 |
Selamun aleykum.
Dinin temel direği olarak adlandırılan namaz hepimizin bildiği gibi mutluk kulluğumuzun bir gereğidir. Günde beş vakit olarak önerilen namaz Allah’ ı bilmek ve hakkıyla idrak etmenin en önemli vasıtasıdır.
Evet bir vasıtadır namaz? Ne için Kılınır? Kendi dışımızda tasavvur ettiğimiz bir ilaha tapınmak mı? Mutlak kulluğumuzun bir gereği olarak tüm mevcudatta ve hakikatimizde zorunlu olarak hissetmemiz gereken ALLAH’a yöneliş mi? Yani kendi hakikatimize yöneliş mi?
ALLAH isimlerinin bir toplamı şeklinde yaratılmış insan olarak acaba kendi özümüzü yeterince tanıyor muyuz? Özümüzdeki ALLAH adıyla işaret edilenin İSİMLERİNİN gereği olabilecek fiilleri ortaya koyabiliyor muyuz?
Yoksa hep bize dışımızdaki bir ilah şeklinde öğretilen ve hatta genel konuşma dilimize de yansımış şekliyle yukarda ALLAH VAR, Yukarda Allah görüyor, ben yukardaki ALLAH’TAN KORKARIM şeklinde etiketlendirdiğimiz bir İLAHA yaranmak gayesiyle mi namaz kılmaktayız?
İslam dininin BATINİ boyutlarını göremeyip, tamamen fiziki dünyaya ait ögelerle ve çeşit çeşit hurafelerle doldurulmuş günümüzün DİN anlayışı çerçevesinde genel klasik söylem olarak bize denir ki “Biz bu dünyaya imtihan için gönderildik,bizden ayrı bir varlığı bulunan bir ilah ve biz o ilahın istediği şekilde davranırsak,o bizi cenneti ile ödüllendirecek,istemediği şekilde davranırsak da cehennemine atacak”
Bütün bunlar hep ALLAH’I bir varlık olarak dışımızda bir yerlerde gösteren ve KUR’AN-I KERİM hakikatlerine ters düşen yaklaşımların ürünü olarak, tamamiyle şirk düşüncesine dayanmaktadır. Tıpkı Hz. Muhammed efendimizin de belirttikleri gibi: “…….Ben ümmetim için gizli şirkten korkarım”
ALLAH adıyla işaret edilen dışında ikinci bir varlık olmadığı ve ALLAH da bir İLAH olmadığı için ALLAH adıyla işaret edilenin, sanal yansıma olan varlıkları imtihan etmesi gibi bir şeyin kabulü tamamen ŞİRK düşüncesine dayanmaktadır.
Bu bağlamda düşünüldüğünde NAMAZIN amacı bir ilaha tapınmak değil de hakikatimizde ve tüm mevcudatta olan ALLAH’ı idrak edebilmek ve mutlak kulluğun hazzını yaşamaktır. ŞİRK düşüncesi içerisinde TAPINMA eylemi olarak kılınan NAMAZIN(……VAY ONLARIN HALLERİNE KILDIKLARI NAMAZDAN GAFİLDİRLER) pek tabi ki bir anlamı ve hükmü olmayacaktır.
Namazın rüku ve secdesi insan egosunu yıkıp, insana tüm alemler içinde HİÇLİĞİNİ öğretip yaşatmak neticesini idrak ettirir. Yani yaratılmış tüm alemler ve boyutlar içerisinde adeta bir noktanın zerresi kadar olan bir birim olduğumuzu ve esasen ALLAH’IN İLMİNDE var olan ikinci bir varlık bulunmadığı için HİÇ OLDUĞUMUZU öğretir bize namaz.Biz ancak kendi ilmimizde kendimizi var zannederiz.Yani birimsellik tamamen İZAFİDİR. Oysa biz ve bizim ilmimiz diye de bir şey yoktur.
Bizler nefsimiz yoluyla kendimizi var sanarak, genelde dünyevi ve cismani isteklerimizle meşgul oluruz hep. Oysa ki namaz tamamen sanal görüntülerden ibaret olan maddi dünya alemini bir kenara iterek YARADANI hissetmek ve idrak etmenin muhteşem bir hazzıdır namaz.
Kimilerimiz tamamiyle ÖRTÜLÜDÜR bazı gerçeklerden ALLAH adı verilen gerçekliği tanımak ve idrak edebilmek adına hiçbir ibadet ve çalışma yapmaz. Kimilerimiz de dışımızdaki –yukarıdaki bir ilaha tapınmak suretiyle ALLAH’ı hakkıyla idrak ettiğimiz düşünürüz.
Namaz ALLAH adıyla işaret edilenin bir rahmet ve lütfudur. Hakikatimizdeki ALLAH’a ait isimlerin açığa çıkarılması için bahşedilmiş önemli bir fırsattır. En büyük zikir NAMAZDIR. Namaz dinin temelidir diyoruz. Temel kulluk görevimiz ALLAH’ı anmak ve tespih etmek ize NAMAZSIZ İBADET düşünülemez. Namaz ALLAH’ı anmanın en güzel yoludur. Namaz insanı günahlardan arındıran, kötülüklerden alıkoyan, ruhu temizleyip kalbi aydınlatan en güzel bir ibadettir.
Allah"a secde etmek, O mutlak TEK’in yanı sıra vücudumuzun"var" olmadığının bilincine ulaşmaktır.! "Ben yokum, sadece ALLAH var!" demektir.
Bu yüzden (c.c.) "Beni anmak için namaz kıl." (Tâ-hâ (20) 14.) buyurulmuştur. Demek ki namaz Allah`ı anmak yani zikretmek ve hatırlamak için kılınır.
Allah’ın BİZLERİN KILDIĞI NAMAZA MI İHTİYACI VAR. HAŞA! Bu hususu çok iyi anlamak lazım.NAMAZ biz kulların ALLAH adıyla işaret edilene İHTİYACI olduğu için ÖNERİLMİŞTİR. Tamamen kendimiz için NAMAZ kılarız. Çünkü aciz olan biz kullarız.ALLAH ile aramızdaki ÖRTÜYÜ ortadan kaldırmak için namaz kılarız.ALLAH’dan örtülü olmak bireyin kendi benliğine yaptığı en büyük zulümdür. İHTİYAÇ sahibi olan bizleriz,ALLAH’ı hakkıyla özümüzde hissetmek ve o idrakin verdiği büyük saadeti YAŞAMAK için namaz kılarız.
Beş vakit namaz; sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazları Kur'an-ı Kerim içinde değişik yerlere serpiştirilerek zikredilmektedir. Bazen ikisi, bazen üçü, bazen dördü değişik bir üslupla anlatılmaktadır. Peygamberimiz, Kur'an-ı Kerim'i hem sözü ve hem de işi ile tefsir etme hakkına sahip olduğu için bu hak kendisine Allah tarafından verilmiştir sözü ve işi namazın beş vakit olduğunu açıklamıştır.
"...Güneşin doğmasından önce de, batmasın dan önce de Rabbını övgü ile tesbih et. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, rızaya ulaşasın."
(Taha suresi, 130)
"Namazı bitirdiğinizde, Allah'ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin. Artık 'güvenliğe kavuşursanız' namazı dosdoğru kılın. Çünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır."
(Nisa Suresi, 103)
Güneşin doğmasından ve batmasından önce, gece saatlerinde ve gündüzün iki ucunda olmak üzere beş ayrı vakitte ALLAH’ ı tesbih yani namaz kılmak farz olarak önerilmiştir.
Buradaki ÖNERİLMİŞ ifadesini kullanmaktaki temel muradımız DİN üzerinde ZORLAMA OLMAMASIDIR. İslam dini, tüm evrensel gerçekleri-ALLAH VE SİSTEMİNİ hakkıyla idrak etmiş olan efendimiz-yüce insan Hz Muhammed A.S tarafından tebliğ edilmiş ve insanlara fiziki bedenlerini terk ettikten sonra yaşayacakları alemde azap ve sıkıntı duymamaları açısından SADECE ÖNERİLMİŞTİR. YANİ İCAPTIR.
BU İCABI KABUL EDENLER VE GEREĞİNİ YAŞAYANLAR GİBİ İCABI REDDEDENLER DE GEREĞİNİ YAŞAYACAKLARDIR. HERKES KENDİ FİİLLERİNİN NETİCESİNİ YAŞAYACAKTIR. Dolayısıyla baskı ve zorlamaların ve şekilsel yaptırımların DİNDE asla ve kat’a yeri bulunmamakta olup, hiç şüphesiz ki bu tür baskı ve eylemleri gerçekleştirenler için de ACIKLI AZAPLAR bulunmaktadır.
Kıyamette kulun ilk sorguya çekileceği ibadet, namazdır. Namazı düzgün ise, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün değilse, hiçbir ameli kabul edilmez.) [Taberani]
(Namazı doğru kılanın, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür.) [İ. Ahmed]
(Allahü teâlâ buyuruyor ki, "Söz veriyorum ki, namazlarını vaktinde, doğru olarak kılana azap etmem, onu sorgu-suale çekmeden Cennete koyarım") [Hakim]
(Her Peygamberin ümmetine son nefeste vasiyeti namazdır.) [Gunye]Görüldüğü üzere NAMAZA dinimizde çok büyük önem atfedilmiştir. Hakikatindeki rabbine yönelmenin huzuru ile namaz ruhumuza yüklediği nur katmanları vasıtasıyla ruhaniyetimizin artmasına vesile olarak hem bu geçici dünyada manevi huzura erdirerek insan-ı kamil olabilmeyi nasip eder hem de ölümden sonraki hayatımızda azap ve sıkıntılardan bizi kurtarır.
Namazın hakikatını anlamış olan bir kâmil, namaza durunca, sanki bu dünyadan çıkıp âhiret hayatına girer ve âhirete mahsûs olan ni’metlerden bir şeylere kavuşur.
İslam hayatı namaz odaklıdır. İnsanın var ediliş amacını yansıtan bir mekanizma olarak namaz insan-ı kamil mertebesine ulaşmanın birincil yoludur. Namaz en büyük zikir olarak da değerlendirildiğine göre insanın zihinsel açılımının da temel anahtarı olmaktadır.
Kendimizi tümüyle etten ve kemikten inşa edilmiş bir varlık olarak gördüğümüz ve asil hakikatimizde gizli nuraniyeti fark etmediğimiz sürece kıldığımız namaz, Arapça kelimelerin bir papağan gibi ard arda söylenmesinden farklı bir şey olmaz. İşte namaz insanın hem kendi hakikatini hem de ALLAH adıyla işaret edilen gerçekliği kavramasını ve YAKİN elde etmesini sağlar. Çünkü hakikatimizde ALLAH adıyla işaret edilenin İSİMLERİ bulunmakta olup, bu isimlerin manalarının YAŞANMASI birincil ve en önemli adım olarak namaz ile mümkündür. Pek tabi ki tek başına namaz kılmak bunun için yeterli değildir. Namazın yanı sıra önerilen diğer ibadetleri de zikir-oruç-zekat vs. yapmak gerekliliği vardır
Bu geçici maddi-dünyada ALLAH İSİMLERİNİN yani ESMA’ÜL HÜSNA’nın manalarının(tabi ki bize bildirildiği kadarıyla) algılanarak YAŞANABİLMESİ neticesinde bize müjdelenen ve vaat edilen CENNET ortamı algılanacaktır ve ya cennetin de ötesi……..
ALLAH’ın isimlerini ortaya çıkaracak namaz ve zikir gibi çalışmalar yapılmadığı müddetçe ÖRTÜLÜ olarak yaşar ve örtülü olarak ÖLÜM denen olayı tadar bedenimiz. Oysa ki ölümden sonraki ikinci yaşamda bedenimizin kaydından kurtulup asıl orijinimize büründüğümüzde bu dünyada iken ÖRTÜLÜ OLANLAR YİNE ÖRTÜLÜ olmaya devam edeceklerdir.
|
|