 |
Şoför
Malum servis şoförümüz sıkışan trafikte hareket edemez halde beklerken (gayet de haklıydı çünkü önündeki arabalar kuyruk olmuştu) arkadan kornaya abanan araç sahibine camdan sarkarak "pokemon'muyum lan ben arabaların üzerinden uçayım" diye bağırarak tüm servisi yere yıkmıştı
Sigorta
kadın: merhaba ben kredi kartınızla kopek almıştım...
Yetkili: evet efendim?
Kadın: bu köpeğin kulakları duymuyor. Acaba sigorta kapsamına giriyor mu?
yetkili: ben bi team leaderima danışayım!!!!...
Tebeşir
Ders yine kalkülüs. hoca büyük bi sevkle anlatıyor. tamamen konuya konsantre olmuş. Ama tebeşirinin ufacık kaldığını farkediyor. Uyuklayan bir öğrenciye
- "e hadi çık tebeşir bul yan siniftan" diyo.
Çocuk çıkıyor sınıftan, ama yan sınıf diye ayni amfiye diğer kapıdan giriyor ve yine bizim hocaya
-"hocam yan sınıftan tebeşir istiyorlar" diyor.
hoca da derse konsantre ya,
-"ya ben de az önce bir öğrenci gönderdim alsın diye. Bizde de yok" diyor.
çocuk da
-"haa tamam" deyip çıkıyor. Sonra diğer kapıdan tekrar girip
-"yokmuş hocam.
deyince hoca da öğrenci de durumu anlıyorlar. inanılmaz ama gerçek.
Taksici
Bir gün Bakırköy-Taksim dolmuşuna binmiştim. Aracın ön konsoluna harfli sticker'larla şunlar yazılmıştı: TÜRK SOFÖRÜ EN IÇTEN DUYGULARIN INSANIDIR E, ne var ki bunda, demeyin; devamını okuyun: KEMAL ATATÜRK !!
Şifre
-iyi günler, hoş geldiniz, nasıl yardımcı olabilirim?
—para çekemiyorum ben...
-şifrenizi yanlış giriyormuşsunuz destur bey
-şifremi?,benim şifrem hep aynidir,İstanbul un kurtuluşu....
—bana söylemeyin lütfen şifreyi efendim.
-heh,tamam hatırladım,1956!!!
-efendim o İstanbul un kurtuluşu değil ama...
-ya kaçtı İstanbul un kurtuluşu?
—efendim ben maalesef söyleyemem bunu size.
-niye sendemi bilmiyorsun?..
—biliyorum ama güvenlik açısından benim şifreyi bilmemem gerekiyor.
—ben sana şifreyi sormuyorum ki! İstanbul un kurtuluşunu soruyorum.
-evet,ama.........
Uçak
Lisedeyiz... Geometri dersi... Ders kaynasın diye yapmadığımız karaktersizlik yok. Hoca tahtaya şekil çizerken, okulun bayağı yakınından bir savaş uçağı geçti. Bizden biri:
- Aaa hocam uçak geçiyor!
Hocamızdan cevap:
- Elleme geçsin!!!
Printer 2
Sene 1992, üniversite yılları. Anneannemin hac parasıyla zar zor bir bilgisayar almışız ama printer'a para kalmamış. Akşam vakti printer'i olan bir arkadaşa gidip aleti ödünç aldım, eve dönüp proje çıktısı alacağım. Ankara’da her kış olduğu gibi yerler yine buz. Kayıp düşer de alete bir zarar veririm korkusuyla bir taksiye bindim. Daha iki dakika olmadan polis çevirdi, taksici kenara çekti, sonra arabadan indi, kimliğini gösterdi. Ben kucağımdaki cihazın inmemek için uygun bir bahane olduğu düşüncesiyle elde kimlik arabada bekledim. Polis abi geldi, kapıyı açtı ve aramızda söyle bir diyalog geçti:
- O ne len öyle?
— Printer - (yanındaki öteki polise dönerek)Ecnebi oğlum bu.
Sonra gülümseyerek kapıyı kapattı, güle güle manasına ikisi birden el salladılar, tekrar yola koyulduk. 500 metre kadar gittikten sonra şoför gene kenara çekti, çünkü gülmekten arabayı kullanamıyordu.
Polis
Simdi arkadaşımla Taksim'de bekliyoruz bir adam ağlayan çocuğunu susturmaya çalışıyor. Yanda da bir polis var; sonra adam çocuğa dedi ki
-Sus yoksa seni polise veririm.
Yandaki polis de bir dellendi ;
-Lan biz adam mı yiyoruz da bize veriyon çocuğu?
Polis telsizleri
- 5443 Merkez: Cemal Gürsel caddesi'nde şüpheli bir paket var.
— Anlaşıldı, çevre güvenliğini alın uzman gönderiyorum.
— Merkez uzman ekibe gerek kalmadı, paket boş.
— Boş olduğunu nasıl anladınız.
— Efendim üzerinden kamyon geçti.
Merkez ekiplerden sırayla mevkii ve yol durumu hakkında bilgi alıyor :
- 5945 Merkez: Hava yağışlı, zemin kuru, yolda kalan araç yok.
— Merkez 5945: Hava yağışlıysa zemin nasıl kuru oluyor?
- Anonsu yaparken tünelden geçiyorduk
- Merkez 4818: Arac alkollü mü?
— Olumsuz efendim, dizelmiş.
Müşteri Hizmetleri
-merhaba ben batur nasıl yardımcı olabilirim?
—benim telefonda bir problem var yönlendirmeyle ilgili...
—peki ilk önce telefonunuzun ''menü' tuşuna sonra da ''5'' tuşuna basın...
—evet... Tamam...
—ekran da ne var simdi?
-show tv... -???
Mükemmel Yer
Olayımız Sarıyer Taksim minibüslerinde geçmekte... Kravatlı, düzgün giyimli bir adam inmek için ayağa kalkar:
- Şoför bey. Mükemmel bir yerde inebilir miyim? Minibüs sağa yanaşır. Şoför:
- Tabi buyurun. Size layık değil ama...
Minibüs Yolculuğu
Okula ulaşmak için, Beşiktaş Akaretler'den Sarıyer minibüsüne biniyorum. Epey boşça olan minibüse, orta yaşlarda bir abi biniyor ve benim gibi en öndeki üçlü koltuğa, yanıma oturuyor. Az sonra cebinden cüzdanı çıkarmak için hafifçe ayağa kalkan abimiz, minibüsçünün ani freni ile kafasını sert bir şekilde minibüslerde motor kabini üzerinde bulunan tahta para kutusuna çarpıyor. Şaşkın bir bakışla yerine oturan abide bir kısa devre olmuş olacak ki, parayı minibüsçüye uzatıyor ve:
- Bir kısa camel versene!
Maddenin 3 Hali
Olay, bir arkadaşımın annesinin gözetmen olarak bulunduğu ilkokulu dışardan bitirme sınavlarından birinde gerçekleşiyor. Dışardan bitirme sınavı ya, yaşlı başlı adamlar da var sınavda. Gözetmenler sınav sırasında sıraların arasında dolaşıyorlar. Tam o sırada gözetmen bakıyor, adamın biri soruların hiçbirine cevap verememiş; acıyor adama. "Maddenin üç halini yazınız" sorusunu parmağıyla işaret ediyor ve adamın kulağına eğilip cevabi fısıldıyor: "katı, sıvı, gaz." Sınav kurulunu en çok güldüren an cevap kâğıtları okunurken gerçekleşiyor. Sorunun cevabi, kâğıtların birinde aynen söyle yer alıyor: Katır, sığır, kaz
İngilizce
Olay ODTÜ'de geçiyor. Dışarıda bahar havası; amfide kalkülüs dersi, hem de İngilizce. İnsanlar seçimlerini doğru yönde kullanmış olacaklar ki 100 kişilik sınıftan ancak 15-20 kişi var içerde,onlar da kağıt falan oynuyorlar.Bir tek en önde bir kız dersi dinliyor.. Aklına bir şey takılıyor hocaya İngilizce soruyor şuradaki konuyu tekrar anlatır mısınız diye... Hoca tamam diyor, dönüyor, başlıyor bütün konuyu yeniden, ama bu sefer Türkçe anlatmaya. Bitiriyor, kıza dönüyor, Şimdi anladın mı diye soruyor. Kızdan gelen cevap yarım yamalak bir Türkçeyle "Ama hocam siz Türkçe anlatıyor ben anlamadı." Hoca şaşkın, amfi yerlerde...
IETT
Hani su İETT’nin yeşil otobüsleri var ya; çevreci ve ABS frenli olanlar. Gayet güzel bir gün derken birden bir telefon sesiyle irkildik. Adam çalan telefonu açtı ve konuşmaya başladı. Biraz argosu rahatsız ediyordu çevreyi ama asıl rahatsızlık veren kapalı olması gereken telefonun açık ve kullanılır vaziyette olmasıydı. Tabi çok geçmeden IETT şoförünün ikaz sesi duyuldu;
-Beyefendi cep telefonuyla bu otobüste konuşmanız yasak!
Adam hiç umursamadan konuşmaya devam etti. Şoför tekrar uyardı;
-Beyefendi kime diyorum, cep telefonuyla konuşmanız yasak, aaaa!
Adam hala konuşuyor valla hiç tınmıyor. Şoför daha fazla dayanamadı bir hışımla el frenini çektiği gibi, durdurdu otobüsü ve adamın tepesine dikildi.
— Kardeşim ne laf anlamaz adamsın sen yaaaaa! Bu otobüste cep telefonuyla konuşamazsıııın. Yasak yaaa yasaaaaak!
Şoförün bu hiddetli hareketinin ardından telefonla konuşan adam bir an duraksadı ve telefonda konuştuğu kişiye dönerek;
- Aloo, Hilmi abi benim bu otobüste cep telefonuyla konuşmam yasakmış abi. Naapalim abi, tamam sen konuş ben sadece dinliyorum abi.
Helikopter
Uludağ üniversitesi bahar şenliklerinde geçiyor olay. Kalabalıktan uzak bir fakültenin yakınlarındaydık. 100 metre ileriye bir helikopter indi. Aletten biri eğilerek indi ve bir talebeye yaklaştı. Takriben 1 dakika konuştuktan sonra adam helikoptere bindi ve tekrar havalandılar. Biz biraz şaşırdık noluyor diye ama esas bomba o talebeye adamın ne sorduğunu sorduğumuzda inmişti beynimize. Adam adres sormuş.
Fırın
Bir halk ekmek büfesinde mükemmel bir yazı gördüm. Sanırım satıcı kendi el yazısıyla yazmıştı. Üstünde "Lütfen veresiye istemeyin sonra vallahi UNUTUYORUM" yazmıştı.
Bankamatik
-su an bankanızın atm sinden maaşımı çekemiyorum.
—üzgünüz efendim geçici bir hatadan ötürü su an tüm sistemlerimiz off dadır.
(bir saat sonra)
-ben de şuan OF dayım ve hala paramı çekemiyorum...
|
|