Geri git   > ISLAM ILIMLERI > Kiyamet Ve Ahiret
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Kiyamet Ve Ahiret Kiyamet Alametleri Ve Ahiret





Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-02-2008, 05:04 PM   #1 (permalink)
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1339
Mesajlar: 2.137
Konular: 516
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 46
REP Seviyesi : zeliha06 is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Kur'an'da Din(ödül Ve Ceza) Günü

DİN GÜNÜ==Öldükten sonraki yeniden diriltilip hesabın sorulacağı günü ifade eder.

Fatiha 3.ayet “hesap günü”terimiyle ifade edilen,ölümden sonra hayatın,dirilişin varlığı ve insanın dünya hayatındaki özgür iradesiyle gerçekleştirdiği inanç ve davranışlarının olumlu veya olumsuz Karşılığının verilmesi için sorgulanacağı öğretisini vurgular.
"Din günü" kavramı, "gün" anlamına gelen "yevm" kelimesiyle; "itaat, hesap, ceza (yapılan işin tam karşılığının verilmesi)" gibi anlamlara gelen "ed-dîn" kelimesinden oluşur. Din günü: Yapılan işlerin tam karşılığının verilip görüleceği hesap günü anlamına gelir. Bu tanımda geçen "gün" kelimesi, bir gün ve gecenin toplamı olan yirmi dört saat anlamında olmayıp, zaman bölümlerinden herhangi birini ifade etmektedir. "Bugün dünya, yarın âhiret" sözünde olduğu gibi. "Din" kelimesi ise burada, hesap, ceza, karşılık anlamlarına gelir.
Kur'an'ı, Kur'anî kavramları,Kur'an'la tefsir etmek en doğru yoldur. Din gününün ne olduğunu başka âyetler açıklamaktadır:
"Sonra din gününün ne olduğunu nereden bileceksin? O gün, kimsenin hiç kimseye hiçbir fayda sağlamayacağı bir gündür. O gün emir yalnız Allah'a aittir."(82/İnfitâr,17-18)
“O gün Allah onların dinini tastamam verecektir” (24/Nur: 25)
Yani amellerin cezasını (karşılığını) adilce (verecektir)

78-“Ve (Allah,İblise)din gününe kadar lanetim senin üzerinedir.
79-“(İblis)Ey Rabbim!öyleyse bana insanların dirileceği güne kadar mühlet ver dedi”Sad,78-79.(Ayrıca Bkz.Hicr35,Şuara 82,Saffat20,Mutaffifin11.)
Din günü: "Bütün iyi ve kötü işlerin Hak ölçüsünden geçerek son tahakkukunu bulacağı ve birbirinden tamamen ayrılacağı son zamandır." Gelecekte, yapılan işlerin tam karşılığının verileceği son gün demektir. Görüldüğü gibi, Din günü, Kıyâmet gününü ifade etmektedir. Kıyâmet gününün, öldükten sonra dirilme, durup bekleme, sual, hesap, mîzan, ve ceza gibi durum ve mertebeleri vardır. Şu halde Din günü, dinin mâlum olan mühim günü demektir ki, bundan da âhiret ve kıyâmet günü anlaşılmaktadır. Bu günde herkes, dünyada yaptıklarının karşılığını mutlaka görecektir.

Ümit - Korku Dengesi:
"Mâlik-i yevmi’d-dîn" tamlaması, hesap gününde adâlet dağıtılan anlamını taşır. Kur'an, din kelimesini genelde hesap karşılığı olarak kullanır. Kıyâmet gününe hesap günü denmesinin sebebi budur.
"Tek bir çığlık. Birden bire gözleri açılıverecektir. 'Eyvah bize!' derler; işte bu, ceza ve hesap günüdür. Onlara, 'İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür' denilir." (37/Saffât, 19-21)

Din gününü yalanlayanların, böyle hayret ve şaşkınlık içinde kalacakları, önceden bir türlü inanamadıkları bu günü pişmanlıkla karşılayacakları belirtiliyor. Allah, âdildir. "Malik-i yevmi’d-dîn"ayetiyle cennete gitme ümidi ile cehenneme düşme korkusu arasında işlerimizi ve niyetlerimizi düzeltmemiz hatırlatılmış oluyor. O günde bizim adımıza iş görenler olmayacak. Parayla kapılar açılmayacak. Rüşvetler, mallar, çocuklar fayda etmeyecek. Dünyevî bir şey zaten yanımızda bulunmayacak. (Bkz. 26/Şuarâ, 88).
Dünyevî mahkemelerden bile korkan insanlara büyük mahkeme ve büyük sorgu hatırlatılmakta ve insan uyarılmaktadır. O büyük mahkemenin tek hâkimi vardır. O günün tek mâliki ve melikinin Allah olduğu vurgulanmaktadır. (Bkz. 82/19;40/Mü'min 16)

Fâtiha'nın ilk iki âyeti Allah, Rab, Rahmân ve Rahîm isimlerini tanıtıyor. Yediklerimizi, giydiklerimizi, sevdiklerimizi, beden ve ruhumuzu yaratan, yaşatan ve yöneteni bize bildiriyor. Sonra, ceza gününün sahibi olduğunu hatırlatıyor. Kur'an'ın temel üslûbudur bu: Ümit ve korku; cennet ve cehennem; rahmet ve gazab... İki gerçekle karşı karşıya bırakır irâde sahibi insanı. İnsan bunlardan birini tercih eder yaşayışıyla. Allah, bu zıtların birbirini dengelemesini ister. Ümit-korku dengesi hayatımıza yön vermelidir.

İnsan Kur'an'ın mesajından beslenerek yaşantısını düzenlerse her yaptığı ibâdet değeri kazanır ve canlı Kur'an olur. Bu şuurdaki insan, din günü bilinciyle hesaplı yaşar, büyük mahkemede hesaba çekilmeden kendi nefsini hesaba çeker.

İnsan, çok aceleci ve unutkan. Allah da çok merhametli ve bizi uyarıyor ve bize din gününü hatırlatıyor..
Allah, âhiretin sahibi olduğu gibi; dünyanın da sahibi, mâliki ve meliki (yöneticisi)dir. Ama burada "Din, ceza gününün mâliki" denmiştir. Bunun sebebi: Bu dünyada bir kısım insanların mâliklik ve meliklik iddiasında bulunmalarına Allah'ın fırsat vermiş olmasındandır. O'nun dünyanın sahibi ve yöneticisi olduğuna karşı gelen bazı çatlak sesler olabilir. Ama O'nun âhiret gününün sahibi oluşuna orada itiraz eden kâfir, müşrik hiçbir kimse olamayacaktır. Âhirette mülk ve milk, sahiplik ve otorite yalnız ve yalnız O'na aittir. "Kimindir o gün hükümranlık? Elbette kahhâr olan tek Allah'ındır." (40/Mü'min, 16) "O gün iş tamamıyla Allah'ındır." (82/İnfitâr, 19)
Yüce Allah'ın her şeyin tek yaratıcısı ve sahibi olduğunu bildiren pek çok gerçek vardır. Örneğin, kâinatın yapı taşı olarak bilinen atom ve hayat binasının ana maddesi olarak kabul edilen hücre. Atom, bunca küçüklüğüne rağmen büyük bir mûcize; Hücre, bunca görülmezliğine rağmen bir başka mucize. Şüphesiz bu kâinat, her dilden okunan, her vesile ile anlaşılan apaçık bir gerçekler kitabıdır. Evrenin herhangi bir noktasına dikkatlice bakmak, Allah'a ve din gününe, yani âhirete inanmak için yeterlidir. Allah'ın okunan kitabı olan Kur'an'da din günü anlatılırken, görünen kâinat kitabından da bazı sayfalar gözler önüne serilmiştir. Böylece öldükten sonra dirilme işi, kıyâmet günü ve âhiret hayatı, en gerçekçi ve doğru bir şekilde anlatılmıştır. Şimdi, konuyla ilgili Kur'an âyetlerini ve kıyâmet gününün Kur'an'da geçen diğer isimlerini görelim.

Din günü ile ilgili Bazı Âyetler: (1/Fâtiha, 3) Bu âyet, Allah'ın ceza ve öldükten sonra dirilme gününün tek sahibi olduğunu, itaatkâr olanlarla, günahkâr olanların ortaya çıkarılıp yaptıklarının karşılığını göreceklerini belirtiyor. Yani zerre miktarı iyilik yapan mükâfatını, yine en küçük kötülük yapan da cezasını görecektir.(99/7-8)

"(Şeytana) tâ ceza gününe kadar lânetim üzerinedir."(38/Sâd,78) Dünya hayatında, Allah'ın hükümlerini beğenmeyip uygun bulmayanlara, yani şeytanlaşanlara ilâhî bir ikaz niteliği taşımaktadır.
"(İbrahim a.s.), ceza günü hatamı bağışlayacağını umduğum da O'dur." (42/Şûrâ, 82) Âyet, Allah'ın her şeye kadir bir ma'bud olduğunu ifade ediyor. Din gününe gerçekten inanmanın, günahlardan korunup, Allah'ın rahmetine ilticâ etmekle mümkün olacağı, insanlara böylece öğretilmiş oluyor.

"Vah bize, bu ceza günüdür! dediler. Bu, (daha önce) yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür." (37/Saffât, 20-21) Bu âyetler, din gününü yalanlayarak ona inanmayanların, o günde nasıl üzüntüler içinde kalacaklarını haber veriyor. Dünyada iken âhiret hayatını inkâr edenler, o âleme sevkedildiklerinde, bunun bir gerçek olduğunu görüp anlamış olurlar. İşte o gün, yaratıklar arasında Allah'ın hükmünün tecellî edeceği gün olacaktır.

"Ceza günü ne zaman?' diye sorarlar. O gün onlar ateşte yakılacaklardır. (Kendilerine 'Fitnenizi (fesatçılığınızın cezasını) tadın! Acele isteyip durduğunuz şey budur işte!' (denilecek)." (51/Zâriyât,12-14)Âyetler, koyu bir cehâlet içinde kalıp, apaçık örnekleri kavrayamamış kimselerin âhiret inançlarını açıklıyor. Onların "ceza günü ne zaman?" sözlerindeki maksatlarını bildiriyor. Bilmek ve öğrenmek için değil, alay etmek için sorduklarını belirtirken, onların bu sorularına gereken cevabı da veriyor. Din gününü yalanlayanların, kıyâmet gününde ateşe atıldıkları anki durumları anlatılıyor.
"Ve diyorlardı ki: 'Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz? Önceki atalarımız da mı?' De ki, öncekiler ve sonrakiler. Belli bir günün buluşma vakti için mutlaka toplanacaklardır. Sonra siz ey (haktan)sapmış (ahireti)yalanlıyanlar, elbette bir ağaçtan, bir zakkum ağacından yiyeceksiniz. Onunla karınlarınızı dolduracaksınız. Üzerine de kaynar su içeceksiniz. Susuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz. İşte ceza gününde onların ağırlanışı bu şekilde olacaktır."(56/Vâkıa, 47-56)
"Din(Ceza) günü oraya (ateşe) girerler. Onlar ondan (hiçbir yere kaçıp) kaybolacak değillerdir. Ceza gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin! Ve yine ceza gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin! (O gün,) kimsenin kimseye yardım edemeyeceği bir gündür. O gün emir yalnız Allah'a aittir." (82/İnfitâr, 15-19)
"Onlar ceza gününü yalanlamaktadırlar.Onu ancak saldırgan ve günaha düşkün kimse yalanlar.(83/Mutaffifin11-12)
zeliha06 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 03-02-2008, 05:07 PM   #2 (permalink)
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1339
Mesajlar: 2.137
Konular: 516
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 46
REP Seviyesi : zeliha06 is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Kıyâmetin Diğer İsimleri
Kur'an'da kıyâmete ait pek çok isim zikredilmiştir. Bunların hepsinden önce geleni, ilk suredeki "din günü"dür. Din günü gibi, kıyâmet günü anlamına gelen ve Kur'an'da geçen diğer önemli isimler şunlardır:
Es-Sâatü: Allah tarafından bilinen ve kararlaştırılmış olan zaman demektir <(30/Rûm, 12, 14, 55). El-Yevmü'l Hakk: Hak günü, doğruluk günü demektir <(78/Nebe', 39). Yevmü'l Ma'lûm: Geleceği kararlaştırılmış belirli ve muayyen gün demektir <(56/Vâkıa, 50). El- Vaktü'l Ma'lûm: Geleceği belli olan Allah katında kararlaştırılmış bulunan vakit demektir<(38/Sâd, 80-81). El-Yevmü'l Mev'ûd: Vadedilmiş, yani olacağına söz verilmiş gün anlamındadır <(85/Burûc, 2). El-Yevmü'l Âhir: Son gün, dünya hayatından sonra gelecek olan hayat demektir <(58/Mücâdele, 22). Yevmü'l Âzife: Yakında gelecek olan musibetler ve felâketler günü anlamına gelir <(40/Mü'min, 18). Yevmü'n Asîr: Zor ve müşkül bir gün demektir <(54/Kamer, 8; 74/Müddessir, 8-9). Yevmü'n Azîm: Büyük bir gün anlamındadır <(6/En'âm, 15). Yevmü'l Ba's: Ölümden sonra yeniden dirilme günü anlamına gelir <(26/Şuarâ, 87). Yevmü't-Teğâbün: Aldanmadan duyulan üzüntü ve esef günü anlamına gelir <(64/Teğâbün, 9). Yevmü't-Telâk: Buluşma ve kavuşma günü demektir <(40/Mü'min, 15). Yevmü't-Tenâd: İnsanların korku ve dehşetten bağrışıp çağrışacakları gün <(40/Mü'min, 32). Yevmü'l Cem': Toplanma günü, yaratılmışların toplanacağı gün demektir <(42/Şûrâ, 7). Yevmü'l-Hısâb: Hesap günü demektir <(38/Sâd, 16, 26). Yevmü'l Hasr: Hasret günü, yapılan işlerden dolayı pişmanlık duyup hasret çekme günü anlamlarına gelir <(19/Meryem, 39). Yevmü'l Hurûc: Dirilip kabirden çıkma günü anlamındadır <(50/Kaf, 41-42). Yevmü'l Fasl: Hak ve bâtılın ayırt edileceği hüküm günü demektir <(44/Duhân, 40; 77/Mürselât, 14, 38). El-Kaari'a: Çarpıcı belâ, âlemin tahribi zamanında varlıkların birbirlerine şiddetle çarpmalarından dolayı, insanların akıllarını alacak ve ödlerini patlatacak olan büyük hâdise demektir <(101/Kaaria, 1-5). El- Ğâşiye: Perde günü, her şeyi sarıp kaplayan gün anlamındadır <(88/Ğâşiye, 1). Et-Tâmmetü'l-Kübrâ: Büyük musibet ve felâket günü demektir <(79/Nâziât, 34-35). En-Nebeü'l-Azîm: Büyük haber günü demektir <(78/Nebe', 1-2). El-Hākka: Zaruri olarak gelip gerçekleşecek olan sâbit saat ve zaman demektir <(69/Hākka, 1-3). El-Va'ad: Vâde günü demektir <(70/Meâric, 42-44). El-Vâkıa: Vuku bulacak gün, yani olacağı muhakkak olan gün demektir <(56/Vâkıa, 1-2). Emrullah: Allah'ın emri, hükmünün geçerliliği anlamına gelir <(40/Mü'min, 78; 82/İnfitâr, 19). Yevmü'l Kıyâmeh: Kıyâmet günü,ölülerin dirilip kalkacağı gün demektir <(75/Kıyâme,1-4).
Din Günü Şuuru, Kıyametin ve Ölümün Düşündürdükleri
İnsan, teklifsiz, başı boş ve kendi keyfine bırakılmamıştır. Onun yapacağı işler ve yapmaması gerekenler, ilâhî hükümlerle bildirilmiştir. Bunun içindir ki, her insanın âhiret hayatı, dünyadaki ömrüne göre değil; dünya hayatında yaptığı işlerine göre olacaktır.

Kıyâmet günü evlât ve malın fayda vermediği, ancak doğruların doğruluğunun fayda verdiği bir gündür. Geleceğinde hiç şüphe olmayan bu günde, insanlar kabirlerinden çıkarak Allah'ın huzurunda toplanacak ve hiçbir kimse bir diğerine fayda veremeyecektir. İnsanların kendi organları yaptıklarına şâhitlik edecektir (41/Fussılet, 20-21). Kısacası o günün, çok korkunç anları ve özellikleri vardır. Kıyâmet gününde insanın kendi yaptıklarından başka her şeyden, kesin olarak ümidini keseceği anlaşılıyor.
Kur'an âyetlerinde, kıyâmet tasvir edilirken, yer ve gök nizamının bozulmasından bahsedilmiştir. Ondan sonra yeni bir hayat başlayacak, bu yeni hayatın nizamı kurulacaktır. "O gün arz (yer) başka bir arz olup değişecek; gökler de değişecek..." (14/İbrâhim, 48)
Kıyâmet/Ahiret inancı, dinin iman esaslarındandır.(Bkz Bakara 4-177:Nisa 136) İnsanların davranışlarına yön vermede çok etkili olduğu içindir ki, İslâm, bu inancı kendi mensuplarının gönüllerine tam ve kâmil bir şekilde yerleştirmek istemiştir.
Kıyâmetin ne zaman meydana geleceğini Allah, kullarına bildirmemiştir. O ergeç vuku bulacaktır. Şu kadar ki, onun olacağı zamanı kimse tayin edemez. İnsana düşen görev, böyle bir günün geleceğini bilmek, ona inanmak ve o gün için hazırlanmaktır. Zaten insan ölünce kendi kıyameti kopmuş demektir.
Bu inanç, kesinlikle kişinin dünya görüşünü değiştiren ve davranışlarını etkileyen bir inançtır. İnsanlar, bu dünya hayatında da az çok yaptıklarının karşılığını görürler. Bununla beraber şunu da unutmamalıdır ki, pek çok zâlim günahkârlar, kötülük yapan insanlar, bu dünyada rahat yaşarlar da, birçok iyi insan musibetlere mâruz kalır. Çünkü bu dünya, yapılan işlerin asıl karşılığının görüleceği yer değildir. İşte tüm işlerin karşılığının verileceği ve rabbânî adâletin tecellî edeceği an din günüdür.
Allah'ın kâinat için koyduğu bazı kanunlar vardır.Bu tabiat için koyduğu kanunlarından biri "ceza=karşılık kanunu"dur. Yapılan hiçbir hareket karşılıksız değildir. Ateş yakar, ekilen tohum biter, olgunlaşan meyve yere düşer... Yani kâinatta neyi düşünsek, nereye göz atsak, Allah'ın koymuş olduğu bu "karşılık kanunu"nu görürüz. Atasözlerinde de "eden bulur", "eşen düşer", "ne ekersen onu biçersin" gibi ifadeler, karşılık kanunu için örneklerdir.
Karşılık kanunu, en büyük adâlettir. Çünkü insan, daha önceden bildiği esaslara uyup uymamanın neye mal olduğunu bilmekte, seçimini hür irâdesiyle ona göre yapma imkânına sahip olmaktadır. Bu ilâhî kanuna göre, herkes amellerinin karşılığını görecek, hiç kimse başkasının günahını çekmeyecektir . Bununla birlikte, ister hayır, ister şer olsun, yapılan en küçük iş karşılıksız kalmayacaktır . Bu da insanın, bahane bulma duygusunu yok edecek; "kendim ettim, kendim buldum" şeklinde bir neticeye varmasına yol açacaktır. Kâinatta her şeyin bir karşılığı olduğu gibi, yapılan hiçbir kötülük, kimsenin yanına kâr kalmayacaktır. Hal böyle iken, bütün karşılıkların görülebilmesi için, dünya hayatı elbette kâfi değildir. O zaman şöyle bir durumla karşı karşıya kalırız: Bir tarafta karşılık kanunu, diğer tarafta dünya hayatının buna kâfi gelmeyişi. Burada, “imtihan edilme” söz konusudur. Bu açıdan bakıldığında "karşılık kanunu", âhirete inanmanın zarûretini de ortaya koyar. Yani her şeyin bir karşılığı olacağına göre, dünya hayatının da bu karşılıklar için kâfi gelmediğine göre, mutlaka bir karşılık zamanı olmalıdır. İşte Fâtiha'da Allah bu "karşılık günü = din günü"nün tek sahibi olduğunu belirtmektedir. Burada "din", yapılan bir işin, kendi cinsinden karşılığı manasını ifade eder. Bu karşılık kanunu sebebiyle, dünyada da hesaba çeken Allah'tır; âhirette de hesaba çeken Allah'tır. Allah, karşılıkları erteleyebilir, istediği vakitte verir; ama ihmal etmez.Allah'ın bu “karşılık kanunu”, bütün ilmî disiplinlerce kabul edilmektedir. Burada problem, işin ilâhî boyutunun gözardı edilmesidir.
Fâtiha'da Rahmân ve Rahîm isimlerini bildiren âyetten hemen sonra gelen "din gününün mâliki" âyeti, insanın tarihiyle istikbâlinin bağlantısıdır. Mâziyi unutmadan istikbâle hazır olması için, içinde yaşadığı anda ne yapması gerektiği de, bundan sonraki âyette hatırlatılmaktadır: "Ancak Sana ibâdet ederiz. Ve ancak Senden yardım isteriz." (1/Fâtiha, 4).
Dünya, âhiretin habercisi, âhiret dünyanın izdüşümüdür. İnsan adlı bu ölümsüz yolcu, birinden diğerine intikal ederek sürdürür sonsuz yolculuğunu. Çünkü ölüm, bir başka hayatın geçişidir.
zeliha06 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 03-02-2008, 05:07 PM   #3 (permalink)
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1339
Mesajlar: 2.137
Konular: 516
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 46
REP Seviyesi : zeliha06 is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Ahiret, seçme hürriyetinin, irâde ve şuurun doğal sonucudur. İnsanın seçiminin Allah tarafından kaale alındığının, değerlendirildiğinin bir delilidir. İnsanı yaratan, onu yeryüzüne halife kılıp irâde veren Allah'ın, en güzel kıvamda yarattığı kulunun istikbâliyle ilgilenmediğini düşünmek abes olacaktır. Boşuna mı yaratıldı şu muazzam dengeli tabiat ve yaratılanların en muhteşemi olan insan? Boş yere, mi yaratıldı evren ve içindekiler? Cennet niçin yaratıldı? Cehennem lüzumsuz mu?

Âhiret, Allah'ın "vaad" ve "vaîd"inin, yani ödül ve cezasının bir gereğidir. Eğer "şunu yaparsan ödüllendirilir, bunu yaparsan cezalandırılırsın" deniliyorsa elbette sonuçta "iyi" olanla "kötü" olanın ayrılıp, yapana ödülü, yapmayana cezası verilecektir. Bu nedenle âhiret, adâlet-i ilâhînin kaçınılmaz sonucudur. Âhirete inanmamak adâlete inanmamak, adâleti istememek demektir.
Âhirete iman, ölüm korkusunun insanda bir kâbusa ve kronik bir illete dönüşmesini engeller. Ölümden sonra bir hayatın olduğuna inanan, kendisini koyvermez. Onun için, ölüm bir bitiş değil; bir intikaldir. Bu nedenle âhirete iman eden kâmil bir mü'min, hayatta bir kez ölür. Âhirete inanmayan kâfirse her ölümü hatırlayışta ölür. Bir de müslümanların ölümü güler yüzle karşıladıklarını, onunla sık sık selâmlaştıklarını düşünelim. İslâm medeniyetinde mezarlar şehirlerin ortasına yapılırdı. İslâm, insanların ölümü sık hatırlamaları için mezar ziyaretini Nebi'nin diliyle özendirmişti.

Kur'an, her sayfasında, insanı hem ruhun tarihine, hem istikbâline (âhirete) götürerek insana önünü ve sonunu hatırlatır. Bu, ona süreklilik ve sorumluluk duygusu verir. Kur'an'daki kıyâmet, cennet, cehennem, mahşer, mîzan ve sorgu sahneleri, mü'minde sorumluluk hissini ve fazileti güçlendirmek için istikbâline açılan birer penceredir.

"Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir."(6/En'âm,32; 29/Ankebût,64; 47/Muhammed,36;57/Hadîd,20). Oyuncaktan hoşlanan çocuklar mıyız, yoksa rüştümüzü isbat eden adamlar mı? Dünya oyuncağına verdiğimiz değerde saklı bunun cevabı. Oyuna dalıp çokça eğlenenler, kendilerini çocuklar seviyesine düşürenlerdir.
Din günü şuûru, bize ölümü sık sık düşündürür ve bizi oraya hazırlar.Bu bilinç, bize sadece âhiret azığı değil; dünyada kaybettiğimiz izzeti, insanlık onurumuzu da kazandıracak ve ölüm korkusunu yenen, ölümle sevdalanan bir seviyeye çıkaracaktır. Ancak bu sayede haklarımızı söke söke almak için dileniş değil direniş gerektiğini öğrenir ve vahyin şahidleri olarak şerefli bir hayat süreriz.
İnsanların çokça hatırlaması gereken ölüm, her canlının kendisine erişeceği bir hâdisedir.
“Her nefis ölümü tadıcıdır. Bir imtihan olarak sizi iyilik ve kötülükle deneriz. Sonunda, Bize döndürüleceksiniz.”(Enbiya suresi 35)
“O hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için, ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.”(Mülk suresi 2)
Ölüm, kendi yolunda sapmadan ve durmaksızın ilerler. Ne geride bıraktıklarına, ne de ıstırap çekenlerin feryadına bakar. Korkanların korkusu, sevenlerin de sevgisi bunu önleyemez. İslâm'da dünya, âhiretin tarlasıdır. Dünya hayatını ıslah etmek, ondan her tür kötülüğü ve bozgunculuğu kaldırmak, bütün insanlar için iyilik ve adâleti gerçekleştirmek gibi işlerde sarf edilen emek ve uğraşıların hepsi, âhiret sermâyesidir. Böyle bir inançla çalışan ve Allah'ın rızâsını dileyerek gönülden bu güne inananların yeryüzünü ihmal etmeleri, azgınlıklara ve bozgunculuklara göz yumarak dünyayı terk etmeleri mümkün olabilir mi?
Bazı insanlar, -âhirete iman ettiklerini iddia etmekle beraber- kendilerini, câhilliğin ve azgınlığın akıntısına kaptırmışlarsa; bu, Allah'a ve âhiret gününe inandıkları için değil; âhirete imanlarının zayıf oluşundandır.
Din gününe inanmak ve bu inancın gereğini yapmak, kötülüğe koşan her nefis için bir gem, günahı seven her insan için de bir engeldir. Bütün insanlığa hitap eden Kur'an, bu günün olmasını imkânsız görenlere en kesin ve doğru cevabı verir: "İnsan, kendini bir nutfeden nasıl yarattığımızı görmedi mi ki, şimdi apaçık bir düşman kesildi." (36/Yâsin, 77). İnsanın yaratılışındaki hayret verici durumlar, organlarının yapısındaki çeşitli özellikler, onun tekrar diriltilmesinden çok daha önemli ve dikkat çekicidir. Allah'ın sanat ve kudretindeki bu incelikleri, mükemmellikleri bilip görenler, öldükten sonra dirilmeyi artık nasıl inkâr edebilirler?
Dünya, ne seçim ne de geçim dünyasıdır müslüman için; dünya kulluk/ibâdet dünyasıdır, imtihan dünyasıdır. Sınav esnâsında oyuna dalan, gülüp eğlenen kimsenin imtihanda başarı şansı ne kadar olabilir?
"Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes, yarına ne hazırladığına baksın. Allah'tan korkun. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır." (59/Haşr, 18)
Ne mutlu, dingünü bilincine sahip, ölüme ve ölüm ötesi hesaba hazır olan ve ölümden korkmayan, ölümle dostluk kurabilen canlı şehidlere!
zeliha06 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4.5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:29 AM .


vBulletin v3.7.1 Patch Level 1, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd


 

» Bize ulasmak için affeyle@gmail.com adresine mail atin )
sitemap Tags ilahiler program indir