 |
BaŞka Du Bİlmez Mİsİn?
________________________________________
Bir şahıs, Harem-i Şerîfin kapısında, Ey doğrulara yardım eden, haramlardan
kaçınanları koruyan Allâhım!.. diyerek hep aynı duâyı okuyordu. Ona, Sen
başka duâ bilmez misin? dediler. O şöyle açıkladı, bu duâyı tekrar etme
sebebini:
Ben Beyt-i Şerîfi tavâf ederken ayağıma takılan bir şeyi eğilip aldım. Bir
de baktım ki, içinde bin altın bulunan bir kese. Şeytanımla îmânım
mücâdeleye tutuştular. Bin altın çok para, senin bütün ihtiyaçlarını
karşılar dedi şeytanım. Îmânım ise, Bu haramdır, boşuna saklama; sahibini
bul, teslim et! dedi. Ben böyle mücâdele içinde iken, birinin sesi duyuldu:
Burada, içinde bin altınım bulunan kesem kaybolmuştur. Kim buldu ise
getirsin, ona otuz altın müjde vereyim!
Bin haramdan otuz helâl hayırlıdır, diyerek keseyi sahibine teslim ettim. O
da bana otuz altın verdi. Bunu alıp bakırcılar çarşısında gezerken, bir Arap
kölenin bu paraya satıldığını görünce, hemen satın aldım. Bir müddet sonra
bu kölenin yanına bir kısım Araplar gelip gizlice konuşmaya başladılar.
Köleden ne konuştuklarını sordum. Saklamayıp aynen anlattı:
Ben Mağrip sultânının oğluyum. Babam, Habeş melikiyle cenk edip savaşı
kaybetti. Beni de esir alıp buralarda sattılar. Babam bunları göndermiş,
elli bin altın da vermiş ki, beni satın alıp götürsünler. Sen bana çok
iyilik ettin, kendi evlâdın gibi baktın. Bundan dolayı memnun kaldım. Bunlar
beni satın alacaklar; sakın az altına râzı olma, elli bin altına sat beni.
Dediği gibi oldu. Elli bin altına sattım köleyi. Bu kadar büyük sermaye ile
bir kısım mallar alıp Bağdata gittim. Orada açtığım dükkânda mallarımı
satıyordum. Bir tanıdığım gelip, Meşhur bir tüccar dostum vefât etti, ay
gibi güzel kızcağızı yalnız kaldı. Gel bunu sana alalım dedi. Ben de kabul
ettim. Kızın, çehiz olarak getirdiği birtakım tabakların üzerinde içi altın
dolu keseler vardı. Hepsinin üzerinde de biner altın yazılı iken, birinde
dokuz yüz yetmiş altın yazılı idi. Bunun sebebini sorduğumda kızcağız
dediki:
Babam bu keseyi Harem-i Şerifte kaybetmiş. Bulan bir helâlzâde keseyi iâde
edince, otuz altını ona müjde olarak vermiş, ondan geriye kalanlardır bu
kesedeki altınlar.
Bunun üzerine ben Allâha hamd ve şükürlerde bulundum; bunlar hep doğruluğun,
iyiliğin bereketi, diyerek hâdiseyi kızcağıza anlattım. Sürur ve saâdetimiz
daha da perçinlenmiş oldu!.. (Nevâdir-i Süheylî, Sayfa: 280-81)
Evet, enteresan bir hâdise. Doğruluk ve dürüstlüğün neticesini göstermesi
bakımından verdiği mesaj oldukça mühim. Kaldı ki bu, sadece dünyadaki
semeresi. Âhiretteki karşılığı ise, ebedî bir saâdet. Rabbimiz cümlemizi,
îmânımızın sesine kulak vererek sadâkat ve istikametten ayırmasın. Âmîn...
|
|