Geri git   > ISLAM ILIMLERI > Tasavvuf
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Tasavvuf Tasavvuf Üzerine Hersey.





Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09-29-2007, 04:01 AM   #1 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
dilektasi66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 28
Mesajlar: 6.088
Konular: 715
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 8
REP Puanı : 77
REP Seviyesi : dilektasi66 will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Arrow Mürşit Müritlerine Cenneti Taksim Etmez, Tarif Eder


Kamil mürşid, kimseye Cennet bileti dağıtmaz, sadece herkesi Cennet’e giden yola davet eder. Elinden tutanın artık bütün tehlikelerden kurtulduğunu söylemez, ona: “elimden sıkı tut!” der ve onu Allah rızasına giden yolda koşturur. Mürşit, Allah’ın hükmünü ve hukukunu iyi bilir. Hz. Peygamber’in (s.a.v) sünnetini başına taç; gönlüne ilaç yapar. İlahi haber ve müjdelere candan teslim olur. Onlara hiç şüphesiz inanır ve güvenir. Kendisine tabi olanları bu müjde ve rahmetle buluşturmak için gayret eder. Talebelerini, edeple terbiye edip Allah’a teslim etmek ister. Onlara iman dersi verir. Salih ameli öğretir. İhlasa yapıştırır. Bu yolda sadık ve sabırlı olmalarını tavsiye eder. Ölene kadar başlarını bekler, önlerinde örnek olur, yolu gösterir, engelleri geçirir.

Şeytana karşı uyarır, nefsin hileleri karşısında uyandırır. Devamlı zikir ve fikir ile meşgul eder. Allah sevgisini kalplere iyice yerleştirir. Bunu, kalbi boş kuruntu ve korkulardan kurtarmak için yapar. Ölürken ve ölümden sonra, kula fayda verecek ve ondan istenecek tek şeyin kalb-i selim olduğunu bilir. Kalb-i selim, Allah ile huzur bulan kalp demektir. Mürşidin bütün hedefi, kalbi bu hale getirmektir. Bu şekilde Allah’a bağlanan kalp sahibine Yüce Mevlamızın hediyesi, iman selameti, Cennet ve Cemalullah nimetidir.

Kamil mürşidin kendi elinde bir fayda ve zarar verme yetkisi yoktur. Fayda ve zarar Yüce Allah’ın takdiri ve yaratmasıyla olur. Mürşit, ilahi nimetlerin kula ulaşmasında bir vasıtadır.

Bir mürit, mürşidine: “Benim imanıma kefil olur musunuz?” diye sorunca, mürşit şu cevabı vermiştir: “Eğer sen, ölene kadar Allah ve Rasülü’nün yolunda gidersen ve bizim tavsiyelerimize uyarsan, senin imanla öleceğine kefil olurum!”

İşte herkese va’dedilen iman emniyeti budur. Mürşidin kefil olması da böyledir. Mürşid-i kamilin elinden tutup hak yolunda yürüyen insan, aslında bir cemaat desteğinde imanını ve edebini korumaya çalışıyor. Çünkü, kendisiyle aynı hedefi paylaşan mü’minlerin en mühim işi, iyilik ve takva yolunda birbirlerine yardımcı olmaktır. Ölüm anına kadar bu niyetini koruyan, Allah için sevdiği mürşidinden ve kardeşlerinden ayrılmayan, bu şevk ve sevgi desteği ile ibadete devam eden, hizmeti terketmeyen, zikir, şükür, sabır ve ilahi takdire rıza içinde ömrünü tamamlayan bir insan, inşaallah, iman selametiyle ahirete göçecektir. Bu hüküm, bizim tahminimiz değil, Yüce Rabbimizin vaadi ve müjdesidir. O’nun vaadi hak, tahakkuku muhakkaktır.

Mümin vefat ederken yalnız ve garip değildir. Allahu Teala, mümin ve muttakî kullarına, vefatları anında özel yardım ve ikramlarda bulunacağını müjdelemiş, o esnada pek çok meleği onu karşılamaya göndereceğini haber vermiştir. Şu ilâhî müjde ve ikramları okuyalım:

“Şüphesiz, Rabbimiz Allah’tır deyip istikamet üzere yaşayanların (ölüm ânında) üzerlerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilen cennetle sevinin. Biz dünya hayatında sizin dostunuz idik ahiret hayatında da sizin dostlarınızız. Çok affedici, çok esirgeyici Allah’ın bir ikramı olarak, canlarınızın her istediği orada size verilecektir. Ne isterseniz var orada.”

“Haberiniz olsun ki, Allah’ın dostları için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.”

Allahu Teala, ömrünün sonuna kadar iman ve İslam üzere sabit kalan müminleri, vefatları anında ve kabirde sualleri zamanında özel olarak destekleyeceğini beyan ederek buyurmuştur ki:

“Allah, müminleri dünya ve ahirette sağlam söz (kelime-i tevhid) üzere sabit tutar.”

Yine, ayet-i kerimenin müjdesine göre Allahu Teala, kendisine ve Rasulüne itaat edenleri, ahirette peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraber yapıp onların refakatinde huzuruna alacaktır. Onlar, ne güzel arkadaştır. Bu, ne güzel bir ikramdır.

Bütün bunlardan anlayacağımız şudur:

Herkes, yaşadığı gibi ölecek, öldüğü şekil üzere dirilecek ve ahirette, dünyadaki sevdikleriyle beraber olacaktır. Müminler, dünya hayatında birbirlerini Allah için sevip destekledikleri gibi, ahiret yolculuğuna çıkan kardeşlerini de istiğfar ve dua ile desteklemelidirler. Bu onun için güzel bir şehadet ve rahmet sebebi olacaktır. Hz. Rasululah (s.a.v), bir mümini kabre koyduktan sonra, etrafındakilere:

“Kardeşiniz için istiğfar edin. Allahu Teala’dan onu (kelime-i şehadet üzere) sabit kılmasını isteyin. Çünkü şu anda ona sual sorulmaktadır.”
buyurmuştur.

Demek ki, dünyadaki müminlerin, kabirdeki mümin kardeşlerine bir yardımı ve faydası olmaktadır.

Muttakilerin imamı yapılan bir kamil mürşidin, sadık talebelerinden birisi vefat ederken ona yetişip yardım etmesi, o kula ilâhî bir ikramdır. Bu, vefat eden muttakî müminin üzerine rahmet meleklerinin akın akın inerek müjdeler verip onu sakinleştirmesine benzemektedir. Melekler gibi, veliler de Allahu Teala’nın ordusudur, onlarla dilediklerine destek ve kuvvet verir.

Düşmanı olan şeytana, bir anda dünyanın öbür ucunda olma kabiliyeti ve ölüm hâlindeki her insana ulaşma imkanı veren Rabbü’l-âleminin, dilediği bir dostuna, bu tür imkanları vermesi niçin mümkün olmasın? Hiç şüphesiz, kamil insan, bu yetkilere şeytandan daha layıktır. Allahu Teala, dilediği kuluna bunları verir.

Bu keramete mazhar olan kamil insan, Allahu Teala’nın yeryüzünde halifesidir. Allahu Teala onu sevmiş ve kendisine özel kabiliyetler vermiştir. Bu kabiliyetler bir kudsî hadiste şöyle belirtilmiştir:

“Ben kulumu sevince, onun işiten kulağı, gören gözü, konuşan dili, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. O benimle işitir, benimle görür, benimle konuşur, benimle tutar, benimle yürür.”

Müfessirlerin imamı Fahrüddin er-Râzî (rah.) (606/1210), velilerin kerametlerini ispat ederken, bu kudsî hadisi de zikretmiş ve şu değerlendirmeyi yapmıştır:

“İnsan, Allahu Teala’ya itaata devam ederse, Allah’ın: “Onun gözü ve kulağı olurum” buyurduğu bir makama yükselir. Allah’ın celâl nuru kul için bir kulak olunca o, yakını işittiği gibi uzağı da işitir. Bu nur onun için bir göz olunca, yakınını gördüğü gibi uzağı da görür. Ve yine bu nur, kul için bir el olunca onun zora, kolaya, yakındakine, uzaktakine her şeye gücü yeter.”

Tabiî her şey, ilahî irade ve izine bağlıdır.

Büyük ariflerin müşahede ve şehadetiyle sabittir ki, kamil mürşitlerin, sadık müritlerine ölüm anında yardımcı olmaları çok vâki olmuştur. Büyük arif Mevlana Halid Zülcenaheyn (k.s), bunun, ruhaniyet yoluyla olduğunu belirtmiştir. Bu ilâhî ikram, samimi ve safî bir sevginin neticesi hasıl olmaktadır. Allahu Teala, sadık bir müridi, ölüm anına kadar sevdiği mürşidiyle beraber etmekte, o esnada “Kişi sevdiği ile beraberdir.” hadis-i şerifinin hakikatini göstermektedir.

Bedîuzzaman Saîd Nursî’nin (rah.) belirttiği gibi; kamil bir mürşide ve onun bağlı olduğu silsileye muhabbet eden bir kimse, en zor ve en sıkıntılı anlarda bile, bu muhabbeti sebebiyle Allah ve Rasûlünü inkara gitmez. Kusur işler fakat küfre girmez. Bu da, iman selameti ile ölmesine vesile olur. Ariflere inanmayan ve onları sevmeyen kimse, kendilerinden hiçbir yerde fayda görmez.





Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra...
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

dilektasi66 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 09-29-2007, 05:47 AM   #2 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
@yasemenn 24@ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 39
Mesajlar: 1.846
Konular: 127
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 26
REP Seviyesi : @yasemenn 24@ is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat

AŞİKAR -YASEMENN 25 - İNZAR_MUSTAZAF
@yasemenn 24@ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 09-29-2007, 04:37 PM   #3 (permalink)
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 249
Mesajlar: 5.381
Konular: 626
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 66
REP Seviyesi : ennur will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
ennur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 10-09-2007, 10:13 AM   #4 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: Kadirli'li
Yaş: 27
Üye No: 12
Mesajlar: 6.784
Konular: 1733
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 169
REP Seviyesi : CANSEVER will become famous soon enoughCANSEVER will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Alıntı:
dilektasi66´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ölene kadar başlarını bekler, önlerinde örnek olur, yolu gösterir, engelleri geçirir.
abla ben benım seyhimi bırakdım...sonrada telefonla aradım acaba benım kendını dusunerek zıkır cekmedıgımı bıraktıgımda haberı varmı acaba dıye....haberı yokdu yanı benı beklemıyormus

Alıntı:
dilektasi66´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Mürşit, ilahi nimetlerin kula ulaşmasında bir vasıtadır.
yani Allah cc'nün adını andıgımda veya bır baskasından duydugumda aldıgım feyze sahıp cıktıgı ıcın bıraktım...dört dörtlüğüm demiyorum kesinlikle ama yaptıgım ıbadetler Rabbımın bana verdıgının yanında belkıde bır ıgne ucu kadar bile değildir.

Alıntı:
dilektasi66´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Mürşid-i kamilin elinden tutup hak yolunda yürüyen insan, aslında bir cemaat desteğinde imanını ve edebini korumaya çalışıyor. Çünkü, kendisiyle aynı hedefi paylaşan mü’minlerin en mühim işi, iyilik ve takva yolunda birbirlerine yardımcı olmaktır. .

bende bunun için girmisdim ama...ama seyhim bana zıkır ıcın resımlı dersımı ve zıkır cekerkende seyhımı dusunecegımı falan soyleyınce ben 15 gun yapabıldım ama yaparken ruhum ferahlayacagına tersıne daralıyordu...sonra kagıdı ıkıye katladım resmı kagıdın altına aldım gormuyordum yanı..ama yıne feyz alabılmek ıcın seyhı gozumun onune getırmem gerekıyordu..yanı oyle dıyordular...ve baktım ruhum daralaıyor yaptıgım zıkırden feyz alacagıma tersı oluyor bırakdımm...ben dunyanın dengesını dunya dakı butun nımetlerın ınsanlar ıcın yarattıldıgını dusunuyorum...mesala bır armut agacı cıcek acıyor sonra yemıs verıyor ve bu meyvenın kendıne hıc bır faydası yok..sırf bunu ınsanogluna hızmet ıcın yapıyor..bunuda bıze veren rabbım ben bu gıbı seylerı dusunuyorum

Alıntı:
dilektasi66´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster


“Şüphesiz, Rabbimiz Allah’tır deyip istikamet üzere yaşayanların (ölüm ânında) üzerlerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilen cennetle sevinin. Biz dünya hayatında sizin dostunuz idik ahiret hayatında da sizin dostlarınızız. Çok affedici, çok esirgeyici Allah’ın bir ikramı olarak, canlarınızın her istediği orada size verilecektir. Ne isterseniz var orada.”
tamam buna bende ınanıyorum..ama burda seyh bır melek mı oluyor ...yanı seyhın buradakı halı ne ?

Alıntı:
dilektasi66´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

Demek ki, dünyadaki müminlerin, kabirdeki mümin kardeşlerine bir yardımı ve faydası olmaktadır.

evet kabırdekılere bız yardım edebılırız dua ederek ama kabırdekılerın bıze yardımı dokunmayacagı ayetlerle belırtılmektedır..ama olen seyhlerın hala yardım edebıldıgı soylenıyor..sehıtlık mertebesınde gosterılıp sehıtler ıcın oldu demeyınız ayetını kullanıyorlar

Alıntı:
dilektasi66´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Muttakilerin imamı yapılan bir kamil mürşidin, sadık talebelerinden birisi vefat ederken ona yetişip yardım etmesi, o kula ilâhî bir ikramdır. Bu, vefat eden muttakî müminin üzerine rahmet meleklerinin akın akın inerek müjdeler verip onu sakinleştirmesine benzemektedir. Melekler gibi, veliler de Allahu Teala’nın ordusudur, onlarla dilediklerine destek ve kuvvet verir.

ama bu ordular ısraılden amarıkadan korkan ordular galıba..veya dunyayı seven ordular...burada anlatılan efendımız zamanındakı ordular galıba cunku bugunkulerde ben bunu goremıyorum....allahu teala benı meleklerle destekleyecek ve ben ısraılden korkacagım...ters bır durum var

Alıntı:
dilektasi66´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Düşmanı olan şeytana, bir anda dünyanın öbür ucunda olma kabiliyeti ve ölüm hâlindeki her insana ulaşma imkanı veren Rabbü’l-âleminin, dilediği bir dostuna, bu tür imkanları vermesi niçin mümkün olmasın? Hiç şüphesiz, kamil insan, bu yetkilere şeytandan daha layıktır. Allahu Teala, dilediği kuluna bunları verir.

Bu keramete mazhar olan kamil insan, Allahu Teala’nın yeryüzünde halifesidir. Allahu Teala onu sevmiş ve kendisine özel kabiliyetler vermiştir. Bu kabiliyetler bir kudsî hadiste şöyle belirtilmiştir:

“Ben kulumu sevince, onun işiten kulağı, gören gözü, konuşan dili, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. O benimle işitir, benimle görür, benimle konuşur, benimle tutar, benimle yürür.”

.
Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, “Müminin fe¬rasetinden çekinin, çünkü o Allah’ın nuruyla görür .” buyurmuştur. Hadisi şu âyetlerle birlikte düşündüğümüzde konu iyice anlaşılabilir.
“Ey inananlar, eğer Allah’tan sakınırsanız o size doğruyu eğriden ayıracak bir güç verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar.” (Enfal 8/29)
“Ey inananlar, Allah’tan sakının ve elçisine inanın ki, size rahmetinden iki pay versin, sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nur yaratsın ve sizi bağışlasın.” (Hadîd 57/28)
Bahsettiğiniz hadis-i kudsî şöyledir:
Allah Teâlâ buyurdu ki: "Kulumun, farz kıldığım şeylerle bana yaklaşmasından iyisi yoktur. Kulum bana nafilelerle de yaklaşmaya devam eder. Öyle olur ki artık onu severim. Onu sevdim mi işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli ve yürüdüğü ayağı olurum. Benden isterse kesinkes veririm. Bana bir sığınsın, onu muhakkak korurum ."
Bu hadis-i kudsî yukarıdaki âyetlerin bir açıklamasıdır. Her mümin bu seviyeye ulaşabilir. Bu seviyeye ulaşanın feraseti artar. Ama hiç kimse Allah'a, elçisinden fazla yaklaşamaz. Kur'an'da elçilerin gaybı bilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Onlarda ilmi ledün veya ilmi bâtın denen şeyin olmadığını da daha önce görmüştük.
Allah’ın emir ve yasaklarına uyan kişi, emirlerin güzelliğini ve yasaklanan şeylerin kötülüğünü kavrar. Yaptıklarını şuurlu olarak yapar, izzetli ve şerefli olur. Her şeye helâller ve haramlar çerçeve¬sinde bakacağı için kolay kolay kötü duruma düşmez. İşte esas feraset budur. Bu kişi öyle hale gelir ki, Allah'ın emrine aykırı şeylere kulağını ve gözünü kapar. Allah'ın istediği şeyleri tutar ve Allah'ın istediği tarafa yürür. “Müminin ferasetinden çekinin, çünkü o Allah’ın nuruyla görür.” hadis-i şerifini böyle anlamalıdır.
Günahkâr Müslümanlar bunları görecek durumda değillerdir. Günahtan zevk almaları, Allah’ın emirlerini yerine getirmemekten sıkılmamaları bun¬dandır.
Feraseti de gözümüzde büyütmememiz gerekir. Bir kişinin daha faziletli olması görüşünün daha doğru olduğu anlamına gelmez. Sahabenin en faziletlisi Hz. Ebû Bekir’dir. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, bir konuda Hz. Ebû Bekir’in görüşünü tercih etmiş, daha sonra bunun yanlış olduğu ortaya çıkmıştır.
Allah ondan razı olsun, Hz. Ömer anlatıyor: Bedir Savaşı'nda esirler alınınca Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Ebû Bekir ve Ömer’e “Bu esirlerle ilgili görüşünüz nedir?” diye sordu. Hz. Ebû Bekir dedi ki “Ey Allah’ın Nebisi, bunlar amca oğullarımız ve soydaşlarımızdır. Onlardan fidye almanı uygun görüyorum; böylece kafirlere karşı güçlenmiş oluruz. Belki Allah ilerisinde onlara Müslüman olmayı nasip eder.”
Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem “Senin görüşün nedir Hattaboğlu?” diye sordu. Dedim ki, “Hayır, vallahi ey Allah'ın Elçisi ben Ebû Bekir’in görüşüne katılmıyorum; benim görüşüm şudur: İzin ver onların boyunlarını vuralım. Akîl’i (kardeşi) Ali’ye bırak boynunu vursun, şu akrabamı da bana bırak boynunu vurayım. Çünkü bunlar küfrün liderleri ve ileri gelenleridir.”
Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Ebû Bekir’in görüşünü benimsedi, benim görüşümü benimsemedi. Ertesi gün geldim bir de gördüm ki Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile Ebû Bekir oturmuş ağlıyorlar. Dedim ki, “Ey Allah'ın Elçisi! Söylesene, sen ve arkadaşın niçin ağlıyorsunuz? Eğer ağlamaya değer görürsem ben de ağlarım, ağlamaya değer görmezsem sizinle ağlar gibi gözükürüm.”
Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Arkadaşlarının esirlerden fidye alınması yolunda bana sundukları görüşe ağlıyorum. Çünkü onlara azabın şu ağaçtan daha yakın bir şekilde geldiği bana gösterildi. Allahu Teâlâ şu âyeti indirdi. “Yeryüzünde düşmanını ezmedikçe bir elçinin esirler alması doğru olmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz. Halbuki, Allah öbür dünyayı dili¬yor. Allah güçlüdür, hakîmdir. Eğer daha önceden Allah tarafından verilmiş bir hüküm olmasaydı aldıklarınızdan ötürü size büyük bir azap dokunurdu.” (Enfal 8/67-68)
Demek ki, olayların arkasındaki gerçeği Hz. Muhammed de Hz. Ebu Bekir de görememiştir. Çünkü bunların her ikisi de insandır ve fazietli olmaları yanılmalarına engel değildir.
Bilgisi ve fazileti ne olursa olsun herkesin yanılabileceği düşüncesi her görüşün eleştirilebilmesi yolunu açmıştır.
Durum açıkça meydanda iken siz çok aşırı gidiyor, Hz. Hızır gibi olayların arka planını görebildiğinizi ve size yapılan itirazın Hz. Musa’nın Hz. Hızır’a itirazları gibi olayların arkasındaki gerçekleri görememekten kaynaklandığını, hiçbir bilgi ve belgeye dayanmadan iddia edip duruyorsunuz. Bu batıl düşünceleri ne zaman terk edeceksiniz?

Kadın vücudu üzerinden para kazanan, din deyince tüyleri ürperen her gün dini hareketler uygulamalar örgütler ve hizmetler aleyhinde yayın yapan işi gücü Kur’an Kursları İmam Hatip Okulları başörtüsü, tarikatlar, din hizmeti için kurulmuş dernekler ve vakıflarla uğraşmak olan dedektif gibi bunları takip eden yalan yanlış haberler yapan gazeteleri ve kanalları evlerinize sokmayın satın alarak ve reklam vererek desteklemeyin aksi halde manevi sorumluluğunuzun ağır olacağını unutmayın

Konu CANSEVER tarafından (10-09-2007 Saat 11:56 AM ) değiştirilmiştir.. Sebep: UST USTE MESAJ YAZMAK FLOOD KABUL EDILMEKTE VE FORUMU YAVASLATMAKTADIR SİSTEM OTOMATİK OLARAK YAZILARI BIRLESTIRMEKTEDIR BU YAZININ CIKMASINI ISTEMIYORSANIZ LUTFEN FLOOD YAPMAYINIZ İSLAMGUL YÖNETİM
CANSEVER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 10-09-2007, 11:08 AM   #5 (permalink)
IslamGuL Ustasi

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Nerden: Kadirli'li
Yaş: 27
Üye No: 12
Mesajlar: 6.784
Konular: 1733
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 9
REP Puanı : 169
REP Seviyesi : CANSEVER will become famous soon enoughCANSEVER will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
Alıntı:
dilektasi66´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster


“İnsan, Allahu Teala’ya itaata devam ederse, Allah’ın: “Onun gözü ve kulağı olurum” buyurduğu bir makama yükselir. Allah’ın celâl nuru kul için bir kulak olunca o, yakını işittiği gibi uzağı da işitir. Bu nur onun için bir göz olunca, yakınını gördüğü gibi uzağı da görür. Ve yine bu nur, kul için bir el olunca onun zora, kolaya, yakındakine, uzaktakine her şeye gücü yeter.”

Tabiî her şey, ilahî irade ve izine bağlıdır.

mikroskopa ıhtiyac yok...telefonada ıhtıyac yok...muslumanllar neden teknolıjıde gerı kalıyor dıye dusunuyordum bende..ıhtıyacları yokmuskı...hrıstıyanlar ve dıger ınanca sahıp olanlar garıbanlar mecbur kaldıkları ıcın bunlara ıhtıyacı oldukları ıcın ıcat etmısler...bızımkılerın ıhtıyacı yok yanı

(ama ben son yuzyılda gelısen teknolıjıyı muslumanların gerı kalmıslıgına baglıyorum..cunku 19 yy dan once dunyaya hakım olanda teknolojıye sahıp olanda muslumanlardı..ama gunumuzde ıhtıyacları kalmamıs demekkı...bırde kıyametle ılgılı su ayet var..bız dunyayı kenarından yavas yavas eksılttıgımızı gormuyormusunuz..yanı bugun ku teknolojı kolaylık sandıgımız seyler dunyanın sonunu hazırlamaktadır..)))

BU SIFATLAR ALLAH CC'NUN SIFATLARIDIR VE BUNU BIR BASKASINDA GORMEK NEDIR?

SIRKIN TANIMINI SIZ YAZIN ....TABI BUGUNKU FILISTININ CECENISTANDAKI OLAYLAR ICIN ALLAHU TEALANIN TAKDIRIDIR DEYIP DUNYAYI SEVDIKLERI ICIN SAVASMAYANLAR BU CUMLE ILEDE YINE Allah istese bunu yapamazmı sunu yapamazmı dıyorlar....((Tabiî her şey, ilahî irade ve izine bağlıdır.))

************************************************** ************************************************** ************************************************** ************************
Maalesef bunlar, kendi kötü emellerine Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi bile alet ediyorlar. İnsanlar üzerinde kurdukları baskının devamı için yalan ve iftira ile meşgul oluyorlar. Bunca âyete rağmen Hz. Peygamberin sağ olduğunu ve onunla görüştüklerini iddia ediyor, hatta onun, bir müfettiş gibi denetleme yaptığını bile söyleyebiliyorlar.
Gözlerini hırs bürümüş bu insanların uslanması zor ama birazcık aklını kullananlar için Hz. Ömer'in şu sözünü nakletmek isterim:
"İsterdim ki, Allah'ın Elçisi yaşasın da bizden sonra ölsün. Her ne kadar Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem gerçekten ölmüş ise de Allah aranıza bir nur koymuştur; siz onunla hak yolu bulursunuz. Allah Muhammed'i de onunla hak yola sokmuştur ."
O nur, Kur'an'dır. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem veda hutbesinde şöyle demiştir:
"Aranızda, sıkı sarılırsanız artık sapıtmayacağınız bir şey bıraktım, Allah'ın kitabını" .
İşte hak budur. "Hakkın ötesi sapıklık değildir de ya nedir?" (Yunus 10/31-32)

Müşrikler Kabe'yi tavaf ederken şöyle derlerdi:
"Lebbeyk lâ şerîke lek illâ şerîkun huve lek temlikuhu ve mâ melek"
"Emret Allah'ım, Senin hiçbir ortağın yoktur. Yalnız bir ortağın vardır ki, onun da bütün yetkilerinin de sahibi sensin."
Bunu bize nakleden İbn Abbas diyor ki, onlar "Lebbeyk lâ şerîke lek = Emret Allah'ım, Senin hiçbir ortağın yoktur." dediklerinde Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, "Yazık size, burada kesin, burada kesin." derdi .

Allah'ın vermediği bir yetkiyi putlarında varsaymaları müşrik olmaları için yetiyordu.

Puta bu yetkiyi verenin Allah olduğunu söylemeleri bir şeyi değiştirmiyordu.

Konu CANSEVER tarafından (10-09-2007 Saat 11:11 AM ) değiştirilmiştir.. Sebep: UST USTE MESAJ YAZMAK FLOOD KABUL EDILMEKTE VE FORUMU YAVASLATMAKTADIR SİSTEM OTOMATİK OLARAK YAZILARI BIRLESTIRMEKTEDIR BU YAZININ CIKMASINI ISTEMIYORSANIZ LUTFEN FLOOD YAPMAYINIZ İSLAMGUL YÖNETİM
CANSEVER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4.5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:29 AM .


vBulletin v3.7.1 Patch Level 1, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd