 |
HAYAT NASIL YAŞANIR ?
Es selamun aleykum.
Ne garip tevafuktur ki, dün akşam bir yerde sohbette idik. Hasbelkader konuşuldu bir şeyler.
Ortak tanımız, bizler Allah'ı cc yeterince ciddiye alamıyoruz veya almıyoruz. Evet, gerçekten Allah'ı cc ciddiye almıyoruz. Azabı, mükafatı, ihsanı kısacası Allah'ın cc kendi bir takım şeyleri var, bunun biliyoruz ama idrak konusunda biraz sığız. Biraz değil belki çok sığız. Şurada sorulsa kaç kişi Allahın sıfatlarını sayabiliriz? Ya da ilmihal bilgisiyle hayatımıza yön veren kaç kişiyiz? Yaptığımız eksik mi, İslam'a uygun mu, merak edip ne kadar ilmihalleri karıştırdık? Çok mu alim oldukta eksiklerimiz olmasın?
Oysa ashab-i kiram ve veliler öyle miydi? Onlar Allah'ı cc görüyormuşçasına yaşar, hayatını bu şekilde idame ettirirlerdi. Bu zaten bir hadisi şeriftir. Allah'ı cc görememek ama görüyormuşçasına yaşamak! Zaten O bizi bizden daha iyi görmüyor mu? Elbet görüyor.
İlim eksik, bilgi eksik cümlemizde, beynimizde, kalbimizde. Bilinenlerin çoğu belki de kulaktan dolma. Bugün, gerçek ilim ve âlim ikinci hatta üçüncü sınıf muamelesi görüyor artık. DİN, ibadet, mukaddesat deyince tartışma konusu oluyor. Kalpler kırılıyor, aşağılamalar başlıyor. Oysa DİN, bizleri birbirimize birleştirici bir unsur iken neden birbirimizi rencide eder hale geldik?
İnadına dünya hayatını benimsiyoruz ve dünyayı ölümüne seviyoruz. Kendimizi kandırmış oluruz "hayır" demekle. Kaç defa, başımızı iki elimizin arasına alıp, tefekkür alemine girerek, "yahu ben bu halde nasıl gideyim ahirete, Allahın huzuruna" diyebiliyoruz? Ne yaşantımız İslam'a uygun ne de düşüncemiz. Oysa Allah resulünün sav terbiyesinde yetişen ashab-ı kiram, bırakın yaşantıyı veya düşünceyi, attıkları adımı bile "acaba O'nun sünnetine uygun mu değil miydi" hesabına girmişti.
Bir kitapta okumuştum: "Bilmek değil aslolan, bildiğini bilinçaltına yerleştirmekmiş. Kafadaki bilgiyi kalbe indirmekmiş. Çok bilmekten ziyade az da olsa hayata giren bilgi bilgidir. Yoksa çok bilip kişide bir değişiklik olmuyorsa o bilgi bir nevi yüktür sahibi de bir nevi hamal olur."
Allah-u Teala şu fani dünya hayatında emri ve nehyi ne ise o minval üzere yaşamayı cümlemize ihsan eylesin. Dünya fani ölüm ani! Kimse ölümü oturup beklemiyor ki! Aniden geliyor ölüm. Merak ederim hep, "Keşke, ölen öldüğü anda bir konuşabilseydi, o an gördüklerini anlatabilseydi."
Dünya hayatının zerre değeri yok. Dünyaya aldananlar çoğalıyor iman edenler azalıyor. Söze geldi mi herkes Müslüman ve mangalda kül bırakmıyor.
Evet, doğru. Az veya çok herkeste iman tabi ki var. Var ama böylesi bir fitne dolu ortam olan dünyada, imanı muhafaza nasıl edeceğiz? Dünyanın içine alabildiğine dalarak mı? Allahın emirlerine uymayarak mı? Herkes bir şeylerden şikâyetçi! Kimi eşinden, evladından, kimi işinden, mülkünden, kimi hastalığından, fakirliğinden, kimisi kendinden, hayattan şikâyetçi! Allah cc için yaşamaktan gerçek mânâda tat alan kaş kişi var? Yaşamaktan tat almayı maddi imkânlara bağlayıp, "o da bizde yok nasıl alalım?" diyenler çoğunlukta değil mi?
Dedim ya, Allah'ı ciddiye almıyoruz bizler. Allah'ı ciddiye alsaydık hayatımız böyle pemperişan olmazdı. Bu kadar mı maneviyatı kör olduk? Gözün sadece gördüğüne aldanıyoruz, görünmeyenlere ne oldu?
Son nefes ile hepimiz süper akıllanacağız, aklımız başına yeterince gelecek ama faydası olur mu bunun, Allah cc bilir.
Yüce Allah cc cümlemize, yaratılmışlığın verdiği mesuliyeti hissetmeyi, ona göre yaşamayı, hayatın kulluk vecdi içinde tadını almayı, dünyada iken bile dünyasını cennete çevirenlerden eylesin.
Allaha emanet olunuz.
Es selamun aleykum.
|
|