Geri git » ISLAM ILIMLERI » Karisik Konular
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 02-08-2010, 12:19 AM   #1 (permalink)
IslamGuL Ustasi
 
CANSEVER - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2007
Yaş: 29
Mesajlar: 7.490
Tecrübe Puanı: 12
CANSEVER has a spectacular aura aboutCANSEVER has a spectacular aura about
Yaratilis hakikati ve evrim teorisi hakkinda

insanoglu Dünya'ya gönderildigi günden beri nesiller boyunca, çogalarak bes milyara erismesine ragmen, geçen zaman içinde daima akillari mesgul eden, küçük büyük herkesin sordugu bir soru ile karsi karsiya kalmistir.
"Nasil Dünya'ya geldik? inananlarin tabiriyle nasil Yaratildik? Veya inanmayanlarin deyimiyle nasil olusup evrimlestik?"
Bugüne kadar herkesin tefekkür seviyesine ve merak derecesine bagli olarak degisik derecelerde alâkasini celbeden bu soruya cevap olarak zikredilen bütün görüs ve teoriler "Yaratilis Mucizesi"nin karsisinda iflas etmis ve iflas etmeye mahkûmdurlar.
Yaratilis hakikaten bir mucizedir; yani bizim normal olarak bilebildigimiz ve "tabiat kanunlari" olarak isimlendirdigimiz; Allah'in (c.c) ayri birer sanati olan fizik dünyasinin esaslari ile, canlilik ve hayat dedigimiz mucizevî hadisenin nasil basladigini izah etmemiz mümkün degildir. Zaten bütün ariza da buradan dogmaktadir. Elindeki küçük bir kova ile okyanusun suyunu, doldurup bosaltarak ölçmeye çalisan kisir akilli adam gibi; vahyin bildirdigi mucizeyi reddederek herseyi elindeki çok kisa fizik ve kimya cetveliyle ölçmeye kalkan, sözde ilim adamlari da bu husustaki bütün gayretlerinde yaya kalmaya mahkûmdurlar. Yaratilisa iman edenlerin böyle bir sikintisi yoktur; zira bu yol gayet genis, rahat ve selametlidir. Bu husustaki bütün düsturlar, içine tek bir yabanci parmagin karisamadigi ilâhi Kelâm'da safha safha izah edilmis, birer isaret tasi hükmündeki yaratilisa ait ayetleriyle akla kapi açilmis ve perdeler arkasindan bazi izler gösterilmis, fakat bütün ayrintilariyla da tasvir edilmemis ve edilmesine de gerek yoktur.
Çünkü Kur'an-i Kerim bir biyoloji, fizik, kimya veya astronomi kitabi olmadigi gibi, bir ekonomi, sosyoloji veya tarih kitabi da degildir; fakat hepsine ait ilâhi hakikatler insanliga lüzumu kadar meyve verecek çekirdekler seklinde insanoglunun incelemesine sunulmustur. Bugün doruk seviyedeki ilim dallari içinde Kur'an'in hakikatlerine zit bir gerçege rastlayamayiz. Ayni sekilde Yaratilis mevzu'unda da Kur'an'da bahsedilen hakikatler disinda birsey bilmiyoruz ve bilmemiz de mümkün degil; zira burasi artik fizik ilimlerinin ötesine geçen mucize denilen harikuladelikler sahasidir. Allah (c.c) buraya sinir çekmis ve ne yaparsak yapalim, öteye geçemeyecegimizi ve bu hususta ileri sürülen sözde teorilerin de birer safsatadan öte gidemeyecegini su tehditkâr âyetle ifade ederek, bu hususta ileri geri konusan imanlilari da ikaz etmistir:
"Ben onlari ne göklerin, yerin, yaratilmasinda ve ne de kendilerinin yaratilmasinda hazir bulundurmadim; yoldan saptiricilari (kendime) yardimci tutmus da degilim" (Kehf, 51)
inkârcilar Yaraticiyi kabul etmemek için kirk dereden su getirerek, binbir teori uydurarak, tesadüfen ve tabiat kanunlariyla ilk canlinin ortaya çiktigini; digerlerinin de bu ilk basit canlidan mutasyon, adaptasyon ve seleksiyon gibi mekanizmalarla türedigini iddia ederler. Bunun için ilim kilifi giydirilmis cüzî haki katlari kendi inkarciliklari hesabina çarpitarak, ilim adina piyasaya sürmüslerdir.
ilk atmosferdeki metan, hidrojen, su buhari, karbondioksit, sicaklik ve ultraviyole isinlari gibi sebeplerle, basit elementlerden kompleks organik bilesiklerin tesadüfen meydana geldigini; bu bilesiklerin de tesadüfen proteinler, hücre organelleri ve hücre seklinde organize olup kendi kendine DNA programini kurup üremeye basladigini, bir hücreden insana kadar bütün hayvan ve bitki nevilerini netice veren sasmaz ve mükemmel bir programin islemesini, suursuz, akilsiz, ilim ve kudretten yoksun evrim denilen teoriye bağlayanlar ; maalesef çok büyük bir sikinti ve zorluk içinde beyhude ugrasmaktadirlar. Böylece bir tek Yaraticiyi kabul etmemek için, atomlara, fiziki ve kimyevi sebeblerin meydana getirdigi reaksiyonlara, yaraticilik, ilim ve kudret sifatlari vermek gibi bir akilsizliga düsmektedirler.
Yaratilis hakikatindeki kolaylik ve rahatligi göremiyen, evrim safsatasini da mutlak ve dogru bir kanunmus gibi ilim adina yutturmaya kalkanlar, buyursunlar 20. yüzyilin bütün fen ve teknolojik imkânlarini kullanarak reaksiyonlari hizlandirsinlar, maddelerin tesadüfen karismasi yerine kendileri en hassas ölçülerle bilesikleri toplasinlar, en modern laboratuvarlarda, elektron mikroskoblariyla yillarca ugrassinlar; bir tek bölünerek üreyebilen "canli" dedigimiz hücreyi yapamayacaklardir. Bugünkü imkânlarla bir tek hücre insa edemeyenler nasil olup da, dünyanin ilk yaratildigindaki suursuz sebebler ve atomlarin ilk canliyi tesadüfen meydana getirebilecegine inanirlar..!
Bugün ilim adamlari bir tek protein molekülünün bile tesadüfen meydana gelemeyecegi hususunda hemfikirdirler. Çesitli kitaplardaki ihtimal hesaplari incelendiginde, görülen korkunç rakamlar her nasilsa evrimcilere hiç tesir etmemis gibidir. Birçok tavizler ve kolayliklara ragmen bir tek proteinin 10 üzeri altmis dörtte bir meydana gelme ihtimali; en basit bir canlida bile 300-400 farkli protein zinciri bulunmasi gerektigi ve bu kadar proteinin de ittifak ederek bir hücreli canlida bulusma ihtimalinin ise yaklasik 10130000 (on'un sagina 130.000 tane sifir konulacak) oldugu bilgisayarlari çatlatircasina hesaplanirken; çok daha mükemmel organizasyonlu canlilarin plan ve programlarinin DNA zinciri halinde kendi kendine sifrelenecegine inanmak herhalde ilim adamligi degildir.
Hele yaratilisa inananlari çagdisilik ve gayri ilmilikle suçlamak daha da abes bir davranistir. Bütün ilimlerin Kudreti Sonsuz'u haykirdigi, neredeyse perdelerin aralanip apaçik görülecek kadar bizlere yaklastirildigi zamanimizda, müsbet ilimleri kendi bozuk anlayislarina göre tefsire tabi tutmak ilim adamligi degildir.
Evet, mutasyon da, adaptasyon da, seleksiyon da içinde bazi hakikatlarin bulundugu birer biyolojik vaka olarak bizim sadece ismini koydugumuz, Allah'in (c.c) birer kanunudur. Fakat bu prensibler hiçbir zaman Evolusyoncularin yorumladigi gibi "bir türden digerini çikaran" mekanizmalar degil; bilakis canlinin en mükemmel sekilde yasayarak neslini muhafaza edebilmesi ve ekolojik dengenin korunmasi için kendilerine verilmis birer ihsandir.


Mutasyon denilen biyolojik hadiseler sadece hücre seviyesinde ve onlarin nukleus'(çekirdek)larindaki harika DNA programi üzerindeki degisikliklerdir ve katiyyen tesadüf kabul etmeyen reaksiyonlar neticesinde ortaya çikar. Evrimciler büyük bir hirsla sarildiklari "mutasyon"u çok ustaca bir göz boyamasiyla evrimin en birinci faktörü olarak gösterirler.
Halbuki vücuda ait hiç bir sistem, organ veya doku, bütünüyle tesadüfi bir program degisiklikligine maruz kalmaz. Evrimcilerin mutasyon ismini verdigi DNA programindaki degisiklikler ancak milyonda bir hücrede meydana gelir ve bunlarin da %99.9'u zararlidir.
Gerek dis çevrenin, gerekse vücudun kendi iç vasatinin herhangi zararli bir tesirle (kimyevi maddeler, zehirler, radyasyon v.s...) bozulmasi neticesinde bazi hücrelerin DNA programlarinin zarar görmesiyle mutasyon denilen hadise olur. Hücrenin programi bozulunca ekseriyetle o hücre ölür, veya vücut için zararli bir hale dönüsebilir. Fakat vücudun müdafa ve muafiyet sistemi bu zararli hücreyi derhal yiyerek yok ederler, böylece vücudun distan gelen zararli enfeksiyonlara karsi uyanik kalmasi temin edilir. Vücudumuzda hergün yüzlerce arizali hücre meydana gelmektedir, fakat bunlar çok hassas bir sekilde kontrol altinda tutulmakta ve vücudun ahenkli çalismasi sürmektedir. Bazen muafiyet sistemindeki zayiflama neticesinde ise kanser dedigimiz hastalik ve tümörler meydana gelir, fakat hiçbir zaman faydali bir organ veya doku meydana geldigi görülmemistir. Hele bu program degisikligi üreme hücrelerinde meydana gelirse telafisi mümkün olmayan zararlar ortaya çikar ki, henüz daha yumurta, embriyo veya yavru halindeyken böyle hilkat garibelerinin gelismesi Allah (c.c) tarafindan durdurularak türün sinirlarinin muhafazasi saglanmistir. Böylece canlilara verilen organlarin onlar için ne kadar büyük nimetler oldugu, nasil bir programla korundugu ve istedigi takdirde küçük bir genin yerini degistirerek ne gibi hilkat garibelerini halk edebilecegini bizlere ibret olarak göstermistir.
Adaptasyon da Yüce Rabbi'miz tarafindan her canlinin DNA programi içine, türünün karakterlerini tasiyan genlerle yazilmis, neslin muhafazasini temin eden bir mekanizmadir. Böylece canli degisen çevre sartlarina göre hemen ölerek neslini kaybetme durumuna girmez. Genetik programiyla kendisine verilmis olan gücün sinirlari içinde kalmak sartiyla o degisik çevreye dayanikli hale gelir. Mesela bakterilere karsi kullanilan antibiotikler ve hamam böceklerine karsi kullanilan DDT gibi ilaçlar, ilk bulunduklarinda bu canlilara karsi çok tesirli olmakla birlikte nesillerini tüketememistir. Bu maddeler ilk kullanildiklarinda, zararlilari büyük miktarda öldürdüyse de genetik programinin sinirlari daha genis olanlar, yani daha dayanikli olanlar yasamis ve bunlardan üreyen yeni nesillere ise ayni dozdaki maddeler tesir etmemistir. Maddenin dozu artirilinca bu nesillerden de bir kismi ölmüs, fakat yine dayanikli olan bazilari yasamis ve bunlar da nesillerine DNA programlariyla bu dayaniklilik hususiyetini geçirmislerdir. Bu sekilde devam ede ede bugün artik antibiyotikler ve böcek ilaçlari bakterilere ve böceklere tesir etmez hale gelmistir ve yenilerini bulmak için ilaç firmalari haril haril çalismak zorundadirlar. Neticede ise bakteri yine bakteri, hamam böcegi de yine hamam böcegi olarak kalmis, sadece mukavemetleri artmistir. Bu da bize adaptasyonun aslinda neslin muhafazasi için genetik programa konulan bir güç oldugunu gösterir. Eski devirlerde nesilleri tükenen Dinazor ve Mamut gibi hayvanlarin bulundugu çevre ise o kadar süratli ve telafisi mümkün olmayacak sekilde degistirilmis olabilir ki, tür sinirlari içinde kalarak o sartlara uyum gösterme kâbil olmadigindan ve kisa sürede hepsi birden oldugundan yeni nesillere DNA programi aktaracak kadar yasayamamislardir. Evrimciler, adaptasyonu kendi inançsizliklari istikametinde tefsir ettikten sonra tabiatta sadece güçlülerin yasayacagini, zayiflarin ise ölüp yok olacagini ve dolayisiyla da hayat sahnesinden çekilerek yerlerini, çevreye uyabilen yeni türlere birakacagini iddia ederek "Tabii Seleksiyon" (tabiatin seçerek ayiklamasi)(!) gibi bir mefhum uydurmuslardir. Buna göre çevre sartlari degistikçe canlilar da degismek mecburiyetindedirler, degismezlerse elenip giderler. sayet böyle olsaydi bir canlida onun hayatini idame ettirecek kadar bazi basit organlarin bulunmasi kâfi gelmeliydi, halbuki her canlida en mükemmel organlarin, o hayvan için gerekli en ideal tarzda bulundugunu görüyoruz. Ayrica birçok evrimci bile göz ve beyin gibi mükemmel organlarin tabii seleksiyon denilen suursuz ve ilimsiz bir mekanizma ile ortaya çikamayacagini itiraf etmektedirler. sayet zürafalar üç metrelik boylariyla tabiata intibak ettikleri için yasiyorsa, boylari ancak 50-60 cm olan koyunlari nasil izah etmeli? Acaba canlilar gözleri oldugu için mi görürler, yoksa görmek için mi gözleri vardir? Yürümek için mi ayaklari vardir yoksa ayaklari oldugu için mi hareket ederler. Bu sorular açikça gösteriyor ki, hayvanlardaki çesitli organlar, canlinin belirli fonksiyonlari yapabilmeleri için tesadüf veya deneme-yanilma yoluyla meydana gelmis degil; aksine hem çevre sartlarini hem de hayvanlarin ihtiyaçlarini bilen ilmi ve Kudreti Sonsuz Allah (c.c) tarafindan bu organlar en mükemmel surette yaratilmislardir.
Gerek türler arasindaki geçis fosillerinin bulunmayisi, gerek DNA programinin akillari durduracak mükemmelligi ve gerekse "hizli evrimcilerin" yaptiklari fosil sahtekârliklarinin ortaya çikisi; bugün artik "evrim teorisini" bitirmis ve tarihin karanliklarina "fosil bir teori" olarak gömmüstür. Zaten bizim de esas maksadimiz artik tutar yani kalmamis zavalli bir teoriye yeni darbeler vurarak gündeme getirmek degildi. Fakat bazi inançli arkadaslarimizin da -belki insafli düsünmelerinden olsa gerek- evrimin bazi iddialarina hayat hakki tanidiklari veya onlarla uzlasma zemini olusturma gayreti içinde olduklari müsahede edilmektedir.
Bazilari hem Yaratici'yi hem de evrimi kabul etme gibi garip bir tenakuz içine girerken, bazilarinin da evrimin bazi yönlerinin dogru olabilecegi gibi fikirlere sahip olduklarini görmekteyiz. Halbuki temeli maddecilige ve tesadüflere dayanan evrim fikri ile ilmi ve kudreti sonsuz olan Allah (c.c) hakikati hiçbir zaman bagdasamaz.
Bununla beraber sayet evrim teorisindeki bazi hususlar yaratilis mucizesine benziyorsa (sudan yaratilma, çamurdan sekil verme, alti günde yaratilma, önce bitkilerin sonra hayvanlarin ve en son insanin yaratilmasi vs. gibi) bunlar evrim teorisinin kerametini degil, Kur'an'in mucizeligini gösterir.
inanan arastirmacilarin vazifesi ise evrim teorisine bir deger verip Kur'an'in buna nasil uydurulacagi anlayisi degil, Kur'an'daki Yüce hakikatlarin bugünkü müsbet ilim isiginda nasil anlasilabilecegi olmalidir.


Prof. Dr. Arif Sarsilmaz

 

__________________


İnmemiştir hele Kur’an

Bunu hakkıyla bilin

Ne mezarlıkta okumak

Ne de fal bakmak için.

Mehmet AKİF ERSOY


Cin Suresi 18.Ayet Meali
- Mescidler süphesiz Allah'indir. O halde, Allah ile birlikte kimseye yalvarmayin (ve kulluk etmeyin).
.
CANSEVER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Zühd Hakkinda Sahra Menkibe Ve Kissalar 1 08-08-2009 01:34 AM
Cezbe Hakkinda Osmanli25 Menzil-Durak Köyü 0 05-28-2008 04:30 PM
Dünyanin Hakikati Nedir ? sabah. Ayet Aciklamalari 3 04-15-2008 10:21 PM
Kabir Ziyareti Hakkinda: sabah. Hadisi Serifler 1 02-24-2008 09:08 PM
Radyo Hakkinda Sona Dogru Oneri-Elestiri 27 12-20-2007 01:04 AM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4.5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:11 AM .


Powered by MJTurkiye
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.

ilahiler sefaat link degisimi memur


vBulletin Style by: islami forum
Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!

ilahi dinle Pasta Tarifleri