Geri git   > RISALE-I NUR > Risale-i nur'dan guzel mektuplar
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et



İs arayanlar
Ek iş-ek işler-para kazanmak
evden iş ve kendi işinizi buldunuz
üye olup para kazanmak için TIKLAYINIZ
Dizi İzle
Diziler-Filimler-Fragmanlar
en son filimler-en son diziler
hepsini seyretmek için TIKLAYINIZ



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-21-2007, 08:43 PM   #1 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 926
Konular: 342
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Mektubat-ı Rabbani

Mektubat-ı Rabbani

İslam âleminde imam-ı Rabbani hazretlerinin Mektubat'ı kadar kıymetli bir kitap daha yazılmamıştır. Mektubat, üç cild olup, beş yüz yirmi altı mektubunun toplanmasından meydana gelmiştir. Kelâm ve fıkıh bilgilerini, tasavvufun marifetlerini açıklayan uçsuz bir derya gibi eşsiz bir eserdir.

Mektubat'ın birinci cildi 1616 senesinde talebelerinin meşhurlarından Yar Muhammed Cedid-i Bedahşi Talkani tarafından toplanmıştır. Birinci cildde 313 mektup vardır. Bu cildin son mektubu, Muhammed Haşim-i Keşmi'ye yazılmıştır. İmam-ı Rabbani hazretleri birinci cildin son mektubunu yazınca, (Muhammed Haşim'e gönderilen bu mektupla resullerin, din sahibi peygamberlerin ve Eshab-ı Bedr'in sayısına uygun olduğundan, üç yüz on üç mektupla birinci cildi burada bitirelim) buyurmuştur.

İkinci cildi ise 1619 senesinde yine talebelerinden, Abdülhay Pütni tarafından toplanmıştır. Bu cildde Esma-i hüsna yani Allahü teâlânın hadis-i şerifte geçen doksan dokuz ismi sayısınca doksan dokuz (99) mektup vardır.

Üçüncü cild de imam-ı Rabbani hazretlerinin vefatından sonra 1630 senesinde talebelerinden Muhammed Haşim-i Keşmi tarafından toplanmış olup, bu cildde de Kur'an-ı kerimdeki surelerin sayısınca yüz on dört (114) mektup vardır. Her üç cildde toplam beş yüz yirmi altı (526) mektup vardı. İmam-ı Rabbani hazretlerinin vefatından sonra on mektubu daha üçüncü cilde ilave edilmiştir. Böylece toplam mektup adedi (536) olmuştur.

Mektubat'daki mektupların birkaçı Arabi, geri kalanların hepsi Farisi’dir. Çeşitli zamanlarda basılmıştır. Mektubat’ın birinci cildi Mektubat Tercemesi ismiyle Hakikat Kitabevi tarafından yayınlanmıştır. İkinci ve Üçüncü cildlerdeki mektuplardan da gerekli olanları Hakikat Kitabevi yayınlarından olan Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabında yayınlanmıştır.


Mektubat’ı Anlamak

Sual: İmam-ı Rabbani hazretlerinin Mektubat’ını anlamamız şart mıdır? Mektuplarda süluk, cezbe, seyr-i fillah gibi birçok kelime ile karşılaşıyoruz. Bunların manalarını bilmek gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez. Bilsek de anlayamayız. Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri, (Allahü teâlânın kitabından ve Resulullah’ın hadislerinden sonra, İslam kitaplarının en üstünü, en faydalısı, İmam-ı Rabbani hazretlerinin Mektubat kitabıdır. Mektubat’ı anlamak için değil bereketlenmek için okumalıdır) buyuruyor.

(Kitap okumak, sohbetin yarısıdır) buyuruluyor. Yani, bir büyük zatın kitabını muhabbetle okuyan, sohbet etmiş gibi O’ndan istifade eder. Mektubat’ı severek okuyan da, İmam-ı Rabbani hazretlerini sever, tanır, nasibi ve muhabbeti miktarınca O’ndan feyz almaya başlar. Okudukça anlamaya, kalbi de nurlanmaya, ibadetlerin tadını duymaya, haramlardan günahlardan nefret etmeye başlar. İki cihan saadetine kavuşur ve başkalarının da kavuşmasına vesile olur
.

KraL OLsan Tacın Gider SuLtan OLsan Tahtin Gider... KraL DeğiLim Tacim Gitsin SuLtan DeğiLim Tahtim GitSin Ben Kendi HaLinde ßir Ağacim Fakat DaLimi Kiranin Ağacini Kökünden Sökerim.


|||•Namımızın büyüklüğü dostlarımızın büyüklüğündendir•|||

Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 08-21-2007, 08:45 PM   #2 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 926
Konular: 342
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Mektûbât-ı Rabbânî'de Hazret-i Îsâ ve Hazret-i Mehdî

Mektûbât-ı Rabbânî'de Hazret-i Îsâ ve Hazret-i Mehdî:

İmâm-ı Rabbânî 'rahmetullahi aleyh' buyuruyor ki:

Îsâ 'aleyhisselâm' gökden inerek, âhır zemân Peygamberinin dînine uyunca, Onun hakîkati, kendi makâmından yükselerek, Ona uyduğu için, hakîkat-i Muhammedînin makâmına gelir. Onun dînini kuvvetlendirir. Bunun içindir ki, eski dinlerde, ülül'azm Peygamberin vefâtından sonra bin sene içinde, yeni bir Peygamber gönderilirdi. Bunlarla, o Peygamberin dîni kuvvetlendirilirdi. Onun dîninin zemânı bitince, başka bir ülül'azm Peygamber ile yeni bir din gönderildi. Muhammed 'aleyhisselâm', Peygamberlerin 'aleyhimüssalevâtü vetteslîmât' sonuncusu olduğu için ve Onun dîni hiç değişdirilemiyeceği için, Onun ümmetinin âlimleri, Peygamberler gibi oldu. İslâmiyyeti kuvvetlendirmek işi bunlara yapdırıldı. Bunlardan başka, ülül'azm bir Peygamber de, Onun dînine sokuldu. Onun dînini kuvvetlendirmek işi buna da verildi. Hicr sûresi dokuzuncu âyetinde meâlen, (Kur'ân-ı kerîmi sana biz indirdik. Biz onu elbette koruyucuyuz) buyuruldu. (c.1, m.209)

Allahü teâlâya hamd olsun! Onun seçdiği, sevdiği kullarına selâm olsun! Âhıretde azâblardan kurtulmak ve sonsuz se'âdete kavuşmak, ancak geçmiş ve gelecek bütün varlıkların en üstününe uymakla olur 'aleyhi ve alâ âlihissalevâtü vetteslîmâtü etemmühâ ve ekmelühâ'. Bunun için, Ona uymakla, (Mahbûbiyyet makâmı)na erişirler. Onun yolunda bulunmakla, Allahü teâlânın zâtının tecellîsine kavuşurlar. Onun izinde ilerlemekle, bütün mertebelerin en üstünü olan ve Mahbûbiyyet makâmından sonra hâsıl olan, (Abdiyyet) mertebesine ulaşırlar. Onun izinde ilerliyenlerin büyükleri, İsrâîl oğullarının Peygamberlerine benzetildi. Peygamberlerin en üstünleri olan ülül'azm Peygamberler 'salevâtullahi aleyhim ecma'în' Onun yolunda olmağı istemişlerdir. Mûsâ 'aleyhisselâm' Onun zemânında bulunsaydı, Onun yoluna girmekden başka birşey yapmazdı. Îsâ aleyhisselâmın gökden ineceği ve Allahü teâlânın sevgilisine ümmet olacağı herkesin bildiği bir şeydir. Onun ümmeti, Onun yolunda bulundukları için, ümmetlerin en iyileri oldular ve Cennetdekilerin çoğu bunlar oldu. Ona uydukları için, âhıretde, bütün ümmetlerden önce Cennete girecekler, Cennet ni'metlerine kavuşacaklardır. Böyle dahâ nice üstünlükleri vardır. Bunun için, O yüce Peygamberin sünnetine uyunuz ve ahkâm-ı islâmiyyeye yapışınız! Ona ve Onun Peygamber kardeşlerinin hepsine en üstün düâlar ve en yüksek selâmlar olsun! (c.1, m.249)

Peygamberler 'aleyhimüssalevâtü vetteslîmât' Allahü teâlâ tarafından kullarına gönderilmiş insanlardır. Ümmetlerini Allahü teâlâya çağırmak, azgın, yanlış yoldan, doğru, se'âdet yoluna çekmek için gönderilmişlerdir. Dâ'vetlerini kabûl edenlere, Cenneti müjdelemişler, inanmıyanları ve inanıp da yapmıyanları Cehennem azâbı ile korkutmuşlardır. Onların Allahü teâlâdan getirdikleri her haber doğrudur, yanlışlık yokdur. Peygamberlerin sonuncusu, Muhammed aleyhisselâmdır 'sallallahü aleyhi ve selleme aleyhi ve aleyhim ecma'în'. Onun dîni bütün dinleri nesh etmiş, yürürlükden kaldırmışdır. Onun kitâbı, geçmiş kitâbların en iyisidir. Onun dîni kıyâmete kadar bâkîdir. Kimse tarafından değişdirilmiyecekdir. Îsâ 'aleyhisselâm' gökden inecek, Onun dîni ile amel edecek, ya'nî Onun ümmeti olacakdır. (c.2, m.67)
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 08-21-2007, 08:45 PM   #3 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 926
Konular: 342
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Muhbir-i sâdık [ya'nî hep doğru haber verici] 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem' kıyâmet alâmetlerinden her ne haber verdi ise, hepsi doğrudur. Yanlışlık olamaz. O zemân güneş, âdet dışı olarak garbdan doğacakdır. Hazret-i Mehdî 'aleyhirrıdvân' çıkacak, Îsâ 'aleyhisselâm' gökden inecek, Deccâl çıkacak, (Ye'cûc ve Me'cûc) denilen insanlar yeryüzüne yayılacakdır. (Dabbetülerd) denilen hayvân çıkacak, gökleri bir duman kaplayıp, bütün insanlara gelip, cânlarını yakacak, herkes bunun acısından düâ edip, (Yâ Rabbî! Bu azâbı üzerimizden kaldır. Sana îmân ediyoruz!) diyecekdir. Alâmetlerin sonuncusu, bir ateşdir ki, Adenden çıkacakdır. [Aden, Yemendedir.] Hindistânda birisi, Mehdî olduğunu iddi'â etmişdi. Mezârı da Fere şehrinde imiş. Meşhûr, hattâ ma'nâsı tevâtür derecesine varmış birçok hadîs-i şerîfler böylelerinin bu i'tikâd ve sözlerini yalanlamakdadır. Hâlbuki birçok hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki, (Mehdînin başı hizâsında bir bulut olacakdır. Bulutdan bir melek: Bu Mehdîdir, sözünü dinleyiniz! diyecekdir.) Bir hadîs-i şerîfde buyuruldu ki: (İsmini duyduğunuz kimselerden, yeryüzüne [ya'nî, o zemân bilinen memleketlerin çoğuna] dört kişi mâlik oldu. İkisi mü'min, ikisi de kâfir idi. Mü'min olan iki kişi, Zülkarneyn ile Süleymân 'aleyhimesselâm' idi. Kâfir olan ikisi de, Nemrûd ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak, yeryüzüne, benim evlâdımdan biri, ya'nî Mehdî de, mâlik olacakdır). (c.2, m.67)

Bir hadîs-i şerîfde buyuruldu ki: (Kıyâmet kopmadan önce, Allahü teâlâ, benim evlâdımdan birini yaratır ki, ismi benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın ismi gibi olur ve dünyâyı adâletle doldurur. Ondan önce dünyâ zulmle dolu iken, onun zemânında adl ile dolar). Bir hadîs-i şerîfde buyuruldu ki: (Eshâb-ı Kehf, hazret-i Mehdînin yardımcıları olacakdır ve Îsâ 'aleyhisselâm' bunun zemânında gökden inecekdir. Îsâ 'aleyhisselâm', Deccâl ile harb ederken, hazret-i Mehdî, onunla berâber olacakdır. Bunun hükümdârlığı zemânında, her zemânkinin aksine olarak ve hesâbların tersine olarak, Ramezân-ı şerîfin ondördüncü günü güneş tutulacakdır ve birinci gecesinde ay tutulacakdır). O hâlde, insâf etsinler ki, bu alâmetler, [câhillerin, Mehdî zan etdikleri kimselerde ve] o ölen adamda var mıdır, yok mudur. Hazret-i Mehdînin dahâ birçok alâmetlerini, Muhbir-i sâdık 'aleyhissalâtü vesselâm' haber vermişdir. Ahmed ibni Hacer-i Mekkî hazretleri (Elkavlülmuhtasar fî alâmâtil-Mehdî) ismindeki kitâbında, hazret-i Mehdînin ikiyüze yakın alâmetlerini yazmışdır. Geleceği bildirilen Mehdînin alâmetleri meydânda iken, başkalarını Mehdî sananlar, ne kadar câhildir. Allahü teâlâ, onlara, doğruyu görmek nasîb eylesin! [Celâleddîn-i Süyûtînin (Cüz'ün minel-ehâdis vel-âsâr-il-vâride-ti fî hakk-ıl-Mehdî) kitâbında da hazret-i Mehdînin alâmetleri bildirilmekdedir]. (c.2, m.67)
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 08-21-2007, 08:46 PM   #4 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 926
Konular: 342
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Peygamberimiz 'sallallahü aleyhi ve sellem' buyurdu ki: (Benî İsrâîl, yetmişbir fırkaya ayrılmışdı. Bunlardan yetmişi Cehenneme gidip, ancak bir fırkası kurtulmuşdur. Nasârâ da, yetmişiki fırkaya ayrılmışdı. Yetmişbiri Cehenneme gitmişdir. Bir zemân sonra, benim ümmetim de yetmişüç kısma ayrılır. Bunlardan yetmişikisi, Cehenneme gidip, yalnız bir fırkası kurtulur). Eshâb-ı kirâm, bu bir fırkanın kimler olduğunu sordukda, (Cehennemden kurtulan fırka, benim ve Eshâbımın gitdiği yolda gidenlerdir) buyurdu. [Bu hadîs-i şerîfin dört (Sünen) kitâbında bulunduğu (Milel-Nihâl) tercemesinde yazılıdır.] O kurtulan fırka, Ehl-i sünnet velcemâ'atdir ki, insanların en iyisinin 'sallallahü aleyhi ve sellem' yoluna sarılmışlardır. Yâ Rabbî! Bizleri, Ehl-i sünnet âlimlerinin 'rahmetullahi aleyhim ecma'în' bildirdiği îmândan, i'tikâddan ayırma! Onlarla birlik olduğumuz hâlde, bu dünyâdan çıkar! Bizi onlarla haşr eyle, yâ Rabbî! Bize hidâyet verdikden sonra, kalblerimizi doğrudan kaydırma ve bize yüce katından rahmet ver. Sen ihsân edenlerin en büyüğüsün! (c.2, m.67)

Allahü teâlâ, kullarına merhamet ederek, Peygamberler 'aleyhimüssalevâtü vetteslîmât' göndermişdir. Bunlarla kullarına doğru yolu, se'âdet-i ebediyye yolunu göstermiş, kullarını kendine çağırmışdır. Rızâsının, sevgisinin yeri olan Cennete da'vet etmişdir. Böyle bir ihsân sâhibinin da'vetini kabûl etmiyen, ne kadar zevallıdır. Onun ni'metlerinden mahrûm kalan ne kadar ahmakdır. Bu büyüklerin, Allahü teâlâdan bildirdikleri haberlerin hepsi doğrudur. Hepsine îmân etmek lâzımdır. Akl, doğruyu, iyiyi bulan bir âlet ise de, yalnız başına bulamaz, noksandır. Peygamberlerin 'aleyhimüssalevâtü vetteslîmât' gelmesi ile temâmlanmışdır. Kullara özr, behâne kalmamışdır. Peygamberlerin birincisi hazret-i Âdemdir. Sonuncusu ise, hazret-i Muhammed Resûlullahdır 'aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât'. Peygamberlerin 'aleyhimüssalevâtü vetteslîmât' hepsine îmân etmek lâzımdır. Hepsini ma'sûm [ya'nî günâhsız] ve doğru sözlü bilmelidir. Bunlardan birine inanmamak, hepsine inanmamak demekdir. Çünki, hepsi aynı îmânı söylemişdir. Ya'nî, hepsinin dinlerinin aslı, temeli [ya'nî îmân edilecek şeyleri] birdir. Îsâ 'aleyhisselâm' kıyâmete yakın bir zemânda gökden inecek ve Muhammed aleyhisselâmın dînine tâbi' olacakdır.(c.3, m.17)
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 08-21-2007, 08:49 PM   #5 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 926
Konular: 342
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
"Lâ ilâhe illallah" kelimesinin üstünlükleri

"Lâ ilâhe illallah" kelimesinin üstünlükleri:

[2. Cilt 9. Mektup] İmâm-ı Rabbânî Müceddid-i elf-i sânî “kaddesallahü teâlâ esrârehül’azîz”, bu mektûbu molla Ârif Hutenî Bedahşîye yazmışdır. (Lâ ilâhe illallah) kelimesinin üstünlüklerini ve tenzîh makâmını ve (îmân-ı gayb)ı bildirmekdedir:

Allahü teâlâya hamd olsun ve Onun seçdiği, sevdiği kullarına selâm olsun! Mevlânâ Muhammed Ârif Hutenî! Önce, bâtıl, bozuk ilâhları yok etmek, sonra hak olan ma’bûdü bilmek lâzımdır. Nasıl olduğu bilinen ve ölçülebilen herşey yok edilmeli, nasıl olduğu bilinmiyen bir Allaha îmân etmelidir. Bu yok bilmeği ve îmân etmeği en iyi anlatan kelime, (Lâ ilâhe illallah) güzel kelimesidir.

Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, (Zikrin en kıymetlisi, Lâ ilâhe illallah demekdir) buyurdu. Bir hadîs-i şerîfde, Rabbinden şöyle nakl etdi: (Yedi kat göklerin ve bunlarda bulunanların ve yedi kat yerin hepsi, Lâ ilâhe illallah kelimesi ile ölçülse, bu kelimenin sevâbı dahâ çok olur) buyuruldu.

Nasıl dahâ çok olmaz ki, bu kelimenin bir kısmı, Allahü teâlâdan başka herşeyi, yerleri gökleri, Arşı, Kürsîyi, Levh ve Kalemi, bütün Âlemi ve âdemi hep yok etmekde, diğer kısmı da, yerlerin, göklerin, tek yaratıcısı, hak olan ma’bûdün var olduğunu bildirmekdedir. Allahü teâlâdan başka herşey, ister âfâkda [insanın dışında], ister enfüsde [insanın içinde] olsunlar, hepsi anlaşılabilen, ölçülebilen şeylerdir. Âfâk ve enfüs aynalarında görülen herşey de böyledir. Hepsinin yok bilinmesi lâzımdır. Bildiğimiz, öğrendiğimiz, hâtırımıza, hayâlimize gelen, duygu organlarımıza etki eden herşey de böyledir. Hepsi hâdis, mahlûkdurlar. Çünki, insanın bildiği, his etdiği herşey, kendi eseri, yapdığı şeydir. Bizim, Allahü teâlâyı tenzîh etmemiz, birşeye benzemez dememiz, benzetmek olur. Bizim anladığımız büyüklük, küçüklükdür. Tesavvufculara “kaddesallahü teâlâ esrârehümül’azîz” olan keşfler, tecellîler, müşâhedeler, hep Allahdan başka şeylerdir. Allahü teâlâ (Verâ-ül-verâ)dır. Ya’nî, ötelerin ötesidir. Bunların hiçbirine benzemez.
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 08-21-2007, 08:50 PM   #6 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 926
Konular: 342
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
İbrâhîm aleyhisselâm, kâfirlere, (Niçin kendi yapdığınız putlara tapıyorsunuz? Sizleri ve yapdığınız işleri Allahü teâlâ yaratdı!) dedi. Bunu Kur’ân-ı kerîm haber veriyor. İster elimizle yapmış olalım, ister aklımız ve hayâlimizle meydâna getirelim, yapdığımız şeylerin hepsi, Allahü teâlânın mahlûklarıdır. Hiçbirinin tapınmak için değerleri yokdur. Tapınılmağa hakkı olan, yalnız Allahü teâlâdır. O, bildiğimiz, düşünerek bulduğumuz şeylerin hiçbirine benzemez ve nasıl olduğu anlaşılamaz. Akl ve vehm Ona yaklaşamaz. Keşf ve şühûd, Onun büyüklüğü önünde yıkılıp kalır. Böyle bî-çûn ve bîçigûne olan [ya’nî hiçbirşeye benzemiyen ve akl ile anlaşılamıyan] yüce yaratıcıya, gayb yolu ile inanmakdan başka çâre yokdur. Çünki, görerek, düşünerek anlamağa kalkışarak inanmak, Ona inanmak olmaz. Kendi yapdığımız şeye îmân etmek olur. Bu şey de, Onun mahlûkudur. Bunu, Ona şerîk, ortak yapmış oluruz. Belki de, Ondan başkasına îmân etmiş oluruz. Böyle felâkete düşmekden Allahü teâlâya sığınırız.

Gayba îmân edebilmek için, vehmin, hayâlin yetişemediği bir yaratana inanmak lâzımdır. Ondan hiçbirşeyin hayâlde yeri olmamalıdır. Bu ma’nâ vehm ve hayâlin dışında olan yakınlık mertebesinde ele geçer. Çünki, uzaklaşdıkca, vehm ile anlaşılması kolaylaşır ve hayâlde yer bulabilir. Bu ni’met, ancak Peygamberlere mahsûsdur. Gayb yolu ile îmân etmek, ancak bu büyüklere nasîb olmuşdur “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât”. Bunlara uyup, izlerinde gidenlerden de, dilediklerine ihsân ederler. Bütün mü’minlerin gayb yolu ile olan îmânları, vehmin karışmasından kurtulamaz. Çünki câhillere göre, (verâ-ül-verâ), uzaklık demekdir. Böyle anlayışda, vehm de işe karışır. O büyüklere göre ise “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât”, (verâ-ül-verâ) yakınlıkdadır. Böyle anlayışda, vehm işe karışamaz.
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 08-21-2007, 08:50 PM   #7 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 926
Konular: 342
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Dünyâ durdukca ve dünyâ hayâtı ile yaşadıkca, gayba inanmakdan başka çâre yokdur. Çünki, burada görerek hâsıl olan îmân, bozukdur. Âhıret hayâtı başlayıp, vehm ve hayâlin kuvveti kalmayınca, görerek hâsıl olan (Îmân-ı şühûdî) kıymetli olur. Vehm ve hayâl tarafından bu îmâna bozuk şeyler karışdırılamaz. Sanırım ki, Resûlullah Muhammed aleyhisselâm, dünyâda Allahü teâlâyı görmekle şereflendiği için, Onun “sallallahü aleyhi ve sellem” îmânı, şühûdîdir demek güzel olur. Vehmden ve hayâlden hâsıl olan bozuk şeyler, o îmâna karışamamışdır. Çünki, başka mü’minlere Cennetde ihsân edilecek olan ni’met, o yüce Peygambere “aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm” bu dünyâda nasîb oldu. Bu, Allahü teâlânın çok büyük bir ni’metidir. Allahü teâlâ, ni’metlerini dilediğine ihsân eder. Allahü teâlâ, pek çok ni’met ihsân edicidir.

Şunu iyi anlamalıdır ki, halîlullah İbrâhîm aleyhisselâm, Allahdan başka şeylere tapınmanın yanlış olduğunu pek güzel bildirdi. Müşrikliğe yol açacak kapılardan hepsini iyice kapadı. Bunun için, Peygamberlerin imâmı oldu. Hepsinden ileride oldu “aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vettehıyyât”. Çünki, dünyâ hayâtında olan ilerlemenin en yüksek noktası, Allahdan başka tapınılacak hiçbirşey bulunmadığını iyi anlamakdır. Çünki, (Lâ ilâhe illallah) güzel kelimesinin ikinci parçasının bildirdiği, (İbâdet olunmağa hakkı olan, yalnız Allahü teâlâdır) sözünün tam ma’nâsı, ancak âhıretde anlaşılacakdır.

Böyle olmakla berâber, Peygamberlerin sonuncusu “aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât”, bu dünyâda, Allahü teâlâyı görmekle şereflendiği için, bu sözün tam ma’nâsından çok şeylere de, bu dünyâda kavuşmuşdur. Denilebilir ki, bu ma’nâdan, bu dünyâda mümkin olanı, o yüce Peygamberin gelmesi ile bildirilmişdir. Yine, diyebiliriz ki, zât-ı ilâhînin tecellîsi, bu dünyâda, ancak o yüce Peygambere nasîb oldu. Başkalarına, âhıretde nasîb olacağı bildirildi. Doğru yolda bulunanlara ve Muhammed Mustafânın izinde olanlara selâm olsun “aleyhi ve alâ Âlihî minessalevâti efdalühâ ve minetteslîmâti ekmelühâ”!
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 08-21-2007, 08:53 PM   #8 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Osmanli25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 27
Üye No: 3
Mesajlar: 926
Konular: 342
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 58
REP Seviyesi : Osmanli25 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
İmam-ı Rabbani’den bir öğüt: Gençlik büyük fırsattır

İmam-ı Rabbani’den bir öğüt: Gençlik büyük fırsattır!

Ey oğul! İbadete yönelme vakti

gençliktir. Akıllı olan bu vakti kaçırmaz,

fırsatı ganimet bilir. Zira iş önemlidir.

İnsan yaşlılık zamanına kalmayabilir.

Kaldığını farz edelim, derlenip

toparlanmak nasip olmaz. Böyle bir

derlenip toparlanmanın mümkün olduğunu

farz edelim, bir amel işlemeye güç

yetiremez. Zira o zaman, zaafın ve aczin

bastırdığı zamandır. Halbuki şu anda

derlenip toparlanma durumu vardır, elde

edilmesi kolaydır.

Anne-babanın hayatta olmaları Yüce

Hakk’ın nimetlerinden biridir. Senin

geçimini onlar üzerine almıştır. İşte bu

mevsim fırsat mevsimidir. Güç ve

kuvvetinin yettiği mevsimdir. Bugünün

işini yarına bırakmak için şu andaki

durum nasıl bir özür olabilir? Resulullah

(S.A.V) bu manada şöyle buyurmuştur: “İşi

erteleyen helak olur.”

Evet, bugün ahirete ait işlerle bir

meşguliyet varsa, bu düşük dünyanın işini

yarına bırakmak cidden güzel olur, tam

bunun aksi ise pek çirkin bir şey olur.

Şu zaman gençlik zamanıdır. Bu zamanda

yapılan az amele biçilen itibar, bu

vakitlerden başka zamanlarda yapılan

amellere biçilmez.
Osmanli25 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz