 |
Cenab-ı Hak Peygamberimize şu talimatı vermiştir:
“(Ey Muhammed) de ki: “Ey ehl-i kitap, sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze gelin, Allah'tan başkasına tapmayalım. O na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse işte o zaman, "Şahit olun ki biz müslümanlarız”12 deyiniz.
Peygamberimiz vefat edince Ashab-ı Kiram çok üzülmüş ve adeta şaşırmışlardı. Hz. Ömer bile: " Peygamber vefat etmedi ve etmez. Her kim Muhammed öldü derse boynunu vururum." demişti. İşte bu sırada Hz. Ebû Bekir mescide gelerek orada toplanmış bulunan ve şaşırmış bir halde ne yapacaklarını bilmeyen ashab'a önemli bir konuşma yapmış ve şu sözleri söylemişti: "Sizden her kim Muhammed'e tapıyor idiyse bilsin ki o, ölmüştür. Kim ki Allah'a ibadet ediyorsa bilsin ki, Allah diridir, ölmez" dedikten sonra şu ayet-i kerime'yi okudu:
“Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye mi döneceksiniz? Kim geri dönerse Allah'a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır. Allah, şükredenleri mükafatlandıracaktır.”13
Hz. Ebû Bekir önemli bir noktaya dikkat çekmişti. 0 da: İbadet, yalnız Allah'a yapılır, O'ndan başka hiç kimseye ibadet edilmez.
Değerli kardeşlerim, Kur'an-ı Kerim'de Allah'a ibadet edilmesini emreden hemen her ayette O'na ortak koşulmaması istenmiştir. Çünkü Allah'a yapılan ibadete başkalarını ortak etmek hem büyük günah hem de böyle ibadeti Allah kabul etmez.
Allah'a ortak koşana "Müşrik" denir. Şirk deyince, akla ilk gelen Allah'a ortak tanımaktır. Bu anlamdaki şirk, sadece günah değil, aynı zamanda küfürdür.
Peygamberimiz zamanındaki müşrikler Allah'ı tanıyorlar, ancak taptıkları putlarının Allah'ın ortakları olduğuna ve onları Allah'a yaklaştıracaklarına ve Allah katında onlara şefaat edeceklerine inanıyorlardı. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de:
“Andolsun ki onlara (Allah'a ortak koşanlara): "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Allah”, derler. (Öyle ise) ibadet de yalnız Allah'a mahsustur, ama onların çoğu bilmezler.”14
Evet, bu müşrikler, gökleri ve yeri, göklerde ve yerde olan her şeyi Allah'ın yarattığını bildikleri halde O'na ortak koşma tutarsızlığına düşüyorlardı. Öyle ya, madem ki gökleri ve yeri yaratan Allah'tır, o halde yalnız O'na ibadet edilmesi gerekir. Ama çokları bunu anlamak istemezler.
Müşriklere, niçin putlara taptıkları sorulduğunda şöyle diyorlardı. “Biz onlara ancak bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye tapıyoruz”15
Oysa Allah kendisine ibadet edilirken başkalarının araya sokulmasını kabul etmiyor. Hatta Kur'an-ı Kerim, peygamberlerin görevlerinin sadece tebliğden ibaret olduğunu, hidayetin Allah'a ait bulunduğunu bildiriyor. Nitekim peygamberimize hitaben:
“Ey Muhammed, sen sevdiğini hidayete erdiremezsin, ama Allah, dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir.”16
Değerli kardeşlerim, az önce de ifade ettiğimiz gibi bütün peygamberler yalnız Allah'a ibadete çağırmışlar ve O'na hiçbir şeyin ortak koşulmamasını istemişlerdir. Bu peygamberlerden birisi de Hz. İsa'dır. O şöyle demişti:
“Ey İsrailoğulları, Rabbim ve Rabiniz olan Allah'a ibadet ediniz. Biliniz ki, kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcılar yoktur.”17
Hz. İsa Hıristiyanları uyardığı halde onlar onu dinlememiş ve ona tanrılık isnad ederek onun getirdiği hak yoldan sapmışlardır. Çünkü onun tanrılıkla bir ilgisi olmadığı gibi böyle bir iddiası da yoktu. O, sadece Allah'ın kulu ve elçisi idi.
Kur'an-ı Kerim, Allah ile Hz. İsa arasında kıyamet günü şöyle bir konuşma olacağını bildirmektedir.
Allah: "Ey Meryem oğlu İsa, insanlara, "Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı bilin'' "sen mi dedin? Buyurduğu zaman O, "Haşâ, seni tenzih ederim, hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. hem ben söylemiş olsaydım, sen onu muhakkak bilirdin sen benim içimdekileri bilirsin, oysa ben senin zatında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnız sensin.
Ben onlara ancak bana emrettiğini söyledim; benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin.” Dedim. İçlerinde bulunduğum sürece onları kontrol ediyordum. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyle görensin.”18
Hz. İsa gibi bütün peygamberler de gönderildikleri kavimlere ve topluluklara aynı şekilde yalnız Allah'a ibadet etmelerini söylemişlerdir. Zaten aksi düşünülemez. Çünkü peygamberleri Allah tayin eder. Allah'ın razı olmayacağı bir şeyi söylemeleri düşünülemez.
Peygamberimiz, Hıristiyanların düştükleri bu hataya düşmememiz için çok dikkatli olmamızı öğütlemiş, şöyle buyurmuştur:
“Hıristiyanların Meryem oğlu İsa'yı övdükleri gibi beni övmeyin. Şüphesiz ki ben Allah'ın kuluyum. Bana "Allah'ın kulu ve elçisi" deyin (yeter).”19
Allah'a yapılan ibadete başkalarını ortak koşmak günahların en büyüğü sayılmış, bundan tövbe etmedikçe Cenâb-ı Hakk'ın bu günahı affetmeyeceği bildirilmiştir. Şöyle buyurulmuştur:
“Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başkasını (günahları) dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük günah ile iftira etmiş olur.”20
Allah'a yapılan ibadete başkasını ortak koşmak şirk olduğu gibi, gösteriş için, bir çıkar veya itibar sağlamak için ibadet etmek, daha doğrusu ibadet ediyor görünmek, hayır ve hesanat yapmak da şirkin bir başka çeşididir.
Gösteriş için yapılan ibadeti, hayır ve hasenatı Allah kabul etmez. Böyle bir ibadetin ve hayrın Allah katında bir değeri olmaz.
Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:
“Her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi O'na ortak koşmasın”21
Namaz sûrelerinden olan Maûn süresinde ise: “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar gösteriş yapanlardır, hayra da engel olurlar.” buyurulmuştur.
Peygamberimiz Allah Teâlâ'nın şöyle buyurduğunu bildirmiştir:
“Ben, ortakların ortaklıktan en müstağni olanıyım. Her kim yaptığı amel ve ibadette bana başkasını ortak yaparsa onu, bana koştuğu ortağı ile başbaşa bırakırım”22
Bu hadisi kutsinin manası şudur: Benim ortak ve yardımcıya ihtiyacım yoktur. Bir kimse bir şeyi hem benim için hem başkası için yaparsa ben onu kabul etmem. Benimle birlikte o işe kimi ortak yaptı ise ona bırakırım, o yapılan işe değer vermem.
Demek ki, gösteriş için yapılan bir işin Allah katında bir değeri yoktur, sahibi de günahkardır.
Değerli müminler, ibadetle, erginlik çağına gelmiş aklı başında müslüman kadın ve erkekler yükümlüdür. Bu yükümlülük ölünceye kadar devam eder. Hiç kimse, ibadet yükümlülüğünün kendisinden düşeceği bir dereceye gelmesi sözkonusu değildir. Esasen böyle bir derece yoktur. Olsaydı ona peygamberimiz yükselmiş olurdu. Halbuki o ölünceye kadar ibadetine devam etmiştir. Çünkü Kur'an-ı Kerim'de:
“Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.”23 buyurulmuştur.
İslâm'da beş temel ibadet vardır ki, bunlar peygamberimiz tarafından şöyle ifade edilmiştir:
“İslâm beş şey üzerine kurulmuştur. Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şahadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek ve ramazan orucunu tutmaktır.”24
Bu ibadetlerin içerisinde namaz başta gelir. Hiçbir ibadet namazın yerini tutmaz. Zira Cenâb-ı Hakk insanlara imandan sonra namazdan daha faziletli bir ibadet emretmemiştir.
Değerli kardeşlerim, zamanımız dolduğu için konuşmamı bir hadisi şerif ile tamamlamak istiyorum. Ebû Eyyup (r.a.) anlatıyor. Bir adam peygamberimize:
“- Ey Allah'ın Resûlü, beni cennete koyacak bir ibadeti bana haber verseniz, dedi. Orada bulunanlardan biri:
– Buna ne oluyor,ne istiyor? dedi. Bunun üzerine peygamberimiz:
– Allah'a ibadet eder ve ibadette O'na hiçbir ortak koşmazsın, namaz kılar, zekât verir ve akrabanı görüp gözetirsin”,25 buyurdu.
Cenâb-ı Hakk ibadetlerimizi kabul buyursun ve O'na ibadet etme hazzına erenlerden eylesin. Amin.
DİPNOTLAR
1 Bakara, 21-22.
2 İbrahim, 32-34.
3 Zâriyât, 56-58.
4 Buhari, Teheccüt, 6; Müslim, Kitabu Sıfati'l-Müsafirine ve Kasrihim, 18.
5 Müslim, Kitabu Salâti'l-Müsafirin, 14.
6 Müslim, Kitabu Salâti 'l-Müsafirine ve Kasriha, 27.
7 Ankebût, 45.
8 Buhari, Savm, 8.
9 Müslim, İman, 10.
10 Furkan, 77.
11 Şuara, 69-82.
12 Al-i İmran, 64.
13 Buhari, Cenaiz, 3; İbn Mace, Cenaiz, 65. Ayet-i Kerime: Al-i İmran,144.
14 Lokman, 25.
15 Zümer, 3.
16 Kasas, 56.
17 Maide, 72.
18 Maide, 116-117.
19 Buhari, Enbiya, 48.
20 Nisa, 48.
21 Kehf, 110.
22 Müslim, Zühd, 5.
23 Hicr, 99.
24 Buhari, İman, 2; Müslim, İman, 5.
25. Buhari, Zekât, 1; Müslim, İman, 4.
|
|