Geri git   > ISLAM ILIMLERI > Sorular Ve Yanitlar
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Sorular Ve Yanitlar Kafaniza Takilan Sorular





Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-22-2007, 09:12 PM   #1 (permalink)
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 384
Mesajlar: 399
Konular: 69
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 67
REP Seviyesi : ihvann will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
organ nakli caizmidir?

Organ nakli caiz mi?

--------------------------------------------------------------------------------

Caizdir. Ayrıca ameliyatlar başarılı olduğu için caizdir.

Halk arasında hâlâ organ nakli yapmanın caiz olup olmadığı tartışılıyor. Diyorlar ki:
(İnsana eziyet haramdır. Çünkü (Müslümana eziyet eden, bana eziyet etmiş olur) hadisine göre, ameliyatla canlı kimsenin bir yerini kesmek, ona eziyet vereceği için haramdır. (Ölünün kemiğini kırmak, dirinin kemiğini kırmak gibidir) hadisi de gösteriyor ki, ölüden organ almak, diriden almak gibi haramdır.)

Halbuki diri ve ölüden organ nakletmek caizdir. Çünkü bir organı kurtarmak, hayatı kurtarmak gibi zaruridir. Zaruret olunca birçok yasaklar mubah olur. Dirinin de, ölünün de bir yerini kesmek haramdır, ona eziyettir. Fakat, zaruret olunca, bu haramlık kalkar. Çünkü, “Zaruretler, yasak olan şeyleri mubah kılar.” (Mecelle)

Uzman ve Müslüman doktor, bir hasta için, diri veya ölüden organ naklinden başka çare olmadığını bildirdiği zaman, organ nakli caiz olur. Din ayrılığı gözetilmez. (El-Hedyül-İslami)

Ölmüş annesinin karnındaki canlı çocuğu, ameliyatla almak caizdir. Çünkü, imam-ı a’zam hazretleri, ölmüş bir kadının karnının yarılmasını ve çocuğun çıkarılmasını emretmiş, kurtarılan çocuk uzun yıllar yaşamıştır. (Eşbah)

Evet, ölünün bir organını kesmek ölüye eziyettir. Ancak kesilen organ, iyi birine verilecekse, ölü bundan zevk alır. Cömert insanların yaptıkları hayır hasenatlardan zevk almasına benzer. Halbuki, malını, parasını, mesaisini hatta sıhhatini vermektedir. Cömertlerin yaşadığı huzur, tattığı zevk bilindiği halde anlatılamaz, ancak bunu yaşayan bilir.

Biraz daha açıklayalım. Bir kimse, birine iyilik etmek için çok yorulsa, yorulmasından şikayet etmez, aksine hizmet ettim, iyilik ettim diye zevk alır. Parasını kaybeden kimse, üzülür. Fakat bunu isteyerek bir hayır kuruluşuna, bir fakire veren kimse ise buna sevinir. İşte bunlar gibi, mesela, kurban da, bir Müslümana faydam oldu diye sevinir. O acı ona zevk verir. Halbuki hayvana da eziyet etmek haramdır. Dinimize uyulunca eziyet edilmiş olmuyor.

Ölüm acısı, dünya acılarının hepsinden daha acıdır. Bir kimse uyku hapı içerek veya narkozla her tarafı uyuşturulduktan sonra da ölse, çok şiddetli olan ölüm acısını duyar. Fakat bazı müminler, kurşun yağmuruna tutulsa, bu acıyı duymaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Şehid ölüm acısını duymaz.) [Beyheki]

Yusuf aleyhisselamı gören kadınlar ellerini kestiler de acısını duymadılar. Çünkü başka zevk alıyorlardı. Ölü de Müslümana iyilik ettiği için aldığı zevk, acıyı duyurmaz.

İmam-ı a’zam hazretlerinin yukarıda bildirdiğimiz uygulaması organ naklinin caiz olduğuna kâfi delildir. Bir şeyin haramlığı hakkında edille-i şeriyyeden bir hüküm yoksa, o şey caizdir. Çünkü hadis-i şerifte, (Helal ve haram diye bildirilmeyen şey, Allahü teâlânın affettiği şeylerdendir) buyuruluyor. (Hakim)

(Salih birinden alınan organ, bir kâfire takılsa, yarın ahirette bu organ hangisinde konuşacak? Benim sahibim iyi mi, kötü mü idi diyecek? Salih kişinin organı, takıldığı kâfirle birlikte Cehennemde yanması haksızlık olacağı için, organ nakli caiz değildir) demek çok yanlıştır. Çünkü Allahü teâlâ aciz değildir. Cevap verecek olan, çürümüş organ değil, başka organdır. Nakledilen organ bile olsa, (Ben Müslümanda iken şu iyilikleri yapıyordum, kâfire takılınca, şu kötülükleri işledim) diyemez mi? Allahü teâlânın hesap görmesinde hiç acizlik, yanlışlık olur mu? Ahirette organlar konuşacaktır. (Nur 24)

Her insan, aynı boy ve şekilde, fakat başka zerrelerden yapılmış bir bedenle mezardan kalkacaktır. Şimdiki beden, çürüyüp toprak olacaktır. (Kimya-i saadet)

Ruhun organlara bağlılığı
Ruh, sütte yağın bulunduğu gibi, bedende bulunmaz. Kolu kesilenin ruhundan eksilme olmaz. Başkasının yüreği ile yaşayan bir insanın ruhunda değişiklik olmadığı için, o adama hiç tesiri olmaz.

Kalb ile yürek aynı şey değildir. Yürek, hayvanda da bulunur. İnsana mahsus olan kalbe, gönül denir. Gönül görünmez, fakat etkileri ile anlaşılır. Kalb, elektrik cereyanı, yürek de ampul gibidir. Ampuldeki elektriği, ampul ışık verdiği zaman anlıyoruz. Elektrik gibi kalb de madde değildir, bir yer kaplamaz. Yürekte eserleri görüldüğü için, kalbin yeri yürek denir. Yürek değiştirmek, sanki ampul değiştirmeye benzer. Yani takılan yürek nasıl olursa olsun, takılan kimsenin kalb kuvvetinin tesiri görülür. Ampulün değişmesiyle şehir cereyanında azalıp çoğalma olmadığı gibi, yüreğin değişmesiyle, o kimsedeki kalb kuvvetinin etkisi değişmez.

Ruh, elektriğe de benzer. Yanmakta olan bir ampul sökülünce, yani cereyanla olan irtibatı kesilince, cereyanın bir miktarı kesilmiş olmaz. Başka bir ampul takılırsa onun da rezistans telini ısıtıp ışık saçmasına sebep olur. Salih bir kimsenin yüreği, fasık veya kâfir bir kimseye takılınca, o kimsenin kalbi yine hep günah işlemek ister, kötü düşünür. Tersine, fasık kimsenin yüreği, salih kimseye takılırsa, onun kalbi yine günah işlemek istemez, hep iyi düşünür.

Yüreğin manevi bir fonksiyonu yoktur. Öldükten sonra çürüyüp gidecektir. Yahut hayvan yese veya yansa fark etmez. Çünkü insan ruh demektir. Beden değişse de ruh değişmez. İnsan, ruhu sayesinde ayakta durur. Aklı, düşüncesi, ruhu sayesinde vardır. İnsanın vücudu, bir marangozun aletleri gibidir. İnsan ölünce, aletleri olmadığından, ruh bu aletlerle bir iş yapamaz. Ancak yine de, ruh ölmediği için gider gelir, insanları tanır. Hatta evliyanın ruhları insanlara yardım eder. Bu yardım etmesi dünyadaki bedenindeki aletlerle değildir. Allahü teâlâ ruhlara aletsiz de iş yapma özelliğini vermiştir. Vefat eden Hızır aleyhisselamın ruhu çok kimseye çeşitli yardım yapmaktadır.

Bir kimseye, başkasının bütün organları takılsa, o insanın aklında, düşüncesinde değişiklik olmaz. Marangozun eski aletleri yerine, yeni aletleri gelmiş demektir. Alet değişmekle, marangozdaki bilgi, kabiliyet değişmez. Kesmeyen bir testere yerine, iyi kesen bir testere gelirse, daha kolay iş yapar. Görmeyen gözün yerine sağlam göz takılırsa görür. Kanı, kalbi, beyni de değişse, yine düşünceye tesir etmez. Sağlam organ takılmışsa, daha kolay iş görür. Çünkü insan, ruh demektir. Bir insan yanmakla yok olmaz. Sadece aletleri elinden alınmış olur. Ahirette ona yeni aletler verilir. Mümin Cennete, kâfir Cehenneme gider. Ruhun mahiyetini bilmeyen kimse, insan yanınca yok olduğunu, kabir suali ve kabir azabının olmadığını zanneder. Halbuki kabir azabı haktır. (İhya)

Uzman ve Müslüman doktorlar, bir hastaya, kan veya kadın sütünün iyi geleceğini, bu hastalığın başka ilacı da olmadığını bildirirlerse, hastanın, kadın sütü veya kan içmesi, satın alması caizdir. (Redd-ül Muhtar)

Organ ve kan nakli caiz, fakat organı satmak caiz değildir. Mal olmayan şeyi satmak, bağışlamak bâtıldır. Fakat zaruret olunca, satın almak caiz olur. (Ölünce organlarımı bağışladım) demek de caiz değildir. Çünkü insanın hiçbir parçası mal değildir. Fakat, (Ben ölünce, zaruret olursa, organlarımın alınması için izin veriyorum) demek caiz olur. Yahut ihtiyaç olunca, yeni ölmüş birinin organlarını alıp, hastaya nakletmek caizdir. (S. Ebediyye)

[/u][/u][/b][/color]
ihvann isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 11-22-2007, 11:11 PM   #2 (permalink)
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 249
Mesajlar: 5.372
Konular: 624
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 66
REP Seviyesi : ennur will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
ennur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 11-24-2007, 09:58 PM   #3 (permalink)
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 384
Mesajlar: 399
Konular: 69
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 67
REP Seviyesi : ihvann will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Teşekkür ederim kardeş
ihvann isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 11-25-2007, 01:36 AM   #4 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
SEYD@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 775
Mesajlar: 4.480
Konular: 1108
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 7
REP Puanı : 139
REP Seviyesi : SEYD@ will become famous soon enoughSEYD@ will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Allah razı olsun bu konuyu hep merak etmiştim aydınlattınız.
daha önce sormustum aldığım cevap : organını bağışladın dielim yaa organın kafir birine giderse ve senin organınla günah işlerse ne olacak caiz değildir demişlerdi..
bilgilendim tşk.ederim...


ne kadar cok sey bilirsek,
o kadar kolay AFFEDERİZ.....
kim.....
derinden hissederse,
yasayan herkesin adına hisseder.....
ASLINDA HEPİMİZİN İSTEDİĞİ

SEVİLMEKTİR....
SEYD@ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 11-25-2007, 04:33 AM   #5 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
dilektasi66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 28
Mesajlar: 6.315
Konular: 770
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 8
REP Puanı : 81
REP Seviyesi : dilektasi66 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Bu konuyu hep bende merak etmisimdir...Allah razi olsun kardes.....

Ya rabbim acizliğimizden dolayı bizi affet ....
Filistinli kardeşlerimizi katleden yahudilere azabını gönder.....
Bugün bir taş atmaktan bile aciz biz günahkar kullarının yerine ebabillerini gönder....
Affet Allahim
dilektasi66 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 01-08-2008, 10:34 PM   #6 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: Kadirli'li
Yaş: 27
Üye No: 12
Mesajlar: 6.806
Konular: 1749
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 169
REP Seviyesi : CANSEVER will become famous soon enoughCANSEVER will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Organ Nakli

T.C.
BAŞBAKANLIK
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI


Organ Nakli


03.03.1980


Hacettepe Üniversitesi Tıp. Fakültesi Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Mehmet Haberal’ın ölmüş kimselerden alınacak organ ve dokuların, tedavileri ancak bu yoldan yapılabilecek hastalara nakli konusunda, Başkanlık Makamından havale olunan dilekçesi Kurulumuzca incelendi.

Yapılan müzakere sonunda :

Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde, organ ve doku nakli konusunda sarih bir hüküm bulunmamaktadır. İlk müçtehit ve fakihler de, kendi devirlerinde böyle bir mesele söz konusu olmadığı için, bu ameliyyenin hükmünü geniş şekilde açıklamamışlardır. Ancak dinimizde, Kitap ve Sünnet’in delaletlerinden çıkarılmış umumî hükümler ve kaideler de vardır. Kitap ve Sünnet'te açık hükmü bulunmayan ve her devirde karşılaşılan yeni yeni meselelerin hükümleri, İslâm fakihleri tarafından bu umumî kaideler ile hükmü bilinen benzer meselelere kıyas edilerek çıkarılmış, hiçbir mesele cevapsız bırakılmamıştır. Organ ve doku nakli konusunda hükmünü tayinde de aynı yola baş vurulması uygun olacaktır.

Bilindiği üzere, insan mükerrem bir varlıktır. Mahlukatı içinde Allah onu mümtaz kılmıştır. Bu itibarla normal durumlarda ölü ve diri kimselerden alınan parça ve organlardan faydalanılması, insanın hürmet ve kerametine aykırı görüldüğünden, İslam fakihlerince caiz görülmemiştir. Ancak, zaruret durumunda, zaruretin mahiyet ve miktarına göre bu hüküm değişmektedir.

Nitekim dinimiz, bir kısım fiil ve davranışları yasak kılmış, Kitap ve Sünnet bunları tespit etmiştir. Sözgelimi murdar hayvan (meyte), kan, domuz eti, şarap... vb. şeylerin yenilip içilmesi, alınıp satılması, ilaç olarak kullanılması haram kılınmıştır. Ancak zaruret halinde bunlardan zaruret miktarında (ölmeyecek kadar) yenilip içilmesinin (el-Bakara, 173; el-Maide, 3; el-En’am, 119) meşru olduğu beyan buyrulmuştur.

Söz konusu ayet-i celilelerden, İslâm fakihleri, zaruretlerin bir ölçüde dinen yasaklanmış şeyleri mübah kıldığı ve zaruret halinde sadece ayet-i kerimelerde beyan edilen yasakların değil, zaruret halinin giderilmesi için yapılması zorunlu ve başka bir çare olmayan bütün yasakların zaruret miktarınca işlenmesinin caiz ve mübah olduğu sonucuna varmışlardır.

O halde, ölmüş kimselerden tedavi maksadıyla organ ve doku alma ve bunları hasta veya yaralı kimselere nakletme konusunda bir hükme ulaşabilmek için;

Zarurete binaen, cesedin kesilmesi, organ ve dokularından bir kısmının alınmasının caiz olup olmadığı,

Hastalığın tedavisinin zaruret sayılıp sayılmayacağı (Haram ile tedavinin hükmü)

Organ ve doku nakli caiz ise hangi şartlarla caiz olduğunun bilinmesi gerekmektedir.

İslam fakihleri, karnında canlı halde bulunan çocuğun kurtarılması için ölü annenin karnının yarılmasına,

Başka yoldan tedavileri mümkün olmayan kimselerin kırılmış kemiklerinin yerine, başka kemiklerin nakline,

Bilinmeyen hastalıkların öğrenilmesi ve hayatta bulunmaları sebebiyle ölülere nisbetle daha çok şayan-ı ihtiram olan hastaların tedavilerinin sağlanabilmesi için, yakınlarının rızası alınmak suretiyle, ölüler üzerinde otopsi yapılmasının caiz olacağına,

Fetva vermişler, canlı bir kimseyi kurtarmak için, ölünün bir parçasını itlaf etmeyi caiz görmüşlerdir. Nitekim, Müşavere ve Dini Eserleri İnceleme Kurulu’nun 16.4.1952 tarih ve 211 sayılı kararında, özetle;

“...âmmenin menfaat ve maslahatı göz önünde tutularak, bilinmeyen bir hastalığın bilinir hale gelmesi, hastalığın bilinmemesinden doğacak âmme zararının önlenmesi, hayatta bulunmaları sebebiyle daha şayan-ı ihtiram olan hastaların tedavilerinin sağlanması gibi maslahat ve şer’î hikmetlerin husule gelmesini temin için, yakınlarının rızası alınarak, ölüler üzerinde otopsi yapmanın caiz olacağı ve bu gibi sebepler dolayısıyle ölüye gösterilmesi gereken hürmet ve tekrimin zevaline katlanmanın, İslamî hükümlerin bir gereği olduğu...” ifade olunmuştur.

İslam fakihleri, açlık ve susuzluk gibi, hastalığı da haramı mübah kılan bir zaruret saymışlar, başka yoldan tedavileri mümkün olmayan hastaların haram ilaç ve maddelerle tedavilerini caiz görmüşlerdir. Günümüzde kan, doku ve organ nakli ve tedavi yolları arasına girmiş bulunmaktadır. O halde, hayatı veya hayatî bir uzvu kurtarmak için başka çare olmadığında, kan, doku ve organ nakli yolu ile de bazı şartlara uyularak, tedavinin caiz olması gerekir. Nitekim, Müşavere ve Dinî Eserleri İnceleme Kurulunun 25.10.1960 tarih ve 492 sayılı kararında, “tedavileri için kan nakline zaruret bulunan hasta ve yaralılara başka kimselerden kan naklinin; başka kimselerden alınacak parçaların takılmasıyla görmeleri mümkün olduğu takdirde; hayatında buna izin vermiş olan kimselerin, ölümlerinden sonra gözlerinden alınacak parçaların bu durumdaki kimselere takılmalarının caiz olacağı...” beyan edilmiştir.

Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 19.01.1968 gün ve 3 sayılı gerekçeli kararında ise “yalnız hayatı kurtarmak için değil, bir organı tedavi etmek, hastalığın tedavisini çabuklaştırmak için de kan naklinin caiz olduğu, tıbbi ve hukuki kaidelere riayet edilmek şartıyla kalp naklinin de caiz olacağı...” ifade olunmuştur.

Yurdumuz dışında, çeşitli İslâm Ülkelerinin yetkili kişilerince de aynı yolda fetvalar verildiği bilinmektedir.

Kurulumuzca da aşağıdaki şartlara uyularak yapılacak organ ve doku naklinin caiz olacağı sonucuna varılmıştır.

Zaruret halinin bulunması, yani hastanın hayatını veya hayatî bir uzvunu kurtarmak için, bundan başka çaresi olmadığının, meslekî ehliyet ve dürüstlüğüne güvenilen bir tabip tarafından tespit edilmesi,

Hastalığın bu yoldan tedavi edilebileceğine tabibin zann-ı galibinin bulunması,

Organ veya dokusu alınan kişinin, bu işlemin yapıldığı esnada ölmüş olması,

Toplumun huzur ve düzeninin bozulmaması bakımından organ veya dokusu alınacak kişinin sağlığında (ölmeden önce) buna izin vermiş olması veya hayatta iken aksine bir beyanı olmamak şartıyla, yakınlarının rızasının sağlanması,

Alınacak organ veya doku karşılığında hiçbir şekilde ücret alınmaması,

Tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı olması gerekir.

Kadın vücudu üzerinden para kazanan, din deyince tüyleri ürperen her gün dini hareketler uygulamalar örgütler ve hizmetler aleyhinde yayın yapan işi gücü Kur’an Kursları İmam Hatip Okulları başörtüsü, tarikatlar, din hizmeti için kurulmuş dernekler ve vakıflarla uğraşmak olan dedektif gibi bunları takip eden yalan yanlış haberler yapan gazeteleri ve kanalları evlerinize sokmayın satın alarak ve reklam vererek desteklemeyin aksi halde manevi sorumluluğunuzun ağır olacağını unutmayın
CANSEVER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 01-08-2008, 10:36 PM   #7 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: Kadirli'li
Yaş: 27
Üye No: 12
Mesajlar: 6.806
Konular: 1749
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 169
REP Seviyesi : CANSEVER will become famous soon enoughCANSEVER will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Organ nakli caiz midir?

Organ nakli caiz midir? AHMET ŞAHİN

Soru : — Zamanımızda ilerleyen tıp, bir insandan diğerine bir organ naklederek de tedavi yolunu tercih ediyor, hastayı sıhhate kavuşturabiliyor. Ancak, bir insandan diğerine organ nakli câiz mi, değil mi, konusu çıkıyor ortaya. Meselâ bir insan bir diğer kimseye böbreğinin birini verse, bunu alıp hastaya takmak câiz olur mu? Cevabı aranan bu gibi yeni sualler asrımızda her geçen gün çoğalıyor. Acaba bu mevzuda ne söylenebilir?

Cevap : — Bu gibi yeni mes’elelerin halli iki hususu bilmekle kolaylaşır.
Birincisi: Sözüne inanılır, mesleğinin ehli bir doktorun buna ihtiyaç göstermesi.
İkincisi de: Tehlikenin ciddî olması, tedavinin başka kolay bir usulle mümkün olmayacağına kanaat getirilmesi.
Bu iki husus kesinlik kazandıktan sonra organ nakledileceği gibi, başka haram ilâçlarla da tedavi câiz olabilir.
Nitekim Fetâva-yı Hindiyye’de şu hükümler vardır:
— Sözüne inanılır bir doktor hastanın ancak şarap içmekle tedavi olacağını, başka yolla tedavinin mümkün olmayacağını söylerse, gerçekten bu ihtimal de mevcutsa, âlimlerin ekserisi bu tedavinin yapılabileceğini bildirmişlerdir.
Yine aynı eserde şunları da okumak mümkündür:
— Müslüman bir doktor, hastaya deve sidiği, kan içmesini gerekli görse, başka helâl ilâçla tedavinin mümkün olmadığı da anlaşılsa bunlar da yapılabilir. Helâl tedavi şeklini alır.

Bu mevzuda geniş bilgi veren Kaynaklarıyla İslâm Fıkhında şu neticeye varılmaktadır:
— İnsandan insana kan nakli nasıl câizse, organ nakli de öylece câizdir, diyor ve yukarıdaki kıyas şartlarına dayanarak fetva verebiliyoruz. Ancak, bu gibi konular üzerinde İslâm FIkhında uzman olan değerli ilim adamlarının bir araya gelerek fetva vermeleri çok daha isabetli olur. Fukahadan mahdud da olsa bazılarının adem-i fetvasına bağlı kalmakta, fazla bir yarar yoktur. Çünkü aynı mes’ele hakkında fetva verenler de vardır. Kolaylık getiren ve yarar sağlayan ictihad ve fetvalar bu konularda tercihe lâyıktır
CANSEVER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 01-08-2008, 10:37 PM   #8 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: Kadirli'li
Yaş: 27
Üye No: 12
Mesajlar: 6.806
Konular: 1749
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 169
REP Seviyesi : CANSEVER will become famous soon enoughCANSEVER will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Organ nakli caiz mi?

hayrettin karaman
Soru:
Organ nakli caiz mi? Başka din mensuplarından veya bilmediğin bir kişiden olsa da caiz midir? Çocuğa takılsa, çocuk vefat etse, anne ve baba sorumlu olur mu? Takılmasa daha fazla yasayabilirdi, gerçi ölüm vakti bir saniye geri veya ileri gitmez, ama kişinin sorumlusu olur musun?

Cevap:
Organın kullanılacağı vücudun sahibi insan olsun yeter; onun dini, ahlakı, cinsiyeti... hükmü etkilemez. Başkasının organını taşıyan kimsenin işleyeceği suç ve günahlardan, organ veren sorumlu değildir.
Soruda da zikredildiği gibi ecel (yani bir kimsenin ne zaman öleceği, ömrünün ne kadar olacağı bilgisi Allah'a aittir, Allah her şeyi doğru olarak bildiği gibi her bir insanın ecelini de doğru olarak bilir ve bu bilgi değişmez. Biz kullar ecelimizi bilemediğimiz için yaşamak ve sağlıklı olmak için tedbir almakla yükümlüyüz. Bu tedbir bazen isabet etmeyebilir, kusur yoksa, elden gelen yapılmış ise sorumluluk da olmaz.
CANSEVER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 01-08-2008, 10:38 PM   #9 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: Kadirli'li
Yaş: 27
Üye No: 12
Mesajlar: 6.806
Konular: 1749
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 169
REP Seviyesi : CANSEVER will become famous soon enoughCANSEVER will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Organ Nakli

Organ Nakli: mustafa islamoglu


Organ bağışı konusunda bilgi verir misiniz? Bu konuda olur olmaz fetvalar dolaşıyor, Vahyin penceresinden olaya nasıl bakabiliriz?..

06/03/2007

Tıp ahlakının olmadığı bir ortamda, bu türden önü arkası hesap edilmeden verilmiş fetvalar yüzünden, işlenmesi muhtemel cinayetler için. Gözünü para hırsı bürümüş hastane yöneticilerinin, hekimlerin, sağlık sektörü çalışanlarının yarı canlı hastaların fişini çekme konusundaki iştahlarını kabarttıkları için. Bırakın yarı canlı hastaları, sağlıklı insanların başlarına neler geldiğinin hikayeleri tevatür olduğu için.

Daha geçtiğimiz bahar Ege vilayetlerinde yaşanan çocuk kayıplarını; böbreği, dalağı, pankreası, korneası itinayla alınıp yarası dikildikten sonra çöp bidonlarının yanına bırakılan çocuk cesetlerini ne çabuk unuttuk.

Irak’ta, savaş ortamında, resmen insan ticareti yapılıyor. Yok, yok; insan işe yarayacağı için değil, insanı bozdurmak, ecnebi lisanıyla “change” ettirmek için. Bu “change” öyle araba hırsızlarının yaptığı çeync’e benzemiyor. Para eden organlarını itina ile alıp gerisini kadavra olarak tıp fakültelerine ve öğrencilerine satmak için.

Ne o, içiniz mi kalktı? Benim içim kalkalı çok oluyor; otursun istiyorum da, bir yolunu bulamadım. Biraz da sizin içiniz kalksın. Kalksın da, durumun vahametini anlayın. Kalksın da, modernlerin “organ nakli” ile insanlığa, (pardon, parası olanlara) nasıl büyük hizmet ettiklerini öğrenin.

Ee, modern çağ böyle: Yaşasın! Kim yaşasın? Güçlü olan. Ya güçsüz olan? O, yaşamasa da olur. Veya lutfetsin efendilerimiz, onlar da yaşasın. Ama olgun birer “organ verici” depo olarak; daha fazlasına gerek yok. Eğer zayıfsa, sömürenler değil de sömürülenler sınıfına giriyorsa, Süpermenlere “organ deposu” olmaktan başka şansı yok.

Bunlar münferit vakalar efendim, bunları genelleyemezsiniz!..

Breh, breh, breh!.. İnsan cinayetine münferit vaka olarak bakan herkesi canilerle işbirliği yapmakla itham ediyorum. Bir adem, bir alemdir. İnsana istatistiğin konusu olarak bakan akılla, yoksul ve kimsesiz çocuklara “organ deposu” olarak bakan akıl, aynı Şeytan’ın askeridir. Bu böyle biline.

Yılın ilk aylarında Sultanbeyli’de 13-14 yaşında bir ortaokul talebesi bir cinayet işledi. Hapishane vaizi çocuğa “Pişman misin?” diye soruyor. Çocuğun cevabına bakın:

“Niye pişman olayım ki? Bir tanesini öldürdüm, dört tanesine hayat verdim?”

Anlamışsınızdır: Cinayet kurbanının organları dört hastaya verilmiş. Söyler misiniz, bu çocuk katilden ne farkı var yukarıdaki gibi düşünenlerin? Küçük katilimiz mantıklı konuşuyor, değil mi? İnsana “Yahudice” bakınca, neden olmasın?

Ray Moynihan ve Alan Cassels “Satılık Hastalıklar” demiş. Evet, nicedir “sağlık” adı altında hastalık satılıyor. İlaç endüstrisinin, aslında bir “hastalık endüstrisi” olduğunu söylüyor. Kitabın ana tezi şu: “Aslında hasta değiliz! Ama ilaç devleri pazarlama illüzyonuyla hepimizi “hasta etmek”, her sağlıklı insana ilaç satmak istiyor.” (Hayykitap) Biz de tıpış tıpış satılan hastalıklara kendi ellerimizle müşteri oluyoruz. Yalan mı?

Roche firmasının foyası geçenlerde ortaya çıktı. Sağlık taraması adı altında nasıl tıp sektörüne toplu müşteri kazandırdıklarını, hekimlere hediye ile üç kuruşluk ilacı, parası milletin kesesinden çıkan kurumlara bilmem kaç katına sattıklarını millet öğrenmiş oldu. Ya öğrenemediklerimiz? Ya yorganı daha kalın olanlar? Ya kokusunu çıkarmadan yapanlar? Şu kimyasal tedavi (kemoterapi) konusunda son yıllarda yazılıp çizilenlerden, bu işin nasıl bir bataklık olduğunu, aslında bir tedavi değil bir tedmir olduğunu da öğrenmiş olduk.

Geçenlerde, Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi’nin Tüp Bebek Uygulama Merkezi’nde yaşanan bir skandal Mahkeme kararıyla tescil edildi. Bu öyle ahlaksızca, öyle gayr-ı insani ve İslami bir durum ki, insanın ağzı bir karış açık kalıyor. Olay kısaca şu: Tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olmak için başvuran hastaların bir kısmı hasta bakıcı ve bazı personelden alınan spermlerle hamile kalıyor. İlgili bölüm başkanı 3 yıla mahkum oluyor, olaya karışan hekimler farklı cezalar alıyor vs…

Asıl mesele işin yargı boyutu değil, asıl vahamet işin ahlaki boyutu. Bir kere dinen bunun hükmü zinanın hükmüdür. Haramdır, hiç kimse bunun aksini söyleyemez. (Dini bir adlandırma değil ama, çocuklar da “veled-i zina” olmuş olurlar.) Fakat bu insanlar zina etmedi ki? Doğru, etmedi. Güvendikleri hekim onları zina etmiş duruma düşürdü. Onların günahı yok, ihmali var belki.

Ama bir hekim, hem de mesleğinin zirvesine yükselmiş bir hekim bunu neden yapar?

İhtimaller belli: Ya İslami ve dini değerleri iplemediği için, ya ahlak diye bir kaygısı olmadığı için, ya para hırsı gözünü bürüdüğü için veya hepsi için…

Haydi, gelin de nasıl güvenecekseniz güvenin? Hemen belirteyim, tüp bebek tedavisi yöntemi spermin babadan olması şartıyla caizdir. Fakat bu cevazı şartlıdır: 1. Mutlaka İslami, ahlaki ve insani hassasiyeti olan bir müeesse ve kadro eliyle olmalıdır. 2. Hastalar tedavinin ilgili safhalarında spermin babaya ait olduğuna dair ikna edici kesin delil istemelidir.

Her alan için geçerlidir, fakat biz tıp alanı için kuralım hüküm cümlemizi:

Eğer tıp ahlakı yoksa, tıp sağaltmaz hasta eder, diriltmez öldürür.

Konu CANSEVER tarafından (01-08-2008 Saat 10:41 PM ) değiştirilmiştir..
CANSEVER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz