Geri git   > ISLAM ILIMLERI > Yazilar-Makaleler
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Anasayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et





Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02-02-2008, 01:21 PM   #1 (permalink)
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1339
Mesajlar: 2.129
Konular: 512
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 46
REP Seviyesi : zeliha06 is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Günah ve Tövbe

insan günah işleyebilen bir varlık. “Benim günah işlemem mümkün değil” diyebilen hiç kimse bulunmuyor. Her insan, şu veya bu şekilde, az veya çok, günah çukuruna yaklaşıyor, bazen de içine düşüyor.

Bizler, akıl ve kalb dengesi içinde hayatımızı sürdürüyoruz. Fakat, insan sadece akıl ve kalbden ibaret olmadığı için, başta nefis olmak üzere baskın duygular, söz dinlemez hisler, önü alınmaz hevesler ve karşı konulmaz vehimler altında, bazen farkında olarak veya olmayarak irademize söz geçiremiyor ve günah işliyoruz.

İşin aslına bakılırsa, Yüce Allah bizi kendisine yaklaştırmak, bizi kendisine muhtaç etmek, bizi kendisine çekmek için birbirinden farklı, değişik vesileler yaratmış. Meselâ, acıkma gibi bir duygu verip, bizi rızka muhtaç etmiş, Rezzak olduğunu göstermiş ve bizi bu yolla Kendisine bağlamış. Biz de kul olarak bütün ihtiyaçlarımızı O’ndan istemiş, O’nu Rezzak olarak bilmiş, gerçek anlamda rızık verici olarak O’nu tanımışız. Demek ki, Rezzak ismi, acıkmamızı gerektiriyor.

Aynı şekilde, biz günahkârız, Allah bağışlayandır. Biz hata işliyoruz, Allah affedendir. Biz isyana kapılıyoruz, Allah mağfiret edendir. Biz tevbe ediyoruz, Allah tevbemizi kabul edendir. Allah Gafûr’dur, Afuvv’dur, Gaffâr’dır, Tevvâb’dır. İşlediğimiz günahlar bizi Allah’ın bu isimlerine götürüyor, bizi O’na yöneltiyor. Böylece Allah’ı Gafûr ve Gaffâr isimleriyle tanımış oluyoruz. Bediüzzaman’ın dediği üzere, ‘Gaffâr ismi günahların vücudunu ve Settâr ismi kusurların bulunmasını iktiza ediyor.’ Açıkçası, günah işlensin ki Allah’ın Gaffâr ismi tecelli etsin; kusur edilsin, hata yapılsın ki, Allah da kulunun kusurunu yüzüne vurmayıp örterek Settâr olduğunu göstersin.

Bir hadisinde, sevgili Peygamberimiz bu tatlı gerçeği ne de güzel dile getiriyor:

“Nefsim kudret elinde olan Zât’a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helâk eder; sonra günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi.”1


Ne kadar günah, o kadar tevbe


İnsan nefsine aldanır, şeytana kanar, hislerine hâkim olamaz, iradesine söz geçiremez de, sonunda bir günah işler, ardında da yaptığına, yapacağına bin pişman olur ve tevbe üstüne tevbe eder. İşte, kulun günah işlemiş de olsa tevbe ile Rabbine rücu ettiği bu hal, hadislerden öğrendiğimize göre, Cenâb-ı Hakk’ı hoşnut etmektedir.

Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:

“Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm Rabbinden naklen buyurdular ki:

Bir kul günah işledi ve ‘Yâ Rabbi, günahımı affet!’ dedi.

Hak Teâlâ da, ‘Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır’ buyurdu.

Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve ‘Ey Rabbim, günahımı affet!’ dedi.

Allahu Teâlâ da, ‘Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır’ buyurdu.

Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve ‘Ey Rabbim, beni affeyle!’ dedi.

Allahu Teâlâ da, ‘Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi olduğunu bildi. Ey kulum, dilediğini yap, ben seni affettim’ buyurdu.”2

Büyük hadis âlimi İmam Nevevî, bu hadisten şu hükmü çıkarır:

“Günahlar yüz kere, hatta bin ve daha çok kere tekrar edilse de kişi her seferinde tevbe etse, tevbesi makbuldür. Veya bütün günahlar için bir tek tevbe etse bile, yine tevbesi sahihtir.”

Bir hadiste de, istiğfar eden kimsenin günde yetmiş defa günahını tekrar etse bile, ‘günahında ısrar etmiş’ sayılmayacağı belirtilir.3

Hz. Ali’nin bu konuya getirdiği açıklama daha ilginçtir:

“Beraberinde kurtuluş reçetesi olduğu halde helâk olan kimsenin durumuna Hayret ediyorum. O reçete de istiğfardır.”

Zaten Gaffâr ve Tevvâb isimleri, ‘çok çok bağışlayan, tevbeleri çok çok kabul eden, her günah işleyişte istiğfar edeni affeden, her tevbe edişte tevbe edenin tevbesini kabul eden’ anlamına geliyor. Şayet Cenâb-ı Hak kulunu hayatı boyu sadece bir sefere mahsus olmak üzere affedecek olsaydı, ondan sonra insana günah işleme imkânı ve fırsatı vermemesi gerekirdi. Yani, Allah affetmek istemeseydi, bize af isteme duygusunu vermezdi.

Diğer taraftan, Cenâb-ı Hakk’ın günahları bağışlaması O’nun fazlı, lütfu ve ikramıdır. Hadiste de ifade edildiği gibi, günahı sebebiyle cezalandırması ise adaletinin tecellisidir. Said Nursî’nin belirttiği üzere, “Cenâb-ı Hakk’ın günahkârları affetmesi fazldır, tâzib etmesi [azap ile cezalandırması] adldir.”

Efendimizin(a.s.m.) dizi dibinde yetişen sahabe nesli bu ince noktayı çok iyi kavramıştı. Allah’ın yüce isimlerini mükemmel mânâda hem çok iyi anlamışlar, hem de hayatlarına yansıtmışlardı. Rivayet ettikleri hadislere bakınca, bu eğitimin seviyesini ve anlayışlarının kapasitesini farketmek hiç de zor değildir.

Meselâ, kulun günahı ne kadar çok olursa olsun ve kul ne kadar af dilerse dilesin, hiçbir zaman isteğinin karşılıksız kalmayacağını, Hz. Enes haber veriyor.

Enes radıyallahu anh, “Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellemi şöyle buyururken dinledim” diyor.

“Allahu Teâlâ [buyurdu ki]: Ey Âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden af umduğun sürece, işlediğin günahlar ne kadar çok olursa olsun, onların büyüklüğüne bakmadan seni bağışlarım. Ey Âdemoğlu! Günahların gökleri dolduracak kadar olsa, sen Benden bağışlanmanı dilersen, günahlarını affederim. Ey Âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla huzuruma gelsen, fakat Bana hiçbir şeyi ortak koşmamış, şirke bulaşmamış olsan, Ben de seni yeryüzü dolusu mağfiretle karşılarım.”4

Peygamber Efendimiz de, bir hadisinde, kulun işlediği günahtan dolayı tevbe edip Rabbine dönmesini çöl ikliminde yaşayan, çöle çıkınca varı yoğu devesi olan bir insanın üzüntüsünü ve sevincini dile getirerek bize şöyle anlatır:

“Öyle bir kimse ki, çorak, boş ve tehlikeli bir arazide bulunuyor. Beraberinde devesi vardır. Devesinin üzerine de yiyecek ve içeceğini yüklemiş. Derken uyur. Uyandığında bir de bakar ki, devesi gitmiş. Devesini aramaya koyulur. Bir türlü bulamaz. Açlıktan ve susuzluktan perişan bir vaziyette iken kendi kendine şöyle der: ‘Artık ilk bulunduğum yere gideyim de, ölünceye kadar orada uyuyayım.’ Gider, ölmek üzere başını kolunun üzerine koyar. Bir ara uyanır. Bakar ki, devesi yanıbaşında duruyor. Bütün azığı, yiyeceği ve içeceği de devesinin üzerindedir. İşte Allah mü’min kulunun tevbe ve istiğfarı ile, böyle bir durumda olan kimsenin sevincinden daha fazla sevinç ve lezzet alır.”5
zeliha06 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 02-02-2008, 01:22 PM   #2 (permalink)
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1339
Mesajlar: 2.129
Konular: 512
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 46
REP Seviyesi : zeliha06 is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Anne çocuğunu ateşe atar mı?


Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti, şefkati ve merhameti sonsuzdur. Bütün kullara yeter, bütün bir âleme kâfi gelir. Kendini tanıyan, fakat günahtan elini çekemeyen, nefsinin eline esir düşmüş kullarını kendi hâline bırakmaz. Bir başka deyişle, Cenâb-ı Hak kendisine yönelen kulunu çeşitli vesileler yaratarak onu rahmet iklimine çeker. Yani, Allah kulunu cezalandırmak için yaratmamış, bir fırsatını yakalayıp da onu Cehenneme atmak için dünyaya göndermemiş. İnsan nasıl kendi çocuğunu hatasından dolayı ateşe atmazsa, Yüce Allah da kendisini Rab olarak tanıyan kullarından sonsuz merhametini esirgemez, onları Cehenneme atmaz.

Hazret-i Ömer Saadet Asrında şahit olduğu bir olayı anlatırken, bu hususta Efendimizin müjdesini bize de ulaştırıyor.

Bir savaş sonrasıydı. Esirler arasında çocuğundan ayrı düşmüş bir kadın da vardı. Kadıncağız çocuğuna olan özlemini gidermek için gördüğü her çocuğu kucaklıyor, bağrına basıyor ve emziriyordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem çevresindekilere:

“Bu kadının kendi çocuğunu ateşe atacağına ihtimal veriyor musunuz?” diye sordu.

“Asla, atmaz” dediler.

Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem, ”İşte Allahu Teâlâ kullarına bu kadının yavrusuna olan şefkatinden daha merhametlidir” buyurdu.6

Hadis-i şerifler Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz mağfiretini ve rahmetini anlatıyor. Aynı şekilde, şaşmaz bir prensip olarak âyet-i kerimeler, genel ölçüleri verdikten sonra önemli bir noktayı hatırlatıyor. O da, kulluk şuurunu zedelememek, kulun Rabbine olan saygı sınırını taşmamaktır. Tevbe, istiğfar ettikten sonra, nasıl olsa Allah affeder deyip suç işlemeyi sürdürmemeli ki, kulluk sırrı kaybolmasın. Kur’ân bu gerçeğe şöyle işaret eder:

“Onlar çirkin bir günah işledikleri veya herhangi bir günaha girerek kendilerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar ve günahlarını bağışlaması için O’na niyazda bulunurlar. Günahları ise Allah’tan başka affedecek kim vardır? Ve onlar işledikleri günahta bile bile ısrar etmezler.”7


Günahla manevî yükseliş


Kul işlediği günahtan dolayı Allah’a daha ciddi olarak sığındığı ve daha ihlaslı bir şekilde yöneldiği takdirde, manevî bir yükselişe de geçebilmektedir. Kur’ân bu gerçeği ‘günahların sevaba dönüştürülmesi’ şeklinde anlatmaktadır.

“Ancak tevbe eden ve güzel işler yapanlar bundan müstesnadır. Allah onların günahlarını silip yerlerine iyilikler verir. Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”8

Cenâb-ı Hak, suç ve günahlarını itiraf eden, pişmanlık duyan kimselerin hem günahlarını bağışlıyor, hem de günahların yerini sevapla dolduruyor, böylece günah yerini sevaba bırakıyor, günah sevapla yer değiştiriyor. Bu sırdandır ki, bazı hadis âlimleri, “Birtakım günahlar vardır ki, mü’min için birçok ibadetten daha faydalıdır” derler.

Herkes hata işleyebilir, hatta herkes mutlaka hata eder, günaha girer. Fakat günahkârların da hayırlısı vardır. Bu hayrı Efendimiz şöyle ifade eder:

“Her insan hata işler; ama hata işleyenlerin en hayırlısı, çok tevbe edenlerdir.”9

Hata işleyenlerin tevbeleri ile hayırlı bir insan olmalarının ötesinde, bir de Allah’ın sevdiği bir kul olma mertebesine yükselmeleri sözkonusudur. Kur’ân’ın gösterdiği bu müjde, İslâm’ın insana sunduğu en tatlı müjdelerden biridir:

“Muhakkak ki, Allah çok çok tevbe edenleri ve temizlenenleri sever.”10

Peygamber Efendimiz, bu âyeti şöyle tefsir ederler:

“Şüphesiz Allah, tekrar tekrar günah işlediği halde üst üste tevbe eden kulunu sever.”11

Bu sevginin gerçek şuurunda olan Peygamberimiz, hiçbir günahı olmadığı, günahlara karşı korunduğu halde, günde yetmiş kere, bazı zamanlar yüz kere tevbe ve istiğfar ederdi. Çünkü, istiğfarın içinde ‘mahbubiyet’ mertebesi ve sevinci vardır.

Ancak, bu müjdeyi yanlış bir tarafa çekerek, “Madem günahlar sevaba dönüşebiliyor, önce günah işleyip sonra da tevbe etsek olmaz mı?” gibi cerbezelerle meseleyi istismar etmemek de gerekir.

Böyle bir yaklaşım, herşeyden önce, kulluk edebine aykırıdır. Bu durum, hâşa, Allah’ı imtihan etmek, dinî hükümleri ciddiye almamak sayılır ki, işin sırrını kavramamak olur. Böyle bir istismara karşı, birçok âyette af yetkisinin Allah’a ait olduğu, Allah’ın istediğini bağışlayacağı, istediğini azaba çarptıracağı bildirilerek, havf-reca muvazenesine, ümit-korku dengesine dikkat çekilir.

Kaldı ki, “Nasıl olsa tevbe ederim” düşüncesiyle günaha dalan kimse tevbe etme fırsatı bulabilecek midir, buna ömrü yetecek midir, bir garantisi var mıdır? Veya en önemlisi, davranışları Allah’ın gazabını çektiği halde, Allah kendisine tevbeye dönüş fırsatı verecek midir? Bütün bunların da gözönünde tutulması gerekir.


“Farzları yapan,

kebireleri işlemeyen kurtulur”


Bütün bunlarla birlikte, özellikle her gün yüzlerce günahın hücumuna maruz kalan mü’minin en mühim meselesi, günahtan kaçınmaya çalışması, günahlı ortamdan uzak durması, günah işlemeye açık olan kapılara yanaşmamasıdır. Bir bakıma, ‘def’i şer’ yapması, şerli işlerden uzak kalmasıdır. Bu husus bu zamanda çok büyük önem kazanmaktadır. Takva sırrına da ancak bu yolla erişilebilir. Çünkü bir haramı, bir büyük günahı terk etmek farzdır. Bir vacibi işlemek birçok sünnetten daha sevaplıdır. Takvanın esas alınmasıyla binlerce günahın hücumuna karşılık bir kerelik yüz çevirme ile, yüzlerce günah terk edilmiş, dolayısıyla yüzlerce farz ve vacip işlenmiş olur. Böylece, takva niyetiyle, günahtan kaçınmak maksadıyla çok sayıda salih amele yol açılır. Çünkü bu zamanda “Farzları yapan, kebireleri işlemeyen kurtulur.”12

Bu kurtuluşu, yani büyük günahlardan kaçınanların nimete, ikrama ve Cennet saadetine ereceklerini Kur’ân haber veriyor:

“Eğer size yasaklanmış günahların büyüklerinden kaçınırsanız, geri kalan günahlarınızı örter ve sizi nimet ve ikramlarımızla dolu olan Cennete koyarız.”13

Madem öyledir, “Hayatınızı imanla hayatlandırınız ve ferâizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.”14
zeliha06 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 02-11-2008, 08:30 PM   #3 (permalink)
IslamGul Dostu

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
sabah. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1270
Mesajlar: 693
Konular: 236
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 2
REP Puanı : 18
REP Seviyesi : sabah. is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
selamun aleykum. güzel bacim rabbim razi olsun cok güzel yazmissin cok duygulandim inan yüce rabbim huzurlu etsin seni .aminnnnn

Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki heryerde
Ne çirkin yüzleri örtermiş, meğer o incecik perde
Vefa yok, ahde hürmet hiç, lafe-i bi medlul
Yalan raiç, hiyanet mültezem, heryerde hak meçhul
Ne tüyler ürperir ya Rab, ne korkunç inkılab olmuş
Ne din kalmış ne iman, din harab, iman türab olmuş..
sabah. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 02-12-2008, 04:24 AM   #4 (permalink)
Banned

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 249
Mesajlar: 5.372
Konular: 624
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 0
REP Puanı : 66
REP Seviyesi : ennur will become famous soon enough
İletişim
Takımı
Saat
ennur isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 03-30-2008, 02:26 AM   #5 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Lieclillah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1461
Mesajlar: 1.724
Konular: 365
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 14
REP Seviyesi : Lieclillah is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Günaha Tevbe Ile Manevi Yükseliş..

Sırların hazinesi olan BİSMİLLAH ile başlarım. Onun ile o hazineyi keşfederim.

Ardından, Mahlukatın en hayırlısı, dalalet ve yanlışlıkların ortadan kaldırıcısı, HZ. MUHAMMED’E (S.A.V) salat ve selam getiririm.

ALLAHIM! KÂİNATIN SAHİBİ SENSİN.. ONA HAYAT VERENSİN… ONU AYAKTA TUTANSIN...

HAK ve GERÇEKSİN... APAÇIKSIN... SENDEN BAŞKA İLAH, MA’BUD OLAMAZ...

SEN BENİM RABBİMSİN.. BENİ ŞEKİLLENDİRİP YARATTIN.

B E N İ S E S A N A K U L U M …

GÜCÜM YETTİĞİ SURETÇE SANA VERDİĞİM SÖZ ve SENDEN ALDIĞIM VAAD ÜZERE KALACAĞIM…




GÜNAHA TEVBE İLE MANEVİ YÜKSELİŞ..



İNSAN yaradılış itibarı ile ve imtihan gereği NEFİS ve ŞEYTANIN KENDİSİNE MUSALLAT OLMASI nedeniyle, GÜNAH İŞLEYEBİLEN BİR VARLIKTIR.. “BENİM GÜNAH İŞLEMEM MÜMKÜN DEĞİL” diyebilen hiç kimse bulunmuyor.

Her insan, şu veya bu şekilde, az veya çok, günah çukuruna yaklaşıyor, bazen de içine düşüyor. Bazen farkında olarak veya olmayarak irademize söz geçiremiyor ve günah işliyoruz.


İşin aslına bakılırsa, Yüce Allah BİZİ KENDİSİNE YAKLAŞTIRMAK, BİZİ KENDİSİNE MUHTAÇ ETMEK İÇİN birbirinden farklı, değişik vesileler yaratmış.

Ne gibi?

Meselâ, ACIKMA gibi bir duygu verip, bizi RIZKA MUHTAÇ ETMİŞ,
REZZAK (Rızkı veren) olduğunu göstermiş ve bizi bu yolla Kendisine bağlamış.
Biz de kul olarak bütün ihtiyaçlarımızı O’ndan istemiş, O’nu REZZAK olarak bilmiş,
GERÇEK ANLAMDA RIZKI VERİCİ olarak O’nu tanımışız.


Demek ki, REZZAK İSMİ, BİZİM “ACIKMAMIZI” GEREKTİRİYOR.

Aynı şekilde, Cenab-ı Hakk’ın GAFUR (Affeden) ve TEVVAB (Tevbeleri kabul eden) İSİMLERİ DE GÜNAHLARIN VAR OLMASINI GEREKTİRİR..
Günah olmasa, kusur olmasa; NE BAĞIŞLANACAK? NİÇİN TEVBE EDİLECEK?..

İşte insanın mahiyetine konulan ACZ, FAKR, NOKSANLIK ve KUSUR olan dört ana umde ile İNSAN BAZEN GÜNAH İŞLEYECEK; AMA EN ÖNEMLİ NOKTA ŞU Kİ;

“O İŞLEDİĞİ GÜNAH, KENDİSİNE YÖNELEN KULLARINI AFFETMEYİ ÇOK SEVEN; SONSUZ MERHAMET SAHİBİNİN “RAHMET KUCAĞINA” KENDİSİNİ KAMÇILAYACAK BİR İŞLEV OLACAKTIR..

Dolayısıyla; Biz günahkârız, ALLAH BAĞIŞLAYANDIR.

Biz hata işliyoruz, ALLAH AFFEDENDİR.

Biz bazen isyana kapılıyoruz, ALLAH MAĞFİRET EDENDİR.

Biz tevbe ediyoruz, ALLAH TEVBEMİZİ KABUL EDENDİR
.

Yani bu dört ismi ile RABBİMİZE MUHATAP OLMA ŞEREFİNE NAİL OLUR İNSAN: ALLAH GAFÛR’DUR, AFUVV’DUR, GAFFÂR’DIR, TEVVÂB’DIR.

İşlediğimiz günahlar bizi Allah’ın bu isimlerine götürüyor, bizi O’na yöneltiyor.
Böylece ALLAH’I GAFÛR VE GAFFÂR isimleriyle tanımış oluyoruz. Bediüzzaman’ın dediği üzere,
“GAFFÂR ismi GÜNAHLARIN VARLIĞINI ve SETTÂR ismi KUSURLARIN BULUNMASINI İKTİZA EDİYOR.”

Açıkçası, günah işlensin ki ALLAH’IN GAFFÂR (bağışlayan) İSMİ TECELLİ ETSİN;
Kusur edilsin, hata yapılsın ki, Allah da kulunun kusurunu yüzüne vurmayıp örterek SETTÂR (örten) OLDUĞUNU GÖSTERSİN.


Bir hadisinde, sevgili Peygamberimiz bu tatlı gerçeği ne de güzel dile getiriyor:

“NEFSİM KUDRET ELİNDE OLAN ZÂT’A YEMİN EDERİM Kİ, EĞER SİZ HİÇ GÜNAH İŞLEMESENİZ, ALLAH SİZİ TOPTAN HELÂK EDER; SONRA GÜNAH İŞLEYEN, ARKADAN DA İSTİĞFAR EDEN BİR KAVİM YARATIR VE ONLARI MAĞFİRET EDERDİ.”


İnsan nefsine aldanır, şeytana kanar, hislerine hâkim olamaz, iradesine söz geçiremez de, sonunda bir günah işler..
Ardında da yaptığına, yapacağına bin pişman olur ve tevbe üstüne tevbe eder.


İşte, kulun günah işlemiş de olsa, TEVBE İLE RABBİNE DÖNDÜĞÜ BU HAL, hadislerden öğrendiğimize göre, CENÂB-I HAKK’I HOŞNUT ETMEKTEDİR.

Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm Rabbinden naklen buyurdular ki:

Bir kul günah işledi ve ‘YÂ RABBİ, GÜNAHIMI AFFET!’ dedi.

HAK TEÂLÂ DA,
‘Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir RABBİ vardır’ buyurdu.

Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve
‘EY RABBİM, GÜNAHIMI AFFET!’ dedi.

ALLAHU TEÂLÂ DA,
‘Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir RABBİ vardır’ buyurdu.

Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve
‘EY RABBİM, BENİ AFFEYLE!’ dedi.

ALLAHU TEÂLÂ DA,
Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir RABBİ olduğunu bildi. ‘EY KULUM, DİLEDİĞİNİ YAP, BEN SENİ AFFETTİM’ buyurdu.”

Büyük hadis âlimi İmam NEVEVÎ, bu hadisten şu hükmü çıkarır:

“GÜNAHLAR YÜZ KERE, HATTA BİN VE DAHA ÇOK KERE TEKRAR EDİLSE DE KİŞİ HER SEFERİNDE TEVBE ETSE, TEVBESİ MAKBULDÜR.
VEYA BÜTÜN GÜNAHLAR İÇİN BİR TEK TEVBE ETSE BİLE, YİNE TEVBESİ SAHİHTİR.”



Bir hadiste de, İSTİĞFAR EDEN kimsenin günde yetmiş defa günahını tekrar etse bile, ‘GÜNAHINDA ISRAR ETMİŞ’ sayılmayacağı belirtilir.

HZ. ALİ’NİN bu konuya getirdiği açıklama daha ilginçtir:


“BERABERİNDE KURTULUŞ REÇETESİ OLDUĞU HALDE HELÂK OLAN KİMSENİN DURUMUNA HAYRET EDİYORUM. O REÇETE DE ‘İSTİĞFARDIR.’”

Şayet Cenâb-ı Hak kulunu hayatı boyu sadece bir sefere mahsus olmak üzere affedecek olsaydı,
ondan sonra insana günah işleme imkânı ve fırsatı vermemesi gerekirdi.
YANİ, ALLAH AFFETMEK İSTEMESEYDİ, BİZE AF İSTEME DUYGUSUNU VERMEZDİ.

Diğer taraftan, CENÂB-I HAKK’IN günahları bağışlaması O’NUN FAZLI, LÜTFU VE İKRAMIDIR.

Hadiste de ifade edildiği gibi, günahı sebebiyle cezalandırması ise ADALETİNİN TECELLİSİDİR.


Said Nursî’nin belirttiği üzere,
“CENÂB-I HAKK’IN GÜNAHKÂRLARI AFFETMESİ FAZLDIR, TÂZİB ETMESİ (Azap ile cezalandırması) ADLDİR (Adalettin ta kendisidir).”

Kulun günahı ne kadar çok olursa olsun ve kul ne kadar af dilerse dilesin,
hiçbir zaman isteğinin karşılıksız kalmayacağını, HZ. ENES haber veriyor.

Enes radıyallahu anh,“Ben RESÛLULLAH SALLALLÂHU ALEYHİ VESELLEMİ şöyle buyururken dinledim” diyor.


“ALLAHU TEÂLÂ [BUYURDU Kİ]:

Ey Âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden af umduğun sürece, işlediğin günahlar ne kadar çok olursa olsun, onların büyüklüğüne bakmadan seni bağışlarım.

Ey Âdemoğlu! Günahların gökleri dolduracak kadar olsa, SEN BENDEN BAĞIŞLANMANI DİLERSEN, günahlarını affederim.

Ey Âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla huzuruma gelsen, fakat Bana hiçbir şeyi ortak koşmamış, şirke bulaşmamış olsan, Ben de seni yeryüzü dolusu mağfiretle karşılarım.”


Peygamber Efendimiz de (s.a.v.), bir hadisinde,
kulun işlediği günahtan dolayı TEVBE EDİP RABBİNE DÖNMESİNİ çöl ikliminde yaşayan,
çöle çıkınca varı-yoğu, her şeyi DEVESİ olan bir insanın üzüntüsünü ve sevincini dile getirerek bize şöyle anlatır:


“Öyle bir kimse ki, çorak, boş ve tehlikeli bir arazide bulunuyor.
Beraberinde devesi vardır. Devesinin üzerine de yiyecek ve içeceğini yüklemiş.
Derken uyur. Uyandığında bir de bakar ki, devesi gitmiş. Devesini aramaya koyulur. Bir türlü bulamaz.
Açlıktan ve susuzluktan perişan bir vaziyette iken kendi kendine şöyle der:

‘Artık ilk bulunduğum yere gideyim de, ölünceye kadar orada uyuyayım.’

Gider, ölmek üzere başını kolunun üzerine koyar. Bir ara uyanır. Bakar ki, devesi yanıbaşında duruyor.
Bütün azığı, yiyeceği ve içeceği de devesinin üzerindedir.

İşte ALLAH MÜ’MİN KULUNUN TEVBE VE İSTİĞFARI İLE,
böyle bir durumda olan kimsenin sevincinden DAHA FAZLA SEVİNÇ VE LEZZET ALIR.”

...Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...

YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Lieclillah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 03-30-2008, 02:33 AM   #6 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Lieclillah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1461
Mesajlar: 1.724
Konular: 365
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 14
REP Seviyesi : Lieclillah is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Bir anne çocuğunu ateşe atmazken; TÜM ANNELERİN ŞEFKATİ; RABBİMİZİN ‘RAHİM’ İSMİNİN ÇOK KÜÇÜK BİR CİLVESİ iken, SONSUZ ŞEFKAT SAHİBİ ALLAH; KENDİSİNDEN “AF DİLEYEN” KULUNU, HİÇ ‘BOŞ OLARAK’ GERİ ÇEVİRİR Mİ?

CENÂB-I HAKK’IN RAHMETİ, ŞEFKATİ VE MERHAMETİ SONSUZDUR. Bütün kullara yeter, bütün bir âleme kâfi gelir.Kendini tanıyan, fakat günahtan elini çekemeyen, nefsinin eline esir düşmüş kullarını kendi hâline bırakmaz.


Bir başka deyişle, CENÂB-I HAK KENDİSİNE YÖNELEN KULUNU ÇEŞİTLİ VESİLELER YARATARAK ONU RAHMET İKLİMİNE ÇEKER.

Yani, ALLAH KULUNU CEZALANDIRMAK İÇİN YARATMAMIŞ, BİR FIRSATINI YAKALAYIP DA ONU CEHENNEME ATMAK İÇİN DÜNYAYA GÖNDERMEMİŞTİR...

İnsan nasıl kendi çocuğunu hatasından dolayı ateşe atmazsa, YÜCE ALLAH DA “KENDİSİNİ RAB OLARAK TANIYAN ve BAĞIŞLANMASINI DİLEYEN” KULLARINDAN SONSUZ MERHAMETİNİ ESİRGEMEZ, ONLARI CEHENNEME ATMAZ.

Hadis-i şerifler CENÂB-I HAKK’IN SONSUZ MAĞFİRETİNİ VE RAHMETİNİ anlatıyor.
Aynı şekilde, şaşmaz bir prensip olarak âyet-i kerimeler, genel ölçüleri verdikten sonra önemli bir noktayı hatırlatıyor.


O da, KULLUK ŞUURUNU ZEDELEMEMEK, kulun RABBİNE OLAN SAYGI SINIRINI TAŞMAMAKTIR. TEVBE, İSTİĞFAR ETTİKTEN SONRA, "NASIL OLSA ALLAH AFFEDER"

KUR’ÂN BU GERÇEĞE ŞÖYLE İŞARET EDER:

BİR GÜNAH İŞLEDİKLERİ VEYA HERHANGİ BİR GÜNAHA GİREREK KENDİLERİNE ZULMETTİKLERİ ZAMAN ALLAH’I HATIRLARLAR VE GÜNAHLARINI BAĞIŞLAMASI İÇİN O’NA NİYAZDA BULUNURLAR.
GÜNAHLARI İSE ALLAH’TAN BAŞKA AFFEDECEK KİM VARDIR? VE ONLAR İŞLEDİKLERİ GÜNAHTA BİLE BİLE ISRAR ETMEZLER.”
( Âl-i İmran sûresi, 3:135.)


GÜNAH İLE ‘MANEVÎ YÜKSELİŞ’ NASIL OLUR..?


Kul işlediği günahtan dolayı ALLAH’A DAHA CİDDİ OLARAK SIĞINDIĞI ve daha İHLASLI BİR ŞEKİLDE YÖNELDİĞİ TAKDİRDE, MANEVÎ BİR YÜKSELİŞE de geçebilmektedir. Kur’ân bu gerçeği ‘GÜNAHLARIN SEVABA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ’ şeklinde anlatmaktadır.

“ANCAK TEVBE EDEN VE GÜZEL İŞLER YAPANLAR BUNDAN MÜSTESNADIR. ALLAH ONLARIN GÜNAHLARINI SİLİP YERLERİNE İYİLİKLER VERİR. ALLAH ÇOK BAĞIŞLAYICI, ÇOK MERHAMET EDİCİDİR.” ( Furkan sûresi, 25:70.)

CENÂB-I HAK, suç ve günahlarını itiraf eden, pişmanlık duyan kimselerin; HEM GÜNAHLARINI BAĞIŞLIYOR, HEM DE GÜNAHLARIN YERİNİ SEVAPLA DOLDURUYOR..

Böylece günah yerini sevaba bırakıyor, günah sevapla yer değiştiriyor. Bu sırdandır ki, bazı hadis âlimleri,
“BİRTAKIM GÜNAHLAR VARDIR Kİ, MÜ’MİN İÇİN BİRÇOK İBADETTEN DAHA FAYDALIDIR” derler.

Herkes hata işleyebilir, hatta herkes mutlaka hata eder, günaha girer. Fakat GÜNAHLARIN DA HAYIRLISI vardır. Bu hayrı Efendimiz şöyle ifade eder:


“HER İNSAN HATA İŞLER; AMA HATA İŞLEYENLERİN EN HAYIRLISI, ÇOK TEVBE EDENLERDİR.” ( Tirmizî, Kıyâme 49.)


Hata işleyenlerin tevbeleri ile hayırlı bir insan olmalarının ötesinde, bir de Allah’ın sevdiği bir kul olma mertebesine yükselmeleri sözkonusudur. Kur’ân’ın gösterdiği bu müjde, İslâm’ın insana sunduğu en tatlı müjdelerden biridir:

" ALLAH ÇOK ÇOK TEVBE EDENLERİ VE TEMİZLENENLERİ SEVER.” ( BAKARA SÛRESİ, 2:222.)

Peygamber Efendimiz, bu âyeti şöyle tefsir ederler:

“ŞÜPHESİZ ALLAH, TEKRAR TEKRAR GÜNAH İŞLEDİĞİ HALDE ÜST ÜSTE TEVBE EDEN KULUNU SEVER.”

Bu sevginin gerçek şuurunda olan Peygamberimiz, hiçbir günahı olmadığı, günahlara karşı korunduğu halde, GÜNDE YETMİŞ KERE, bazı zamanlar YÜZ KERE TEVBE ve İSTİĞFAR EDERDİ.. Çünkü, İSTİĞFARIN İÇİNDE ‘MAHBUBİYET’ (Sevilen kullar arasına girme) mertebesi ve sevinci vardır.

Ancak, bu müjdeyi yanlış bir tarafa çekerek, “MADEM GÜNAHLAR SEVABA DÖNÜŞEBİLİYOR, ÖNCE GÜNAH İŞLEYİP SONRA DA TEVBE ETSEK OLMAZ MI?” gibi cerbezelerle meseleyi istismar etmemek de gerekir.

Böyle bir yaklaşım, herşeyden önce, KULLUK EDEBİNE AYKIRIDIR.. Bu durum, hâşa, ALLAH’I İMTİHAN ETMEK, DİNİ HÜKÜMLERİ CİDDİYE ALMAMAK sayılır ki, İŞİN SIRRINI KAVRAMAMAK olur.
Böyle bir istismara karşı, birçok âyette AF YETKİSİNİN ALLAH’A AİT olduğu, ALLAH’IN İSTEDİĞİNİ BAĞIŞLAYACAĞI, istediğini azaba çarptıracağı bildirilerek, HAVF-RECA MUVAZENESİNE, ÜMİT-KORKU dengesine dikkat çekilir.


Kaldı ki, “NASIL OLSA TEVBE EDERİM” düşüncesiyle günaha dalan kimse TEVBE ETME FIRSATI BULABİLECEK MİDİR,

BUNA ÖMRÜ YETECEK MİDİR, BİR GARANTİSİ VAR MIDIR?

VEYA EN ÖNEMLİSİ, DAVRANIŞLARI ALLAH’IN GAZABINI ÇEKTİĞİ HALDE, ALLAH KENDİSİNE TEVBEYE DÖNÜŞ FIRSATI VERECEK MİDİR?


Bütün bunların da gözönünde tutulması gerekir.

“FARZLARI YAPAN, KEBİRELERİ İŞLEMEYEN KURTULUR” İşte GÜNAHLARIN İNSANI KOLAYCA SARDIĞI ve GÜNAHTAN KAÇMANIN HEMEN HEMEN OLANAKSIZLAŞTIĞI BİR ZAMANDA BULUNAN “BİZLERE” BÜYÜK BİR MÜJDE..

İşte, özellikle her gün yüzlerce GÜNAHIN HÜCUMUNA MARUZ KALAN MÜ’MİNİN EN MÜHİM MESELESİ, GÜNAHTAN KAÇINMAYA ÇALIŞMASI, GÜNAHLI ORTAMDAN UZAK DURMASI, GÜNAH İŞLEMEYE AÇIK OLAN KAPILARA YANAŞMAMASIDIR. Bir bakıma, ‘def’i şer’ yapması, ŞERLİ İŞLERDEN UZAK KALMASIDIR..

Bu husus, bu zamanda çok büyük önem kazanmaktadır. Takva sırrına da ancak bu yolla erişilebilir.
ÇÜNKÜ BİR HARAMI, BİR BÜYÜK GÜNAHI TERK ETMEK FARZDIR. BİR VACİBİ İŞLEMEK BİRÇOK SÜNNETTEN DAHA SEVAPLIDIR.

Takvanın esas alınmasıyla binlerce günahın hücumuna karşılık bir kerelik yüz çevirme ile, yüzlerce günah terk edilmiş, dolayısıyla YÜZLERCE FARZ VE VACİP İŞLENMİŞ OLUR. Böylece, takva niyetiyle, günahtan kaçınmak maksadıyla çok sayıda salih amele yol açılır. Çünkü bu zamanda “FARZLARI YAPAN, KEBİRELERİ İŞLEMEYEN KURTULUR.”Bu kurtuluşu, yani büyük günahlardan kaçınanların nimete, ikrama ve Cennet saadetine ereceklerini Kur’ân haber veriyor:

“Eğer size yasaklanmış günahların büyüklerinden kaçınırsanız, geri kalan günahlarınızı örter ve sizi nimet ve ikramlarımızla dolu olan Cennete koyarız.” ( Nisa sûresi, 4:31.)

MADEM ÖYLEDİR, “HAYATINIZI İMANLA HAYATLANDIRINIZ VE FERÂİZLE ZİNETLENDİRİNİZ VE GÜNAHLARDAN ÇEKİNMEKLE MUHAFAZA EDİNİZ.” Bediüzzaman Said NURSİ



"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur.
Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." (Bakara Sûresi, 2:32.)

"Duâları ise şu sözlerle sona erer: 'Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur." (Yûnus Sûresi, 10:10.)

EY RABBİMİZ!.. BİZLERİ; NEFİS ve ŞEYTANIN ŞERRİNDEN ve KABİR AZABINDAN ve
CEHENNEM ATEŞİNDEN MUHAFAZA EYLE ve CENNETÜ’L-FİRDEVSTE MES’UD KIL!.... AMİN AMİN AMİN

“Asra yemin olsun ki, insanlar mutlaka ziyandadır.. Ancak; iman edip iyi işler yapanlar,
birbirlerine hep hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna..” (ASR SURESİ)
Lieclillah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 04-19-2008, 09:38 PM   #7 (permalink)
IslamGul Dostu

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 2353
Mesajlar: 122
Konular: 4
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 17
REP Seviyesi : maesselam is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
huriselim.yani masallah.oyle guzel bi ders olduki.bukadar uzun olmasina ragmen cok severek okudum v inan bu derse cok ihtiyacim vardi.oyle moral oldu bana ki anlatamam.bu yazdiklarin umit konusunda beni cok ciddi sarj etti.allah senden razi olsun arkadasim
maesselam isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 04-26-2008, 01:28 AM   #8 (permalink)
Super Moderator

Profilime Git


Kullanıcı Profili
 
Lieclillah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 1461
Mesajlar: 1.724
Konular: 365
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 3
REP Puanı : 14
REP Seviyesi : Lieclillah is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
Amin ecmain insa Allah.

Elhamdulillah Es sukrulillah hanim bacim.

Senin adina cok sevindik. Bize de dua et bacim insa Allah

Cenab-i Hak istifade lenmeyi ve istifade lendirmeyi nasip etsin. Amin!
Lieclillah isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 04-26-2008, 04:31 AM   #9 (permalink)
IslamGul Dostu

Profilime Git


Kullanıcı Profili
Kullanıcı Bilgileri
Üye No: 2353
Mesajlar: 122
Konular: 4
Teşekkür Grafikleri
:
Rep Bilgisi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 17
REP Seviyesi : maesselam is on a distinguished road
İletişim
Takımı
Saat
amin .aro.dua etmem mi.eksik olmayasin
maesselam isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş :)
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 04-27-2008, 03:22 AM