Kaçılan değil, kendisine koşulan Müslümanlar olalım.....
Bir hadis–i şerif meâlini şöyle ifade edelim izin verirseniz. –İnsanlara akıllarının alacağı, nefislerinin hazmedeceği şekilde konuşun! Evet, insanlara hazmedecekleri seviyede konuşmalı, anlayabilecekleri seviyede hitap etmelidir.
Aksi yapılırsa aksi olacağı da bilinmelidir. Meselâ, hiç namaz kılmayan insana bayram namazından, daha ileri gidilecek olunursa cuma namazından söz edilerek sohbete başlanmalıdır. Nitekim namazı hiç kılmayana teheccütten söz etmek onu korkutup kaçırır. Dinî mesuliyeti olan kimseler ise insanı kaçırmanın günahını bilir, vebalinden korkar. Yahut da bilmeli, korkmalıdırlar.
Biri çevresindeki hanımlara karşı sert ve anlayışsız şekilde hitap ediyor:
–Ya çarşafa girersiniz, yahut da eşarbınızla tesettür ettiğinizi sanmayın, cehennemi boylarsınız.. diye başlıyorsa, bu kimse kaçırdığı insanların vebalini yüklenir, mesuliyetinden sorumlu olur. İnanıyorlar; ama yaşayamıyorlar. Uzanacak bir şefkatli ele, tebessümle muhatap olacak bir tatlı dile muhtaçlar...
Giyim kuşamı mazbut olmayan bir hanım yaklaşır:
–Abla kusuruma bakma, ben de sizinle olmak istiyorum, mahzur var mı gelsem? –Ne demek? Sizin bizimle olmanızdan şeref duyar, memnun oluruz. Neden seni başka türlü düşünelim?
–Ben sizin gibi giyinmiyorum da...
–Rica ederim. Buyurun, birlikte kitap okuyalım, sohbet edelim, iki bardak çay içelim...
* * * Lütfen.. lütfen.. Arkadaşlar; Herkese, her insana saygı gösterin. İnsanların kalbini, gönlünü kazanmaya yönelin. Daha doğrusu: Kaçılan değil, koşulan Müslüman olalım. Bilmem yanılıyor muyum?
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Lütfen.. lütfen.. Arkadaşlar; Herkese, her insana saygı gösterin. İnsanların kalbini, gönlünü kazanmaya yönelin. Daha doğrusu: Kaçılan değil, koşulan Müslüman olalım. Bilmem yanılıyor muyum?