Geri git   > RISALE-I NUR > Risale-i Nurdan Esintiler
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et





Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12-28-2007, 09:48 PM   #11 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 918
Konular: 339
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
SONRA GELECEK:

Bediüzzaman bu sözleriyle Hz. Mehdi'nin, önceki müceddidlerin ve Bediüzzaman'ın yaşadığı dönemlerde gelmediğini söylemiş; bu mübarek zatın bunların hepsinden "SONRA" geleceğini ifade etmiştir. Ayrıca Bediüzzaman bu durumu, yalnızca gelecek zaman ifade eden bir fiil kullanarak değil, bunu bir de "SONRA" kelimesiyle destekleyerek çok kesin bir üslupla açıklamıştır.

Bediüzzaman bu sözleriyle ayrıca Hz. Mehdi'nin "bir şahsı manevi" olmadığını, "belirli bir zamanda gelecek BİR ŞAHIS olduğunu" da açıkça belirtmiştir.

O:

Bediüzzaman Hz. Mehdi'den "BİR KİŞİLİK ZAMİRİ" olan ve "TEK BİR KİŞİ"yi ifade eden "O" kelimesiyle bahsetmiştir. Bediüzzaman'ın Hz. Mehdi'yi tanımlamak için böyle bir sözcük seçmiş olması ise elbette ki bir tevafuk değildir. Bediüzzaman broşürün başından bu yana yer verilen sözlerinin pek çoğunda, Hz. Mehdi için yine "O" zamirini kullanmıştır. Kuşkusuz ki yüzlerce sayfadan, onlarca kitaptan oluşan büyük bir külliyat meydana getiren büyük mütefekkir Bediüzzaman, eserlerinde kullandığı her hikmetli kelime gibi, bu sözcüğü de son derece bilinçli ve kasıtlı bir şekilde bu kadar çok tekrarlamıştır. Çok açıktır ki Bediüzzaman Müslümanlara, Hz. Mehdi'nin sadece "maneviyat ifade eden bir kavram" olmadığını belirtmekte, ahir zamanda tüm inananların sorumluluğunu üstlenecek özelliklere sahip "BİR İNSAN", "BİR ŞAHIS" olduğunu müjdelemektedir.

MÜBAREK ZAT:

Bediüzzaman, aynı sözü içerisinde tekrar tekrar "ZAT" kelimesini kullanarak Hz. Mehdi'nin müminlere önderlik edecek "BİR ŞAHIS" olduğunu ısrarla vurgulamaktadır.

Bediüzzaman ayrıca burada bu "ZAT" kelimesini bir de nitelendirmekte ve Hz. Mehdi'nin "NASIL BİR ZAT" olduğunu da açıklamaktadır. Bediüzzaman Hz. Mehdi'nin "MÜBAREK BİR ZAT" olduğunu belirtmektedir. "MÜBAREK" kelimesi "İlahi hayrın bulunduğu" anlamına gelmektedir. Bediüzzaman da burada kullandığı bu "mübarek" sıfatıyla Hz. Mehdi'nin imanını, yerine getireceği vazifeleri övmektedir. Bediüzzaman verdiği tüm bu detaylı bilgilerle Müslümanlara Hz. Mehdi'nin ahlakını ve mücadelesini tanıtmakta, bu üstün ahlaklı şahsın hangi özellikleriyle tanınabileceğini anlatmaktadır.

KraL OLsan Tacın Gider SuLtan OLsan Tahtin Gider... KraL DeğiLim Tacim Gitsin SuLtan DeğiLim Tahtim GitSin Ben Kendi HaLinde ßir Ağacim Fakat DaLimi Kiranin Ağacini Kökünden Sökerim.


WwW.SeFaaT.CoM |||•Namımızın büyüklüğü dostlarımızın büyüklüğündendir•||| WwW.IslamGul.CoM
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-28-2007, 09:48 PM   #12 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 918
Konular: 339
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
RİSALE-İ NUR'U BİR PROGRAMI OLARAK NEŞR VE TATBİK EDECEK (YAZMA VE DAĞITMA YOLUYLA YAYACAK VE UYGULAYACAK):

Bediüzzaman eserlerinde, Hz. Mehdi'den önceki yüzyılın müceddidi olması sebebiyle kendisini "Hz. Mehdi'nin bir öncüsü", "ona zemin hazırlayan bir askeri" olarak tanımlamıştır. Yine bir sözünde de, "kendisinin ektiği tohumların Hz. Mehdi tarafından geliştirileceğini ve bu mübarek şahıs vesilesiyle bu tohumların sümbülleneceğini" anlatarak, Hz. Mehdi'nin gelişinden önce yaptığı çalışmalarla ona "bir ön hazırlık" yaptığını anlatmaktadır. Bediüzzaman bu sözünde de Risale-i Nur Külliyatı'nın Hz. Mehdi'nin tebliğinde kullanacağı bir ön hazırlık olduğunu belirtmiştir. Bediüzzaman, ortaya çıktığında Hz. Mehdi'nin, Risaleleri hazır yazılmış olarak bulacağını ve imanı kurtarma vazifesinde Risaleler'den faydalanacağını belirtmiştir. Bediüzzaman bu sözleriyle kendisinin Hz. Mehdi olmadığını, Hz. Mehdi'nin "KENDİSİNDEN SONRAKİ DÖNEMDE GELECEK BİR ŞAHIS OLDUĞUNU" bir kez daha açıklığa kavuşturmuştur.

O ZATIN İKİNCİ VAZİFESİ, ŞERİATI (Kuran ahlakının esaslarını ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetini) İCRA VE TATBİK ETMEKTİR (uygulamak ve yerine getirmektir). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9)

Bediüzzaman, bu sözünde de Hz. Mehdi'nin ikinci görevinin Kuran ahlakının esaslarının tam olarak yaşanmasına vesile olmak olduğunu açıklamaktadır:

O:

Bediüzzaman sözlerinde sık sık tekrarladığı bu kelime ile, ahir zamanda ortaya çıkacak olan Hz. Mehdi'nin "manevi bir önder" değil, bizzat müminlerin başına geçerek, onları hidayete yöneltecek "BİR ŞAHIS" olduğunu belirtmektedir.

Bediüzzaman ayrıca burada "onlar" gibi çoğul bir topluluğu ifade eden bir kelime de kullanmamış, Hz. Mehdi'nin "TEK BİR KİŞİ" olduğunu ifade eden "O" sözcüğüne yer vermiştir. Bediüzzaman bu açıklamalarıyla, Hz. Mehdi'nin bir şahsı manevi olmadığı konusundaki kesin kanaatlerini delilleriyle birlikte ortaya koymuştur.

ZATIN:

Bediüzzaman buradaki "ZAT" kelimesiyle, aynı cümle içerisinde Hz. Mehdi'nin "BİR ŞAHIS" olduğu konusuna açıklık getiren ikinci bir vurgulama daha yapmıştır. Bediüzzaman, Bediüzzaman bu kadar çok tekrarladığı bu sözüyle, Hz. Mehdi'nin kesinlikle "manevi bir varlık" olmadığını açıklamış ve Müslümanların bu kutlu "ŞAHIS" hakkında en doğru şekilde bilgilenmelerini sağlamıştır.

O ZATIN üçüncü vazifesi, HİLAFET-İ İSLAMİYE'Yİ (İslam halifeliğini) İTTİHAD-I İSLAM'A BİNA EDEREK (İslam birliği üzerine kurarak),İSEVİ RUHANİLERİYLE (dindar Hıristiyanlarla ve Hıristiyan alimleriyle) İTTİFAK EDİP (iş birliği ve dayanışma içerisine girerek) DİN-İ İSLAM'A (İslam dinine) HİZMET ETMEKTİR. BU VAZİFE, PEK BÜYÜK BİR SALTANAT ve KUVVET ve MİLYONLAR FEDAKARLARLA (MİLYONLARIN FEDAKARANE KATILIMIYLA) TATBİK EDİLEBİLİR (yerine getirilebilir). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9)

Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin bir başka görevinin de İslam toplumunu birleştirmek ve Hıristiyan alemiyle ittifak etmek olduğunu bildirmiştir:

O:

Bediüzzaman, bu sözünde "6. KEZ" "O" zamirini kullanmış ve Hz. Mehdi'nin "BİR ŞAHIS" olduğunu bir kez daha tekrarlamıştır. Eğer Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin "manevi bir isim" ya da "birçok insandan oluşan bir topluluk" olduğunu düşünseydi, elbette ki tüm bu iddiaları reddedecek açıklıkta bir kelime kullanmaz, Hz. Mehdi'den "O ZAT" sözleriyle bahsetmezdi. Çok açıktır ki Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin "TEK BİR ŞAHIS" olduğunu belirtmiş ve aksi yöndeki tüm düşüncelerin geçersizliğini ortaya koymuştur.

ZATIN:

Bediüzzaman, "KİŞİ, KİMSE YA DA ŞAHIS" anlamına gelen "ZAT" kelimesini bu sözlerinde de "5. KEZ" tekrarlamış ve Hz. Mehdi'nin tüm dünya Müslümanlarının liderliğin üstlenecek "üstün vasıflı BİR İNSAN" olduğunu yeniden vurgulamıştır.

TA AHİR ZAMANDA, HAYATIN GENİŞ DAİRESİNDE (dünya çapında) ASIL SAHİPLERİ, YANİ MEHDİ VE ŞAKİRTLERİ (talebeleri) CENAB-I HAKK'IN İZNİYLE GELİR, O DAİREYİ GENİŞLETİR ve O TOHUMLAR SÜMBÜLLENİR. BİZLER DE KABRİMİZDE SEYREDİP ALLAH'A ŞÜKREDERİZ. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 138)

Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin ahir zamanda ortaya çıkacağını haber vermektedir. Bediüzzaman, Hz. Mehdi ve talebelerini Risale-i Nur'un asıl sahipleri olarak nitelendirmekte, Risale-i Nur'un başlattığı hizmeti bu mübarek şahsın tamamlayacağını müjdelemektedir:
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-28-2007, 09:49 PM   #13 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 918
Konular: 339
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
ASIL SAHİPLERİ, YANİ HZ. MEHDİ VE ŞAKİRTLERİ (TALEBELERİ):

Bediüzzaman Said Nursi burada ahir zamanda gelecek ve Kuran ahlakını tüm dünyada hakim kılacak olan Hz. Mehdi'den, Bediüzzaman'ın attığı tohumların "ASIL SAHİPLERİ" olarak bahsetmektedir. Bu açıklamalarına göre, Bediüzzaman Kuran ahlakının dünya hakimiyetinin tohumlarını atan bir müceddid, Hz. Mehdi ise bu hakimiyetin asıl sahibi olacaktır. Hz. İsa ile birlikte İslam ahlakını dünya çapında hakim kılacak olan ahir zaman topluluğunun lideri Allah'ın izniyle Hz. Mehdi olacaktır. Dolayısıyla Bediüzzaman Hz. Mehdi ve onun talebeleri için burada kullandığı "ASIL SAHİPLERİ" ifadesiyle Hz. Mehdi'nin ve talebelerinin dünya çapında yerine getireceği görevlerin asıl sahibinin kendisi olmadığını açıklamış ve böylece kendisinin Hz. Mehdi olmadığını da ifade etmiştir.

Bediüzzaman'ın bu sözlerinde vurguladığı bir başka önemli nokta ise, Hz. Mehdi ve onun şahsı manevisini oluşturan talebelerinin iki ayrı kavram olduğudur. Bediüzzaman "Hz. Mehdi VE şakirtleri" derken burada kullandığı "VE" kelimesiyle bu duruma açıklık getirmektedir. Bu ikisi birbirinden ayrıdır ve ancak ikisinin biraraya gelmesinden Hz. Mehdi'nin şahsı manevisi oluşmaktadır. Ama bu şahsı manevinin oluşabilmesi için başta mutlaka Hz. Mehdi bir şahıs olarak bulunacaktır. Bediüzzaman da burada "HZ. MEHDİ VE ŞAKİRTLERİ" sözleriyle bu gerçeği dile getirmekte ve Hz. Mehdi'nin manevi bir şahıs olarak değil, talebelerinin başında ayrı bir şahsiyet olarak var olacağını ifade etmektedir.
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-28-2007, 09:49 PM   #14 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 918
Konular: 339
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
CENAB-I HAKK'IN İZNİYLE GELİR:

Bediüzzaman bu sözünde "Cenab-ı Hakk'ın izniyle GELİR" diyerek öncelikle Hz. Mehdi'nin ahir zamanda gelecek bir şahıs olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Çünkü bilindiği gibi "GELME" fiili manevi bir şahsın gerçekleştirebileceği bir olay değildir. "GELME" fiili burada açıkça bir insanın gelişini müjdelemek için kullanılmış bir fiildir. Eğer Bediüzzaman Hz. Mehdi'nin bir şahsı manevi olduğunu belirtmek isteseydi, kuşkusuz ki böyle bir kelime kullanmaz, Hz. Mehdi'nin gelişinden bahsetmezdi.

Bunun yanı sıra Bediüzzaman burada kullandığı "GELİR" sözüyle, Hz. Mehdi'nin o dönemde henüz gelmediğini belirtmekte ve ileride geleceğini ifade etmektedir. Dikkat edilirse Bediüzzaman "geldi" veya "gelmiş" dememektedir, "İLERİDE GELECEĞİNİ" ifade etmek için "Ta ahir zamanda gelir" diyerek, Hz. Mehdi'nin kendisinden ilerideki bir vakitteki gelişinin zamanını da belirtmiştir.
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-28-2007, 09:50 PM   #15 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 918
Konular: 339
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
BİZLER DE KABRİMİZDEN SEYREDİP ALLAH'A ŞÜKREDERİZ:

Bediüzzaman, "BİZLER DE KABRİMİZDEN SEYREDİP" sözleriyle, ektiği iman tohumlarının sümbülleneceği yani Hz. Mehdi'nin Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağı dönemde, kendisinin vefat etmiş olacağını belirtmiştir. Bediüzzaman bu sözüyle bir kez daha kendisinin Hz. Mehdi olmadığını, onun gelip görevine başladığı dönemde kendisinin hayatta olmayacağını hatırlatarak ifade etmiştir.

Hem bu ÜÇ VEZAİF (görevin) BİRDEN BİR ŞAHISTA YAHUT CEMAATTE BU ZAMANDA BULUNMASI VE MÜKEMMEL OLMASI VE BİRBİRİNİ CERHETMEMESİ (birbirine engel olmaması, zarar vermemesi) PEK UZAK, ADETA KABİL (mümkün) GÖRÜLMÜYOR. Ahir zamanda, AL-İ BEYT-İ NEBEVİ'NİN (A.S.M.) CEMAAT-İ NURANİYESİNİ (Peygamberimiz (sav)'in soyunun nurani cemaatini) TEMSİL EDEN HAZRET-İ MEHDİ'DE VE CEMAATİNDEKİ ŞAHS-I MANEVİDE ANCAK İÇTİMA EDEBİLİR (bir araya gelebilir, toplanabilir) (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 156)

Bediüzzaman bu sözünde, Hz. Mehdi'nin üç görevi olduğunu belirtmekte, bu üç görevin birarada yerine getirilmesinin Hz. Mehdi'nin en önemli alametlerinden biri olduğuna dikkat çekmektedir. Bediüzzaman kendi yaşadığı dönemde bu üç görevin birden yerine getirilemediğini, bunu ancak Hz. Mehdi'nin gerçekleştirebileceğini söylemektedir:

Bediüzzaman, eserlerinde birçok kez Hz. Mehdi'nin hadislerde bildirildiği üzere "seyyid" yani "Peygamberimiz (sav)'in soyundan gelen bir kimse" olacağını, "kendisinin ise seyyid olmadığını" belirtmiştir. Bediüzzaman bu sözünde de bu konuya bir kez daha açıklık getirmekte, "AL-İ BEYT'İ NEBEVİNİN CEMAAT-İ NURANİYESİNİ TEMSİL EDEN" sözleriyle Hz. Mehdi'nin Peygamberimiz (sav)'in mübarek soyundan olacağına dikkat çekmektedir. Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin bu önemli alametlerinden birini hatırlatarak kendisinin Hz. Mehdi olmadığını ifade etmektedir.
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-28-2007, 09:51 PM   #16 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 918
Konular: 339
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
HZ. MEHDİ VE CEMAATİNDEKİ ŞAHS-I MANEVİDE:

Bediüzzaman burada çok önemli bir gerçeği açıklamaktadır. Bu söz, Hz. Mehdi'nin manevi bir kişi değil, bir şahıs olacağını göstermektedir. Zira Bediüzzaman, "Hz. Mehdi VE cemaatindeki şahsı manevide" söyleriyle Hz. Mehdi'nin şahsından ve onun şahsı manevisini oluşturan cemaatinden ayrı kavramlar olarak bahsetmektedir. Aradaki "VE" kelimesi, "Hz. Mehdi'nin ve cemaatinin iki farklı varlık olduğunu" ifade etmektedir. Hz. Mehdi'nin kutlu şahsıyla birlikte, bir de onun şahsı manevisini oluşturan bir cemaati olacaktır. Hz. Mehdi'nin şahsı olmadan, böyle bir şahsı maneviden söz etmek mümkün değildir. Bediüzzaman da bu gerçeği ifade etmekte ve Hz. Mehdi'nin bir şahıs olacağını müjdelemektedir.

Çok zaman evvel bir ehl-i velayetten (veli şahıstan) işittim ki; o zat, eski velilerin gaybi işaretlerinden istihrac etmiş (manasını ortaya çıkarmış) ve kanaati gelmiş ki: 'Şark tarafından bir nur zuhur edecek (ortaya çıkacak), bidatlar zulümatını (dine sonradan girmiş hurafeleri) dağıtacak BEN BÖYLE BİR NURUN ZUHURUNA (ortaya çıkışını) ÇOK İNTİZAR ETTİM (gözledim) VE EDİYORUM. FAKAT ÇİÇEKLER BAHARDA GELİR. ÖYLE İSE O KUDSİ ÇİÇEKLERE ZEMİN HAZIR ETMEK LAZIM GELİR. VE ANLADIK Kİ, BU HİZMETİMİZLE O NURANİ ZATLARA (nurlu şahıslara) ZEMİN İZHAR EDİYORUZ (hazırlıyoruz). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 189)

Bediüzzaman, Hz. Mehdi ve yardımcılarını "baharda gelecek kudsi çiçekler" olarak nitelendirmiş, kendisinin ise, "yaptığı hizmetlerle bu mübarek şahsa zemin hazırlayan bir öncü" olduğunu belirtmiştir:
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-28-2007, 09:51 PM   #17 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 918
Konular: 339
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
BEN BÖYLE BİR NURUN ZUHURUNA (ORTAYA ÇIKIŞINI) ÇOK İNTİZAR ETTİM (GÖZLEDİM) VE EDİYORUM:

Bediüzzaman, "BİR NUR" olarak ifade ettiği ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışını çok gözlediğini ve hala da gözlemekte olduğunu ifade etmektedir. Bediüzzaman bu sözleriyle çok açık bir şekilde kendisinin Hz. Mehdi olmadığını ve kendisinin de bu mübarek şahsın çıkışını büyük bir heyecanla gözlediğini belirtmektedir. Yalnız Bediüzzaman değil, sahabeler döneminden itibaren milyonlarca samimi Müslüman, İslam alimleri, mezhep imamları, müçtehidler Hz. Mehdi ve beraberindeki müminlere karşı derin bir sevgi beslemişlerdir. 1400 yıldır bu mübarek zatı sevgi ve saygıyla anmışlardır. Ona ve cemaatine dua etmişler, onlar için Allah'tan yardım dilemişlerdir. Hz. Mehdi ve cemaati gelmiş geçmiş tüm Müslümanların ortak dostudur. Tüm inananlar için şevk ve heyecan vesilesidir. Bediüzzaman da sözlerinde bu bakış açısını dile getirmekte, kendisinin de büyük bir heyecan ve sevgiyle Hz. Mehdi'nin gelişini beklediğini ifade etmektedir. Bediüzzaman, burada kullandığı "ÇOK İNTİZAR ETTİM VE EDİYORUM" yani "ÇOK GÖZLEDİM VE GÖZLÜYORUM" sözleriyle bu durumu dile getirmiş, ancak hayatta olduğu süre içerisinde bu kutlu şahsın çıkışının gerçekleşmediğini bildirmiştir.
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-28-2007, 09:52 PM   #18 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 918
Konular: 339
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
VE ANLADIK Kİ BU HİZMETİMİZLE O NURANİ ZATLARA (NURLU ŞAHISLARA) ZEMİN İZHAR EDİYORUZ (HAZIRLIYORUZ):

Bediüzzaman "ANLADIK Kİ" sözleriyle, kendisinin Hz. Mehdi olmadığı, ancak yaptığı hizmetlerle bu mübarek kişiye zemin hazırlamakta olduğu konusundaki kanaatini dile getirmektedir. "ANLADIK Kİ" ifadesi, Bediüzzaman'ın kalbine gelen gerçeği ve Bediüzzaman'ın bu gerçeğe net ve samimi olarak inandığını göstermektedir. Bediüzzaman bu kelimeyle, tevazu gereği böyle bir söz söylemediğini, delilleriyle açıkça ortada olan bu konuda kesin kanaatini ifade ettiğini ortaya koymaktadır.

Bediüzzaman bu sözünde "HİZMETİMİZLE" diyerek çoğul bir ifade kullanmıştır. Demek ki Bediüzzaman bu hizmette tek başına değildir; kendisine yardımcı olan Nur cemaati de vardır. Bediüzzaman "hizmetimizle" derken tüm Nur talebelerini de bu hizmete dahil etmektedir.

Ayrıca Bediüzzaman burada "O NURANİ ZATLARA" sözleriyle, Hz. Mehdi ve talebelerinin "BİRER ŞAHIS" olduklarını yeniden vurgulamaktadır. Bu, Bediüzzaman'ın Hz. Mehdi'den bahsederken "7 KEZ" kullandığı "O" zamiridir. "ZAT" kelimesini ise Bediüzzaman broşürün başından bu yana Hz. Mehdi için "6 KEZ" kullanmıştır. Bediüzzaman'ın her iki kelimeyi de bu kadar çok tekrarlamış olması, Hz. Mehdi'nin "BİR ŞAHIS" olduğu konusunda çok kesin deliller oluşturmakta ve manevi bir kişilik olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

İstikbal-i dünyeviyede (dünyanın geleceğinde) 1400 sene sonra gelecek bir hakikati asırlarında karib (yakın) zannetmişler. (Sözler, 318)

Bediüzzaman bu sözüyle, bazı şahısların Hz. Mehdi'nin geçmişte geldiğini düşünerek yanıldıklarını belirtmiş ve Hz. Mehdi'nin geliş zamanı hakkında bilgi vermiştir:
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-28-2007, 09:53 PM   #19 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 918
Konular: 339
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
İSTİKBAL-İ DÜNYEVİDE (DÜNYANIN GELECEĞİNDE) 1400 SENE SONRA:

Bediüzzaman bu sözleriyle İslam tarihinde pek çok kişinin Hz. Mehdi'nin kendi dönemlerinde geleceğini düşünerek yanıldıklarını belirtmiş ve Hz. Mehdi'nin, Peygamberimiz (sav)'den "1400 SENE SONRA" geleceğini hatırlatmıştır. Bu çok önemli bir bilgidir. Bediüzzaman burada ne 1373, ne 1378 ne 1398 ne de başka bir tarih vermemiş tam olarak 1400 yıl sonrasından bahsetmiştir. Bu tarih Miladi 1980 yılına denk gelmektedir. Hicri 13. yüzyılın müceddidi olarak Hicri 14. yüzyıla kadar müceddidlik görevini yerine getiren Bediüzzaman, Hicri 1379 yani Miladi olarak 1960 yılında vefat etmiştir. Dolayısıyla Bediüzzaman Hz. Mehdi'nin gelişi için kendi yaşadığı dönemden çok ileriki bir tarihi belirtmektedir. Bediüzzaman bu açıklamasıyla, açık ve kesin bir tarih vererek kendisinin Hz. Mehdi olmadığını ifade etmekte, Hz. Mehdi'nin kendi vefatından yaklaşık 20 sene kadar sonra geleceğini müjdelemektedir.

Bediüzzaman ayrıca risalelerinde Peygamberimiz (sav)'in hadislerine dayanarak "her yüz yıl başında bir müceddid gönderileceğini" hatırlatmıştır. Bediüzzaman "1400 YIL SONRA" tarihini vererek aynı zamanda "14. ve 15. yüzyıllar arasında görev yapacak olan müceddidin de Hz. Mehdi olduğunu" haber vermektedir.
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-28-2007, 09:53 PM   #20 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 918
Konular: 339
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
GELECEK:

Bediüzzaman Hz. Mehdi için "1400 sene sonra GELECEK" ifadesini kullanarak, Hz. Mehdi'nin kesin olarak "geleceğini" müjdelemektedir. Bediüzzaman bu sözleriyle Hz. Mehdi'nin manevi bir kişi olmadığını, "belirtilen tarihte gelecek bir şahıs olduğunu" açıklamaktadır.

Bediüzzaman verdiği bu bilgiyle ayrıca Hz. Mehdi'nin geçmişte ve Bediüzzaman'ın kendi yaşadığı dönemde henüz gelmemiş olduğu konusuna da açıklık kazandırmaktadır. Çünkü dikkat edilirse Bediüzzaman "Hz. Mehdi geldi ya da gelmiş" dememekte, "gelecek zaman" belirten bir kelime kullanmakta ve "GELECEK" demektedir.

HAKİKATİ:

Bediüzzaman Hz. Mehdi için "HAKİKAT" kelimesini kullanmıştır. Bediüzzaman bu ifadesiyle, Hz. Mehdi'nin gelişinin bir hakikat yani hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar "kesin bir GERÇEK" olduğunu belirtmiştir.

Bediüzzaman bu sözüyle ayrıca, Hz. Mehdi'nin gelişinden önce Mehdi olduğu sanılan şahısların aksine, "1400 sene sonra gelecek olan Mehdi'nin bir hakikat" olacağını belirtmiştir. Yani bu kutlu zatın, Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde müjdelediği tüm özelliklere sahip olan "GERÇEK MEHDİ" olacağını ve bu özellikleriyle Mehdi sanılan kişilerden ayırt edilip tanınacağını hatırlatmıştır.

Şimdi, Hz. Mehdi gibi eşhasın hakkındaki rivayatın (rivayetlerin) ihtilafatı (farklılıkları) ve sırrı şudur ki: Ehadisi tefsir edenler (hadisleri açıklayanlar), metn-i ehadisi tefsirlerine (hadis metinlerindeki açıklamalar) ve istinbatlarına (gizli manaları meydana çıkarmalarına) tatbik etmişler. Mesela: Merkez-i saltanat o vakit Şam'da veya Medine'de olduğundan, vukuat-ı Hz. Mehdiyye veya Süfyaniyye'yi (Hz. Mehdi ve Süfyan ile ilgili olayları) merkez-i saltanat civarında olan Basra, Kufe, Şam gibi yerlerde tasavvur ederek (düşünerek) öyle tefsir etmişler (açıklamışlar). (Sözler, 359)

Bediüzzaman, son saltanat ve Halifeliğin merkezi İstanbul'da olduğu için Hz. Mehdi ile ilgili olayların da bu şehirde gerçekleşeceğini bildirmiştir:
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla