Geri git   > ISLAMGUL GENEL > Serbest Kursu
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et





Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-11-2008, 12:18 AM   #1 (permalink)
IslamGul Dostu

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 140
Mesajlar: 255
Konular: 65
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 19
REP Seviyesi : ummet is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
SEvgi uzerine!..

Sevgi belki de dünyada elde edilmesi ve elde edildikten sonra kıymet bilinmesi yönden en zor şey olsa gerek. Öyle bir şey ki; seven o sevgi ile sevdiği uğruna her şeyden vazgeçiren, hatta insanların kendine en yakın olan anne ve babasından bile insanı soyutlaştırabilme gücünü göstermektedir. Bu sevgi uğruna örnekler o kadar çok ki buna ciltler halinde kitap yazılsa azdır. Sevginin en üst derecesi elbette Resul-i Ekrem’de tezahür etmiştir. Sonra bu sevgi etrafında bulunan sahabîlerde gerek şahsen, gerekse toplu kardeşlik bağlılığı olarak müşahade edilmektedir.
Sahabilerin Peygamber Efendimiz (sav)’e olan muhabbet ve sevgileri öyle üst derecedeydi ki; gözleri başka birini görmüyor, kulakları ondan başkasını işitmiyor, bedenleri ondan başkasını istemiyor ve hiç düşünmeksizin ondan vazgeçmiyorlardı. Niye geçsinler ki Resûlullah ki sevgi ve muhabbet denizi... giren bir daha çıkmak istemiyordu. Hatta sahabiler öyle bir haldeydiler ki sabah evden çıkarak o günkü rızkını kazanıp hemen O muhabbet ve sevgi denizinin etrafına serpilirlerdi. Bir gün sahâbe-i kirâmdan birisini müşrikler Mekke de Kabe’nin yanında bir yere bağladılar ve öyle işkence ediyorlardı ki, buna can nasıl dayanır bilmem ki. Ama müşriklerin dininden dön, Muhammed (sav)’i yalanla diye bağrışmaların arasından bir söz öyle sıyrıldı ki; sahabiye, senin yerinde Muhammed (sav)’in olmasını ister misin dedi o sahâbî ki aslan parçası, öyle bir cevap verdi ki; “Hayır ! değil Muhammed’in burada olmasını, Onun Medine sokaklarında dolaşırken ayağına bir diken parçasının batmasına bile gönlüm razı olmaz.” Buna müteakip müşriklerden biri, yeryüzünde Muhammed (sav)’i sevenlerin sevgisi gibi bir sevgi ile karşılaşmadım, diyerek sahabiyi çözdüler... Sahâbîlerin Allah Resûlüne olan sevgilerinin yanında birde sahabilerin birbirine olan sevgileri de vardı. Mekke’den tüm mallarını, evlerini ve akrabalarını yalnız Allah ve Resûlünün emri ile terk edip, ve ne ile karşılaşacaklarını bilmeden o kızgın çölleri birbirleriyle yardımlaşarak aşan, tüm sıkıntı, açlık ve susuzluğa yine birlikte göğüs gerdiler. Medine’ye vardıklarında Allah’ın Resûlü onlara Medineli Müslümanlarla kardeş yaparak yine sıkıntılarını giderdi. Ensar ve Muhacir diye (Ensar; Medine’li Müslümanlar, Muhacir; Mekke’den hicret eden Müslümanlar) hitab edilen bu ulvi şahsiyetler bu kez Medine de birbirleriyle kaynaşarak dinî İslâm’a hizmet etmişlerdir. Bu birlik ve beraberlik onların Bedir harbinde müşriklere karşı Allah’ın yardımıyla galip gelmelerine vesile olmuştur. Yine Bedir harbine katılan sahabiler savaşa katılmadan önce Peygamber Efendimiz’in müşriklerle savaşacağı kesin bir sonuca varılmamıştı. Sahabiler Allah Resûlüne her durumda itaat edeceklerini beyan ederken, sahabilerden yine dehşet bir cümle: “Ya Resûlallah vallahi biz Musa (a.s)’nın havarileri gibi “Ey Musa sen ve Rabbin gidin savaşın biz burada bekleriz” demeyiz, Biz, Ya Resûlullah Rabbin ve Sen savaşırken bizde senin önünde, arkanda, sağında ve solunda savaşırız” dediler. Resûlullah Efendimiz bu söz karşısında öyle sevindi ve mutlu oldu ki...
İşte sahâbeyi sahâbe yapan bu sevgi ve anlayış idi. Biz bile eğer bu sevgi ve anlayış üzere yaşasak inanın ki Rabbim Resûlullah Efendimiz’in zamanında yaşanan bu sahabi kardeşliği ve sevgisi gibi bize sevgi ve kardeşlik verir. Ama elbette sahabilerin sevdiği gibi sevemez o anlayışta olamayız. Çünkü Onlar Allah’ın Resûlünü bizzat görerek îman etmiş ve sevmişler. Ama bu demek değil ki o zamanda yaşanan sevgi gibi azda olsa yaşanamaz. Elbette yaşana bilir, yeter ki o anlayış ve sevgi üzere bir seveni ve sevenleri bulalım.
Öyle diyoruz ki, Biz neden o sahabiler gibi olamıyoruz. Cevap gayet açıktır; biz o anlayış üzere miyiz, biz onların gibi sevebiliyor muyuz, onlar gibi infak edebiliyor muyuz.? Evindeki bir kibrit çöpünden bile vazgeçemeyen bir Müslüman, bir komşusu tuz istemeye geldiğinde onu bile verirken eli titreyen insan nasıl bu gerçek sahabiler gibi sevebilir, yada o sahabiler gibi bir kardeşlik ve muhabbet bağı kurabilir, size söyleyeyim. Menfaatların, hasedlerin, kibirlerin, hırs ve cimriliklerin cirit attığı, yüze gülünüp de arkadan binlerce gıybet yapılan bir konumda nasıl Allah’ın rahmeti iner, yada Rasûllulah’ı öyle candan sever yada o sahabiler gibi birbirine muhabbet duyabiliriz. ASLA ve katiyyen bu sevgiyi sağlayamayız. Çünkü, menfaatlerin, kibrin, hasedin, cimriliğin olduğu bir yere rahmet iner mi? İnmeyen rahmetten ise muhabbetin hasıl olmasını beklemek ise ...
Bunun bir çözümü yok mudur? diye sorulduğun da, elbette vardır. Herkes, yani tüm Müslümanlar birbirlerini sırf Allah’ın rızası için sevmeli, birbirlerine en ufak dahi bir şey olsun infak etmeyi küçük görmemeli, özümüz ile sözümüzün doğru olduğu, birbirimizi yalnız bu dünya için değil yarın âhiret içinde göreceğimizi ve orada da bu kardeşliğimiz devam edecek düşüncesinde sevmeli, ufak dünyalık şeylerle kalb kırmamalı, sözünde durmalı ve asla yalan söylememeliyiz. Belki de bu sözlerin özü olarak Allah’ın emrettiği şeylere yönelip, O’nun yasakladığı şeylerden kaçınıp, Allah Resûlünün sünnetlerine ittibâ edip ve O’nun ehl-i beytine sevgi ve muhabbet duymakla bu sevgiyi sağlayabiliriz. Cenâb-ı Hak bir âyet-i kerîme de “Allah’ı ancak mü’minler sever”(Bakara/165) buyurarak, öncelikle bu müminlik sıfatına erişmeli ve etrafımızdaki insanlara bu sıfatı yansıtmalıyız. Öyle ki biz kendimiz bu hali yaşarsak yaşadığımız şeyler elbette tesirli olur. Yine Cenâb-ı Hak “Yapmadığınız şeyleri neden konuşuyorsunuz” diye bize mü’min olarak her durumda olmamız gereken hassasiyeti belirtmektedir. Peygamber Efendimiz’in bir hadis-i şeriflerinde “Birbirini sevmedikçe cennete giremezsiniz” buyurarak müminlerin birbiriyle olan münasebetlerinde bu sevgi bağının önem ve ehemmiyeti hususunda bize gereken şeyleri söylemektedir
ummet isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4.5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:06 AM .


vBulletin v3.7.1 Patch Level 1, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd


 

» Bize ulasmak için affeyle@gmail.com adresine mail atin )
sitemap Tags ilahiler program indir