Geri git   > ISLAMDA EGITIM > Dini Kavramlar
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et





Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-01-2008, 04:03 PM   #1 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Sahra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 2
Mesajlar: 5.462
Konular: 821
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 17
REP Puanı : 1024
REP Seviyesi : Sahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud of
İletişim
Takımı
Saat
Ma'rûf

Arapça'da "aklın ve dinin hoş gördüğü şey, ihsan, iyilik" anlamına gelen kelime. Kökü; bilmek, idare etmek, tanımak manasındaki "a-ra-fe" sözcüğüdür. "Örf/Urf" kelimesiyle kökdeş olup aslî manası bakımından da "örf olan şey" demektir.

Kelime, Kur'an-ı Kerim'de 30'a yakın yerde kullanılmıştır. Kullanımın tamamına yakın bir kısmında harfi tarif almış olarak, "el-Ma'ruf" şeklindedir. Anlaşılıyor ki, kullanım sırasında sıradan kimi örf olan şeyler değil, çerçevesi ve içeriği ile belli ve belirgin bir kavram ifade edilmektedir. Bu kavramın mahiyetini Kur'an-ı Kerim, bize, apaçık bir biçimde bildirir. Nitekim;

"Toptan Allahın ipine sarılın, ayrılmayın. Allah'ın size olan nimetini anın: Düşmandınız, kalblerinizin arasını uzlaştırdı da O'nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah, doğru yola erişesiniz diye size ayetlerini açıklar. Sizden, hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve fenalıktan alıkoyan bir cemaat olsun. İşte başarıya erişenler yalnız onlardır. Kendilerine belgeler geldikten sonra ayrılan ve ayrılığa düşenler gibi olmayın. Bir takım yüzlerin ağaracağı ve bir takım yüzlerin kararacağı günde büyük azap onlaradır. Yüzleri kararanlara; İnanmanızdan sonra inkâr eder misiniz; inkârınızdan ötürü tadın azabı" denilecektir. Yüzleri ağaranlar ise, Allah'ın rahmetindedir. Onlar orada temellidirler. İşte bunlar, sana doğru olarak okuduğumuz Allah'ın ayetleridir. Allah hiç kimseye zulmetmek istemez. Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. İşler Allah'a varacaktır. Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, marufu emreden, kötülükten alıkoyan, Allah'a inanan hayırlı bir ümmetsiziniz. Kitap ehli inanmış olsalardı, kendileri için daha hayırlı olurdu. İçlerinden inananlar olmakla beraber, çoğu yoldan çıkmıştır" (Âl-i İmrân, 3/103-110).

"(Onlar) ellerindeki Tevrat ve İncil'de yazılı bulacakları ümmî nebi olan O Resul'e uyanlardır. O kendilerine marufu emrediyor, onları kötülükten nehyediyor, onlara temiz şeyleri helâl, murdar şeyleri de haram kılıyor. Üzerlerindeki ağır yüklerini, sırtlarındaki zincirleri indiriyor. İşte, O'na iman edenler, O'nu tazim edenler, O'na yardım edenler ve O'nunla birlikte indirilen Nur'a tabi olanlar var ya, onlar selâmete erenlerin ta kendileridir" (el-A'raf, 7/157) anlamındaki ayeti kerimeler, birarada alındığında, marufu tanımamıza imkân sağlayıcı bir aydınlık getirmektedir. Buna göre maruf, insanlara peygamberler eliyle getirilen ve her peygamberin gelişiyle birlikte bir bölümü de değişebilen, insanları birleştirici ve ateşten kurtarıcı günlük uygulamalar bütünüdür. Öyle ki, inanmış olmak bile (burada kitap ehli anılarak belirtiliyor), ancak marufa uymak ve onu emretmekle mümkün görünüyor. Gerçekten de, Tevbe suresinin 71 ve 112. ayetlerinde müminlere has davranışlar olarak namaz, zekât, Allah ve Resulüne itaat, tevbe, ibadet, hamd, seyahat, rükû ve secdeyle birlikte marufun emredilmesi ve kötülüğün nehyi de zikredilmekte; Lokman'ın oğluna olan nasihatındaysa, bu uygulama namazla birlikte anılmaktadır (Lokman, 29/17). A'raf suresinin 199. ayetinde kolaylığı tutma ve cahillerden yüz çevirmeyle birlikte anılan marufu emretmek, "Eğer kendilerine yeryüzünde bir iktidar verirsek, onlar, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, marufu emreder, kötülükten nehyederler; bütün işler Allah'a dönecektir" (el-Hacc, 22/41) anlamındaki ayette hâkimiyet durumundaki üç temel uygulamadan biri olarak anılacak ölçüde önem taşımaktadır.

Nitekim, Allah'ın Resulü de, İslâm dininin sekiz esası olarak, "Ortak koşmaksızın Allah'a ibadet, namaz, zekât, oruç, hac, marufu emretmek, kötülükten nehyetmek ve cihat "ı sayar (bu, Bezzar rivâyeti olup; Hâkim, sekizinci sırada cihad yerine "ev halkına selâm"ı zikreder) ve bunlardan birini terkedenin dininin bir parçasını terkettiği hüsranda olduğu ve tümünü bırakanın da İslâm'a sırt dönmüş olacağı haberini verir (el-Münzirî, Tergîb ve Terhib, Terc. A. Muhtar Büyükçınar, A. Arpa, D. Pusmaz, A. Yücel İyiliği emir ve kötülükten nehiy bölümü 28 Sayılı Hadis; Tirmizi'de, Birr ve Sıla 13); küçüğümüze şefkat, büyüğümüze saygı göstermeyen, marufu emretmeyen ve kötülükten sakındırmayan bizden değildir" buyurularak, konunun önemi vurgulanır. Marufun emir ve kötülüğün nehy edilmesinin terkinin duaların kabulüne engel olacağı (İbn Mâce, Fiten 20), bunun Yüce Allah'ın ceza göndermesine yol açacağı ve duaların kabulünü önleyeceği (Tirmizi, Fiten, 9) hususları da, yine Peygamberimiz Efendimizin bildirdikleri arasındadır.

Marufun emri ve münkerin nehyi, farzlar arasında zikredilmiş ve özellikle Mu'tezile olaya çok büyük bir önem atfederek, onu, dinin beş esası arasına almıştır. Şu var ki, sünnilikte gerek maruf ve gerekse münkerin şer'an öğretilmiş ve tasrih edilmiş olmasının gerektiğine inanılırken; Mu'tezile, belirleyici öğenin akıl olduğu görüşünde bulunmuş (N. Çağatay, İ A. Çubukçu, İslâm Mezhepleri Tarihi, 112); Şia ise, belirlemenin hem şer'an, hem aklen olabileceği kanaatini öne sürmüştür (Kâşif'ul-Gıta, Caferî Mezhebi, terc. A. Gölpınarlı, 69).


۞۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞
۞..´*• *•. .•*´ •*´*• *•. .۞
۞. لا اله الا الله محمد رسول الله ۞
۞..•..* ¸.• •.¸ `*.. • *•. .۞
۞۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞

~~~~ WwW.IslamKadini.CoM ~~~~


Sefaat Sitemize Girmek Icin

Sahra isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 10-13-2008, 03:13 AM   #2 (permalink)
Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: iskenderun/Türkiye
Yaş: 41
Üye No: 25
Mesajlar: 250
Konular: 35
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 19
REP Seviyesi : mnuri is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Ellerine sağlık sahra bacım. Aslında güzel bir konuya temas etmişsin... Iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak farzdır, hatta farz-ayn'dır. Namaz gibi, oruç gibi, zekat gibi amabirileri bunu yıllardır anlatmadılar gerçekleri bildikleri halde. Ya da anlatanlara mani oldular. Tarihte birçok kavim bu yüzden helak olmadımı ? Vahiy de bu konulara çok yer verilmiş ah bir de okusak ve amel etsek... Değilmi...!

mnuri isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 10-15-2008, 07:28 PM   #3 (permalink)
IslamGul Dostu

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1891
Mesajlar: 466
Konular: 36
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 35
REP Seviyesi : TURAB is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
ALLAH razı olsun paylasimindan dolayi

HER SOYLEDIGIN DOGRU OLSUN HER DOGRUYU HER YERDE SOYLEMEN DOĞRU DEĞİL
TURAB isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 10-15-2008, 11:43 PM   #4 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Sahra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 2
Mesajlar: 5.462
Konular: 821
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 17
REP Puanı : 1024
REP Seviyesi : Sahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud of
İletişim
Takımı
Saat
Alıntı:
mnuri´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ellerine sağlık sahra bacım. Aslında güzel bir konuya temas etmişsin... Iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak farzdır, hatta farz-ayn'dır. Namaz gibi, oruç gibi, zekat gibi amabirileri bunu yıllardır anlatmadılar gerçekleri bildikleri halde. Ya da anlatanlara mani oldular. Tarihte birçok kavim bu yüzden helak olmadımı ? Vahiy de bu konulara çok yer verilmiş ah bir de okusak ve amel etsek... Değilmi...!
evet abi cok haklisin, amin ecmain INSALLAH.
Sahra isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4.5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:30 AM .


vBulletin v3.7.1 Patch Level 1, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd


 

» Bize ulasmak için affeyle@gmail.com adresine mail atin )
sitemap Tags ilahiler program indir