Geri git   > ISLAM ILIMLERI > Sorular Ve Yanitlar
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Sorular Ve Yanitlar Kafaniza Takilan Sorular





Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06-04-2008, 02:58 AM   #1 (permalink)
IslamGul Dostu

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: osmaniye-kadirli-->moskova
Yaş: 27
Üye No: 12
Mesajlar: 6.764
Konular: 1772
Teşekkür Grafikleri
Thanks: 0
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 143
REP Seviyesi : CANSEVER will become famous soon enoughCANSEVER will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Allah Bilinebilir mi, Tarif Edilebilir mi?

Allah hakkında, biz bize öğretilenden başkasını bilemeyiz. Akıl, bu sahada bir şey söyleyemez. Bu mevzuda aklın yapacağı şey, vahyin rehberliğini kabulden ibarettir. Bunu şöyle bir misalle anlaşılır hâle getirebiliriz:

Meselâ; bizler bir çatı altında oturuyoruz. Bir aralık kapının vurulduğunu duyduk. Evet, hakikaten kapı vurulu yordu. İçimizden bazıları, kapının vurulmasından anlaşılanı aşarak, bir kısım mütalâalarda bulunmaya başladılar: "Efendim kapıyı vuran şöyle bir zattır, böyle bir zattır." ilh... Biz, buna tasavvur diyoruz. Bir diğer grup ise, böyle bir meselede, aklın tasavvur etmeye mecâli yoktur. Akla düşen şey, kapının vu rulmasıyla arka tarafta birinin bulunduğunu tasdik; fakat kim olduğunu belirleme hususunu, kapıyı vurmak suretiyle ken dini bize tanıttırmak isteyen zata bırakmak olacaktır. Biz buna teakkul (akletme), anlama diyoruz.

Bu misali, mevzumuza şöylece tatbik edebiliriz: Biz Allah'ı (celle celâluhu) eserlerinden isimlerine, isimlerinden sıfatlarına, sıfatlarından tecellî-i Zât'a yükselerek tanımağa çalışırız.

Yani, eserlerinde tecellîden isimleriyle tecellî etmesine geçerek kâinatı dolaşır, sıfatların tecellî ufkuna ulaşır; gayptan şuhûda yükseliriz ve müşâhede zevkimiz arttıkça, tecellî-i Zât için sermest ve bîhûş çırpınıp dururuz. Gâh cemal ve şefkat esintileriyle inbisat eder ve neşeleniriz; gâh celâl, mehâbet ve korku içinde ra'şedâr olup ürpeririz.

Görülüyor ki; Zât-ı Bârî hakkında, bizim "mârufumuz" ve "malumumuz" ölçüsü içinde bir şey diyemiyoruz. O'nun, bilinmesini, kendine has lisan ve lehçesi içinde, şehadet ve gayp âleminin birleşme noktası olan vicdana bırakıyoruz. Evet, Allah isimleriyle malum, sıfatlarıyla muhât, zâtıyla mevcuttur; Hz. Sıddîk 'ın ifadesiyle: O'nu idrak , idrakten acz ifadesi içindedir. Veya en büyük Tarifçiye isnat edilen bir söz deki itirafla, "Seni hakkıyla bilemedik ey Mâruf."[1] ölçüsüyle bir Mâruf ve Malum'dur.

Kur'ân-ı Kerim 'in, O'nun ef'âli ve icraatına dair verdiği tariflerde ise, O'nu ef'âl ve sıfatlarıyla bir Mâbud-u Mutlak tanır; kemal sıfatlarla bilinebileceğine kalben yükselir, cemal de (sonsuz güzellik kaynağı) olan kemalini (mutlak eksiksizlik ve kusursuzluğunu) görürüz.

Öyle ise, ahd ü peymânımızı bir kere daha yenileyerek, şöyle diyebiliriz: Ey Mâbud-u Mutlak!... Seni hakkıyla bilemediğimiz muhakkak; ama bizlere şah damarlarından daha yakın olduğun ve normo âlemdeki bu yakınlığın içinde, bütün bir semavatı kitap sayfaları gibi açıp kapamadaki azametini, sineğin gözü ile güneş manzumesi arasında vaz'et tiğin şiirimsi âhengi, ruhumuza bir nurlu yol kabul yüz binlerce menzilde Sana ait eserlerle Zât'ını tecellîlerinle bütünleşiyor ve itminana eriyoruz.

Bîhûş - Sermest: Aklı başından gitmiş, kendinden geçmiş.
Gayb: Alâmet ve emare ile bilinme yen, his ve akıl ötesi âlem.
İnbisat: Açılma, ferahlama.
Mâbud-u Mutlak: İbadete lâyık tek ve yektâ Zât.
Ra'şedâr: Titreyen, ürperen.
Mehâbet: Heybet, ihtişam; saygıyla ka rışık çekinme, ürperme.
Muhât: Kavranan, ihata edilen.
Şehadet: Görünen âlem, duyu organları ile kavranılan varlıkların, gerçeklerin, hâdiselerin âlemi.
Şühûd: O'na ait emarelerin sezilip duyulduğu âlem.
Tecellî-i Zât: Hazreti Zât'ın hiçbir isim ve sıfatı mülâhazaya alınmaksızın, keyfiyet ve kemiyet olmaksızın Zâtî tecellîsi.

Fethullah Gülen

Asrın Getirdiği Tereddütler

Enam Suresi 155-Bu ise indirdiğimiz tam, çok mübarek bir kitaptır. Bundan böyle buna uyun ve korunun ki, rahmetimize eresiniz.
156-Ve: "Bizden önce kitap yalnız iki topluluğa indirildi. Doğrusu biz, onlar gibi okuyup anlamaktan habersiziz." demeyesiniz


(Kur-an'ı Kerim mealini okuyalım)
CANSEVER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla

Tags
asrın getirdiği tereddüt


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4.5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:33 AM .


vBulletin v3.7.1 Patch Level 1, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd


 

» Bize ulasmak için affeyle@gmail.com adresine mail atin )
sitemap Tags ilahi indir ek isler ek isler

ValidRank Button