 AM   #1 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
dilektasi66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 28
Mesajlar: 6.304
Konular: 763
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 8
REP Puanı : 81
REP Seviyesi : dilektasi66 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Müminlerin Annesi Hz. Aişe (R.A.)

Ebedi hayat müjdecisi bir gün, Mescid-i Nebevi’de oturmaktaydı. En büyük sevdalıları da etrafında halka halka idi. Başta en büyük sıddıkiyet ve teslimiyet örneği Hazret-i Ebu Bekir, Hak ve adalet güneşi Hazret-i Ömer, haya madeni Hazret-i Osman, ilim ve hikmet kutbu Hazret-i Ali bulunuyorlardı.
Ve mü’minlerin şefkatli annesi Hazret-i Aişe ile ince ve derin Fatıma (Radıyallahü anhüma) da oradaydılar.
Bu, cihanın fazilet direkleri billur çeşmeleri Allah sevgilisinin iman aynası berrak yüzüne bakıp saadetten uçuyorlardı. Bütün insanoğluna Allah müjdesi getiren Peygamberler Peygamberi bir ara ciddi şekilde ağlamaya başladı. Elmas elmas göz yaşları mukaddes sakalına doğru akıyordu. Bunu gören Hazret-, Ebu Bekir (R.A.) sordu:
-Ey Allah’ın Resulü! Anam babam sana feda olsun, niçin ağlıyorsunuz?
-Ya Eba Bekir! Ben ağlamayayım da kim ağlasın? Ümmetimin önünde çok uzun ve tehlikeli bir yol vardır, hem de ümmetimin boyuna kadar masiyette, günaha dalmışlar.
Rikkat ve merhamet madeni Hz. Ebu Bekir’in de gözleri dolu dolu, gönül ocağına bir ateş düştü:
-Ey Allah’ın Resulü: dedi,, Senin mukaddes canın müsterih olsun, sen üzülme. Emin ol ki, kıyamet gününde ümmetinin günahları yüzünden işlerin sıkıştığı zaman ben ümmetinin bütün günahlarının yarısını yükleneceğim. Ta ki, onların ükü hafiflesin
Allah’ın Resulü cennetler gibi tebessüm buyurdular ve Hazret-i Ebu Bekir’in sırtını okşayıp, onu sena ettiler.
Sonra Hazret-i Ömer’e dediler:
-Ya Ömer! Söyle bakalım, Hazret-i Ebu Bekir’in sözlerini işittin, sen ümmetimin isyankarları hakkında ne yapabilirsin?
-Ey Allah’ın Resulü? Ben Ebu Bekir’in yaptığını yapacak kudret ve takatte değilim. Fakat ben de, ümmetinin günahlarının üçte birini yüklenebilirim!
Alemlerin Fahri, Hazret-i Ömer’i de okşadı. Sonra mukaddes gözlerini Hazret-i Osman’a dikti:
-Ya Osman! Dedi, ümmetim hakkında sen ne yapabilirsin?
Masum efendi cevap verdi:
-Ey Allah’ın Resulü! Anam babam sana feda olsun. Ben Ömer’in yaptığını yapmağa muktedir değilim. Fakat ben de, ümmetinin günahlarından dörtte birini yüklenebilirim!
İnsanlığın ve kemalatın güneşi onu da okşayıp memnun olduğunu bildirdi. Sonra bilgi güneşi Hazret-i Ali’ye döndü:
-Ya Ali dedi, ümmetim hakkında sen ne yapabileceksin?
Kevser sakisi cevap verdi:
-Ey Allah’ın Resulü! Benim elimden ancak mürüvvet çıkar. Ben de yarın kıyamet gününde sırat tarafını tutacağım ve gelen isyankârları Cehennem ateşine düşmekten alıkoymaya çalışacağım. Şayet işler çok şiddetlenir de daralırsam, onlara bedel kendimi nar’a atacağım. Onların her birini Cehennemden çıkarıp Cennete göndermeğe uğraşacağım!
Allah’ın sevgilisi, Cenab-ı Ali’nin bu cevabına da tebessüm ettiler ve Hazret-i Aişe’ye buyurdular:
-Ya Aişe: Sen de söyle, ümmetimin isyankarları hakkında ne yapacaksın? Zira sen de onların annesi bulunuyorsun. Anneye de evladı için bir fedakârlık ister.
Dirayet ve zarafet timsali Hazret-i Aişe dedi ki:
-Ey Allah’ın Resulü! Ben Fatıma’nın huzurunda ondan önce bir şey söyleyemem!
İnce ve derin Fatıma derhal cevap verdi:
-Sen anasın, ben evladım. Evlad anasının huzurunda, anadan evvel konuşamaz!
Hazret-i Aişe mukabele etti:
-Ya Fatıma! Ne diyorsun sen? Ben nasıl konuşabilirim ki o kimsenin yanında, onun hakkında Allah’ın Resulü şöyle buyurmuştur:
-Fatıma benden bir parçadır!
Peygamber kızı cevabı yetiştirdi:
-Ben nasıl konuşurum o kimsenin yanında ki, onun hakkında Kainatın Efendisi şöyle buyurmuştur:
-Beni görmediğiniz zaman, dininizin yarısı, yahut üçte birini Humeyra’dan (yani Aişe’den) alınız, öğreniniz!
Hazret-i Aişe’nin ruhu bir kuş gibi çırpındı ve dedi ki:
-Allah’a yemin ederim ki, ben senden evvel konuşmam ya Fatıma!
Müslümanlık tarlasının saadet mahsulü olan derin ve ince Fatıma konuşmak zorunda kalınca şöyle dedi:
-Ey aziz babam! Ümmetin hesap vermek için hazırlandığı sırada, sen beni mizan başında göreceksin!
-Ey babasının ruhu, ey iki gözümün nuru, orada ne yapacaksın?
Ey aziz babam! Eğer ümmetinin günahları ağır basarsa, taatleri hafif gelirse, zehirlenerek şehit edilen ciğerparem evladım Hasan’ın zehire bulanmış gömleğini sevap kefesine koyacağım. (ki o sırada Hz. Hasan ve Hz Hüseyin daha çocuk idiler) Eğer kafi gelmezse, üstümde, başımda ne varsa hepsini mizana koyacağım. Ta ki, ümmetinin sevap ve taati üstün gelsin!
Allah’ın Sevgilisi bu cevaptan pek hoşlandılar ve buyurdular:
-Ey mü’minlerin annesi! Söyle artık, ümmetimin günahkarları hakkında sen ne yapacaksın?
-Ey Allah’ın Resulü! O günde zannetmem ki, bu hale göre bana ihtiyaç kalsın!
-Şayet lüzum ve ihtiyaç hasıl olursa nasıl yapacaksın ya Aişe?
-Söylemek istemiyorum. Ey Allah2ın Resulü!
-Ya Aişe! Baban Eba Bekir’in hatırı için söyle!
-Söyleyemem!
-Ömer’in Hatırı için söyle!
-Söyleyemem!
-Ali’nin hatırı için söyle!
-Hayır, söylemeyeceğim!
-Öyleyse, Fatıma için söyle!
-Yine de söyleyemem!
-Ya Aişe kimin için söyleyeceksin?
-Ey Allah’ın Resulü! Allah için söyleyeceğim!
Ve Hazret-i Aişe, kendisine hayretle bakan gözler arasından süzülüp hücresine girdi. Ellerini ulvilik alemlerine kaldırdı. Öyle içten, öyle derinden yalvarıyordu ki, adeta kendisinden geçmişti. Diyordu ki:
-Ey biniyaz Allah! Ey sermayesizlere sermaye veren şanı yüce Mevlam! Zat-ı uluhiyetin hürmetine, nurun şerefine bana imdat et. Beni sen, bütün mü’minlerin anası kıldın da, kalbime hepsinin sevgisini yerleştirdin. Bir ana hiçbir zaman evladının yanmasına razı olamaz. Ya onları da benimle Cennetine koy, ya beni de onlarla beraber Cehennemine at!
Mü’minlerin temiz ve pak annesi Hazret-i Aişe (R.A.) böyle diyerek dua ediyordu. Gözlerinden billur billur yaşlar akıyordu. O nur tanesi, mü’minlerin derdiyle bikarar olmuştu.



İSRAİLİN FİLİSTİNDE İSLEMİŞ OLDUĞU İNSANLIK SUÇUNA SEYİRCİ KALMAMAK VE (PEYGAMBER EFENDİMİZİN (S.A.V)ZÜLME KARŞI SESSİZ KALAN DİLSİZ ŞEYTANDIR) DEDİĞİ ŞEYTANLARDAN OLMAMAK İÇİN ZÜLUM VE İŞKENCE ALTINDAKİ FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZE DESTEK OLMAYA VE İSRAİLİ LANETLE KINAMAYA DUYARLI HERKESİ ÇAĞIRIYORUM....



dilektasi66 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 06-20-2007, 04:19 AM   #2 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
dilektasi66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 28
Mesajlar: 6.304
Konular: 763
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 8
REP Puanı : 81
REP Seviyesi : dilektasi66 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Müminlerin Annesi Hz. Aişe (R.A.)

Bu esnada melekut aleminde bir şimşek çaktı ve Sultan melek Cibril, Arş-ı Aladan yeryüzüne süzüldü ve bir anda yetişip Allah’ın Resulüne hitap etti:
-Ey Allah’ın Resulü! Cenab-ı Hak sana selam ediyor ve buyuruyor ki: <<Aişe’ye söyle ey Habibim! Sen benim resulümün zevcesisin. Nasıl caiz olur ki, biz Azimüşşan seni Cehenneme atalım? Ateşe nasıl gönderelim seni? Biz kulumuza karşı ananın evladına olan şefkatinden çok daha şefkatliyiz! Keza, evladı anasından ayırmak olmaz. Ya Aişe! Kalbin rahat olsun. Gönlünü hoş tut. Hiç şüphe etme ki, yarın kıyamet gününde bütün “Mü’min” evlatlarını sana kavuşturacağız. Ve seni onlarla beraber Cennete koyacağız. Onların Rabbı onları temiz meşrubatla sulayacaktır. Altından nehirler akan Cennetler onların olacaktır.>>

Ve Aişe-i Sıddıka’nın duası böylece kabul edildi
Ulviyetin bu derecesi.
Ey necip ümmet! Kalb gözlerini aç, gönül defterlerine bunları not et. Senin için can feda eden, senin derdine göz yaşı döken, senin için şefaat mumunu yakan Kainatın Efendisine bak!
Artık hidayet çadırının altına gel! Allah’ın davetine, imanın mihverine, Kuran’ın gölgesine koş!
Sen, hakiki manada Ümmet-i Muhammed’den isen hiç korkma. Onların himmet kuşu, senin için kanat çırpar. Dünya güzeline gönül verme, sana felek ensene yüzlerce dert ve elem sillesi vurur! Hazret-i Mustafa’nın yoluna gir de bin zevk elde et. Hakiki mihrabına yüzünü dön de nuru gör!
Hakiki mü’min isen gel ihsanı göster,
Mukaddes din senden bu fedakarlığı ister!.

Haşiye: Hazret-i Fatıma’nın yukardaki, zehirlenerek şehid edilecek Hasan’ın ve şehit edilecek Hüseyin’in gömleklerini de mizana koyacağım sözüne hayret etmemek gerek. Çünkü Allah’ın Resulü Gayb-aşina gözlerle her şeyi görüyor ve gelecek zamandaki hadiseleri sahabilerine bildiriyordu. Ayrıca sahabiler keramet sahibi mübarek insanlardı. Hele bu sözü söyleyen Peygamber kızı Fatıma olursa daha da başkalaşır. Allah bizi onların şefaatine nail etsin.....
dilektasi66 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4.5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:29 AM .


vBulletin v3.7.1 Patch Level 1, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd


 

» Bize ulasmak için affeyle@gmail.com adresine mail atin )
sitemap Tags ilahiler program indir