Geri git   > ISLAM ONDERLERI > Menkibe Ve Kissalar
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Menkibe Ve Kissalar Islam Önderlerinden Kissalar





Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-18-2008, 03:36 PM   #1 (permalink)
IslamGul Dostu

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
en'am32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 2403
Mesajlar: 683
Konular: 197
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 26
REP Seviyesi : en'am32 is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Bu Cennet Kokusudur

Ey yüceler yücesi Allah'ım! Ey benim Rabbim! Niye benim beraatımı vermedin, ne kusur ettim? Allah'ım! Arkadaşlarım öyle mutlu ve sevinçli, ben böyle boynu bükük yetim kaldım. Rabbim! Sana yalvarıyorum! Benim de beratımı ver. Ne olur Allah'ım, beraatımı ver!

Eski zamanların birinde saf mı saf temiz mi temiz, her şeye ve herkese kanan bir adam yaşarmış. Tüm muradı insanlara hizmet edip Rabbinin rızasını kazanmakmış. Fakat bazı kendini bilmez insanlar, onun bu saflığından yararlanıp, ona kötü şakalar yaparlar, üzerlermiş. Gel zaman git zaman, bu saf adamın köyünden bir grup insan umre ziyareti yapmaya karar verirler. Giderlerken bu adamcağızı da yanlarında götürmeye karar verirler. "Yolda biraz takılırız, zaman geçiririz." diye.

Nihayet uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra yüce Allah'ın evi Beytullah tüm heybetiyle görünmüş. Müslümanlar ve bizim iyilik timsali saf adamımız, heyecan ve sevinçle ona koşmuş ve umre vazifelerini yerine getirmişler. Yaklaşık on gün burada ibadet ve taatla meşgul olan kafile artık toparlanıyormuş. Şimdi Resûlullah'a varma zamanı gelmişti. Nur şehir Medine'ye gitmek için yola koyulmuşlardı. Mekke'den bir mil mesafe ayrılmışlardı ki, içlerinden biri çantasından birtakım kâğıtlar çıkarmış, acele ile arkadaşlarına dağıtmaya başlamış. "Bu nedir?" diyenlere:

"Susun, sessiz olun. Bizim saf adam duymasın, ona müthiş bir oyun hazırladım." demiş.

Kafilede olan herkese dağıtmış. O kâğıtlardan sadece saf adama vermemiş. Arkadaşları dayanamamış, "Çabuk anlat, oyunun nedir?" demişler. Adam:

"Bakın, birazdan saf adam gelecek. Bizlere ellerimizdeki kâğıtların ne olduğunu soracak."

"Eee, biz ne diyeceğiz?" diye atılmış arkadaşları.

"Diyeceğiz ki, bu kâğıtlar bize cennetten gelmiştir. Umre ziyaretimizi kabul eden Allah, bizlere beraatlarımızı gönderdi." diyeceğiz.

Arkadaşlarından bazıları:

"Fakat bu çok ağır bir şaka." dedilerse de bu işi yapmaya karar verdiler.

Biraz sonra saf adam yanlarına gelmişti. Birde ne görsün, herkesin elinde birtakım kağıtlar, onu öpüp kokluyorlar. Dayanamadı:

"Ey benim arkadaşlarım! Nedir o elinizdeki öpüp kokladığınız kâğıtlar?" diye sordu.

Hepsi birbirlerine kaş göz edip gülüşmüşlerdi. Bu oyunu hazırlayan zat ona:

"Aaa, senin bu kâğıtlardan haberin yok mu?"

"Hayır, yok."

"Ama nasıl olur, bak, hepimize gönderildi bundan."

"Fakat anlamıyorum, nedir onlar? Kim gönderdi?"

"Kim olacak, umremizi ve ibadetlerimizi beğenip kabul eden Allah gönderdi."

Saf adam âdeta beyninden vurulmuştu. Son baharda yaprakları dökülüp en ufak bir rüzgârda titreyen bir gül ağacı yaprağı gibiydi. Dudakları: "Rabbim! Rabbim! diye kıpırdıyordu.

Aniden yönünü Mekke'ye çevirdi. Kâbe karşısındaydı; birden olanca kuvvetiyle koşmaya başladı. Arkadaşlarının "Dur, gitme! Şaka yaptık." sözlerini duymuyordu bile. Onun gönlü yanmıştı, hem de nasıl bir yangın… Belki Nil nehri oraya aksa, söndüremeyecekti. Düşüyor, kalkıyor, ağlıyordu. Sonunda kavuşmuştu Beytullah'a. Ona öyle bir sarıldı ki, gözyaşlarını, Kâbe'nin örtüsü içine çekiyordu. Kalbini âlemlerin Rabbi olan Allah'a bağlamış haykırıyordu:

"Ey yüceler yücesi Allah'ım! Ey benim Rabbim! Niye benim beraatımı vermedin, ne kusur ettim? Allah'ım! Arkadaşlarım öyle mutlu ve sevinçli, ben böyle boynu bükük yetim kaldım. Rabbim! Sana yalvarıyorum! Benim de beratımı ver. Ne olur Allah'ım, beratımı ver!"

O, böyle yalvarırken, kafasına bir şeyin değip yere düştüğünü hissetti. Bir de ne görsün, arkadaşlarının ellerindeki kâğıtlardan çok daha güzel bir kâğıt. Hemen aldı, sevinçten ne yapacağını şaşırmıştı. Hemen kalktı kafilesine doğru koşmaya başladı. Bir yandan da bağırıyordu:

"Aldım! Aldım! Ben de beratımı aldım!…"

بسم الله الرحمن الرحيم


Rahman ve rahim olan Allahın adıyla

Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?

EN'AM SURESİ 32. AYET
en'am32 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 08-18-2008, 03:38 PM   #2 (permalink)
IslamGul Dostu

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
en'am32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 2403
Mesajlar: 683
Konular: 197
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 26
REP Seviyesi : en'am32 is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Arkadaşlarının hepsi şaşırmıştı. Adam yanlarına gelince, hemen elindeki kağıdı aldılar. O da neydi? Bu kâğıt nasıl da güzel kokuyordu! Hayatlarında hiç bu kadar güzel bir koku koklamamışlardı. Üstelik çok garip harika desenli bir kâğıttı. Şimdi hepsi telaşlanmışlardı, işin içinde bir iş vardı. Hiç vakit kaybetmeden hemen Mekke'ye döndüler ve o devrin büyük âlimi bir büyük zata gittiler. Kâğıdı ona verdiler. O âlim zat kâğıdı eline alır almaz, ayağa kalktı.

"SübhanAllah! Bu cennet kokusudur." dedi. Kâğıdı açınca hayret ve dehşeti arttı:

"Bu," dedi, "bu bir berattır. Falan adama yazılmıştır. Hem de nur mürekkeple yazılmıştır."

Hepsi donmuşlardı. Kimileri hüngür hüngür ağlıyordu. Âlim o saf adamı kucaklamış sakallarından, yüzünden, ellerinden öpüyordu.

"Ne olur bana dua et!" diye rica ediyordu.

Allah, bu saf kuluna rahmet etmiş, ona nazar edip mükâfatlandırmış ve arkadaşlarına da bir ders vermişti.

Allah resûlü’nün diyarından selâm var

Belki bizler bu adama ne kadar özensek azdır. Gerçekten Allah kuluna şah damarından daha yakındır. Rabbimiz nasip etti, yakın tarihte bir umre yaptık. Umre ziyaretimizi yaparken yukarıda yazdığımız kıssa hep aklıma geldi. Gerçi gökyüzünden başıma düşecek bir berat beklemiyordum; ama asırlar ilerledikçe Mevlâ'mızın bu tür ihsanlarının ne kadar azaldığına çok üzüldüm. İslâmiyet'in ilk yıllarında vahiy iniyordu. Daha sonraları Allah'ın dostlarından çok büyük hâller zuhur ediyor ve insanlar bunları bizzat görüyordu. Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin bir cemaatin önünde ölüyü diriltmesi gibi. Tabiî bizim tesellilerimiz de çoktu; yarın âhirette, Kâbe bize şefaat edecekti. Efendimiz, "Benim kabrimi ziyaret edip, tevbe edene şefaatim hak olur." diyordu. Üstelik o mübarek yerlere gidip, "Ben affolunmadım." diyen günahkâr olmuyor muydu? Çok şükür, affedildiğimize inanarak memleketimize döndük. İnanın, siz "Beyan" okurlarına da söz verdiğim üzere çok dua ettim. İnsan Kâbe'de âdeta dünya ile ilişkisini kesiyor. Rabbine şöyle nida ederken, gözyaşları döküyor.

"Ey Rabbim! Gidilen yere eli boş gidilmez, oysa biz çok suç getirdik. Dağların bile çekemeyeceği yükü iki kat sırtımızda çok güç getirdik. İşte Allah öyle yüce ve merhametli ki kulunu affetmek için âdeta bahane arıyor. Beytullah'ı ziyaret et, affedileceksin. Resûllah'ı ziyaret et, af kapsamına gir. Arafat'a çık, affedil. Hatta namaz kıldığın halı, çektiğin tesbih bile yarın bize şefaat edecek. Allah tersini yapmaktan bizi muhafaza etsin. Yaptığımız umreye en güzel rengi İsmailağa cemaati katmıştı. Bembeyaz fistanları, sarıkları, cübbeleri ve beyaz çorapları ile sanki Beytullah'ı Resûl'ün ashabı tavaf ediyordu. Tabiî muhterem hanım kardeşlerimiz, Kâbe'nin o güzel örtüsüne bürünmüş hâlde, son derece hayâlı ve edepli bir biçimde, Müslüman bir kadına yakışacak tarzda ibadetlerini yapıyorlardı.

Başımızda hoca olarak bulunan emekli eğitmen Eyüp Çakmaktaş, Kâbe'nin rengi ile hemhâl olmuş kardeşlerimizle ilgili bir olayı anlattı; hepimiz gözyaşlarına boğulduk. Anlattığına göre; bir grup bacımız umre ziyaretlerinden sonra kendisine bir zarf bırakmışlar ve şöyle demişlerdi:

"Biz gittikten sonra bu zarfı açın." Onlar gittikten sonra açtık zarfı. Zarftaki mektupta şöyle yazıyordu: "Allah rızası için bu mektubu Kâbe'nin örtüsüne yapıştırın." Kâğıttaki yazı şöyle başlıyordu:

"Ey Rabbimiz! Bizim şu örtümüzün, senin Beyt'inin örtüsü kadar kıymeti yok mu ki, bu örtü bize yasak ediliyor…"

Yaşadığı başka bir ibretli hâdiseyi daha anlattı bizlere. Yabancı bir ülkeden iki kız kardeş gelmişler Mescid–i Nebevî'ye. Son günlerinde küçük kız kardeş, Efendimizin kabrinin dışındaki demirlere yapışıp, ağlamaya başlar ve Resûlullah'a şöyle seslenir: "Ya Resûlullah! Ben buradan ayrılmak istemiyorum. Yaşadığım yerde örtüm garip, mescidim garip, seccadem garip. Ne olur, burada öleyim. Bırakma beni ya Resûlullah!" Bunları duyan ablası hemen kız kardeşinin yanına gelip:

"Aman kardeşim, buralarda dualar geri çevrilmez. Sen daha çok gençsin." diyordu; ama o yalvarıp duruyordu. Allah onu oracıkta katına yükseltmiş, canını alıvermişti. Bunu bizzat görmüş ve yaşamışlardı. Evet, şimdi devam edelim. Efendi Hazretleri'nin elinde yetişmiş hocaların o doyumsuz sohbetlerini ise, sizlere anlatamam. Allah hepsinden razı olsun. Din–i Mübin–i İslâm'ı bilerek yaşamanın ne büyük nimet olduğunu, onları görenler idrak ediyor. Evet, gerçekten çok güzeldi umre. Hep bir ağızdan şöyle diyorduk:

"Ya Rab! Biz buraya İbrahim olup yanmaya geldik… İsmail olup kurban olmaya geldik… Hacer olup teslim olmaya geldik..." Ne güzel sözlerdi bunlar. Allah hakikatine erdirir inşAllah.

Fakat ufak tefek sorunlar da olmuyor değildi. Ama uçaklarla gidip, güzel otellerde kalan bizlerin böyle ufak şeylerden şikâyet etmeye hakları olmadığını düşünüyorum. Aslında beni en çok üzen şey; bazı patavatsız insanların yolculuk dönüşü söyledikleri idi. Ne diyordu onlardan biri, yaşlı bir teyzeye:

"Sen kaç kere gittin umreye."

"Evladım, bu dördüncü." cevabını aldıktan sonra:

"Aman canım, sizin başka işiniz gücünüz yok mu? Arab'ı zengin ediyorsunuz. Oraya vereceğiniz parayı fakirlere versenize." Şu çatlak sese bakar mısınız? Allah tan hoca arkadaşlarımdan biri o adama dönüp:

"Affedersiniz, siz nerenin müftüsüsünüz ?" diye sordu. Adam soruya şaşırmıştı.

"Ben müftü falan değilim." dedi. Arkadaşım:

"O zaman bırakın da fetvaları müftüler versin."

"Size ne kardeşim, benim ne olduğumdan, ne dediğimden."

"O hâlde size ne, o teyzenin kaçıncı umresi olduğundan. Hem siz merak etmeyin, fakirlere de o teyzeler sizden daha çok yardım ediyor. Hem merak ettim, acaba siz her yaz Bodrum'a, Kuşadası'na gidip, beş yıldızlı otellerde tatil yapanlara da böyle söylüyor musunuz?" Adam hemen oradan homurdanarak uzaklaştı.

Görüyorsunuz değil mi? İnsanlar nasıl yanlış düşünceler içinde olabiliyor. Bazıları "Arapları sevmem." diyor. Kimileri köpeğine Arap ismini takıyor, kimi hindiye kelfatma diyor. Diğeri hamam böceğine karafatma diyor. "İşimiz Arap saçına döndü." deniliyor. Ah ah! Ne olduysa bize sonradan oldu. Cumamız pazar oldu, her şey azar azar oldu."

Efendimiz buyurdu ki:

"Arab'ı sevin; zira ben Arabım, Kur'an Arapçadır."

Lâkin sapık profların, sahte din âlimlerinin, sözüm ona ellerinde kalan bu aciz insanlar helâk olup gidiyor. Cenab–ı hak hepimize uyanışlar nasip etsin.

Evet, son olarak şöyle diyelim Rabbimize:

"Ey Allah'ım! Birkaç asırdır uyuyan şu milleti uyandır. Habib–i Edib'ini mânen bizim buralara ulaştır. Adını her tarafa yazalım, adına kurban olalım."
en'am32 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 08-18-2008, 03:41 PM   #3 (permalink)
IslamGul Dostu

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
en'am32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 2403
Mesajlar: 683
Konular: 197
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 26
REP Seviyesi : en'am32 is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Beyan dergisinin Ekim 2004 sayısında yayınlanan bu yazı Yusuf Bahadır İyican'a aittir...
en'am32 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 08-18-2008, 03:55 PM   #4 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Lieclillah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1461
Mesajlar: 1.724
Konular: 365
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 14
REP Seviyesi : Lieclillah is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Harikulade...

Masa Allah bin barekallah!

Gozyaslari tutmak ne mumkun!

Hadiseyi biliyorduk ama burada cok cok guzel anlatildi.

Hay Allah c.c. sizden gani gani razi olsun guzel hanim bacim benim.

Hic tutmayin beni... Ellerinizden, gozlerinizden opuyorum...


...Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...

YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Lieclillah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 08-19-2008, 02:07 AM   #5 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
armes32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 19
Mesajlar: 2.124
Konular: 149
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 4
REP Puanı : 43
REP Seviyesi : armes32 is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
bacıma katılıyorum aynen agır agır okudum heyecanla MAŞŞALLAH
seda bacı ALLAH razı olsun cok güzel bir paylaşım

"Ey yüceler yücesi ALLAH'ım! Ey benim Rabbim!Sana yalvarıyorum! Benim de beratımı ver. Ne olur ALLAH'ım, beratımı ver!"
armes32 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4.5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:14 AM .


vBulletin v3.7.1 Patch Level 1, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd


 

» Bize ulasmak için affeyle@gmail.com adresine mail atin )
sitemap Tags ilahiler program indir