 |
GENÇLERİN, BUNALIMLARINA SEBEP YANLIŞ İNANÇLARDAN KURTULMALARI ANCAK SÜNNETE SARILMAKLADIR
İnsan oğlunun ruhunda merkezlenmiş Allah Teala'nın varlığına inanmak, tabiî ve zarurîdir. Hiçbir insan Allah Teala'nın varlığını ruhen inkar edemez... ve etmez. Ne var ki inandıktan sonra insan doğru yoldan sapar ve bunalıma girer.
Temel olarak sapma yolları ikidir:
1. Allah Teala'nın varlığına inandıktan sonra, Allah Teala'yı mahluka, mahluku Allah Teala'ya kıyas ve benzetmektir. Mesela ilmin zirvesine çıkan Hegel gibi filozoflar, kendi nefslerindeki enaniyeti yani benliklerini, ilah zannettiler... yahud uluhiyeti kendilerinde kıyas ettiler. Nitekim Marks, uluhiyeti sanata, sanatı da ulühiyete kıyas ederek maddeyi ilahlaştırdı.
2. Beşerî gayelere ve nefsin hevasına uymaktan dolayı yoldan sapılır. Mesela yahudi ve hristiyanlar, Allah Teala'nın varlığına inandıkları halde nefslerine uyarak: yahudiler, Uluhiyetin kaya parçasıyla; hristiyanlar, İsa'nın beşeriyetiyle birleşebileceğini zannettiler... ve bu zandan dolayı saptılar.
İşte bu zandan dolayı, kimisi cahil olan babalanna, kimisi riyaset ve servetçe güçlü olanlara uymakla yoldan sapar. Artık yoldan saptıktan sonra insan, neden korkarsa onu; yahud neyi severse onu kendine hedef eder. Böylece binnetice aklını ve şuurunu heder eder. Kimisi ırkçı olur; kimisi intikam peşine düşer; kimisi av peşine düşer, yani rızk... Bu hedeflerin peşine düşmekle hak ve doğru yoldan uzaklaşmaya başlar. On yediyle - on beşle yirmi beş yaş arasında, hak ve gerçek itikaddan uzaklaşmanın neticesinde, insan çırpınır... ve bedeninin şehrinde sık sık inkılablar yapar.
Bu inkılablar içerisine giren; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e tam manasıyla uyan ve islam dîninden gerçek olarak anlayanlardan birine rastlarsa, bunalımdan kurtulur, değilse yuvarlanır.. Bak gayrı müslim bilginlerin çoğu, ya tımarhanede ya dağ başındadır... veya kurtuluş çaresini, eline aldığı ipte bulur.. intihar veya çıldırmanın sebebi, inkardır, küfür ve yoldan sapmadır.
Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'in zamanından itibaren şu ana kadar, hamdolsun hiçbir müslüman alim intihar etmemiştir.
Hasılı, bunalım, inkarın semeresi; inkarsa intiharın sebebidir. Bu iki ağır zarardan kurtulmanın çaresi, "La ilahe illallah Muhammed Rasulullah"ın manasını bilmek; bilgi üzere inanmak ve inancı tatbikata geçirmektir. İşte insanın İslama gönül bağlaması; inanması demektir. Öyleyse, Birinci kelimenin manası: "Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."
Kendisinden korkulan yahud çok sevilen şeye, ilah denilir. Korkulacak veya hakîkî ve ciddî olarak sevilecek, Allah Teala'dan başkası olamaz. Fakat Allah Teala'nın Zat'ı görülmez. Ya çok gizli olduğundan veya çok açık olduğundan, Sıfatı ve Fiiliyle bilinir. Elbette O'nun sıfatlarını bilmek, O'nu tanımak demektir. Tanımak için rehbere ihtiyaç var. Allah Teala bu ihtiyacı gidermek için zaman zaman elçileri göndermiştir. Son elçi Hazreti Mustafa'dır.
İkinci kelimenin manası: "Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, Allah Teala' nın Rasulü yani elçisidir."
Binaenaleyh İslamın temeli, bu iki kelimenin manasını bilmektir. Hazreti Mustafa'yı tanımayan Allah Teala'yı tanıyamaz. Çünkü halihazırda ve kıyamete kadar, Allah Teala' nin dînine bağlı olan hristiyan ve yahudilerin bile, yine Allah Teala'ya inançlarını en doğru olarak bilip ortaya koyan, Hazreti Mustafa' dır. Onun sözüne yani hadislerine inanmayan, Allah Teala'ya doğru olarak inanmaz, inanamaz. Bu doğru yolu, hak ve gerçeği bulmanın birinci kapışı, Hazreti Mustafa'nın sözleridir. Sonra, değiştirmeksizin sağlam kaynaklarla bu asra kadar, Allah Teala'nın Rasulü'nün sözlerini nakleden, ashab ve tabi'leridir. Demek ashab ve tabi'lerini tanımayan, Hazreti Muhammed Mustafa'yı tanıyamaz.
Gençlerin bunalım ve sapmalardan kurtuluşlarının yegane çaresi, Hazreti Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'in azametine, Onun ashabının şerefine inanmak; inançta, ahlakta ve ibadette, ashabın ardınca giden alimleri rehber tanımaktır.
Yol İslam... Bu yolu tarif edenler, senedle ilimlerini alan gerçek alimlerdir. Bu hususta birçok ayet ve hadisler vardır; bu yol akıl ile bilinmez.
Mesela, Allah Teala'dan korkmanın, O'nu sevmenin, O'na saygı göstermenin ne demek olduğunu tarif edenler; Allah Teala'nın Rasulü'nün ashabı ve ashabdan doğru senedlerle bugüne kadar İslam dînini nakleden alimlerdir.. Elbette bu alimlerin reisleri, yani mezhebleri devam edegelen alimler, başta Ebu Hanîfe İmam-ı A'zam, İmam Malik, İmam Şafiî ve İmam Ahmed'dir. Ayet ve hadisleri onların anlayışıyla anlamayıp, kendi aklıyla anlamaya kalkışanlar, yoldan saparlar. Demek sapmanın bir sebebi de mezhebsizliktir. Öyleyse Kur'an ve hadisleri, onların anlayısıyla anlamak gerekir.
Aşağıda sıralayacağımız hakîkatlere inanmak ve bu hakikatleri yol haritası gibi yanımıza almak da, doğru yoldan gitmeye vesile olabilir
1. Nefsi arzularından kesmenin ve ruha sükunet vermenin çaresi, Allah Teala'nın sıfatlarına inanmak ve bilmektir. Hiçbir kavim, hiçbir reis, hani kanun çıkaran hiçbir servet, nefsi arzusundan ayıramaz. Ancak nefsi arzularından ayıran ve ruha sükunet veren. Allah Teala' nin isim ve sıfatlarını bilmek. Sonra yüce ismini söylemektir. Buna zikir denir. Allah Teala: "Öyleyse Ben'i anın. Ben de sizi anayım..." ve: "...Dikkat edin!. Ruhlar Allah'ın zikriyle sükunet bulur." (Er-Ra'd 28) buyurmuştur.
2. Arzulanan bir işin, akıbetini düşünmek gerekir. "Şunu yapsam yahud yesem, sonuçta ne olur?.." Akıbetinin felaketini, mesela içki içmenin lezzetinden sonraki sarhoşluk rezaletini nazarı itibara alıp, lezzeti sarfı nazarla akıbetinden tiksinmek, insanı olgunlaştırır.
3. İşin akıbetini anlayabilmek için de, sadece akıl, müşahade ve tecrübe değil, şeriatle ölçmek gerekir. Şeriat bir şeyi tenkid ettiyse, yani haram kıldıysa, insan oğlu o işin akibetini gürsün görmesin, felakettir. Öyleyse dînî bilgileri çoğaltmaya çalışmayı, adet haline getirmek gerekir.
4. Mübah olan şeylerde insan, arzulamış olduğu maksadına ya ulaşır ya ulaşmaz. Ulaştığı takdirde aşırı keyfe ve sevgiye... ulaşamadığı takdirde üzüntüye girmekten sakınmayı, adet edinmek gerekir. Zira ikisi de insanın düşmanıdır. Fakat bu ikisini, yani aşırı sevgi ve üzüntüyü bertaraf edecek tek husus, Allah Teala'nın takdîrine inanmaktır. Birinci surette "Bunu Allah Teala bana verdi." diyerek sevgiyi Allah Teala'ya yöneltmek; ikinci surette "Allah Teala bana vermedi; demek nasib değilmiş." diyerek tekrar Allah Teala'ya yönelmekle, sevginin belası olan çıl*dırmaktan ve üzüntünün belası olan intihardan insan kurtulur. Nitekim bir hadîs-i şerifte:
"Kadere inanan, kederden emin olur." buyrulmuştur. Demek ki tedbir, olayı engellemek için değil mesuliyetten kurtulmak içindir.
5. Aleyhte gelen sebebleri bertaraf etmek gerekir, ki buna sabır denilir. Lehte gelen sebebleri hayrlı olan yerlerde değerlendirmeye çalışmak gerekir, ki buna şükür denilir. Manası şudur: insana faydalı olan her şey, Allah Teala'dan gelir. Birinci surette gelen faydalar, menfeatler, Allah Teala'nın merhametinin; ikinci surette gelen ise, kahrının eseridir. İşte burada kulun vazifesi, kahrından merhametine sığınmaktır. Sığınışın üç şekli vardır:
a. "Allah Teala'dan başka faydayı veren, zararı kaldıran yoktur." diye inanmak..
b. Faydalanmak ve zarardan kurtulmak için, kalben ve dille de Allah Teala'ya yalvarmak.. Buna dua denilir.
c. Fiilen zararların sebeblerini bertaraf etmeye çalışmak.. Buna taat denilir.
Mesela: Hasta olduğu vakit, hastalığın... ve kurtuluş için kullanılan ilaçlar vesilesiyle şifanın da Allah Teala'dan geldiğine inanmak... dil ile "Ya Şâfî!" diye yalvarmak... fiilen doktorunun tavsiyesiyle ilaçları kullanmak.
Böylece hisleri tahrik edip Allah Teala'nın yasaklarına yönelten ruhî her arzu, bir hastalığın başlangıcıdır. O arzu geldi mi, tedbir almak gerekir. Bu bir hakikattir. Mesela, şöyle kıyas edilir: Filozof ve beşerin ortaya koymuş oldukları vehmî ve hayalî olan hikmet, iffet ve şecaatle, bir insan zinadan korunamaz.. ilmiyle, iffetiyle ve cesaretiyle beraber mağlub olur. Denilir ki: "Şu manzaradaki güle bak; yanaş; kokla; okşa; koparma!.." Buna imkan var mı?!.
Allah Teala zinanın yapılmaması için beş mesaj verir: "İsmimi an; nefsinde kötülüğü düşünme." ... "Gözünü haramdan sakındır, bakma." ... "Zina çirkin bir hayasızlıktır; yanaşma."... "Yapma."... "Yaptığın takdirde seni cezalandırırım."
Şimdi; ilk dört derecede dönene, Allah Teala mükafat vereceğini ifade eder.. Bak beşerin ıslahı burada.. "Arzundan dönersen mükafat veririm. Arzunu fiile geçirirsen ceza veririm." buyurur..
Beşer ise; cezayı vermeyi bilir, mükafatı yoktur.. Suçu bilir, terk ettirme yollarım bilmez..
|
|