 |
İman, inanılması gereken şeyleri kalp ile tasdik etmektir. Dil ile ikrar, yani inandığını dil ile ifade etmek kalbdeki imanın göstergesidir. Ka1ben inanan ve inandığını dili ile söyleyen kimse mü'mindir, müslümandır. inanç esaslarını inkar etmedikçe o kimseye kâfir denmez.
İnanan bir kimsenin inancının gereği olarak Allah' ın emirlerini yerine getirmesi ve yasakladığı şeylerden sakınması gerekir. Ancak, dini hükümleri hafife almak veya haramları helâl saymak gibi bir düşünce ile değil de nefsine uymak ve tembellik dolayısıyle emirleri yerine getirmeyen ve yasakları işleyen kimse görevini yapmadığı için günahkâr olur, fakat dinden çıkmaz. Böyle bir kişiye kâfir denemez. O kimse yine mü' mindir.
Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:
"Ey İman edenler! Samimi bir tövbe ile Allah'a dönün. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter" Tahrim:8
Yüce Rabbimiz günah işleyen kullarına mü'min olarak hitap edip onları tövbe etmeye çağırırken bir Müslüman diğer bir Müslüman’a günah işlediğinden dolayı nasıl kâfir diyebilir? Bir Müslüman, din kardeşini fasık (yoldan çıkmış sapık) veya kâfir olmakla suçlayıp teşhir edemez. Böyle bir davranış Müslüman’a asla yakışmaz. Böyle bir davranışın çok vahim ve tehlikeli sonucunu Sahih-i Buhari'de yer alan bir hadis-i şeriften öğreniyoruz.
Ebu Zer (r.a.)'den rivayet edilen hadis-i şerifte Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
"Hiç bir kimse, başka bir kişiye fasık (yoldan çıkmış sapık) diye söz atamaz, kâfir diyemez. Eğer fasık dediği kimse fasık, kâfir dediği kimse de kâfir değilse bu sıfatlar muhakkak onları söyleyen kimseye döner" Buhari,Edeb,44
Bu hususta diğer bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur:
"Bir kimse din kardeşine kâfir derse bu söz ikisinden birine döner"Buhari,Edeb,73;Müslim,İman,26
Yani bir Müslüman din kardeşini fasık veya kâfir olmakla suçlarsa. suçladığı kimse gerçekten öyle olsa bile onu suçlayıp teşhir etmek câiz değildir. Eğer fasık dediği kimse fasık değilse kendisi fasık olur, kâfir olduğunu iddia ettiği kişi kâfir değilse bu söz geriye dönerek söyleyenin kâfir olmasına sebep olur.
Çünkü o, bu sözle bir mü'minin kâfirliğine hükmetmiştir. Hükmettiği kişi gerçekten kâfir değilse kendisinin küfrüne hükmetmiş olmaktadır .Umdedü'l-Kaari,c 22 s.157 Böyle bir suçlama ise, bir Müslüman’ın kendi kendine yapacağı çok büyük bir kötülük olur.
Bu konuda başka bir hadisin anlamı da şöyledir:
"Her kim, bir adama: Ey kâfir veya Allah'ın düşmanı! der de o adam dediği gibi değilse o sözler bunları söyleyene döner"Riyazü's-Salihin,c 3 s.259
O halde Müslüman’a düşen, başkalarında gördüğü kötü davranışları yayarak onları üzmek değil, öğüt vermek ve yapıcı bir şekilde uyarıda bulunmaktır.
Bir Müslüman’a kâfir demek son derece sakıncalıdır. Çünkü başkasının kâfir olmasına razı olmak demektir ki, bu, bir Müslüman için düşünülemez. Kaldı ki bir Müslüman’ın kâfirliğine hükmetmek çok zordur.
Şöyle ki, bir kimsenin kâfir olduğunu gösteren bir çok ihtimal yanında kâfir olmadığını gösteren bir ihtimal de varsa o kimsenin kâfir olmadığı tercih edilir.Dürer,c 1 s 324
Hatta bir kimsede bulunan yüz ihtimalden doksan dokuzu kâfir olduğunu, bir ihtimal de kâfir olmadığını gösterse, yine o kimsenin Müslümanlığına hükmedilir Aliyyü'l-Kaari,Şerhu'l Fıkhı'l-Ekber,s.296
Bir kimsenin yaptığı ibadetlerle gösteriş yaparak başkalarına karşı üstünlük taslaması da doğru değildir. Nitekim Kur'an-ı Kerimde:
"Kendinizi temize çıkarmayın, çünkü o, (Allah) kötülükten sakınanı daha iyi bilir"Necm:32 buyurulmuştur.
Peygamberimiz buyuruyor ki:
"Bir adam: Vallahî Cenab-ı Hak falan kişiyi affetmez, dedi. Bunun üzerine Aziz ve Celil olan Allah: "Falan kimseyi affetmeyeceğimi kim temin edebilir? Muhakkak ki ben o adamı bağışlar, senin amelinin sevabını da iptal ederim".Müslim,Birr,137 buyurdu
Başkalarını kötülemek, onların kusur ve hatalarını teşhir ederek kendini temize çıkarmak, doğru olmadığı gibi Allah'ın kimi affedip kimi affetmeyeceği hususunda hüküm vermek de kimsenin yetkisinde değildir. Müslüman, başkalarının kusurları ile meşgul olmamalı, kendi kusurlarını düzeltmeye çalışmalıdır.
|
|