Esselamu Aleykum / islamgul.com Forumları Okundu Kabul Et | islami forum

Geri git  

ANASAYFA

> ISLAMDA AILE VE TOPLUM > ISLAMDA KADIN






Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Başörtülü öğrenciye hakarete tepki Sahra ÖKS Haberler 1 07-24-2008 05:29 PM
Hulâsa Erkek mü'min kardeşlerim! Lieclillah ISLAMDA ERKEK 1 06-09-2008 04:58 PM
Başörtülü anneye utandıran yasak CANSEVER Zaman Gazetesi 0 06-07-2008 05:12 PM
slm din kardeşlerim berna_48 Tanisma 11 02-28-2008 02:53 PM
Selamun Aleyküm Can kardeşlerim Ehlıbeyt Tanisma 14 02-09-2008 03:01 PM

Cevapla
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Muhterem Başörtülü Hanımefendi Kardeşlerim,
 
 
IslamGuL Ustasi
CANSEVER - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Alıntı ile Cevapla
Tecrübe Puanı: 11 CANSEVER has a spectacular aura aboutCANSEVER has a spectacular aura about
 
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: Libya
Yaş: 28
Mesajlar: 7.365
05-16-2007, 05:24 AM
 
Bendeniz İlahiyat Fakültesi mezunu, evli ve iki çocuk babası bir kardeşinizim. Hergün binlerce insanın geçtiği işlek bir yol üzerinde bir dükkanım var. Bu yüzden birçok farklı insan görüyor ve yine birçok insanla görüşüyorum.



Sizlere bu mektubu yazmamın sebebi hergün gördüğüm insanların içinde yer alan yüzlerce başörtülü kardeşimin bazılarında tesbit ettiğim giyinme yanlışları hakkında sizleri uyarmak istememdir.

Buna cür`et etmemin sebebi de Yüce Rabbimiz Allah`ın şu ayeti ve önderimiz Hz. Muhammed`in (s.a.v.) şu sözleridir:



* "Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir." (Al-i İmran Suresi Ayet 104)



* "Sizden birisi bir kötülük görürse onu eli ile değiştirsin, buna gücü yetmezse dili ile değiştirsin, buna da gücü yetmezse kalbi ile bu durumu kötü görsün; ki bu da imanın en zayıfıdır." (Hadis-i Şerif)



* "Ya iyiliği emreder, kötülüğü menedersiniz; ya da başınıza Allah`tan gelecek bir musibeti beklersiniz." (Hadis-i Şerif)



* "Muhakkak ki din nasihattır." (Hadis-i Şerif)



Muhterem Kardeşlerim,



Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, bazı İslam düşmanlarının iftiralarının aksine bu din, kadını hor gördüğünden değil; tam aksine onu herkesin istediği şekilde göremeyeceği nadide bir mücevher gibi kabul ettiğinden, onu kem gözlerden korumak istediğinden yani ona değer verdiğinden dolayı örtünme emrini getirmiştir. Şu bilinmelidir ki İslam`dan başka hiçbir sistem, hangi inançtan olursa olsun, sonuçta bütün insanların ulaşmak istediği en değerli yer olan Cennet`i, "anneler`in ayağının altında" kabul edecek kadar; "Sizin en iyiniz kadınlarına karşı en iyi olanınızdır." diyecek kadar ve doğum sırasında ölen kadını "şehid" kabul edecek kadar kadınlara değer vermemiştir.



Başörtüsü ve örtünme emri, farz olduğu "müslümanlar" tarafından kesin olarak bilinen bir emirdir; bu konuda hiç bir şüphemiz yoktur ve müslümanlar bu emri severek yerine getirirler. Çünkü onlar Allah`ın ve Rasulunün emirlerine sıkı sıkıya bağlıdırlar ve "şiddeti her tarafa yayılacak olan büyük bir günün azabından" korkarlar.



Son senelerdeki başörtüsü tartışmaları, bazı bilgisiz veya kötü niyetli kişilerin yanlış veya kasıtlı yorumları halkımızdan bazı kesimleri yanıltma ve sanki İslam`da örtünme emri yokmuş gibi bir hava estirme amacı gütmektedir. Birtakım yeni yetme İlahiyatçı veya din adamı görüntüsündeki şahıslar dünyada tek akıllı kendileri kalmış gibi Allah`ın ve Peygamberi`nin bu kesin emrini ilgili ayet ve hadisleri kendi hevesleri doğrultusunda yorumlayarak yozlaştırmaya çalışmaktadırlar. Bu kişilere sormak gerekir; örtünme emrini (hâşâ) Peygamberimiz`den başlayarak asırlar boyunca bütün Sahabe, herbiri yüzlerce eser vermiş bütün İslam alimleri ve sonra bütün Müslümanlar yanlış anladı da; üç-dört kitap yazmayla profesör olan bu yeni yetmeler mi doğru anlıyor(?) Tabii ki hayır... Hadi bir anlık bütün dînî emir ve kavramları bir tarafa bırakalım, din diye birşey yok farzedelim; bu durumda bile başörtüsü bizim için vazgeçilmezdir. Çünkü başörtüsü bizim örfümüzde, kültürümüzde, tarihimizde kayıtlıdır, kazılıdır: İşte Anadolu Kurtuluş Savaşı`nda kağnıyla cepheye mermi taşıyan başörtülü ninelerimiz, işte köyüne saldıran düşmana satırla girişen Nene Hatunlar, işte örtüye uzanan bir düşman eli sebebiyle Maraş`tan Güneydoğu Kurtuluş hareketini başlatan Kahraman Maraş halkı ve işte "İstiklal Marşımızın yazarı" büyük şair, büyük insan Mehmet Akif Ersoy ve onun iki dizesi...:



Kızımın iffeti batmakta rezîlin gözüne;

Acırım tükrüğe billâhi tükürsem yüzüne!



Başörtüsüne karşı duran bir Anadolu insanı bırakın dinine karşı olmayı, kendi milliyetine ve kültürüne karşıdır demektir, bir zamanlar Maraş`ta örtüye el uzatan düşmanla aynı safta demektir... Bu girişin ardından tekrar esas konumuza dönelim.



Çok Değerli Başörtülü Hanım Kardeşlerim,



Örtünme emrinin amaçları arasında siz değerli hanım kardeşlerimizi kem gözlerden, hain bakışlardan korumak ve yabancı erkeklerin dikkatinin üzerlerinize çekilmemesini sağlamak olmasına rağmen, bazı kardeşlerimiz bu emri yerine getirmeye çalışırken yaptıkları hatalarla bu amaçların tersinin gerçekleşmesine sebep oluyor ve maalesef örtünüyoruz sandıkları halde örtünmüyorlar.

Bu durum da sizleri seven ve saygı duyan biz erkek din kardeşlerinizi üzüyor. Çünkü siz bizler için çok değerlisiniz. Sizler bizim ya anamız, ya bacımız, ya kızımız ya da hanımımızsınız. Bizler sizin yalnızca Allah`ın emrini tutarak örtünmenizden dolayı sizlerle gurur duyuyoruz, sizler bizim namusumuz ve Fatih`leri doğuran ve doğuracak en değerli varlıklarımızsınız, bizler sizin saçınızın bir telini bile esen rüzgardan sakınırız, kıskanırız.



Şimdi burada öncelikle konumuzla ilgili olan ve eğer müslümansak bizleri bağlaması gereken, hanımların giyinmesi ile ilgili bir ayeti, Peygamberimizin sözleri olan hadislerden birkaçını ve O`nun ocağında yetişmiş değerli hanımı Hz. Aişe`nin iki sözünü sizlere hatırlatmak istiyorum:



1- Ayet: "Mü`min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları hariç, zinetlerini açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar... Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar..." (Nûr Suresi Ayet 31.)



2- Hadis: Hz. Aişe`den rivayet edildiğine göre bir gün kızkardeşi Esma ince bir elbise ile Rasulullah`ın huzuruna girmişti. Hz Peygamber bunun üzerine hemen ondan yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu: "Ey Esma! Şüphesiz kadınlar erginlik çağına ulaşınca onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir." Hz Peygamber bunu söylerken yüzünü ve ellerini işaret etti. (Ebu Davud Libas 31.)



3- Hadis: "Ümmetimin son dönemlerinde giyimli fakat çıplak bir takım kadınlar olacak, bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Onlar cennete giremez, cennetin kokusunu bile alamazlar." (Ebu Davud Libas 125, Cennet 52.)



4- Hadis: Birgün Peygamberimiz bir arkadaşına Mısır`da dokunmuş bir keten kumaş vermiş, yarısından kendine gömlek diktirmesini, diğer yarısından ise hanımının giysi yapmasını istemiştir. Ancak daha sonra şöyle buyurmuştur: "Hanımına git söyle altına bir gömlek diksin. Çünkü vücut şeklinin ortaya çıkmasından korkarım." (El Kurtubî, El Cami`, XIV, 156.)



5- Peygamberimizin Hanımı Hz. Aişe`nin Sözleri: Temim Oğulları kabilesinden bir takım kadınlar Hz Aişe`yi ziyarete gelmişlerdi. Üstlerinde ince giysiler vardı. Hz Aişe onlara şöyle dedi: "Eğer sizler mü`minler iseniz, bunlar inanmış hanımların giysileri değildir. Eğer mü`min değilseniz o zaman durum değişir."

Yine birgün onun huzuruna, ince başörtülü bir gelin getirilmişti. Bunun üzerine O şöyle dedi: "Nûr Suresine inanan bir kadın bunu örtünmez." (El Kurtubî, El Cami`, XIV, 157.)



6- Hadis: "Bir kadın koku sürünerek dışarı çıkar ve koku ulaşsın diye bir topluluğun yanına giderse zinaya bir adım atmış olur." (Tirmizi, Edeb, 35; Nesâî, Zîne, 35)



7- Hadis: "Kadınlardan erkeklere benzeyenlerle; erkeklerden kadınlara benzeyenler bizden değildir." (Buhârî, Libas, 61)



Muhterem Başörtülü Kardeşlerim,



Şimdi sizlere bu mektubu yazma sebebim olan noktalara değinmeye geçebilirim. Burada bazı hanım kardeşlerimizin özellikle yaz aylarında düştükleri örtünme ve giyinme yanlışlarını madde madde sayarak sizleri uyarmak istiyorum:
__________________


İnmemiştir hele Kur’an

Bunu hakkıyla bilin

Ne mezarlıkta okumak

Ne de fal bakmak için.

Mehmet AKİF ERSOY


ZUMER SURESI 27-Yemin ederim ki, bu Kur'an'da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi düşünsünler. .
 
 
 
 
IslamGuL Ustasi
CANSEVER - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Alıntı ile Cevapla
Tecrübe Puanı: 11 CANSEVER has a spectacular aura aboutCANSEVER has a spectacular aura about
 
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: Libya
Yaş: 28
Mesajlar: 7.365
05-16-2007, 05:24 AM
 
A- SOKAKTA GİYİLEN ELBİSEDE YAPILAN YANLIŞLIKLAR:



1- İçi gösteren astarsız ve ince gömlek, elbise, özellikle etek (şifon ve organze türü):

Bazı kardeşlerimiz sokakta dış elbise olarak, güneş ışığı veya dükkanların ışıkları vurduğu zaman ve hatta ışık vurmadan bile içini gösteren ince elbise veya ceket altı etek giyiyorlar. Bu da çok vahim sonuçlara neden oluyor ve maalesef bazen içiniz görünüyor. Bu tür giyinme hatası geçen yaz mevsiminde had safhada idi bu yaz da öyle olacağa benziyor. Kardeşlerimiz bu tavırlarıyla yukarıda saydığımız 2, 3, 4 ve 5. hadislere aykırı davranıyorlar. Lütfen bu yanlışa düşmeyin.



2- Dar ve vücuda yapışan elbise, tişört ve gömlek:

Sokakta dış elbise olarak bu tür şeyler giyilince vücut hatları belli oluyor ve erkeklerin dikkatini çeker bir hale geliyor. Bu tür giyinişler de örtünme emrinin genel amaçları ile yukarıdaki 3. ve 4. hadislerin emirlerine aykırı. Lütfen sokakta dış elbise olarak bu tür şeyleri giymeyin.



3- İçi göstermese ve dar olmasa bile kumaşının türü sebebiyle vücuda yapışan ve vücut hatlarını belli eden elbise ve etek. (Buzy, ipekli türü vb.):

Bir üst maddedeki mahzurlar bu tür giyinişte de mevcut. Lütfen sokakta dış elbise olarak bu tür şeyleri giymeyin.



4- Pantolon:

Bazı başörtülü hanım kardeşlerimiz dış giysi olarak beline kadar bir üst elbise veya ceket giydiği halde belden aşağısı açıkta kalacak şekilde altına pantolon, hatta bazen dar pantolon ve hatta ne kadar acıdır ki bazen de bulucin giyiyorlar. Bu da vücut hatlarını belli ediyor ve dikkat çekiyor. Üstelik başörtülü bir hanımın böyle giyinmesi daha çok dikkat çekiyor ve İslam`la alakası olmayan insanların bile "Şuna bak bir de başörtüsü takıyor!" demesine neden oluyor. Onların öyle demesi bir yana bu tür giyinişler örtünme emrinin genel amaçları ile çelişki halinde. Bir de bu tür bir giyiniş yukarıdaki 7. hadiste geçen Peygamber Efendimizin şiddetli yasağının sınırlarını zorluyor. Lütfen bu tür olumsuzluklara sebep ve bir erkek giysisi olan pantolonu sokakta giymeyiniz.



5- Kısa kollu elbise:

Hayret edilecek bir şekilde son zamanlarda bu tür giyinişlere de rastlıyoruz. Özellikle bazı genç hanım kardeşlerimiz de üstlerine delikli, dantelli veya saydam bir üst giyisisi alıyor ve kısa kollu giyisisi bunun altından görülüyor. Oysa örtünme emrinin gerçekleşmesi için kolların kapalı olması gerekiyor. Yukarıdaki 2. hadiste Peygamberimiz, hanımların yabancı erkeklere karşı yalnızca yüz ve ellerinin açık kalacabileceğini söylüyor. Lütfen bu noktaya dikkat edin ve bu tür yanlışlara düşmekten kaçının.



6- Yırtmaçlı etek:

Anlaşılması çok güç ama bazı kardeşlerimiz de dış elbise olarak altlarına yırtmaçlı etek giyiyorlar. Gene anlaşılması çok güçtür ki bu yırtmaç bazen diz kapaklarına kadar bile çıkabiliyor. Kardeşlerim! Böyle örtünme olur mu? Yanlış yapıyorsunuz! Yoksa son zamanlardaki tesettür tartışmaları, televizyon ve tesettür defileleri vs. bizlere temel bazı şeyleri, bazı değerleri unutturdu mu? Kardeşlerim bu tarzda bir giyinmeyle ayete de hadise de, örtünme emrinin amaçlarına da muhalefet ediyorsunuz. Tesettürlü bir hanımınefendinin böyle bir giyiniş tarzı olamaz. Lütfen bu hataya düşmeyiniz.



7- Manto ve pardesü türlerinden: 1-İçini gösteren, 2-Çok aşırı süslü, 3-Çok dikkat çekici renkli (mesela kırmızı), 4-Dar, 5-Uzun yırtmaçlı, 6-Parlak deri, 7-Bele doğru daralan (Rus modeli):



Bu tür pardesü ve mantolar da dikkatleri üzerinize çekmenize veya bazen vücut hatlarınızın belli olmasına sebep oluyor. Oysa örtünme emrinin amaçları arasında bunları önlemek var. Lütfen pardesü ve mantonuzun böyle olmamasına özen gösterin.
__________________


İnmemiştir hele Kur’an

Bunu hakkıyla bilin

Ne mezarlıkta okumak

Ne de fal bakmak için.

Mehmet AKİF ERSOY


ZUMER SURESI 27-Yemin ederim ki, bu Kur'an'da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi düşünsünler. .
 
 
 
 
IslamGuL Ustasi
CANSEVER - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Alıntı ile Cevapla
Tecrübe Puanı: 11 CANSEVER has a spectacular aura aboutCANSEVER has a spectacular aura about
 
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: Libya
Yaş: 28
Mesajlar: 7.365
05-16-2007, 05:25 AM
 
B- BAŞÖRTÜSÜ YANLIŞLARI:



1- İçini gösteren ince türde baş örtüsü:

Yine arkadan ışık vurunca ve hatta bazen vurmadan bile içini gösteren başörtüler takılıyor. Bu durum da yukarıda 5. maddede Hz. Aişe`nin söylediği gibi dinin bu emrine açık bir muhalefet oluyor. Lütfen sokakta takacağınız başörtünüzü seçerken ve takarken içini göstermeyecek kalınlık ve kalitede olmasına dikkat edin.



2- Boynu örtmeyen baş örtüsü:

Bu yanlış uygulamaya da oldukça çok rastlanıyor. Yalnızca çene altında veya ensede bir düğüm atılınca boyun açık kalıyor ve yukarıdaki 1. ayette geçen "Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar" emri gerçekleşmiyor. Lütfen başörtünüzün ucunu boynunuzu da kapatacak şekilde yakanızın üzerine sarkıtın.



3- Saçı tam örtmeyen, saçtan arkaya kayan ve saçın önünü dışarı çıkaran baş örtüsü:

Bu yanlışa bir üst 2. maddedeki gibi başını bağlayan kardeşlerimiz düşüyor ve örtünme emri tam olarak gerçekleşmiyor. Lütfen başörtünüzü güzel ve sağlam bağlayarak veya altına tülbent takarak kaymamasını ve saçınızın hiçbir tarafının görünmemesini sağlayınız.



4- Aşırı süslü, dikkat çekici renkte (mesela kırmızı) ve yaldızlı başörtüsü:

Bu tür başörtüsü de dikkatleri ve bakışları üzerinize çekiyor. Oysa ki bu sonuç örtünme emrinin hedeflerinden değil. Lütfen sade veya aşırı süslü olmayan başörtülerini tercih edin.



5- Pardesü veya elbisenin içinde bırakılmak ve boyun veya ense üzerinde düğümlenmek suretiyle sıktırılan, böylece başın veya saçın şeklini ortaya çıkaran başörtüsü:

Yukarıda saydıklarım kadar tehlikeli olmasa da bu uygulama özellikle genç hanım kardeşlerimiz arasında oldukça yaygın. Hele bazı kardeşlerimiz başörtülerini böyle bağlamakla birlikte bir de saçlarını topuz yapıyor veya yukarıya doğru topluyorlar. Bu durumda başları 3. hadiste geçen tabirle "deve hörgücü"ne benziyor. Takdir edersiniz ki bu da çok dikkat çekici oluyor ve örtünmenin amacını bir ölçüde tehlikeye düşürüyor. Bu kardeşinizi dinlerseniz lütfen böyle yapmayın ve ayette geçtiği gibi başörtünüzü yakanızın üzerine koyarak sarkıtın derim.
__________________


İnmemiştir hele Kur’an

Bunu hakkıyla bilin

Ne mezarlıkta okumak

Ne de fal bakmak için.

Mehmet AKİF ERSOY


ZUMER SURESI 27-Yemin ederim ki, bu Kur'an'da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi düşünsünler. .
 
 
 
 
IslamGuL Ustasi
CANSEVER - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Alıntı ile Cevapla
Tecrübe Puanı: 11 CANSEVER has a spectacular aura aboutCANSEVER has a spectacular aura about
 
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: Libya
Yaş: 28
Mesajlar: 7.365
05-16-2007, 05:25 AM
 
C-AKSESUAR VE AYRINTI YANLIŞLARI:



Bunları şöyle sıralayabiliriz:

Bazı genç hanım kardeşlerimin kullandıkları;

-Özellikle nakışlı eşarp altı alın süsleri,

-Dış elbisenin üzerine giyilen çok süslü ve dikkat çekici delikli, dantelli, saydam veya çok parlak deriden ceketler,

-Cafcaflı ve parlak çantalar,

-Aşırı süslü, dikkat çekici, uzun topuklu veya çok yüksek tabanlı ayakkabılar,

-Tıbbî zorunluluğu olmayan ve gösteriş niyetiyle takılan güneş gözlükleri,

-Yukarıdaki 6. hadise aykırı olarak aşırı tarzda parfüm sürünme ve makyaj.



Çok Değerli Genç Hanımefendi Kardeşlerim!



Gençlik çağında olmanız sebebiyle güzel görünmek ve beğenilmek istediğinizi biliyorum. Ancak inanın ki siz kardeşlerimin güzel olmak ve beğenilmek için bu süslü şeylerin hiçbirine ihtiyacınız yok. Çünkü sizin yüzünüzde Allah`ın verdiği bir nur var, sizin yüzünüzde Peygamberimizin "İmandandır" dediği "Hayâ"nın yani utanmanın güzelliği, berraklığı, temizliği var. Ben, şu dizelerde sizleri görüyorum:



O YÜZ, HER HATTI TEVHİD KALEMİNDEN BİR SATIR;

O YÜZ Kİ, GÖZ DEĞİNCE ALLAH`I HATIRLATIR...



Bu güzelliği ve nuru siz göremeseniz de biz görüyoruz; siz bilemeseniz de biz biliyoruz. Hatta öyle ki bu nurunuz bazı karanlık odakları ve yarasaları da rahatsız ediyor... Bu güzelliğiniz, bu nurunuz yıkılmak, yok edilmek isteniyor...



Kardeşlerim, tabii ki temiz, uyumlu ve size yakışanı giyeceksiniz, tabii ki paspal olmayacaksınız. Temizlik ve düzen zaten bizim dinimizin emirleri arasında. Ama bir müslümanın çoğu işinde olması gerektiği gibi orta yolu kaybetmeyeceğiz. Bahsettiğim türlerde yanlış giyinerek dikkat çekme sınırına geçmeyeceğiz. Ve genç kardeşlerim şunu da bilin ki eğer evleneceğiniz erkek, sizi sadece görünüşünüzden ve güzelliğinizden dolayı beğenecekse bu durumun ileride sizin için bir felaket olma ihtimali vardır. Çünkü güzellik birgün gidebilir veya birgün sizden daha güzel bir insan çıkabilir; eğer o kişi sırf güzelliğinize bakıp da sizi tercih etmişse böyle bir durumda sizden uzaklaşması ihtimali de yüksektir. Buna karşılık beğenilmenizi ve tercih edilmenizi sağlayan sizin temizliğiniz, sadeliğiniz, iç güzelliğiniz, hayânız, terbiyeniz ve ahlâkınız olursa -Allah`ın izniyle- ömür boyu hiç bitmeyecek güzellikler başlar.

Eğer imanlı ve dindar beyler istiyorsanız bu niyette olmanızı tavsiye ederim. Çünkü sizi arayacak olan müslüman ve dindar erkekler de Peygamber Efendimizin şu hitabıyla karşı karşıyadır ve ona göre hareket edeceklerdir: "Kadın dört şeyi için nikâhlanır: Malı, güzelliği, soyu ve dini için. Sen dindar olanını tercih et..."



Kardeşlerim, bendeniz buna inandım, böyle yaşadım, böyle dua ettim, böyle aradım ve Allah da bana tam istediğim gibi bir hanım verdi...Umarım size de salih beyler nasib eder.



Değerli Başörtülü Hanım Kardeşlerim,



Bu söylediklerimi lütfen "İyi dost acı söyler." sözü çerçevesinde, sizleri seven bir kardeşinizin uyarısı olarak alın. Benim kimseye bir kastım veya ithamım yok. Allah ve Rasulunu tasdik eden herkes müslümandır. Ancak Allah`ın bir emrini yerine getirirken bunu doğru uygulamak lazım; yoksa bilmeden zararlı çıkılabilir veya hedeflenen fayda elde edilmez. Dediğim gibi sizler bizim için çok değerlisiniz. Onun için bu kadar şey söyledim. Değerli olmasanız "hadi canım banane" der geçerim. Ama bunu yapamıyorum, çünkü sizler bizim umudumuzsunuz.



Son olarak sizlerden iki ricam var;

Birincisi, lütfen kitap okuyarak veya alim insanların katıldığı hanım toplantılarına katılarak, İslamî radyoların programlarını dinleyerek bilginizi artırın ve dinimizi doğru öğrenin, doğru öğrenilmesini sağlayın. Dünya hayatınız ile ilgili bilgilerin yanında ahiret hayatınız için de bilgiler öğrenin. Benim burada anlattıklarım bazı yanlışlara dikkat çekmektedir, sizin başörtüsü ve diğer meseleler ile ilgili bilmediğiniz bir konu varsa ayrıntılı bilgi için güvenilir ilmihal kitaplarına başvurun ve bilgiyi tam kaynağından öğrenin.



İkincisi ve en önemlisi; lütfen burada yaptığım uyarıları tanıdığınız başörtülü arkadaşlarınıza da ulaştırın ve bunların mümkün olduğu kadar çok insana ulaşmasını sağlayın ki bu yanlış uygulamalar sona ersin.



Mektubuma burada son verirken hepinize en içten saygılarımı sunuyor ve sizleri Allah`a emanet ediyorum. Umarım siz de bana dua eder ve: "Allah`ım bu kardeşimize ilim yolunu nasib et ve onun ilmini artır." dersiniz.

YAZARINI BILMIYORUM...

Esselâmu Aleyküm.
__________________


İnmemiştir hele Kur’an

Bunu hakkıyla bilin

Ne mezarlıkta okumak

Ne de fal bakmak için.

Mehmet AKİF ERSOY


ZUMER SURESI 27-Yemin ederim ki, bu Kur'an'da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi düşünsünler. .
 
 
 
 
IslamGuL Ustasi
CANSEVER - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Alıntı ile Cevapla
Tecrübe Puanı: 11 CANSEVER has a spectacular aura aboutCANSEVER has a spectacular aura about
 
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: Libya
Yaş: 28
Mesajlar: 7.365
05-20-2007, 06:55 AM
 
islamda kadin ve erkek



Örtüden kaselimiz, başın üstüne konulan bir eşarp veya üstten aşağı inen bir entari değildir.

İslâm'ın farziyetinde ısrar ettiği örtü, mefhum olarak, kadının vücud hatlarını belirsizleştiren çekiciliğini gizleyen şeydir.

Kadın, ruhen ve bedenen erkeğin ihtiyaç duyduğu bir şeydir. Aynı şekilde kadın da erkeğe ihtiyaç duyar. Kadının fiziki yapısı erkeğin bu arzularım kışkırtacak bir özelliğe sahiptir. Erkeğin bu ihtiyacı tatmin edilmelidir. Fakat bu tatmine sınır konulmaması, erkek ve kadının hatta toplumun ruhi dengesini bozar.

Meselenin derinliğine dalmadan diyoruz ki örtünmeden maksad kadının bu fiziki çekiciliğini gizlemektir.

Bu çekiciliği gizlenmeyen ve hatta erkekleri tahrik eden bir kadın asla örtünmüş sayılmaz.

Örtülmesi gereken yerler ve esas gaye nazarı itibara alınarak da belirlenebilir. Sünnetteki uygulamalar da bu konuda bize esaslı derecede yardımcı olurlar.

En müsamahakar tavra göre örtünmenin sınırları kirpiklerden alt dudak altına kadar yüz ve bileklerden aşağı el hariç bütün bedendir.

Bazı haberler ve zorunlu sebepler nazarı dikkate alınarak yabancı erkekler karşısında kadının yüzünü ve elini de örtmesi gerektiğine dair müctehid imamlar nazarında genel bir kanaat uyanmıştır.

Tüm bu uzuvları maksada en uygun bir şekilde örtebilecek giysinin ne olacağı hakkında da bir takım şüpheler vardır. Acaba, eşarp, hırka etek ve çorap mı yoksa eşarp, pardösü ve çorap mı yoksa tek renk bir çarşaf mı?

Evvela, eşarp, hırka, etek ve çorap dörtlemesine bakarsak bunların herbirinin kadının dört mühim azasından birisine şekil verdiği hatta yeni bir çekicilik kazandırarak dikkatleri üzerleride topladığı inkâr edilmez bir gerçektir.

Esasında eşarbın içindeki bir çehre, hırkanın, eteğin ve çorabın içindeki vücut, gözlerini kadın üstüne tecessüsle çeviren bir erkek için açık kadından pek fazla renksiz ve kuru değildir.

Arzulu bakışlar bu birkaç tane parça bezin altına sığmayan, eşarptan, hırkanın önünden ve çorapların altından taşan vücuttan kolaylıkla yararlanabilirler.

Mantoda da durum aynıdır. Kollar, bacaklar ve baş müstakil bir manzara arzeder. Sonuç olarak her iki giyim tarzı da ana gayeye hizmet etmekten aciz kalırlar.

Bu konuların üzerinde fıkhi açıdan tartışılabilir. Fakat konumuz olmadığı için başka bir bahse erteliyor ve devam ediyoruz.

Yaptığımız araştırmalar, soruşturmalar ve tarih boyunca ümmetin icmasından çıkarttığımız sonuca göre müslüman kadının en ideal örtüsü çarşaftır. Yukarıdan beri saydığımız diğer elbiseleri ise esasen ev içinde kullanılabilen elbiseler olup, zamanla örtüye olan ihtimamın kaybolması üzerine, sokak elbisesi olarak da kullanılmaya başlanmıştır.

Kur'ân'daki cilbab kelimesinin karşılığı da yalnızca çarşaftır
__________________


İnmemiştir hele Kur’an

Bunu hakkıyla bilin

Ne mezarlıkta okumak

Ne de fal bakmak için.

Mehmet AKİF ERSOY


ZUMER SURESI 27-Yemin ederim ki, bu Kur'an'da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi düşünsünler. .
 
 
 
 
IslamGuL Ustasi
CANSEVER - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Alıntı ile Cevapla
Tecrübe Puanı: 11 CANSEVER has a spectacular aura aboutCANSEVER has a spectacular aura about
 
Üyelik tarihi: May 2007
Nerden: Libya
Yaş: 28
Mesajlar: 7.365
05-20-2007, 06:58 AM
 
Ülkemiz lâik bir devlettir. Lâiklik, dinle devletin birbirine karışmaması, kişilerin inançlarında hür olmaları, diledikleri gibi yaşamalarının, anayasa tarafından garantiye alınmasıdır.

Bu tip bir laikliğin hüküm sürdüğü bir devlette, esasen hiç bir yetkilinin müslüman kadının örtüsüne uzanmaya hak ve selahiyeti yoktur.

Laiklik gereği, devlet görevlilerinin dinsel kurallarla uğraşmaları, hele hele kendilerini o dinin ilahı mesabesine getirerek, helalleri haram, haramları helal kılmaları, dinin'in gereği ile amel eden bir kişiye müdahale etmeleri kesinlikle yasaktır.

Fakat ne yazık ki laiklik tarifindeki bu fonksiyonu sadece idareciler arzuladıklarında üstlenmekte, sıra müslüman fertlerin haklarını korumaya geldiğinde her türlü zulüm ve haraketlere alet edilmektedir.

Mesela bir devlet müessesesinde veya okulda örtülü bir kadına müdahale eden kişi, makamı ne olusa olsun salt kanunlar nazarında suçludur. Normal şartlar altında takibata uğraması ve cezalandırılması gerekir. Fakat icraat bunun tam aksine cereyan eder. Laiklik basit bir çarptırmayla bir anda himaye etmesi gereken değerlerin katili durumuna geçer.

Bu durum beşeri kanunların devasız illetidir, ilahi kannunlarda hakların korunması esası sabitken, beşeri kanunlarda tüm parlaklık ve çekiciliklerine rağmen yalnızca idarecilerin menfaatlarının korunması sözkonusudur.

Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi, aslında başörtüsünü açtırmaya zorlayan kişinin, karşısındakinin inancına müdahale ettiği için cezalandırılması gerekirken hakim zihniyetin yorumu devreye girmekte, hiçbir savunma hakkı verilmeyen müslüman suçlu duruma düşürülmekte, devlet kapısından kovulmaktadır.

Eşarp esasında başta duran basit bir örtüdür.

insan, örtünün bu sade görünümüne baktığında bu kişilerin onun varlığından dolayı neden bu kadar telaşeye düştüklerine şaşıyor. Sanki bu bir başörtüsü değil nükleer başlıkmışcasına!...

Eşarp toplumsal fonksiyonunun yanında simgesel bir değere sahiptir.

O, kendisini başında taşıyan kişinin müslümanlığına şahadet etmektedir.

Müslüman, Allah'a teslim olan, O'ndan başkasına kulluğu katiyetle reddeden kişidir.

İslâm kendisini din olarak kabullenen kişiye, Allah'tan başkasının önünde eğilmeyen bir irade, hakimiyetten başka bir şık kabul etmeyen kesin bir şeriat, şahadetten üstün bir mükafat tanımayan imanlı bir ruh bahşeder.

Esasında bunların başörtüsünden telâşa kapılmalarının yegane sebebi onun simgesi olduğu bu tavizsiz imandır.

Yoksa tarihin hiç bir çağında kitlelerin basit bir bez parçası yüzünden kıyasıya mücadeleye giriştikleri görümemiştir.

Başörtüsünün ardındaki güçlü iman potansiyelinden haberdar olan beşeri sistemler, muhataplarını, kendi temel ilkelerinden olan laikliğin bağışladığı haklardan mahrum ederek kendi içlerinde tutarsızlığa düşme pahasına bile olsa örtüden uzaklaştırmaya çalışmışlardır.

Görüldüğü gibi mesele, kanun adamlarının kanundan taviz vermemesi, bir azınlığın kaçamak araması şeklinde olmayıp, çoğunluğun, kanunların verdiği sıradan haklara razı olmalarına rağmen hakim azınlık kitlenin çeşitli dolaplar döndürerek, yazılı kanunların verdiği bu hakları almaya çalışmalarından ibarettir.

Örtüsünü açmaya zorlanan bir kadın aslında büyük bir imtihanla karşı karşıyadır. Ona teklif edilen şey örtüsünü çıkarması değil, Allah'ın kanunları ile beşeri kanunlar arasında bir seçim yapmasıdır. O, fiiliyle ya şahadetini tekrarlayacak ya da çağdaş fravunlardan birisini ilah tanıyacaktır, örtü onun Allah'a olan imanının ifadesidir. Soyunukluk ise beşer kanunlarına ittibasının.

Meselenin bu olduğu anlaşıldığında, hiçbir müslüman kadın tereddüde düşmeden kararım verir. Burada ne işten atılmanın ne okuldan uzaklaştırılmanın bir tesiri ne de bizim ısrarlarımızın herhangi bir fonksiyonu vardır.

Müslüman kadını, müslüman kadınıdır. Hiç şüphesiz, imanı ona ne yapacağını fısıldayacaktır.

İş, kanunlar nazarında başörtüsünün statüsünü tayin etmekse bu apaçıktır. Kanunlar açısından başörtüsü suç olmayıp bizzat anayasanın himayesindeki bir haktır.

Yok muhatabımız, maskesini çıkarmış ve kanun benim -iki dudağım arasından çıkandır diyorsa -ki vakıa odur- karşılıklı olarak oynadığımız saklambaç sona ermiş demektir.

İş, yol ayırımı noktasına gelmiştir. Herkes, yolunu çizecek, inancının gereğini yapmak için her türlü mücadeleyi göz önüne alacaktır. Tarih işte bu mücadelenin hikayeleriyle doludur.

Bundan kısa bir süre önce evimizle, okulumuz arasında bir kız meslek lisesi vardı. Okulun kapısına geçen vakıalar pek gözümden kaçmazdı.

Devlet adamlarının, devlet adamlığından çıkıp din ıslahatçısı olmaya zorlandıkları son zamanlardaydı.

Bir gün yine oradan geçerken gözüme, okulun kapısına doğru yaklaşan örtülü kızlar takıldı. Örtüleriyle şirin, imanlarıyla asil kızlar. Benim bacılarım!...

Neden sonra kapıya vardılar.

Eller yavaş yavaş başlara uzandı. O işlemeli güzelim eşarplar sıyrılıp alındı.

Kalbimde derin bir sızı hissettim. Beynim ani bir darbeyle vurulmuşcasına sarsıldı.

Eşarplarıyla derin bir asaletin timsali olan bu hanım kızlar, benim bacılarım, bir anda bambaşka birileri olmuşlardı.

Onlar çantalarına hapsettikleri eşarplarıyla, izbandut bekçinin önünden geçerek kaybolup gittiler.

Geriye benim kalbimdeki sızı kaldı.

Bu korkunç vakıa her iki açıdan da müthiş bir faciaydı.

Daha önce açık veya kapalı bir çok kadınlar görmüştüm. Her birinin gözümde ayrı bir değeri vardı.

Vakıa eşarbın belli bir iman olgunluğuna delalet etmesiydi. İmansa ruhta yer edinirdi. Onun belli bir an için o ruhtan çıkarılması asla mümkün değildi.

Oradaki kızlar başlarını açmakla Allah'ın ahkamını reddediyor, çağdaş ilahlara boyun eğmeyi kabulleniyorlardı. Ardından çıkarken eşarplarını örtüyor ve geriye imanlarını kazandıklarını zannediyorlardı.

Aman Allah'ım, iman bu kadar basit bir şey miydi?

Öte yandan bu kızların devlet kapısına girerken eşarplarını çıkartıp, onun kontrolünden kurtuldukları anda ona dönmeleri değişik bir olguyu gündeme getiriyordu.

İradelere ikna yoluyla kabul ettirilemeyen aciz fikirlerin zorba güçlerle kabul ettirilmeye çalışılmasını...

Şu bir evrensel gerçektir ki; hangi idare iradeleri zor kullanarak polisiye kuvvetleriyle fikirlerini kabul etmeye zorluyorsa bu, onun acizliğinin, yıkılışının yakınlığının işaretidir.

Sonra, onun gözetimi altndayken kendine yapılan itaati görerek sevinmesi de oldukça gülünçtür. Bu sınırlı itaat sonraki açık protestoyla beraber düşünüldüğünde, lehde zannedilen ortamın aleyhte olduğunu açıkça ortaya kor.

Bacımın eşarbını kendisine hedef olarak görenlere son olarak şunu demek isterim. Şayet siz devletin kanunlarına ve insan haklarına samimiyetle inanıyorsanız bacımın örtüsüne saygılı olun. Yok inanmıyor da bu devletin kanunlarını kendinize alet, geçmiş kurucularını menfaatlarınıza maske yapmak istiyorsanız şunu iyice bilin ki:

Cüz'i menfaatlarınızı idame için fıtratıyla tezata düşürdüğünüz insanlığın uyanışı yakındır.

Dönün, fıtratınıza uyun ve günahlarınızdan tövbe edin
__________________


İnmemiştir hele Kur’an

Bunu hakkıyla bilin

Ne mezarlıkta okumak

Ne de fal bakmak için.

Mehmet AKİF ERSOY


ZUMER SURESI 27-Yemin ederim ki, bu Kur'an'da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi düşünsünler. .
 
 
 
 
Super Moderator
armes32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Alıntı ile Cevapla
Tecrübe Puanı: 5 armes32 is on a distinguished road
 
Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 2.519
06-08-2008, 03:58 AM
 
ALLAH razı olsun cansever
__________________
SEVGİLİMİZ ŞEREFİMİZDİR









http://img142.imageshack.us/img142/5...5wv4zk4me6.gif
 
 
 
 
Super Moderator
dilektasi66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Alıntı ile Cevapla
Tecrübe Puanı: 9 dilektasi66 will become famous soon enough
 
Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 6.570
06-09-2008, 03:06 AM
 
__________________
İnsan bu dünyaya sahip olmaya değil şahid olmaya geldi.

 
 
 
 
Uyeligi Durduruldu

Alıntı ile Cevapla
Tecrübe Puanı: 0 ezan@cicegi is on a distinguished road
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 187
06-09-2008, 04:18 AM
 
 
 
 
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4.5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:40 PM .
Powered by MJTurkiye
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.



 
ilahiler sefaat
Powered by MJTurkiye
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.


vBulletin Style by: islami forum