Geri git   > ISLAM ILIMLERI > Sorular Ve Yanitlar
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Sorular Ve Yanitlar Kafaniza Takilan Sorular





Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-30-2007, 01:57 PM   #1 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: Kadirli'li
Yaş: 27
Üye No: 12
Mesajlar: 6.806
Konular: 1749
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 169
REP Seviyesi : CANSEVER will become famous soon enoughCANSEVER will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Kader nedir ?

((Matüridiyye ve Mutezile 2.satırın altında tanım olarak yazılmısdır))

Kader konusu İslam dininin en grift konularından biridir. Kader konusunda söylenecek her söze dikkat etmek gerekir. Çünkü imanın şartlarından biri kadere imandır.

Kader konusunda yanlış düşünmeleri yüzünden yoldan çıkıp sapıklığa düşen bir çok tarikat olmuştur. Kaderiye tarikatı bunlardan biridir.

Kader nedir?

Bu sorunun kısa bir cevabı yok aslında...

Lügat anlamı açısından : Ölçü, miktar, plân, program, takdir, biçim ve şekil verme demektir.

Dini açıdan : Cenâb-ı Hakkın, kâinatı ve içindekileri, zamanı, kıyameti, âhiret âlemlerini, yâni bütün mükevvenatı yaratmadan önce bir ölçü ve programa göre takdir etmesidir ve ‘levh-i mahfûz’ denen İlâhî deftere, bilgisayara kaydetmesidir diyebiliriz özet olarak.
.
.
.
“Kul kendi iradesiyle yolunu çizer ve yaptıklarının neticesine katlanır" şeklinde özetleyebileceğimiz görüşü savunanlara "Kaderiye"ciler denmiştir. Ki bunlar hakkında,

"Ümmetimin mecûsileridir, kaderiyeciler"

şeklinde bir hüküm gelmiştir.

"Kaderiyeciler", "kul kendi kaderini kendi yazar"; görüşünde olanlardır... "Allah" da ötelerden bir yerde; ya da başka bir boyutta oturup, bu boyutta yapılanları seyreden bir varlığın adı herhalde?!...

Esasen Kur'ân-ı Kerîm baştan sona bu görüşü iptal için sayısız hükümler serdeder.
.
.
.
Allah’ın azâmeti, yüceliği, sonsuz varlığı yanında insanın yeri, iradesi, kudreti ve sahip olduğu şeyler nelerdir?!. Kısaca, "ALLAH İsmiyle İşaret Edilen” indinde insan neleri yapacak güce ve iradeye sahiptir.?!

Evet, yüz milyarlarca ve yüz milyarlarca güneşin birbirlerinden çok büyük uzaklıklarla içinde yüzmekte oldukları kâinatın varedicisi katında, insanın yeri ne?

Buyurun bu konuda bir Hadîs-i Kudsî:

-Rasûlullah salla’llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu;

Allah azze ve celle şöyle diyor:

"EY kullarım. Hepiniz delâlettesiniz ancak benim hidâyet ettiklerim hâriç. Benden isteyiniz ki sizi hidâyete erdireyim. Hepiniz fakirsiniz, ancak benim zengin ettiğim hariç; benden isteyiniz ki size rızık ihsân edeyim.

Hepiniz günâhkârsınız, ancak benim mağfiret verdiklerim müstesnâdır; içinizden her kim benim bağışlayıcı olduğumu bilir de benden mağfiret dilerse, (günâhlarının büyüklüğüne) aldırış etmeden bağışlarım!..

Sizin evveliniz ve âhiriniz, diriniz ve ölünüz, yaşınız ve kurunuz kullarımdan en takvâlısı kalbi gibi olsalar, bu durum benim mülkümde bir sivrisineğin kanadı kadar artış meydana getirmez!..

Sizin evveliniz ve âhiriniz, diriniz ve ölünüz, yaşınız ve kurunuz en şakî kulun kalbi gibi olsalar (yani hepsi inkârda olsalar), bu durum benim mülkümden bir sivri sineğin kanadı kadar eksiltmez!..

Sizin evveliniz ve âhiriniz, diriniz ve ölünüz yaşınız ve kurunuz, bir sahada toplansa ve içlerinden her insan ümitleri yettiği kadar istese, her isteyenin istediklerini veririm ve bu benim mülkümden hiçbir şey eksiltmez. Öyle ki içinizden biri denize uğrayıp iğneyi suya daldırıp alsa. Kesinlikle bilin ki BEN sınırsız ihsan ediciyim, varlığın sahibiyim, yüceyim.

DİLEDİĞİMİ YAPARIM!..

Bağışım bir sözdür. Azâb’ım bir sözdür.

Bir şeyin olmasını istersem emrederim, "OL" derim; ve o şey olur!.."

Nasıl..? Bir şeyler anlatabiliyor mu, bizim yerimiz, haddimiz, gücümüz, irademiz, kudretimiz hakkında bu hadîsi kudsî?..

Kâinatta dünyadan 1 milyon küsür defa büyük güneşin yeri iğne ucuyla gösterilemezken, gururundan, kendine biçtiği pâyeden yanına yaklaşılmayan insanın yeri acaba daha iyi anlaşılabiliyor mu bu satırlarda?

Evet, bizde, "ALLAH’A RAĞMEN", bir iş yapabilecek potansiyel mevcut mu?!
.
.
.
Hiç şüphesiz, biz herşeyi kader ile yarattık. Bizim emrimiz, bir göz kırpma gibi yalnızca 'bir keredir.' (Kamer Suresi, 49-50)

Kader, Allah'ın geçmiş ve gelecek tüm olayları "tek bir an" olarak bilmesidir. İnsanların önemli bir bölümü, Allah'ın henüz yaşanmamış olayları önceden nasıl bildiğini sorarlar ve kaderin gerçekliğini anlayamazlar. Oysa "yaşanmamış olaylar" bizim için yaşanmamış olaylardır. Allah ise zamana ve mekana bağımlı değildir, zaten bunları yaratan Kendisi'dir. Allah katında zaman diye bir kavram yoktur. Bu nedenle Allah için geçmiş, gelecek ve şu an hepsi birdir ve hepsi olup bitmiştir.

Allah'ın belirlediği kaderi insanların değiştirmesi mümkün değildir.

Bu, toplumda yaygın olan çarpık bir kader anlayışıdır. Örneğin ölümden dönen bir hasta için "kaderini yendi" gibi cahilce ifadeler kullanılır. Oysa kimse kaderini değiştiremez. Ölümden dönen kişi, kaderinde ölümden dönmesi yazılı olduğu için ölmemiştir. "Kaderimi yendim" diyerek kendilerini aldatanların bu cümleyi söylemeleri ve o psikolojiye girmeleri de yine kaderlerindedir.

Çünkü kader Allah'ın ilmidir. Tüm zamanı aynı anda bilen ve tüm zamana ve mekana hakim olan Allah için, herşey kaderde yazılmış ve bitmiştir. Allah için zamanın tek olduğunu Kuran'da kullanılan üsluptan da anlarız. Bizim için ölümümüzden sonra yaşanacak bazı olaylar, Kuran'da çoktan olup bitmiş olaylar olarak anlatılır. Allah bizim bağlı olduğumuz izafi zaman boyutuna bağlı değildir. Allah tüm olayları zamansızlıkta dilemiş, insanlar bunları yapmış, tüm bu olaylar yaşanmış ve sonuçlanmıştır.
.
.
.
İslam’da kader inancı ile ilgili değişik anlayışlar olmasına rağmen Ehli sünnet dediğimiz çoğunluğun orta yol İslam anlayışına uygun olarak Maturidilik ve Eşarilik adında iki mezhebin görüşleri yaygınlık kazanmıştır. Bunlara karşı Mutezile ve Cebriye mezheplerinin görüşleri İslam düşünce tarihinde azınlıkta kalmış, fazla yaygınlık kazanamamıştır. Türk toplumunda ağırlıklı olarak Ehli sünnetin kader anlayışı hakimdir.

Ehli sünnet mezheplerinden Maturidiliğe göre kader, Yüce Allah'ın ezelden ebede kadar olacak bütün şeylerin zaman ve yerini, özellik ve niteliklerini ezeli ilmiyle bilip, sınırlaması ve takdir etmesi demektir. Allah'ın ezelde irade ettiği ve takdir buyurduğu şeyleri zamanı gelince meydana getirmesi ve yaratmasına da kaza denilir. Eşariliğe göre tanımların aynı olmasına rağmen, Maturidinin kader dediğine kaza, kaza dediğine kader denilmektedir.

Dünyada meydana gelmiş ve gelecek olan her şey Allah'ın ilmi, dilemesi , takdiri ve yaratması ile olur, yani her şeyin bir kaderi vardır. Bunun anlamı ise, insanların hür iradeleriyle seçecekleri şeylerin nerede ve ne şekilde seçileceğini Allah'ın ezeli, zamanla sınırlı olmayan mutlak ilmiyle bilmesi, bu bilgisine göre dilemesi ve buna göre takdir buyurup, zamanı gelince kulun seçimine göre yaratmasıdır. Bu durumda Allah'ın ilmi, kulun seçimine bağlı olup, Allah'ın ezeli anlamda bir şeyi bilmesinin, kulun irade ve seçimi üzerinde zorlayıcı bir etkisi yoktur. Aslında insanlar Yüce Allah'ın kendileri hakkında sahip olduğu bilgiden habersizdirler ve pratik hayatta bu bilginin etkisi altında olmaksızın kendi iradeleriyle davranmaktadırlar.

Kader ve kazaya inanmak farz olmakla beraber, insanlar kaderi bahane ederek kendilerini sorumluluktan kurtaramazlar. Bir insan "Allah böyle yazmış, bu şekilde takdir etmiş" deyip hata yapamayacağı gibi, yanlışlık yaptıktan sonra da "ben ne yapayım, Allah'ın takdiri böyleymiş, alın yazım buymuş" diyerek kendini suçsuz ve kaderi mazeret olarak gösteremez. Çünkü bu fiiller insanlar böyle tercih ettikleri için bu seçime uygun biçimde Allah tarafından yaratılmıştır. Bu nedenle, kader ve kazaya güvenip çalışmayı bırakmak, olumlu sonucun sağlanması ya da olumsuz sonuçların önlenmesi için gerekli sebeplere sarılmamak ve tedbirleri almamak İslâmî anlayışla bağdaşmaz. Bununla ilgili tevekkül kavramı vardır. Tevekkül, insanın, bütün işlerinde Allah'a dayanıp güvenmesi, O'nun iradesine boyun eğerek işin sonunu O'na bırakması anlamına gelir. Tevekkülde bir taraftan meşru hedefe ulaşabilmek için gerekli tüm çabayı gösterirken bir taraftan da Allah'a dayanıp güvenmek ve işin sonunu O'ndan beklemektir. "Hareket ve faaliyeti bırakmak" şeklinde anlaşılan bir tevekkül anlayışı İslam'la bağdaşmaz. Tevekkül, uyuşukluk, hareketsizlik ve tedbirsizliğin bir mazereti değil, bütün güçlüklere rağmen işlerimizi başarmamıza yardım edeceğine inandığımız Allah'a samimi güven ve ümidimizdir. Bu sebeple "Eşeğini bağla, sonra tevekkül et" denilmiştir.

Kader inancı konusunda Ehli sünnet anlayışına uymayan Cebriye ve Mutezile mezheplerine ait iki görüş daha vardır. Bunlardan Cebriye'ye göre insanda irade hürriyeti, seçme imkanı ve fiili yapma gücü yoktur. Bu itibarla, insan özgür değil aksine robot gibi Allah (CC) tarafından önceden belirlenmiş işleri yapmak zorundadır. Başka bir ifade ile "insan tıpkı rüzgarın önünde oraya buraya sürüklenen bir yaprak gibidir" anlayışına sahip olan Cebriyeci anlayış Ehli sünnet bilginlerince eleştirilmiştir. Buna rağmen, kader, kaza ve tevekkül anlayışını tam anlamamış bazı kişilerin bu görüşleri benimsemiş olduğu görülmektedir. Halbuki bu görüşün benimsenmesi durumunda bazı konuların açıklanması mümkün değildir. Bunların başında da kişinin nasıl sorumlu tutulacağı, günah ve sevap kavramlarının ne anlama geldiğinin açıklanması gelmektedir.

Kadın vücudu üzerinden para kazanan, din deyince tüyleri ürperen her gün dini hareketler uygulamalar örgütler ve hizmetler aleyhinde yayın yapan işi gücü Kur’an Kursları İmam Hatip Okulları başörtüsü, tarikatlar, din hizmeti için kurulmuş dernekler ve vakıflarla uğraşmak olan dedektif gibi bunları takip eden yalan yanlış haberler yapan gazeteleri ve kanalları evlerinize sokmayın satın alarak ve reklam vererek desteklemeyin aksi halde manevi sorumluluğunuzun ağır olacağını unutmayın

Konu CANSEVER tarafından (12-26-2007 Saat 02:42 AM ) değiştirilmiştir.. Sebep: yazi rengini degistirdim
CANSEVER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 07-30-2007, 01:58 PM   #2 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: Kadirli'li
Yaş: 27
Üye No: 12
Mesajlar: 6.806
Konular: 1749
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 169
REP Seviyesi : CANSEVER will become famous soon enoughCANSEVER will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Kader konusunda diğer bir anlayış da Mutezile mezhebinin görüşüdür. Mutezileye göre insanlar, fiillerini özgür iradeleriyle kendileri yaparlar. Bu fiillerin oluşmasında Allah'ın müdahalesi yoktur. Eğer insanın fiillerini kendisi değil de Allah yaratmış olsaydı, insanın o fiilden dolayı ceza görmesi, adalet değil zulüm olurdu. Bu anlayış Allah'ın yaratıcı sıfatını kabul etmediği için eleştirilmiştir. Ehli sünnetin görüşü ise, Cebriye ile Mutezilenin ortasında bir görüştür. Buna göre, Allah insana seçme özgürlüğü vermiş ve yaptıklarından sorumlu tutmuştur. Ancak Allah insanın ne yapacağını önceden bilir, onu takdir eder ve yaratır.

Özetlersek;

1 - Yüce Allah (C.C.), her şeyi yaratmadan önce ilmi ile neler olacağını bildiği için levh-i mahfûz (muhafaza levhası) denilen - kitap bilgisayar vb. ne olduğunu tam bilemeyiz - şeye yazmıştır.

2 - Zaman O'nun yarattıklarındandır. Yani Allah için zaman diye bir kavram yoktur. O'nun için zaman bir nokta gibidir. Her şeyin öncesi ve sonrası birdir.

3 - Kulun cüz'i (kısmi, az, küçük) iradesi (yapma, karar verme yetkisi) vardır. Kul diler, Allah C.C. yaratır. Kul hayır ya da şer ne dilerse başına o gelir.

4 - Kulun iradesi olmasaydı; sevap, günah, Cennet ve cehennem gibi şeyler saçma olurdu. Kimse mecburen, yapmak zorunda olduğu bir şey için yargılanamaz. Eğer insanlar Allah (C.C.) yazdığı için yapsalardı, sevap ve günah diye bir şey olmazdı.

Kulun elinde seçim hakkı olmasa Allah onlara doğruları anlatan gösteren ve uygulayan peygamberler gönderirmiydi? Elinde seçme hakkı olmayan bir insana;

"Şöyle yaparsan doğru, böyle yaparsan yanlış. Doğruyu yaparsan mükafat alırsın, yanlışı yaparsan ceza alırsın." demenin bir anlamı var mıdır?

Yani Allah (C.C.) kullarına seçme hakkı, yapma yapmama iradesi vermiştir.

5 - Allah Kulunun ne yapacağını ilmi ile bildiğinden önceden yazmıştır. Yoksa kul, Allah yazdığı için yapmamaktadır. Uygun bir benzetme değildir ama;

"Bilim adamları ilimleri ile güneşin ne zaman tutulacağını önceden bilirler. Yoksa onlar şu zaman tutulacak dediği için güneş tutulmaz".

6 - Kader konusu karmaşık bir konudur. Önüne gelenin ahkam keseceği bir konu değildir.

7 - İnsanların ömürleri boyunca yapacağı şeyler kader, vakti gelince olayın gerçekleşmesi ise kazadır.

Allahım, bilmeden ve istemeden yanlışım varsa beni affet. Şüphesiz her şeyi en iyi sen bilirsin. (Amin)


.................................................. .................................................. .................................................. .................................................. .................................................. .................................................. .................................................. .................................................. .................................................. .................................................. ......................



İslâm akaidinde imam Ebu Mansur Muhammed b. Muhammed b. Mahmud el-Matüridiyye nisbet edilen mezhep. İmam Ebu Mansur el-Mâturidinin akaiddeki mezhebine mensub olanların meydana getirdiği topluluğa Matüridiyye denilir.

maturidilik'e göre aklı biraz daha geri plana atmış olan, kulların ancak iman (kayıtsız şartsız teslimiyet) yoluyla allah'a ulaşabileceğini söyleyen, hanefilik haricindeki mezheplerin bulunduğu itikadi mezheplerden birisidir.




Mutezile, 8. Yüzyılda Arabistan, Basra’da, Hasan Basri’nin öğrencilerinden Vasıl bin Ata tarafından kurularak sonradan mezhep olan bir düşünce ve inanç şeklidir. Vasıl bin Ata, Hasan Basri ile tevhid konusunda görüş ayrılığına düşmesi nedeni ile onun okulundan ayrılarak kendi düşüncelerini paylaşan arkadaşları ile Mutezile anlayışını geliştirmiştir.. Vasıl bin Ata’nın ayrılmasından sonra, Hasan Basri'nin okulundan kendisi gibi düşünen arkadaşlarının da ayrılması ile başlattıkları düşünce şekline, ayrılmak anlamına gelen Mutezile denmiştir.


islam dünyası'nda mutezile akımının zıddı bir akım. mutezile ne kadar özgür iradeye önem verip kader diye bir şeyin olmadığını savunmuşsa bunlar da tam tersi insanoğlunun yazgısının dışına çıkamayacağını hayatlarındaki hiçbir konuda insiyatifleri olmadığını iddia etmişlerdir. yani insanlar fırtınanın önünde bir saman çöpünden farksızdırlar; herşey ezelde yazılmıştır.

Konu CANSEVER tarafından (12-22-2007 Saat 05:20 PM ) değiştirilmiştir.. Sebep: yazi rengini degistirdim
CANSEVER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-26-2007, 02:19 AM   #3 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: Kadirli'li
Yaş: 27
Üye No: 12
Mesajlar: 6.806
Konular: 1749
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 169
REP Seviyesi : CANSEVER will become famous soon enoughCANSEVER will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Özet : Kulun elinde seçim hakkı olmasa Allah onlara doğruları anlatan gösteren ve uygulayan peygamberler gönderirmiydi? Elinde seçme hakkı olmayan bir insana;

"Şöyle yaparsan doğru, böyle yaparsan yanlış. Doğruyu yaparsan mükafat alırsın, yanlışı yaparsan ceza alırsın." demenin bir anlamı var mıdır?

Yani Allah (C.C.) kullarına seçme hakkı, yapma yapmama iradesi vermiştir.


"Bilim adamları ilimleri ile güneşin ne zaman tutulacağını önceden bilirler. Yoksa onlar şu zaman tutulacak dediği için güneş tutulmaz".
CANSEVER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-26-2007, 09:03 PM   #4 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Admin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Yaş: 25
Üye No: 1
Mesajlar: 4.198
Konular: 245
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 26
REP Puanı : 2021
REP Seviyesi : Admin has a reputation beyond reputeAdmin has a reputation beyond reputeAdmin has a reputation beyond reputeAdmin has a reputation beyond reputeAdmin has a reputation beyond reputeAdmin has a reputation beyond reputeAdmin has a reputation beyond reputeAdmin has a reputation beyond reputeAdmin has a reputation beyond reputeAdmin has a reputation beyond reputeAdmin has a reputation beyond repute
İletişim
Takımı
Saat
Abi Masallah Ellerin Dert Gormesin Insallah Insanlar Bilgilenir

Radyo SeFaaTe Buyrun islami BUYUK INSANLAR FIKIRLERINI

KUCUK INSANLAR ZEVKLERINI
KONUSUR

HERŞEYİ BİLMENE GEREK YOK /// HADDİNİ BİL YETER



Admin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-26-2007, 09:12 PM   #5 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Sahra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 2
Mesajlar: 5.465
Konular: 821
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 17
REP Puanı : 1024
REP Seviyesi : Sahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud ofSahra has much to be proud of
İletişim
Takımı
Saat
Tur Dağı’ndaki vahiy sırasında Allah, Hz. Musa’ya lütuf olarak kardeşi Hz. Harun’u destekçi kılacağını müjdelemiştir. Bundan sonra da Allah, Hz. Musa’ya daha önce verdiği nimetleri kendisine hatırlatmıştır:

“Andolsun, Biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.”
“Hani, annene vahyolunan şeyi vahyetmiştik, (şöyle ki )”

“Onu sandığın içine koy, suya bırak, böylece su onu sahile bıraksın; onu benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır. Gözümün önünde yetiştirilmen için, kendimden sana bir sevgi yönelttim.”

“Hani kız kardeşin gezinip; “Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?” demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, biz seni tasadan kurtarmış ve seni ‘esaslı bir denemeden geçirip-denemiştik.’ Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa.” “Seni kendim için seçtim.” (Taha Suresi, 37-41)
Bu ayetlerde insanların çoğunun habersiz olduğu veya tam olarak kavrayamadığı kader sırrı açıklanmaktadır. Hz. Musa, bebekliğinden elçi oluncaya kadar hayatının her anında, Allah tarafından ezelde belirlenmiş olan kaderi doğrultusunda yaşamıştır. Bu kaderin içinde, Allah’ın takdiri dışında hiç bir şey yoktur. Örneğin önce de belirttiğimiz gibi, Hz. Musa’nın bebek iken nehre bırakılan sandık içinde Firavun ailesine ulaşması, Allah’ın kaderde belirlediği binlerce detayla gerçekleşmiştir.

Okuyunca hosuma gitti basligida kader olunca eklemek istedim, eline saglik cansever kardes.


۞۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞
۞..´*• *•. .•*´ •*´*• *•. .۞
۞. لا اله الا الله محمد رسول الله ۞
۞..•..* ¸.• •.¸ `*.. • *•. .۞
۞۩۞۩۩۞۩۩۞۩۩۞

~~~~ WwW.IslamKadini.CoM ~~~~


Sefaat Sitemize Girmek Icin

Sahra isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-27-2007, 02:45 AM   #6 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: Kadirli'li
Yaş: 27
Üye No: 12
Mesajlar: 6.806
Konular: 1749
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 169
REP Seviyesi : CANSEVER will become famous soon enoughCANSEVER will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
abla
AMİN
CANSEVER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-27-2007, 09:40 PM   #7 (permalink)
Kidemli üye

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1413
Mesajlar: 90
Konular: 4
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 15
REP Seviyesi : mavigolge-86 is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Guzel bir konuya deginmis abi....

mutezilenin "kul kendi iradesini kendi yaratir" aciklamasina gelince.. bende bunun hakkinda EMALI isimli kitaptan bir alinti yapmak istiyorum. Hocamiz soyle anlatti "mutezile bunu islam dinini kotulemek icin degil, Allaha serri isnad etmemek icin soyluyorlar. Yani kul serli isler yapiyor ama Allah serri yaratmaz diyorlar. neden? cunku serri yaratanin serli olamasi lazim gelir diyorlar. Biz onlara cevap olarak akaid kitaplarimizdan biri olan EMALIDEN alinti ile soyle diyoruz: Allah (c.c) (kulu istedigi icin) serri yaratir ama razi degildir.
mavigolge-86 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-28-2007, 06:46 PM   #8 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: Kadirli'li
Yaş: 27
Üye No: 12
Mesajlar: 6.806
Konular: 1749
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 169
REP Seviyesi : CANSEVER will become famous soon enoughCANSEVER will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Alıntı:
mavigolge-86´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
mutezilenin "kul kendi iradesini kendi yaratir" aciklamasina gelince.. bende bunun hakkinda EMALI isimli kitaptan bir alinti yapmak istiyorum. Hocamiz soyle anlatti "mutezile bunu islam dinini kotulemek icin degil, Allaha serri isnad etmemek icin soyluyorlar. Yani kul serli isler yapiyor ama Allah serri yaratmaz diyorlar. neden? cunku serri yaratanin serli olamasi lazim gelir diyorlar. Biz onlara cevap olarak akaid kitaplarimizdan biri olan EMALIDEN alinti ile soyle diyoruz: Allah (c.c) (kulu istedigi icin) serri yaratir ama razi degildir.
yazdigin bilgiler icin
murat kardesim AMIN
CANSEVER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 12-29-2007, 12:18 PM   #9 (permalink)
Kidemli üye

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 519
Mesajlar: 35
Konular: 0
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : oharput is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Evlilik kader midir ?
oharput isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 01-03-2008, 12:33 AM   #10 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: Kadirli'li
Yaş: 27
Üye No: 12
Mesajlar: 6.806
Konular: 1749
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 169
REP Seviyesi : CANSEVER will become famous soon enoughCANSEVER will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
evlilik kader mi

Öncelikle kader nedir bunu bilmeliyiz...
Kader iki çeşittir..Mutlak Kader ve Kesinleşmemiş kader (ihtiyari Kader).
Mutlak Kader hiçbir şekilde değişmeyecek olan kaderdir...
Kesinleşmemiş kader ise kulların iradeleri sonucu yapacakları şeylerdir...
Kader hem iyi yönde hem kötü yönde değişebileceğini ayetler belirtilmektedir..
Leyl suresi
5-Ama bundan böyle her kim vergi verir korunursa

6-ve en güzeli doğrularca

7-Biz onu en kolayına kolaylayacağız.

Kim ki mallarını Allah yolunda harcar zekatını verir..takva yolunu tutar ve bütün güzelliklerin mutlak kaynağı Yüce Allah'ın Güzelliğini sezerek O'na minnet ve sevgi ile bağlanırlar..işte bu özellikleri taşıyanlara Cenabı Allah güzel bir kader müjdesi veriyor... Kulda ki her türlü sıkıntılar kalkacak ve kaderinin geleceği mutluluğa çevrilecekdir...

Kaderin bir de tersine işlemesi vardır. 8,9 ve 10. ayetler de bu gerçeği açıklamaktadır. Her kim ki:
8-Her kim de cimrilik eder, kendisini müstağni sayar

9-ve en güzeli yalanlarca;

10-onu da en zor olana hazırlayacağız.

insanlar herzaman tevekkül etmeli ve son kararı da Yüce Yaratıcı'nın vereceğini çok iyi bilmelidir. Yûnus 10/109: " Sana vahyedilene uy ve Allah hüküm verinceye kadar sabret. O, hakimlerin en hayırlısıdır."

evliliğin kesinleşmemiş kader olduğuna dair Efendimizin evlilikle ilgili sözleride vardir..Efendimiz; evlenecek kişilerin dikkat etmesi gereken hususları bir bir saymaktadır. eş adaylarında aranması gereken vesıflar, açık bir şekilde ifade edilmektedir.
Eğer evleneceğimiz kişi, bizim tercihimiz olmadan daha önce belirlenmiş ise, neden Peygamber Efendimiz bu şartlara riayet etmemizi istesin.
seçimi bizler yaparız, Allah cc de nasip ederse evlilik gerçekleşir.
Allah cc de nasip etmezse ne yaparsak yapalım, evlilik gerçekleşmez