Geri git   > ISLAMDA AILE VE TOPLUM
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et



İs arayanlar
Ek iş-ek işler-para kazanmak
evden iş ve kendi işinizi buldunuz
üye olup para kazanmak için TIKLAYINIZ
Dizi İzle
Diziler-Filimler-Fragmanlar
en son filimler-en son diziler
hepsini seyretmek için TIKLAYINIZ



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12-08-2007, 07:22 PM   #1 (permalink)
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 384
Mesajlar: 413
Konular: 72
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 67
REP Seviyesi : ihvann will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Islamda Evliliğe Birde şu Açidan Bakalim

İSLAMDA EVLİLİK

Rahman ve rahim olan Allah in adıyla;

Allah u zülcelâl Hz Muhammed sav in ümmetine en üstün din olan İslam dinini seçmiştir. İnsanları yaratılış olarak yeryüzün halifeleri kılmıştır. Bu suretle meleklerden de üstün kılmıştır.
Ayeti kerimede buyrulduğu üzere( Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. )rahman dilediğini yaratır ve seçer. Nasıl ki gecelerin içinden en hayırlı geceyi kadir gecesi, günlerden en hayırlı günü arife günü, aylardan en hayırlı ayı ramazan ayı şehirlerde en hayırlı şehir Mekke yi, insanlardan Hz Âdemin soyunu, milletlerden Hz İbrahim in milletini, neseplerden en hayırlı nesebi efendimizin ailesini seçtiği gibi, ümmetlerden de en hayırlı Hz Muhammed sav in ümmetini yani bizleri seçmiştir.

Bizler seçilmiş olan peygamberin seçilmiş ümmetiyiz. Allah u zülcelâl in dünya üzerinde ki görevli sanatıyız.

İşte bu noktada rab bul âlemin bizleri seçmiştir. Ve bizleri yaratılışının bir hikmeti olarak yeryüzüne indirmiş ve bizleri bu şekilde kendisini bilmemiz konusunda imtihan etmektedir.

Rab bilinmek istedi ve kullarını yarattı. Yarattığı her kulunu da bir sıfatı ile sıfatlandırdı. Kulun iyi ve kötü amellerine göre Allah u zülcelâl in o sıfatı onda tecelli eder ya da etmez. Bu kulun kendi cüz i iradesine kalmıştır.

Dediğimiz gibi bizlere her şeyden önemlisi bir irade verdi. Yemek yememiz için tercih yapabilmemiz için güzeli ve çirkini kendimiz ayırmamız için yanlışı ve doğruyu kendimiz belirlememiz adına bizi böyle bir irade ile donattı. Bizlere seçme ve hareket etme özelliği verdi. Daha sonra evlat, mal,ziynet,evlat gibi nimetlerle bizi donattı.Ve nimetleri nasıl ne şekilde kullanmamız için bizlere bir rehber bir kitap gönderdi. Bir sistem indirdi. Bunun adı da İslam dır.

Bu yüzden dediğimiz gibi evlilikte alla hu zülcelâlın bize verdiği nimetlerdendir. Öyle bir nimet ki diğerlerinden farklı olarak hem dünyevi hem de ahi ret nimetlerindendir. Ve de ahir eti kazanmaya vesile olan bir nimettir.

Bir kişiye alla hu zülcelâlı anlatmanın en güzel yolu ona rabbin nimetlerini anlatmak hatırlatmaktır. Rab tanındığı ölçüde kulda yüceliği zuhur eder. eger ki rab kavramının ehemmiyetini, seni kimin yarattığını, kendimizin bir hiç olduğunu bu noktada karşımızdakine bunu veremez isek ya da kişi bu şuurda olmaz ise rabbin emirleri konusunda da rabbin emirlerine göre hayatını düzenleme, değil de hayatına göre rabbin emirlerini düzenlemeye kalkabilir.

O yüzden bizler inşallah rabbimizi tanıyacağız. Yaratılış gayemizi anlayacağız. Allah in günah yazmadaki sevap yazmada ki muradını anlayacağız, daha sonrada rabbin emirlerine itaat noktasında hiçbir sıkıntı çekmeyiz inş.

Evliliğin dünya ve ahi ret saadetine gelmeden önce bir aç noktaya daha değinmek isteriz.

Bunlardan biri hani demiştik ya yukarıda rabbin helal ve haramlardan sevap ve günahlardan muradı nedir diye; işte yani öyle bir amel vardır ki ufaktır fakat rab katında kulu cennete koyan tek amelde o olabiliyor. Öyle amellerde vardı ki görünürde çok büyük olmasına rağmen mahşer meydanında değer verilmeyen ameller arasında yer alabiliyor. Rabbin o gün yüz çevirdiği amellerden olabiliyor.

Demek ki burada bir ölçü var rab başka bir ölçüye bakıyor. Bizleri yaratan Allah beynimizde ne düşüncenin odluğunu bilen rab bizlere bizlerin beklide işimize gelmediği için anlamak istemediğimiz bir ölçü ile yaklaşıyor.

Kalp ölçüsü ile niyet ölçüsü ile. Bunların birleşmesi ki ihlâsı ortaya koyuyor.

İşte bizden hayatımızın hiç fark etmek istemediğimiz bir zamanında anlamadığımız ya da anlamak istemediğimiz zamanımızda ki bir amelimizle bile bizleri cennetine ya da Allah muhafaza cehennemine koyabiliyor.

Ne mükemmel bir hadisi şerif tir tir ki hepsi öyledir efendimiz buyuruyor (sav):sevdiğiniz mallardan infak etmedikçe gerçek iman etmiş sayılmasınız. Kendiniz için düşündüğünüzü de bir mümin kardeşiniz için düşünmediğiniz sürece gerçek iman etmiş sayılmazsınız.

Evet, Allah in resulü diyor ki sevdiğiniz şeyler hoşunuza gidenler şeylerden vazgeçmedikçe işte buraya dikkat edelim inş.

Şöyle bir düşünelim hayatımız boyu kaç sevdiğimiz şeyden infak edip Allah yolunda verdik ya da Allah için ondan vazgeçtik. Beklide birkaç tane? Hâlbuki Allah rasulu her yaptıgınız işte diyor öyle değil mi?

Burada münafığın bir özelliğini belirtmek isteriz. O münafık ki; yaşantısına ters düştüğü yerde verilen emri kabul etmez. Bizlerin böyle bir durumda münafık olanla aramızdaki tek farkın onun kabul etmemesi bizlerinde sukut durarak görüntüde evet bu emir vardır fakat işleyişte hayır yoktur dercesine o emrin tersini yapmamızdır.

O halde bir kalpte iki sevgi olmaz. Nasıl ki bir kova suya necisi olan bir şey koyduğumuzda tüm suyu fesada uğratacağı gibi yani necisi yapacağı gibi bizlerde temiz olan samimi olan imanımıza Allahın emirleri noktasında en can alıcı noktada bir haram karıştıracak olursak o necasetin kovanın tümünü hükmen necisi kılacağı gibi yaptığımız kötü haram olan iş ise aynı hükmi ölçüde rabbe yönelme konusundaki onun emirlerine itaat noktasındaki samimiyetsizliğimizi ortaya koyacaktır.

Belki o su görüntüde rengi değişmeyecektir, kokusu değişmeyecektir görüntüde temiz gözükecektir fakat manevi hükmünde hep kirli kalacaktır. Ve o suyla yıkanan her maddeye tesir edecektir. Ve o yıkanan maddede ondan etkilenecektir, onun manen etkilendiği gibi.

Bir müteahhit in eksik malzeme ile bina yaptığını düşünelim. Ve bu müteahhidin başka yerlerde de bina yaptığını düşünelim fakat o diğer yaptığı yerlerde ki malzemeleri hakkıyla koyduğunu düşünelim.,,o eksik malzeme ile yaptığı bina onun sağlam yaptığı binalara tabidir ki zarar vermez dimi.

Evet, belki diğer sağlam binalara zarar veremez. Fakat o binada oturacaklar, deprem gibi bir test ten geçtikleri zaman o vakit o çürük olan binadan böyle telafisi mümkün olmayan bir netice ortaya çıkacaktır öyle değil mi?

İşte evlilikte tıpkı bunun gibidir. çünki temelin atıldığı yer temelin atılış şekli kadar önemlidir.

Düşünmek isteyen bizler için anlamak isteyen bizler için bu kelamlarda nice manalar olabilir.

Bu yüzden hiç kimse birkaç saatlik bir eğlence için akrabaların memnuniyeti de olsa kendi nesebini tehlikeye atmaz,en azından atmak istemez.

E be heyhat senin nesebin daha o düğün anında atılmaya başlıyor.

Günümüzde maalesef bakıyoruz. Yaşlarının ilerlemesini gerçek bir vakar sanarak yaşlarının ilerlemesini bir erdemlilik her şeyin doğrusunu biz biliriz edasıyla damadın ya da gelinin önünde anne ve baba pazarda malı satmadan önce pazarcıların elmalarını parlatmaları gibi alkışlar arasında Pazar ehline pardon düğün salonu ya da nahoş bir ortama getirmesi pazarcılar kadar bak bu elmadır demese de elmanın parlaklığı kendini zaten zuhur ettirir derecededir.

Tabi ki babanın verdiği her onay haşa rabbin katında itibar edilen onaydır ya hayatının en marazlı günlerinde o nazenin gelini salyası akmasa bile hadi salyanı akıt dercesine benim kızıma kararlarla daha kocasının eli değmemişken o nazenin gelin, yüzler erkeğin nefesini alır içine.

Beklide çok normal şeyler olabilir günümüz toplumun da, beklide biz çok abartıyoruz ya da haddi mahal çerçevemizi aşıyoruz denebilir fakat unutulmaması gerekir ki dünyada rabbin ipine sarılan insanlar, Allah namına askerlik yapar Allah namına hesap keser, Allah namına öldürür, Allah namına harcar, Allah namına verir, Allah namına lanet eder. Çünkü zati mahallin de rabbin askerliğine soyunmuştur. Her gittiği yere padişahının büyük fermanına güvenerek gider açıkça söyler. Beşeri toplumların hükümlerine bakmaz. Ölçü aldığı rabbinin buyruklarıyla hareket eder.

İşte böyle bir ortamdan çıkan görüntü de safi yane bakılan gözlerden arınmış bir gelin, ya da gelini çıkaralım aradan. Gelin diyelim ki o ortama hiç getirilmemiş. Pekala, orada bir araya gelen mahrem erkek ve kadınların bir arada bulunmalarının hesabını kim verecek? Yoksa babası mı? Kim verecek!
Düğün masrafını karşılayan damat mı?
Heyhat. Yâda biz mi çok radikaliz! Eğer ki bacımın ağabeyimin iffetini kardeşimin iffetini her yönüyle düşünmek korumak bir radikalsizim ise evet bizde sözde dediğinizdeniz özde ise İslam in emirlerini yaşamaya çalışanlardanız ki öyle olmaya çalışıyoruz. Kendimizi halkanın dışına çıkardığımız yok.

Sonrada ya o ebeveynlerden çocuk olur. Bak cin gibi çocuk. Tabi ki cin gibi olacak. Cin bakışlar zuhur etmiş çocuğun omuriliklerine annesi aracılığıyla. Tabi ki herkesin fıtratından çekecek.

Efendim bizim çocuk yerinde durmuyor. Durmaz tabi. Durur mu? Durur mu?
ihvann isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-08-2007, 07:23 PM   #2 (permalink)
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 384
Mesajlar: 413
Konular: 72
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 67
REP Seviyesi : ihvann will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Velhasıl kelam kişi hayatını İslami kurallar çerçevesinde yaşar. hani dedik ya rabbin rıza sı nerededir bilinmez öyle değil mi. Be hey rabbin rıza sına talip zat; ya, rabbin senden rızalığı belki de yapacağın o düğün de ise. Bilebilir miyiz, bunun garantisini kim verebilir ki bize!

Piri fani tarzına bürünmüş yâda görüntüsü o tarz anneme soruyorsun diyorsun ki ya düğünü nasıl yapacaksınız. Ya sanki rabbe çok ibadet etmiş ya, rabbin hükmünde sanki ortaklık sahibi olmuşçasına. Bir sefer zaten canım başka düğün mü olacak sanki yapın ne gerekiyorsa (iffetsizlik adına) yapın.bir sefer ne olur ki! Ama bilmez ki rabbin katında her şey bir seferdir.


Hani bir sefer ya gelinin başı açılır. şöyle bir son kez oynatılır. belkide sorsan o kişiye sen hayatında hiç oynadın mı hayır ilk defa herkesin içinde oynadım diyecektir. Demek istediğimiz şudur ki bir kişi daha öncede oynarda hadi sürekli yaptığı bir şey olurda son kez doya doya yapar iffetsizliğini. Fakat bu gelin onu da yapmamıştır. Hani erdemlilik vasfına düğünlerde bürünen o büyükler var ya; sorsan tahareti bilmezler işte onların vesilesi ile yapılmayanı da yapmış olur.

Evet, Allah u zülcelâl bizleri böyle düğünlerden muhafaza etsin inşallah.

Evet, konumuz aslında evliliğin faydaları idi fakat biraz konumuzun dışına çıktık. bundanda bir hayır murat ederek demek ki söylenmesi gerekiyormuş diyoruz.

Evet, iki yönlü bir nimettir. Birincisi kişiyi manevi olarak hem ahir eti kazanma adına önemli bir görevi ifa etmiş olur. İkincisi ise dünyevi saadet açısından kişinin düzenli bir hayat kurmasına ve evlat gibi nimetlerle donanmasına vesile olur.

Pekala, nedir dünyevi faydaları?

1:Kişiye düzenli bir hayat kazandırır
2:Kişiyi evlat nimeti gibi bir nimet ile donatır.
3:Kişide vakar ı sağlar.
4 Dertleşmek için dışarıdan arızi bir kişiye ihtiyaç duymaz.
5:Kişinin ibadetini huzurlu yapmasını sağlar.
6:Aklın dağılmamasını konulara daha kolay yoğunlaşmasını sağlar.
7:Toplumlara daha rahat girmesini sağlar.
8:İnsanlar ile olan münasebetlerinde başta Allah u zülcelâl e olmak üzere eşine olan sorumluluğundan dolayı daha temkinli daha fazla bir muhasebeden sonra hareket ederler.

Yani toplumsal ve ailevi faydalarda diyebiliriz.

Manevi faydaları ise;
1:kişi yi harama bakmaktan ve yanaşmaktan alıkoyar.
2:kişiye manevi bir huzur verir ki buda o kişide dun yaya sabretme tutunma aşkını verir.
3 Diğer iki maddeyi de aslında içine alan kişiyi haramlardan uzak tuttuğu için alla hu zülcelâlın rızasını kazanma adına en büyük etkenlerdendir.


Pekâlâ, evlilik yani evlenmenin hükmü nedir?

Bunun cevabı biraz farklıdır. Yani kişiye göre değişkenlik gösterir

Eğer ki bir kişi evlenemediği takdir de kesinlikle harama düşecek korkusu var ise bu kişiye fıkhen evlenmek farzdır.

Eğer ki bir kişi evlenemediği taktir de kesin olmamakla birlikte harama düşecek, bakacak yada yanaşacak korkusu var ise bu kişiye de evlenmek fıkhen vaciptir.

Eğer ki bir kişi evlenemediği taktirde herhangi harama bakacak yada düşecek korkusu yok ise bu kişiye de fıkhen evlenmek sünnettir. çünkü bu tarz doğuştan erkeklik güdüleri zayıf insanlar olabiliyor. Ya da böyle bir sıkıntısı yoktur ama karşı cinse arzu bakımında kesin surette kendini dizginleme konusunda sıkıntısı yok ise bu kişiler içinse evlenmek fıhken sünnettir.

Kişiye evlenmek farz ve vacip olan kişi aynı zamanda sünneti de işlemiş olur.
ihvann isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-08-2007, 08:00 PM   #3 (permalink)
IslamGul Dostu

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: Kadirli'li
Yaş: 27
Üye No: 12
Mesajlar: 6.843
Konular: 1806
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 143
REP Seviyesi : CANSEVER will become famous soon enoughCANSEVER will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
bu yazinizin ilk paragrafini okudum ama gerisini okuyamadim insallah aksam veya yarin okuyacagim

Kadın vücudu üzerinden para kazanan, din deyince tüyleri ürperen her gün dini hareketler uygulamalar örgütler ve hizmetler aleyhinde yayın yapan işi gücü Kur’an Kursları İmam Hatip Okulları başörtüsü, tarikatlar, din hizmeti için kurulmuş dernekler ve vakıflarla uğraşmak olan dedektif gibi bunları takip eden yalan yanlış haberler yapan gazeteleri ve kanalları evlerinize sokmayın satın alarak ve reklam vererek desteklemeyin aksi halde manevi sorumluluğunuzun ağır olacağını unutmayın
CANSEVER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-09-2007, 01:48 AM   #4 (permalink)
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 249
Mesajlar: 5.430
Konular: 641
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 66
REP Seviyesi : ennur will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
ennur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-09-2007, 02:22 AM   #5 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
dilektasi66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 28
Mesajlar: 5.844
Konular: 617
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 7
REP Puanı : 77
REP Seviyesi : dilektasi66 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Bu yüzden dediğimiz gibi evlilikte alla hu zülcelâlın bize verdiği nimetlerdendir. Öyle bir nimet ki diğerlerinden farklı olarak hem dünyevi hem de ahi ret nimetlerindendir. Ve de ahir eti kazanmaya vesile olan bir nimettir.

dilektasi66 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4.5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:58 AM .


vBulletin v3.7.1 Patch Level 1, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd


 

» Bize ulasmak için affeyle@gmail.com adresine mail atin )
sitemap Tags ilahi indir ek isler ek isler memurlar kranke

ValidRank Button