Geri git   > ISLAM ILIMLERI > Tefekkür
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et



İs arayanlar
Ek iş-ek işler-para kazanmak
evden iş ve kendi işinizi buldunuz
üye olup para kazanmak için TIKLAYINIZ
Dizi İzle
Diziler-Filimler-Fragmanlar
en son filimler-en son diziler
hepsini seyretmek için TIKLAYINIZ



Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 07-28-2008, 01:36 PM   #1 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Lieclillah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1461
Mesajlar: 1.414
Konular: 308
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 6
REP Seviyesi : Lieclillah is an unknown quantity at this point
İletişim
Takımı
Saat
Niyet bir binanın temeli gibi onemlidir. Gorunmez ama ameli o tasır...

Es-selamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu


Sefaat ailenin pek degerli ve kiymetli bireyleri,


İman, amelde ihlas arar.

İhlas bir anlamda yapılan işten zevk almak veya zevk duymaktır.

Zevk alınan amel işlenen kişiye göre değişebilir.

Daha açık ifadesiyle, bize dense ki insanlara Kur’an-ı öğret veya islamı anlat.

Belki biraz ağırdan alırız. Fakat ders vereceğimiz kişi, mal ve mülk sahibi ise belki de koşarak gideriz.

Acaba farklı cinsiyette ki insanlara anlatmak da aynı kategoriye girer mi?


Sormak lazım kendimize, bize zevk veren okuttuğumuz kitap mı, yoksa anlattığımız insan mı?

Galiba cevap anlattığımız kitap değilse, Salih amelimiz nefsimiz için ifa edilmiş olur.

Diğer bir ifadeyle nefsimizin zevk ve nasip aldığı insana daha çok ilgi ve alaka varsa,

amelimiz samimiyet sınavını kaybetmiştir.

Kitabı okuturken veya öğretirken nefsin payı söz konusuysa,

yeniden niyet tövbesine ihtiyacımız vardır.

Kitabı veya ilmi, dünyamıza gaye kılmış isek istikametimizi kaybetmişizdir.

Gaye kitap olmalıyken, dünya oluvermiştir.

Şunu arz etmek isteriz ki, hizmet götürülecek insana göre şevk ve haz alıyorsak,

bu hizmetin içinde ihlas zedelenmiş olabilir.

Neden mi, şöhret, servet ve mevkie yapılan bir hizmet ve yatırım anlamına gelebilir.

Bu hizmeti yapanların hepsini töhmet altında bırakmak istemeyiz fakat hastalığımıza da dikkat çekmek isteriz.

Hizmette, sohbette kalite önemlidir. Bu kaliteyi sayı, para ve makamla ölçmemelidir.

Her bir insanı bir “alem” görebilsek meselenin çoğunu halletmiş oluruz.

Bizler insanları önyargılarımız ve elbiseleriyle değerlendiriyoruz.

Menfaat görebileceğimize inandığımız insana nasıl davranırız ?

Gerçek menfaatin hak divanında olduğunu bilebilsek insan ayırımından kaçınırız.

Misal olarak, çalıştığımız kuruma,

bir hayırseverin yüklü bir meblağ tasadduk edeceğini önceden bilsek nasıl davranırız.

Güler yüz ve büyük ilgiyle karşılarız sanırım.

Eğer bilmeseydik ve gelenin de üstü başı eski olsaydı,

yardım mı isteyecek diyerekten kaçınırdık.

Geleni hakkın kulu bilebilsek ne güzel olurdu.

İnsan ilişkileri madde ve mevkile sınırlı olmuş günümüzde.

Aile ilişkilerinde dahi, sevgi ve rahmetin yerini maddi ve ekonomik düzey almıştır.

Ekonomik bağımsızlık adı altında, hayat şekillenir olmuştur.

Çocuklarımıza dahi, kendimizi hizmet ve imkanla ispat etmeye kalkmışız.

Babalık kalitesi ve seviyesi “dünya imkanlarıyla” ölçülebilir olmuştur.

Sözü dinlenilebilir ve imkan sahibi nice insan Hak katında sivrisineğin kanadı kadar kıymeti yoktur.

Nebevi sözün hulasasında.

İnsanlara durumlarına göre davranırken, niyetlerimizi kontrol etmeliyiz.

Bunu başarmanın yolu nedir derseniz, Hakta kulluğun şuurunu artırmaktır.

Bu da zorun zorudur fakat başarılmaz değildir.

Eşya, elbise, makam sahibi olmak mümkündür fakat “insan” olmak gayret ister.

İnsan olmak ve insan kalmak gerekir.

İnsan, yiyen, giyinen varlık olmamalıdır.

Kazanca değil, helaline değer vermelidir.

Nefsin isteklerine değil, vahyin gerçeklerine yönelmelidir.

Vahiy de hazır lokma değildir, dokunmak, tutmak yetmez, sımsıkı sarılmak gerekir.

Azı dişiyle buyurur hadisi şerif.

Hizmetin güzelliği kadar, niyetimizin de güzelliği gerekir.

Niyet bir binanın temeli kadardır önemlidir. Görünmez fakat ameli o taşır.

Nice içten gelmeyen kelimei şahadet ve tövbeler vardır ki,

sahibine ayrı bir vebal yükler, yalan beyan ve menfaat sebebiyle.

Olmayanla övünmek ve sevinmek azap sebebidir.

Bütününe ulaşılamayanın, hepsi terk edilmez der eskimez kuralımız.

Gizli ve bilinmeyen hizmetlere, görünen ve övülenden daha çok sarılabiliyorsak ne mutlu bize.

İslam’ın şiarıda “gizliliğin” daha hayırlı olduğu müjdesidir.

Sevabı artıran “gece” değildir, görülmez olmasıdır.

Tek bir gören yetmez mi bize günah ve sevap işlemekte.

İnsanın bedeni yıpranmış, elbisesi eskimiş olabilir, unutmayalım ki, herkesin kalbi aynıdır.

Kalbe girmenin yolu, kalbimizi ihmal etmemektir.

Tecellinin adresi kalptir.

Kalıp değil, kalp esas alınmalıdır hizmette ve insan ilişkisinde.

Bilinmeli ki, kalpten kalbe yol vardır.


Vesselam.


...Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...

YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Lieclillah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Cevapla

Tags
hizmet, ihlas, kalp, niyet


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +4.5 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:53 AM .


vBulletin v3.7.1 Patch Level 1, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd


 

» Bize ulasmak için affeyle@gmail.com adresine mail atin )
sitemap Tags ilahi indir ek isler ek isler memurlar kranke

ValidRank Button